Tuesday, June 30, 2009

There is a dream dreaming us!

Ahcimiz Job ve rehberimiz Ben, biz kamp atesimizin kenarinda oturup ufaktan sohbet ederken yine birbirinden guzel yemeklerle masamizi donativerdiler. Kamp yerine nereden cikiverip geliverdikleri anlasilmayan, araclarinda Brezilya bayragi bulunan ve devamli kocca bir kamera ile cekim yapan bir grup geldi. Ortalik bayagi kalabaliklasti.
Bushmen dans vakti geldiginde kamp yerinin meydanina gidip onlerde kendime bir yer ayarlayip beklemeye basladim.
Bushmen, San kabilesinin Avrupalilar tarafindan verilmis ismi. Renkleri hic de oyle benim Dogu Afrika`da alisik oldugum gibi koyu degil. Hatta sari-turuncu arasi bir tonda ciltlerinin rengi. Cok garip bir ton.

Aslinda San kabilesini hepimiz taniyoruz `Tanrilar Cildirmis Olmali` filminden. Hele N!xau, zamaninda hepimizi kahkahalara bogmus bir Bushman. Hem de Namibya`nin en meshur aktoru aslinda. Bu filmde rol almadan once sadece 3 beyaz adam goren N!xau`nun aslinda filmde cok da fazla rol yapmaya gereksinim duymamistir. Paranin da ne demek oldugunu henuz bilmeyen bu meshur Bushman, ilk filminden sadece bir kac yuz dolar kazanmis, onunla da ne yapacagini bilemedigi icin hic para almasa daha iyi olurmus belki. Ama filmin 2.si cekilecekken birileri O`na akil vermis olsa gerek, daha fazla para kazanmis. Ama yine de para O`nun icin cok yeni bir kavram oldugu icin elektrigi ve suyu olan tugladan bir ev yaptirmis, paranin kalaninin nereye gittigi yine buyuk bir bilinmez. Film kariyeri sona erdiginde tekrar evine, kabilesine donen N!xau, tarim ve ciftcilikle ugrasip 20den daha fazla sayamadigi icin (el ve ayak parmaklarinin sayisi olsa gerek) en fazla 20 sigirdan olusan bir de suru edinmis. 58 yasinda keklik avlarken de vefat etmis.
Tanrilar Cildirmis Olmali I ve II`de hep sefkatli, hep sakin, guldugu zaman yok olan cekik gozleri ile beni cok cok gulduren N!xau`nun hayali ile dans gosterisi alanina gittim. Gercekten de hepsi biribirine benzer Bushmanlarin –ilk kez Tayvan`a, Tayland`a ya da Tanzanya`ya gittigimdekine benzer bir hisle- dansa hazirlanmalarini izlemeye basladim.

Erkeklerin uzerinde bellerine bagladiklari bir kucuk kumas, kadinlarin ise daha edepli bir kac kumas parcasini da eklemeleri ile olusmus elbise gibi kiyafetleri vardi. Yaktiklari atesin etrafinda hani o dillerini damaklarina yapistirp da cekiverdikleri seslerin bolca duyuldugu dilleri ile miril miril konusup duruyorlardi. Bir tanesi artik hazir olduklarinda ortaya cikip hangi dansi yapacaklarini ve bu danslarinda hangi hayvani temsil edeceklerini anlatti. Zebra olacaklarmis. Bir ciglik, bir homurtu, bir garip ugultu ile ayaklarini yerde suruyerek ve kucuk adimlarla atesin etrafinda donmeye basladilar. Ben zebra ile benzerliklerini anlamadim. Sonra yine Ingilizcesi olan ayni kisi cikip simdi devekusu olacaklarini soyledi. Ayni yuruyus, ayni ritm ile yine atesin etrafinda dolandilar. Sonra oriks, sonra fil, ama ben hic bir fark goremiyorum. Fil dansi yaparken cok yasli gorunen bir kadin, Ingilizcesi olan Bushman`i yanina cagirip kulagina bi seyler fisildadi, Bushman dansi yarida kesti. `Ozur dileriz, bu fil degil zurafa dansiydi.` dedi. Ben gostermeden gulmeye basladim. Onlar icin ne kadar onemli bir detay olsa gerek dansi kestiklerine gore ve o kadar ince detaylari biliyor olsalar gerek ama ben hic bi sey anlamadim, hic bir fark gormedim.
Bu arada ilgisini kaybeden kalabalik yavas yavas cadirlarina cekilmeye basladi. Kalan bir elin parmaklarini gecmeyen izleyici ile ben –uykudan gozlerim kapansa da, esnemekten gozlerimden yaslar aksa da- izlemeye sonuna kadar devam ettim. Sonunda cebimden 20 dolar para cikarip ates basinda dinlenen Bushman`a verdim. `Cok tesekkur ederim, cok guzeldi` dedim. Paraya bakti, bana bakti, `Bana mi veriyorsun bunu?` dedi. `Hayir, hepiniz icin.` dedim. Para veren tek kisi ben oldugum icin hem ben hem de onlar saskin. Iyi mi yaptim, kotu mu yaptim, daha fazla dusunmeden uyumaya gittim.
Su an dunyada 90,000 adet kaldiklari tahmin edilen San Kabilesi, Botswana, Namibya ve Guney Afrika Cumhuriyeti arasinda kalan Kalahari Colunun ilk yerlilerinden. Ve aslinda Onlardan baska da kim Kalahari Colunda hayatta kalabilir bilinmez. 1950lerden itibaren yasadiklari alanlarin dogal parka donusturulmesi ve elmas madeni cikarmak icin yerlesim alani haline getirilmesi ile colden atilmis ve yerlesik bir hayata zorlanmislar. Birkac aileden olusan topluluklar halinde yasayip hic bir sekilde de liderleri olmadiklari icin haklarini savunamamislar. O kadar uzun suredir yeryuzunde bulunup Kalahari`nin esas sahibi olan bu kabile hakkinda yapilan arastirmalarda ortaya cikan gercek cok ilginc: genetik yapilarinda, 113 topluluk icinde atalarimiz ilan edilen 14 kabileden bir tanesi de San kabilesi. Ama gel gor ki Botswana hukumeti atalarimizdan sayilan bu kabileyi yurtlarindan atip baska alanlara yerlestirmeye baslamis. 2006`da Bushmanler, actiklari dava neticesinde Kalahari colune tekrar yerlesme hakkina sahip olmuslar. 1000 Bushmen yavas yavas cole donmeye baslamis ama devletin yasa disi sinirlamalari neticesinde bu sayi cok yavas artiyormus. Birlesmis Milletler Insan Haklari Konseyi Botswana hukumetini kazandiklari dava neticesinde cole donmeye calisan Bushmanleri engelledigi icin hukumeti elestiren bir bildiri yayinlamis.

Gecmisleri ile beraber gelecekleri de yok edilen bu kabile ile beraber bilgelikleri de yok olacak.
Bilgi satin aliniyor da bilgelik atadan, dededen gelen, bir egitimle ediniliyor sadece bana sorarsaniz. En iyi okullara gondermeyi becerebilecegimiz cocuklarimiza bilgeligi sadece evde, ailede – yani kendi kabilemizde- ogretebiliriz gibi geliyor.

Farkliliklarindan bazilarina deginirsek, colde hayatta kalma becerileri bunlarin en basinda geliyor. Bir belgeselde izlemistim, Yakaladiklari maymuna tuz veriyorlar. Maymun tuzu cok sevdigi icin tuzu bir guzel mideye indiriyor. Fakat cok susadigi icin eziyet cekmeye baslayinca Bushman, maymunu serbest birakiyor. Maymunun su bulma kabiliyeti Bushman`dan daha gelismis oldugu icin Bushman maymunu takip edip nereden su ictigini buluyor ve kurakligin en can alici oldugu mevsimde maymunla o suyu paylasiyor. Ya da bize bir kuru dal gibi gorunen bitkinin aslinda kokunun bir su haznesi oldugunu biliyor. Ya da San kavunu denen meyve ile uzun sure susuzlugunu giderebiliyor.

Yag acisindan zayif olan diyetleri neticesinde kizlar gec ergenlige ulastigi icin erken yasta gebelik olusmuyor. Annelerin fazla sutu olmadigi ve gocebe usulu bir hayat yasadiklari icin cok fazla cocuga ayni anda bakamayacaklarindan cok kalabalik degil aileler. Cocuklar ozenle, nazik ve anlayisli bir ortamda buyuyup anne babalari gibi nazik insanlar olmayi ogreniyorlar.
Ticaret diye bir sey yok. Hediye verme var bu kabilede. Yani sen bana bunu ver ki ben de sana sunu vereyim degil ara sira komsusunda olmayan ve kendinde bulunan gereksinimleri paylasarak yasiyorlar. Paranin gecmedigi bu kabile bir Coca Cola sisesi ile tanisinca ne hale gelmislerdi, kocca bir supermarket girseler, olacaklari ben hayal edemiyorum.

Yerlesik duzene gectiklerinde col avci-toplayicisi olmalari nedeniyle bedenlerinde ve ruhlarindaki farkliliklar da birer birer yok olurken belki hukumet yetkilileri de daha huzurlu uyku uyuyacaklar `dunyanin bir rengini daha yok etmeyi, ticaret icin satmayi basardik.` diye.

Bir radyo kanalinda Bushman muzigi kayiti dinletilmis. Programin konugu Bushman`a sozlerin anlami soruldugunda verdigi yanit cok ilginc: `Onlar sarki sozu degil, anlamlari yok. Kelimelerin olmadigi bir zamandan beri soylenegeldigi icin bu sarkinin kelimeleri yok ama miriltilari, homurtulari var. Onlarin ne tur bir duygu icerdigini soyleyebilirim ama`

Avciliktaki ve iz surmedeki kabiliyetleri ile efsane olan bu kabile, artik sadece otomobil lastik izlerini takip edecek cok yakin gelecekte. Bir toynak izinden o hayvan ile ilgili ne kadar farkli ve sasirtici bilgiler edinmeyi bilen bu kabile, artik siradan insanlarin arasinda bogulmaya, yok olmaya ve unutmaya mahkum.

Gercekligin nerede baslayip hayalin nerde bittigi konusunda inanclari ise soyle: `Bizim ruyalarimizdakiler de bizleri ruyalarinda goruyorlardir*`

*There is a dream dreaming us

Foto 1 - 2 : Tanrilar Cildirmis Olmali - N!hau
Foto 3: Ates basinda dans hazirliklari yapilirken
Foto 4: Hangi hayvanin dansi oldugunu anlamadigim danslarindan biri
Foto 5: Bebegini emziren bir anne (bebegin agzindaki annenin memesi!)

12 comments:

soldier blue said...

Really enjoyed the pictures, It looked like you really all were enjoying what you were doing. Really must learn Turkish X

pigmelerle.dans.eden said...

A picture is worth a thousand Turkish words!
And maybe not...
If you had the time, i could have told you all about those entries one by one.
XXX

tavsan said...

Ben bu yaziyi cok begendim. Ve "modernlesmenin" insanliga nasil sInIrlar cizdigini; baska turlu yasamayi secmegi bile nasil engelledigini bir kere daha gordum. Ama asil ilginci -kotu anlamda degil, guzel anlamda- bu insanlarin boyle yasamayi secmis olmalari; isteyerek cole geri donuyor olmalari.
Off of, ne icinden cikilmaz yasantilar kuruyoruz oysa sehirlerde!
Daha sIk yaz Meltem ya!

pigmelerle.dans.eden said...

Yazcam Davsanim, yazcam...
Yogundum, yorgundum derken arayi cok actim, biliyorum.
Yazcam...
`Eylul`de Etiyopya yeni yil kutlamalarina gidiyorum. Gelir misin?` deyip azcik aklini karistirayim senin ben ;)

pınar yavuz said...

çok anlamlı ve doyurucu bir yazı olmuş Meltemcim.
emeğine sağlık.
pınar yavuz

Anonymous said...

Foto 5 teki parantez icindeki aciklama cok yerinde olmus.Torun olabilir kadin cok yasli(ama neden olmasin 67 yasinda doguran var),bebekte ur olabilir (ama cok saglikli goruluyor),vs vs.Ama en sonunda emzirdigine karar vermistim, ne kadar akilliyim dimi!
Yine cok guzel bir yazi, ellerine saglik.

Emine

pigmelerle.dans.eden said...

Bana da cok yasli gorundu o kadin ama dogdugundan beri colde kuruyan bir cilt bu hale gelebilir diye dusundum sonra.
Bilmedigimiz iklimler, bilmedigimiz kulturler, `ay o ne oyle, olur muymus hic bu boyle?` diye bilmislik yapamayacagim yerler olunca sessizce kabulleniyorum.

tavsan said...

Eylul'de Etiyopya ha:) Ya valla gelirdim de; birincisi sevkilim kocam o aralar epey mesgul; yalniz gelmem gerekebilir bu sefer. Ama isin kotusu ben de Eylul ortasinda bir konferansa gidicem. Ayrica simdi baktim Etyopya vize istiyormus! Aslinda ucak da Tanzanya kadar pahali degilmis ama..Bak evet karistirdin kafami:) Ne zaman gidicen, neler yapican anlatsana bir;)

pigmelerle.dans.eden said...

Dur dur, daha da karistirayim: Ocak`ta Timbuktu Col Festivali desem????? Cok kotuyum di mi????
Davsanim, detaylar belliolsun, haber ederim. Belli mi olur? Geliverirsin belki :)

balanne melike said...

Daha önceleride sormuştum sanırım, pigmeler suyun kokuusunu alırlarmış sanırım doğru bu.
Bu arada yaşadıkları ilkellik ne kadar derinse, kendi kültürlerinde yaşadıkları ahlaki anlayış o kadar evrensel ve modern bana göre.. Onların klanında kural sevgi üzerinde kurulu..Ve tek amaçları hayatta kalabilmek olmuş, yaşadıkları soykırım ve Kalahari onlara bunu acı birşekilde öğretmiş..
Geldiğine ve iyi olduğuna sevindim.

ssbb said...

Çok güzel bir yazı, eline sağlık Meltem

Anonymous said...

San Kabilesi ve Afrika' ya, Wilbur Smith' in yazdığıkitaplardan sonra hayran kalmıştım 5 kkitaplık bir seriydi. .Elmas Madeni, Ateşten kıyılar...Yazarın anlatimindaki ayrıntılar, tarihe vakıf oluşu Afrika Kıtası hakkında epey bilgi edinmeme ve merak etmeme neden oldu. (Züleyha )