Thursday, February 19, 2009

En cok hangi hayvani seviyorsunuz?


Tanzanya`ya bu blogda tanistigim bir anne ve oglu da katilmislardi: Aliye ve Hasan
Hasan felaket bir cocuk. 11 yasinda. Cin gibi ve cok cok seker.
Gezinin bir aninda yine bu blogta tanistigim ve bana guvenip safariye katilan Tavsan ve esi , Aliye, Hasan ve ben ayni safari aracindayiz. Gordugumuz hayvanlar icinde en cok hangisini sevdigimizi konusuyoruz. Tavsan, zebralari sevmisti yanilmiyorsam. Degil mi Davsanim, kinali kuzum?
Esi, citalar gordugun andan itibaren hulyali bakislarla kendinden gecmisti. Ben zurafa hayraniyim. Zerafetlerine, sessizliklerine, uzun boylarina –bende olmayan seyler bunlar!- gozlerinin guzelliklerine, -benimkiler de fena sayilmaz ama ;)- …
Tavsan, Hasan`a sordu: Sen hangi hayvani en cok seviyorsun?
Hasan: Kofte olanlardan mi, olmayanlardan mi?
Tavsan –dumur icinde- : Nasil yani?
Hasan: Hani kotfe yapilabilecek hayvanlardan mi, kofte yapilamayacak olan hayvanlardan mi hangisini seviyorum????
Safari aracindan kopan kahkahalar o gun Serengeti sakini hayvanlari cok rahatsiz etmis olmali!
Hasan`cim, sana burdan bir selam!
Annecigin sana okutur bunu eminim.
Siz hangi hayvani en cok seviyorsunuz?
Hangisinden en iyi kiyma cikar ki kofte yapalim?
Hangisinden en iyi coban kavurma yapilir??????
foto 1: Hasan ve ben Tanzanya`da `kotfe yapilmayacak hayvanlari` gormek uzere Ngorongoro Dogal Parkina girmek uzereyken
Foto 2: Zanzibar`da en sevdigimiz `izgara olan hayvanlar`dan istakozlari mideye indirirken
Foto 3: Hasan Uganda`da benim evimde `kofte yapilmayan hayvanlar`dan olan benim kopeklerim Sutlac ve Lokum`la oynarken

Sunday, February 15, 2009

Facebook`tan bir garip diyalog: Eblehim ben!


Facebook`ta bir gun bir arkadaslik talebi geldi. Baktim ki Adana Anadolu Lisesi mezunu. Ben de Adana Anadolu Lisesi mezunuyum. Acaba tanisiyor muyuz diye kibarca yanitladim. Bir de bir kac tane yigenim de ayni okul mezunu oldugu icin arkadaslaridir belki diye dogrudan reddetmiyeyim, bir sorayim bakayim kimmis dedim.

Ilk mesaj (Benden XXXXX`e)
June 23 at 10:04am
Tanismiyoruz di mi? Cikmaramadim cunku...

XXXXX’den yanit:
June 23 at 2:30pm
yani adana anadolu lisesinden aynı dönemlerde degilsek tanışmamız normaldir diye düşünüyorum:Pama tabi bu eklemene engel bir durum olabilir mi??:)
(Icses: Garip bir yanit. Tabii ki tanismiyoruz ama ekle diyor. Kafam karisik)
Benden yanit (hala yigenlerimden birini taniyordur deyip yanit veriyorum)
June 24 at 9:55am
Selam XXXXX,Arkadas diye eklediklerimin hepsini taniyorum, o yuzden ekleyemiyorum.sonradan `kimdi kimdi?` diye dusunmektense boylesi daha iyi :)Sevgiler,Meltem

XXXXX`den yanit
June 24 at 5:55pm
:))ama çok yanlış bir strateji bu...bu arada iş ortamında mail atar gibi yazmanın önemini anlamış degilim...bir de üstüne red edip sevgi yollamak ise baharatı oluyor sanırıım..ve böyleside iyi degil:)
Bunun uzerine ben yanit yazmadim, yazacak bi sey yok cunku.
Aradan bir ay gecti ki bir mesaj daha:
Xxxxxx`den ikinici girisim:
August 30 at 2:55pm
bi cevap yazdın sonra sonra yine kayıplarda aramaya başladık seni..sen böle uzun uzun konuşsan ne olur sanki?:P
(Icses: senli benli olmusuz birdenbire, kayiplara karismisim... Uzun uzuuunnn ne anlatayim ki ben sana, XXXXX efendi? Hic bir zaman chat eden ya da chat edebilecek kadar vakti olan bir insan olamadigim icin garip cok geliyor bu mesaj.)

Yanit:
September 1 at 9:26am
XXXXX,tanimakdiklarimla yazismaktan hoslanmiyorum.
hem teknolojisi duzgun bir yerde yasamiyorum.
tek tarafli bir faaliyet olcak ama, cok merak ediyorsan istersen http://www.pigmelerledans.com/ u oku, orasi benim sitem.
orda merak ettigin bi sey olursa ayrica yaz
ama onun haricinde boyle yazsimalari sevmiyorum.

(Icses: Sevmiyorum. Sevmedigim daha onceli mesajlarimda da satir aralarinda sakli, ama anlamamis diye bir de cok yalin ve acik soyleyeyim dedim)

XXXXX`den acaip bir yanit:
September 1 at 3:21pm
bu nasıl bi egoizmdir yaaa...yani sen sevmiyorsun diye bende mi sevmeyim...iyi yazmayızzzz bu kadar rahatsız oluyorsan..ben ırakta-libya da bulundum ama senin kadar teknoloji yok diye aglayanını görmedi..hanımefendinin halini hatrını soralım dedim bin tane laf işittim...bu kafaylada canım pek tanıyamazsın..elin adamı olmak vardı senle tanışmak için.sagol ya meltem...
(Icses: Egoizmimden bahsederken benim sevmedigim bir seyi benden istediginin farkinda degil galiba. Benimle tanismak icin niye elin adami olmak gerek kismini anlayan varsa bana bir soylesin.)

Hirsini alamis XXXXX`den bir yanit daha (blogu okuduktan sonra):
September 1 at 3:27pm
okudum soru soracak herhangi bi nokta bulamadım...tam bir saçmalık-salaklık-çook film izlemekten biraz eblehlige kayış gördüm hepsi bu.soracak bi şey yok yani senin anlayacagın...
(Icses: Eblehim ben, gercekten yanit verdigim icin gercek bir eblehim! Hala yanit yazdigim icin ayrica eblehim!)

Saskin Meltem`den inadina kibar-yani bence kibar- bir yanit:
September 1 at 4:18pm
XXXXX,
Kibarca tanimadiklarimla yazismaktan hoslanmiyorum dedim.
Bu kadar hakaret beklemiyordum.
sikayet de etmiyorum ama her zaman elektrik yok,evimde internet yok.
Cogu zaman jenerator gururltusunde baglanti kurmaya calisiyorum.
Gercek bu, sikayet degil.
daha once tanismiyoruz, kusura bakmayin dedim baskalarina ama ilk kez hakaret isitiyorum.
Cok saskinim.


XXXXX`den son darbe:
September 1 at 6:37pm
hakaret etmedim..konuşmak istemiyorsan zorla degil ki..sana tanıdıklarınla iyi konuşmalar..yedi kat yabancıysak konuşmanında bi alemi yok diyorsun eywallah..

Bir guzel firca yeyip `ebleh` lafini da isittikten sonra baska bir yanit gelmedi.
Sonra yigenlerimden birine sordum, ayni donemden mezun olmuslar gercekten de.
Ama artik hic kimseye yanit vermeden dogrudan reddediyorum.
Varsinlar `Halan da cok kabaymis!` desinler yigenlerime, ya da `Aman ne burnu buyukmus desinler` ama durduk yere `ebleh` olmaktan daha iyidir diye dusunuyorum.

Wednesday, February 04, 2009

Taslasmis Orman`da yuruyus

Namibya hikayelerine devam…
Himba Koyu`nu ziyaret ettikten sonra ertesi sabah iki guzel yuruyus yapma plani var: Birincisi Taslasmis Orman`da.
Henuz hava dayanilmaz sicakliga ulasmadan Taslamis Orman Jeolojik Sit Alanina ulastik. Aslinda ortada orman falan yok, savan ve cali formundaki agaclardan oulsan bir bitki ortusu var ama adinin orman olmasini nedeni 280 milyon (dile bile kolay degil, 280 milyon!) once Buzul Caginin sona ermesi ile eriyen buzlar nedeni ile dunyada bir suru cok ciddi seller olmus. Bu agaclari ise Kongo Havzasindan gelen seller taaa buraya kadar getirmis ve agaclar taslasmis.
Taslasmis dedik gectik ama agaclar nasil taslasir? Agaclar suruklendikten sonra Namibya`daki -o zaman col muydu bilimiyorum ama- silisi bol topraklarin altinda gomulu kalmis. Agaclarin hic birinin uzerinde dal olmamasi da bu agaclarin suruklenerek geldiginin kanitiymis. Silisi bol olan bu topraklarda gomulu kalan agaclar, oksijenle temasi kesildigi icin bozulmadan, normal bir bitkinin zamanla ugrayacagi hasara mazur kalmadan korundugu gibi zamanla silis molekulleri agacin govdesine girip agac molekullerinin yerini aldigi icin agaclar taslasmis. Yani kimse bu agaclara sinirlenip de `Tas kesilirsin insallah!` dememis ;) Bazilari 30 metreye kadar varan uzunlugu ile 50 adet agac varmis. Hepsini gormedik ama gorduklerimiz bizi yeterince etkiledi zaten.
Bu etkileyici acik hava muzesinde rehbersiz dolasmak, bitkileri koparmak, tas aliverip cebe atmak vs hersey yasak. Bakmak, dokunmak serbest, koparmak, almak, ic etmek tu kaka!
Daha once anlattigim Welwitcha bitkisinden de bol bol burada gorduk. Gozumuze bile takilmayan calilarin aslinda ne marifetleri oldugunu ogrendik. Ornegin yerde cali gibi kendi halinde duran bir bitki –gayet de sulu sulu dallari var, colde bulunmaz nimet!- aslinda koparinca zehirli bir sivi salgilayip kendini yedirmiyor. Kendini yedirmedigi gibi hayatta kalmak adina kendini yaktirmiyor da! Cunku bu bitki ile pisen etler bile zehirli oluyormus. Daha once bu calilari kullanip kamp yerinde yemek yapan talihsiz bir grup turist ertesi sabah kamp yerinde olu bulunmus. Namibya`ya gitmeden okudugum ulke ile ilgili turistik kitaplarda kamp yapanlar uyariliyordu sakin kendiniz cali cirpi toplayip ates yakmayin ama satin alin diye. Simdi nedenini anladim! Elimi bile surmem!
Taslasmis agaclara geri donersek goruntusu aynen yikilmis bir agac gibi ama tas! Bildiginiz tas! Govdesinde yas halkalari var, dallarin koptugu yerde budaklari var ama tas! Tastan kutukler oraya buraya serpilmis yatiyorlar. Uzaktan cok dogal gorunen hersey sihirli gibi, sinirli gibi kendini korumaya, hayatta kalmaya calisiyor bu Namibya denen yerde.
Foto 1: Rehber agacin budaklarini gosterirken (Merak edenler icin Helen ortadaki bagyan!)
Foto 2: Yakildigi zaman zehirleyen bitki
Foto 3: Taslasmis bir agac govdesi, arkadaki sefil gornumlu bitkiler 500-600 yasindaki meshur Welwitcha bitkileri