Wednesday, July 08, 2009

Deltaya ulastik


Okavango Deltasina gitmek uzere ulastigimiz koyun rengi hani daha once Namibya`daki gordugum fillerinki gibi gri. Boyanmamis duvar gibi, yeni dokulmus cimento gibi, eski Sovyetler Birligi ulkelerindeki lojmanlar gibi gri… Ve kum. Sanki kumsaldayiz.

Bizim geldigimizi goren koyun cocuklari yanimiza toplandilar ve uzayli seyreder gibi bize bakmaya basladilar. Arkada iki-uc cocugun top oyanidigini gorunce iki dakika oynayivereyim su cocuklarla dedim. Oynamaya basladik. O sirada Wilfred – hani Fransiz olan arkadas- gelip topu benden celip

cocuklarla kendisi oynamaya basladi. Hoslanmadim ama aldirmadim da tavrina.

Bir sure sonra yine cocuklari siraya sokup bizim stoklardan aldigi bir paket ekmegi dilim dilim cocuklara paylastirmaya basladi. `We are the worldddd, we are the childreennnnn` sahnelerini kendi capinda cevirmek icin Afrika`ya gelmis sanki. Daha once bu konuda yazdigim icin yazacak bi seyim yok ama sinirlerimin tepeme ciktigini tahmin edebilirsiniz.

Wilfred`le supermarket otoparkindaki kadina kufrettiginden bu yana fazla konusmamaya calisiyorum. Cunku iletisimi kolay olmayan ve nerde ne zaman patlayip ne soyleyecegi, sagi solu da belli olmayan bi insan imajini hemencecik kafama kazidigi icin, enerjisini sevmedigim icin, dinlemek degil ama hep konusmak istedigi icin, ogrenmekicin degil ogretmek icin konustugu icin

kendisi ile iletisime gecmemeyi tercih edip diyaloglarimi minimumda tuttum.

Hay dilim tutulsaydi da `Bunu yapacagina kesin koyun buralarda bir dayanisma dernegi vs vardir, oraya yardim etsen ya. Hani bu kadar terbiyeli, utangac cocuklari turist yolu bekleyen dilencilere cevirmemek icin hani` demeseydim. Der demez pisman oldum. `Sen anlamazsin` gibisinden bi sey mirildandi. Ucuz atlattim ve karar kesinlesti. `Selam, naaber, aman ne guzel gun, ay ne guzel aksam, filler de pek buyukmus vs` haricinde ben bu adamla bi sey konusmam.

Kendi kiz arkadasi bile konusmuyor cocukla, bana mi kalmis anlasmak! Pes ediyorum!

Az sonra bir pikap geldi, arkasina cok pratik bir sekilde koltuklar yerlestirildi ve kumlarin uzerinde kayarak deltaya dogru ilerlemeye basladik. Baslar baslamaz filler yolumuzu kesmeye basladi. Yukumuz agir oldugu icin hizli hareket edemeyince bazilarimiz yuruyerek gitmek zorunda kaldik.

Colden her tarafin suyla kapli oldugu deltaya girmek –hele hele gunlerimi collerde gecirdikten sonra- cok ferahlatici l bir histi. Kamp yerimiz ise suyun kenarinda ayri bir cennet kosesi. Esyalari indirip cadirlari kurmaya giristik.

Aksam yemegi yine bir ziyafet ve o masa etrafindaki sohbetimiz cok guzeldi. Bu arada ben Afrika`da yasadigim icin Wilfred devamli bana bi sey sorup sonra ben nezaketle yanitlamaya daha baslarken `Hayir oyle degil ` deyip kendi bildiklerini siralamaya basliyordu. Bir sure sonra

dayanamayip `Wilfred, sen niye devamli bana soru soruyorsun? Belli ki ben hic bi sey bilimiyorum ama sen biliyorsun. Dogrudan anlatsan daha kolay olmaz mi?` deyip guldum. Hani `Benimle ugrasma, al sazi eline, ne biliyorsan soyle` nin kibarcasi idi. Ama susmuyor, ha bre `Kenya`da soyle oldu. Niye? Uganda`da bu boyle? Niye?` gidisinden sorularinin ardi arkasi gelmiyor. Cok ender olsa icimden susmak gelmis, rahat birakmiyor.

Dolunaya denk geldik deltada. Ve suyun kenarindaki koltuklara serilip

suyu, ayi, sudaki renklerin oynasmasini izleyerek cok guzel bir gece gecirdik.

Bu arada kamp yerinin sahibi gelip `Aranizda Turk var mi?` dedi. `Hay Allah, yine ne oldu?` diyerek `Benim` dedim. Kamp sahibi `Ben daha once hic Turk gormedim ve sen vize alasin diye Botswana Hukumetine yazi yazmak zorunda kaldik. Neden ki?` dedi. Guldum, `Biz Turkler her gittigimiz yerde uzerimizdeki bombalari patlatip halki terorize ettigimiz icin olsa gerek!` dedim, hepimiz gulustuk. `Hic de canli bombaya benzemiyorsun ama` dedi.

Sonra kamp sahibi `Ben erken uyuyacagim, o yuzden bari siz kendiniz isletin bu aksam. Herkes adini bu deftere yazip ne ictigini de yazarsa yarin hesabi cikartirim.` deyip cadirina cekildi. Barin adina o zaman dikkat ettim: Honesty Bar (yani Durustluk Bari) Cok hosumuza gitti misafirlerine bu kadar guvenmesi. Tuvaletin cadirlara yakin olmasina guvenip ben de 2 tane bira ictim.

Gece yarisi uyanip tuvaletlere dogru elimde fenerle giderken calilarin arasindan kuvvetli nefes sesleri geldi. Bir hayvan soluk soluga gibi nefes alip veriyor. Dolunayda her yer aydinlik ama agaclarin altinda ve yogun bir bitki ortusu icinde bulundugumuz icin yine de herseyi goremiyordum. Aniden gelen bu homurtu sesiyle korkup kucuk bir ciglik atinca elince feneriyle kamp yerinin guvenlik gorevlisi gelip bana eslik etti.

Sanirim bu tatil boyunca yeterince su icemedigim icin tum uykum, her seyim alt ust oldu. Gunduz devamli colde, savanda gezdigimiz icin, gece de vahsi hayatin ortasinda oldugumuz icin bi sey icmeye cesaret edemeyip yeterince su icemiyorum. Benim kadar cok su icen birisinin birdenbire suyu kesmek zorunda kalmasinin bu kadar rahatsiz edici oldugunuz bilmezdim. Gece yarilari susuzluktan uyanip su icememek bambaska yeni huylar edinmeme neden oldu: Dua etmek… Ya da olmayacak seylerin hayalini kurmak diye de yorumlayabiliriz bu dualari… Dilimin damagima yapismasi haricinde cadirimin icine giren dolunayin aydinliginda dua etmek veya hayal kurmak cok keyifliydi. Bazilarinin da geziden sonra gerceklestigini dusunursek, daha cok dua etmek veya

hayal kurmak gerek sanirim hayatta!

Simyaci`da dedigi gibi `Ve sen bir sey istedigimiz zaman, evren onu gerceklestirmek icin sana yardimci olur*`

*when you want something, all the universe conspires in helping you to achieve it.

foto 1: Delta`da gunes batimi

foto 2: Pikapimizla kamp yerine dogru yola cikarken

foto 3: Wilfred cocuklarla top oynamaya calisirken


3 comments:

tavsan said...

Manzara cok guzelmis Meltem. Gerci bu sozu sanirim Afrika kitasinin tamami icin tekrarlayabilirim:)
Wilfred icin de Fransiz noolacak diyorum. Bir gun irkci olacaksam bu Fransizlar yuzunden olacak. Ama tabii ki gayet iyi hos, uyumlu ve alcakgonullu olanlarini da tanidim genel Fransiz kulturunun aksine;)

Yeni geziler icin senden haber bekliyorum;) opuyorum yanaciklarindan.

Kara Kalem said...

Meltemcim uzun bir aradan sonra tekrar yazılarınla buluşmak kendi adıma mutluluk verici. Kendine iyi bak.

Sevgilerimle

Ahmet

balanne melike said...

Buralarda bir kolbastı modası var ki sorma gitsin meltemcim. Sanki oralardada o hava..