Tuesday, July 07, 2009

Okavango Deltasina Dogru


Botswana`daki ilk kamp yerimizde cadirlarin kurulmasi, Avurtralyali kizkardesler icin cok buyuk bir asamaydi. O kadar hevesliydiler ki ve bir o kadar da ozenli! Bayildim hallerine. Bir de uzerlerine toz bulasmasin diye titiz halleri cok sevimliydi. Rachel, hemsire. Bildiginiz uzere Ozon tabakasinin en asinmis yeri Avustralya`nin uzerinde oldugu icin orada gunes tu kaka, cisssss!!! Rachel herhalde hayatini 50 koruma faktorlu kremlerle gecirdigi icin yogurt kadar beyaz. Agirbasli, hanim hanimcik, temiz temiz etekler giyip, devamli tirnaklarinin icine dolan tozu topragi temizleyen, son derece kibar bir abla. Ruth, daha yanik tenli, daha sportif, biraz daha heyecanli, ama ayni derecede kibar, kucuk ve yaramaz kardes rolunde. Ikisinin heyecanli hallerini izlemek buyuk keyif. Ara sira sicaktan, tozdan, pislikten keyifleri kacip suratlar asilsa dag oz goze geldigimiz an aydinlanan yuzleridnen aslinda keyiflerinin yerinde oldugunu anlayiveriyoruz.

Sabah, yola cikmadan once kaldigimiz kamp yerinin ofisinde durduk. Ben, aksam Bushman dansini izleyenlerin paralarini odemelerini rica etti. Kimse yerinden kipirdamadi. Ben zaten dogrudan kendilerine verdigimi soyledim, Rehberimiz Ben de `problem yok o zaman.` dedi. Aslinda bizim grubun tamami dans

gosterisine geldi ama pek sarmadigi ve yorgun olduklari icin sonuna kadar kalmadilar. Ama bir dusunun: Sinemaya gidiyorsunuz, sarmadi deyip cikmaya kalksaniz kimse size paranizi geri verir mi? Kamp yonetiminin de umurunda olmadigi icin kim izliyor, kim oduyor kontrol eden olmadi. Oysa ki 1000lerce dolari bu gezi icin buyuk safari firmalarina sayip o kadar yolu gelip yerli halka bu kadar dogrudan bir el uzatmadan gitmek bence cok buyuk haksizlik.

Bugunku yolumuz artik dunyada en cok gormek istedigim yerlerden biri olan Okavango Deltasina dogru. Yine icim icime sigmiyor.

Hayvanciliga cok dayali bir ekonomisi olan Botswana`da bir problem Sap hastaligi. Hani toynakli hayvanlarda agizlarinda ve toynaklarinda su toplamis kabarciklarla ortaya ciktigi icin Ingilizcesi Agiz-Ayak hastaligi (Foot to Mouth Disease). Botswana`ya girdigimiz andan itibaren devlete bagli saglik gorevlilerinin yol kenarlarinda kurdugu kontrol noktalarinda devamli durdurulup aracimiz, ici dezenfektan suyla dolu kucuk bir havuzdan gecip aracin lastikleri araciligi ile bulasabilen viruslerin olmesi saglandi. Biz ise tum ayakkabilirimizi ellerimize alip yine dezenfektan bir siviyla islatilmis paspaslarda ayakkabilarimizi silerek yola devam ettik. Henuz Botswana`da ikinci gunumuz ama sanirim 5 kez bu noktalardan gectik. Daha ne kadar paspaslar uzerinde ayakkabilarimiz temizlemek icin twist yapacagiz bilemiyorum.

Okavango Deltasi hakkinda bilgilenelim: Dunyanin en buyuk kara ile cevrili deltasi burasi. Kalahari colu ile cevrili ama. Ne tezat! Bir yanda dunyanin en acimasiz colu ile cehennem, ortasinda dunyanin en buyuk deltasi ile cennet. Ustelik akip gidebilecegi hic bir deniz, okyanus olmadan, colun icinde sularini kuma gomen bir delta.

Delta dediysek oyle tum yil sakir sakir sularin aktigi sanilmasin. Mevsimsel yagmurlarla bir anda amazonlari andiran bir goruntuye sahip oluverse de kurak mevsimi de var. Oncelikle deltanin dinamiklerini anlamak icin taaaa 1250 km yukarisina, Angola`ya bakmak lazim. Angola, Botswana`dan uc kat fazla yagmur alan bir ulke. Aliyor almasina da aldigi gibi sulari Botswana`daki deltaya sel olarak gonderiyor her yil. Sel bizim anladigimiz gibi olduren, surukleyen, sefil eden sellerden degil ama. Hayat veren, doguran, besleyen, yeserten, beklenen bir sel.

Ocak`ta Angola`da baslayan yagmurlarin Botswana`ya ulasmasi Haziran-Agustos aylarini buluyor. Ve delta kurak mevsimdeki yuzolcumunun uc katina cikip kilometrelerce otedeki hayvanlari kendine cekip bir andan Afrika`nin dogal yasaminin en yogun oldugu bir cennet bahcesine donusturuyor Botswana`yi. Delta o kadar duz ki en uc noktalari arasindaki yukseklik farki en fazla 2 metre olunca yayildigi alan ve toplanabilen hayvan yogunlugunu tahmin etmek dudak ucuklatici rakamlara ulasiyor.

Bu duzlugun bir de bedeli var tabii ki… Egim olsa, nehir yatagi olsa, belki akip gidecek, daha fazla yol alacak ve pek cok ulkeye ulasacak ama engebe, egim ve yukseklik fark olmayinca her yil bu deltaya ulasan 90 milyon litre suyun yaklasik yarisi Kalahari colune yenilip kumlarin altinda yok oluyor. Kumlarin derinliginin 200 metreye ulastigi dusunulurse, sadece kuyu suyu olarak ulasilabilecek bu yogun su birikintisi hayvanlarin ulasamayacagi bir sekilde yok olup gidiyor.

Tabiat anneye bosuna Anne demiyoruz tabii ki. Suyun tamaminin kumlarin dibinde yok olmasi tabiat annemizin anneligine yakismadigi icin suyun atmosfere en narin yolda donmesi su sekilde oluyor: Kuma gomulen sularin %60i suyu ceken bitkilerin terlemesi ile tekrar kum ustune cikip geri donusumune devam ediyor.

Deltada ufak tefek ada olusumlarini da anlayalim: Kumdaki mineraller, tuzlar suyla beraber gelip deltanin egimsiz duzlugunde duraganlastiginda agaclar suyu emmeye basliyorlar ve kendi etraflarinda bir tuz halkasi olusturuyorlar. Kokler tuzu cekmedigi icin git gide yogunlasan tuz tabakasi yukselip kucuk adaciklar olusturuyor. Adanin ortasi tuz acisindan cok yogun oldugu icin ya kel ya da tuza dayanikli Palmiye agaci yetisebiliyor. Adanin kenarlari henuz tuz acisindan daha zayif oldugu icin oralarda agac, bitki yetisince ortaya merkezi kel garip bir ada gorunumu cikiyor.

Sellerden sonra buyuklugu Suriye boyutlarina gelen Okavnago havzasi, kurak mevsimde 200,000 memelinin yan yana yasamasi gereken kucukluge geldiginde avcilarin ev heyecanli av goruntulerine sahne oluyormus. Ben gormedim, gormek de istemedim. Aslan, leopar, fil, her turlu antilop, timsah, buffalo, vahsi kopek burada bulundugu icin suyun azalmasiyla `tavsan kac, tazi tut` sahnelerini tahmin etmek zor degil. Ama dedim ya, gormedim, gormek de istemedim.

Okavango deltasinda kalacagimiz yere gitmek uzere yola ciktiktan bir sure sonra bir koyde durduk. Deltanin zemini o kadar kumlu ki bizi delat kenarindaki kalacagimiz yere baska bir arac goturecekmis, onu beklemeye basladik.

Foto 1-2: Sap hastaligi icin arac ve ayakkabilar dezenfekte olurken

Foto 3: Koyde deltaya gitmek icin diger araci beklerken

Arkasi belki yarin J



5 comments:

Anonymous said...

Merhaba,
Benim adım Sevda Duygu. Sizinle nasıl irtibat kurabilirim?
Biz ailece Eylül ayı sonuna dogru Tanzabya Serengeti' ye tatil ve safari yapmayı düsünüyoruz. Tur konusunda sizden yardım alabilir miyim?
sevda@kkasapoglu.com

Tesekkurler,
Sevda

pigmelerle.dans.eden said...

Merhaba Sevda,
info@fortes-safaris.com email adresine email gonderin. Orda calisan kisi Aruna, benim araciligimla kendisi ile irtibata gectigini soylersen, beni CCye koyar ve mudahele edecek bir durum olursa ben yardimci olurum.
Gecen Aralik`ta ben de bu safari firmasiyla safariye ciktim. Cok duzgun bir firma.
Umarim guzel bir safari olur.
Sevgiler
Meltem

Sevdaduygu said...

Merhaba,
Yazılarınızı zevkle okuyorum. Biz de gecen yıl Okavango Delta ve Kalahari' ye gittik. İnanılmaz bir macera oldu bizim icin. Cok güzel amatör kamera cekimlerimiz ve resimlerimiz var. En ilginc olanı must halinde olan bir fil ile karsılastık. (Filleri son derece sakin olarak biliriz. Ama bu hayvanların da çıldırdıları bir zaman varmıs. Filler ciftleşme, kızısma dönemlerinde "Must" adı verilen salgı klagından ortaya cıkıyormus. Erkek ve genc filler bu kızışma dönemlerinde deliriyorlarmıs. Fakat kızışma dönemleri hem belli bir süreyi kapsıyormus, hem de yaşlı filler çıldıran gençleri sakinleştiriyormus. Tabii yalnızsa yapacak bir sey yok. Hatta bir gbelgeselde izledim. Filler grup halinde saldırıya geçip, bir köyü tamamen harabeye çevirdiler. Korku filmi gibiydi ama gercekte yasanmıs.
Neyse ki biz hayatta kaldık. Bu hikayeyi daha uzun anlatmak isterdim ama sanırım buradan yazamıyorum.Tek söyleyebilecegim hala yasıyoruz :)

Tekrar yazmak üzere....

Sevdaduygu said...

Selam,
Cok tesekkurler.... Sizin e-mail' iniz yok bende???

pigmelerle.dans.eden said...

Var, henuz emaillerini kontrol etmedin sadece :)