Wednesday, July 22, 2009

Balikci

Dun aksam Lahav adinda bir arkadasimla konusuyordum.
Kendisi 30larin ilk yarisinda, sakin, gulec yuzlu, huzurlu bir genc adam.

`Lahav, seni ne zaman everecegiz?` diye saka yaptim.
`Acelesi yok, ben balikciyim.` dedi.
Anlamayinca anlatmaya basladi:
`Erkekler uce ayrilir:
1-Avcilar,
2-Les yiyiciler,
3-Balikcilar.

Avcilar, hedef belirleyip devamli taarruz halindedir.
Her hedefi olmasa da on hedeften birini avlarlar.

Les yiyiciler, avcilari takip edip onlardan arta kalanlarla veya avcilarin yaralayip olduremedikleri ile idare ederler.

Balikcilar, oltaya bir yem takip saatlerce bekleyebilirler.
Onlar icin onemli olan, keyifli olan balik degil, balik tutmanin kendisidir.
Bazen sardunya vurur yeme, bazen ton baligi,
orasi da artik kismet.`

O kadar hosuma gitti ki anlattigi...

Bir de aklima Ozer Bal`in bir siiri geldi:
`sana yukledigim anlamlari
senmissin gibi dusunme
aldanirsin
sen o anlamlarla
sadece bende varsin.
ben seviyorsam,
sen bahanesin.`

Lahav da buna benzer bi seyler soyluyor gibi geldi...

Yani `Baligin cinsi onemli degil, ben sevmeyi seviyorum` demiyor mu ikisi de?




14 comments:

ert said...

Çok hoş bir anlatım. Bana arşivimdeki şu yazıyı hatırlattı :)


"Geçen hafta bir türlü evlenemeyen bir arkadaşımın, ileri yaşta
evlenmekle, çerez tabağı arasındaki benzerliği anlatan görüşlerini aktarmıştım. Bu
yazı üzerine, bazı okurlarımdan eklemeler geldi. Ben tabakta en sona
kalanların sarı ve beyaz leblebiler olduğunu yazmıştım.Mektep arkadaşım Merih
Tüzün şöyle yazmış: 'Sevgili Fatih, aynı tabakta ucu açılmamış kabuklu şam
fıstıkları da kalır.
Herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret edemez, tabağa geri
bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister. Dişine güveneceksin kıracaksın
ki,içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin. Ama risklidir, dişini
kırabilirsin."

pigmelerle.dans.eden said...

Cerez tabagi benzetmesi de guzelmis.

Ben en cok sevdiklerimi agzimda guzel bir tat kalsin diye sona saklarim. Kirilmayan antep fistiklarini ise sabirla agzimda yumusatip oyle yerim. Yani dis kirmadan...

Ne garip degil mi?
Her yigidin bir cerez yiyisi var demek ki!
Leblebileri once yiyenlerdenim ben.

ert said...

İnsan ne kadar dikkat etsede elinde olmadan dişlerini kırabiliyor bazen.
Dikkat etmek lazım :-)

Sevgiler

fish said...

sonuçta bütün erkeler hayatlarının bir döneminde yamyamdırlar..

sabretse de hızlı da davransa...hepsi sonuçta adamı çiğ çiğ yerler...yeter ki ellerine fırsat geçmesin..

balıkçı da sonuçta tuttuğunu yemiyor mu ?

Anonymous said...

Ay bu yorumları/muhabbetleri çok beğendim. Melt'cim bugünkü yazın da süperdi.
Ben de diyorum ki; ister leş yiyici ol, ister avcı, ister balıkçı önemli olan ne istediğin ve hatta ne istemediğin. Sonuçta hepsi balık için yola çıkmış ne haber!!! Çerezciler de yiyip karnını doyurmak için hahahahaha:)))
Song from İstanbul/Marmaris

metatuna said...

neden özendim ama hoşuma gitti....

metatuna.blogspot.com

ruhdagı said...

Çok hoşuma gitti dönüp dönüp okudum :)

pigmelerle.dans.eden said...

Aslinda nasil avlandiklari onemli degil bence. Avladiktan sonra mutlu edip etmedigi onemli.
Ya da birden fazla av pesinde mi????

Cigdemcim,
`yarin yanagindan gayri` Seyh Bedreddin`in sozu. Bir de dizelr Nazim Hikmet`in Seyh Bedereddin Destani`ndan.

tontontombo said...

şiir süpermiş adaşım:)

ramazan said...

bu bloglar var ya...na kadar dünya var,ve ne kadar öğrenmek istiyor insan.gençler gönlünüze sağlık.şiir zaten harika.
"sevgi varlığın temelidir".

tavsan said...

Hayirdir; ikidir ask mesk yaziyorsun? ;)

pigmelerle.dans.eden said...

A ah!
Uzerime iyilik saglik!
Bir onceki yazinin en son paragrafinda sair yarin yanagini kimseyle paylasmayalim demis, o kadar...

Ooooooo! Tavsanim, ben asik olsam carsaf carsaf yazarim hic merak etme!!!! O Abraham denen karizmatik sahsiyet bana pas verseydi, bak nasil dokturuyordum buralara!;-))))))

Salgado said...

herkes balıkçıya takılmış,
yemle ve ne çıkarsa bahtına de,
olacak iş mi !
bana göre değil.
ne beklediğim önemli benim.

ancak öğrendiklerin ve paylaştıkların bölümü çok güzel.çoğuna katılıyorum.
süper.

ve yazılarını keyfle okuyacağıma eminim.
seni tanıdığıma sevindim.
iyi yıllar.

Ali Göksel said...

Balıkcı'nın hikayesini direk olarak alıntılamak zorunda kaldım. Çok güzel bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık