Friday, April 17, 2009

Swakopmund`dan Manzaralar

Swakopmund hakkinda azcik bilgi edinelim: 1892 yilinda Almanlar tarafindan kurulmus. Deniz ticareti merkezlerinden birisi olmus ama artik yasli Almanlarin emekliliklerini gecirdikleri kucuk bir Alman kasabasi gorunumunde. Binalar cok guzel ve Bavyera stili. Afrika`da miyim nerdeyim sasirtacak kadar modern. Deniz tatili icin de tercih edilen bir yermis ama bu kadar soguk bir okyanusa hangi babayigit girer bilemedim.
Swakopmund`un anlami cok ayip. `Pisligin aktigi delik` anlamina geliyor. Yani popo gibi bi sey L Nedeni de daha iceri kisimda olan nehirler selle beraber buraya her turlu pisligi tasir, burdan okyanusa dokulurmus. Camur, kum, selin gucuyle sokulmus bitkiler, hayvan lesleri vs vs hepsi burdan okyanusa dokulunce, kasabanin adi da sevimsiz bir isim olmus.
Aksam yemegi icin Swakopmund`un bos sokaklarini arsinlamaya basladik. Ama her yer kapali. Kimse yok sokaklarda. Karsilasa karsilasa yine bizim tur grubundan diger insanlarla karsilasiyorduk en fazla. Bendeki seyahat rehberinde bir kac tane yer oneriyordu. Dolanip dolanip buluyoruz ama ya kapali ya dolu. En sonunda kocaman bir pub/restorant bulduk, 2-3 katli bir yer ve agzina kadar dolu. Biraz bekleyince bize yer acildi. Ve sonunda yemeklerimizi siparis edebildik. Soguk bira ve patatesle baslayip devasa bir deniz urunleri tabagini Conci ile paylasmaya karar verdik. Yemeklerin guzelligi, biranin soguklugu, sohbetin akiciligi derken hepimiz hafif cakir keyif bos sokaklari arsinlayarak evlerimize donduk.
Ertesi gun oglen bulusmak uzere alisveris yapmak uzere gruplara ayrildik. Conci ve yasli Alman Anna ile ben ozlemini cektigimiz bir Capuccino ve cheesecake yemek uzere bir kafede kahvaltiya gittik. Afrika hediyelik esyalarina karsi bir ozlemim olmadigi icin cok onemli bir misyonu gerceklestirmek icin sokaklari arsinlamaya basladim: Tirnak makasi. Yanima almayi unuttugum icin ve tirnaklarim artik kucuk bebeklerde oldugu gibi kendi yuzumu gozumu cizmeye basladigindan –uzun tirnaga alisamadim, sanki vucudumun bir parcasi degilmis gibi geliyor uzun tirnak- tirnak makasini bulup hemencecik yolda yururken kurtuldum o uzantilardan.
Swakopmund`daki dukkanlarda cok garip bir uygulama dikkatimi cekti: Dukkanlarin girisinde metal barli kapilar var esas kapinin haricinde. Iceri girmekicin zili caliyorsun, dukkan sahibi kasanin ordaki bir dugmeye basip kapiyi aciyor, sonra kapi arkandan tik diye geri kilitleniyor, icerde alisverisini yapip cikmadan once tekrar rica ediyorsun, kapiyi elektrikli o dugme ile tekrar aciyorlar, ancak oyle cikabiliyorsun. Yani alisveris yaptigin sure icin icerde kilitlisin.
Bu arada bir kitapcida cok meshur `The Sheltering Desert` (Siginak col, sigindigimiz col) isimli kitabi buldum. Yanima aldigim kitaplar bitme asamasinda oldugu icin kitap ilac gibi geldi. Konusu cok ilginc: Ikinci Dunya Savasi zamaninda askere alinacaklarini anlayan ve Namibya`da yasayan iki Alman jeologun kopeklerini de alip otoritelerden kacmak icin cole siginmasi ve medeni iki jeologdan hayatta kalmak icin herseyi yapabilecek iki vahsiye donmelerini anlatan bir kitap. Kalahari ve Namib colunun acimasizligini gordukten sonra kitap iyice merakimi cekmisti, bulduguma cok sevindim.
Bulustugumuzda herkes birbirine yaptigi alisverisi gosterirken bana donup `Sen ne aldin?` dediklerinde cebimden tirnak makasimi cikarip gosterince hepsi gulmeye basladi. `Aaaa, Swakopmund`un tirnak makaslari cok meshurdur. Siz almadiniz mi?` dediysem de kimse yutmadi galiba.
Toparlanip Namibya`daki gezimizin son gununu yolda gecirecegimiz icin mumkun oldugu kadar erken yola cikmaya calistik. Baskent Windhoek`a dogru 5-6 saat surecek bir yolculuk basladi.
Foto 1 – Swakopmund`un sokaklari –sanki Almanya!-
Foto 2- Okyanus urunleri! Yanyana fotograf cektirmedigim deniz urunu kalmadi galiba ;)
Foto 3- Cita desenli kilimler -Kilimi yapan tezgah uzerindeki kagida baka baka kafasina gore yapiyor.
Foto 4- 30-40 cm boyundaki bu alli gullu zurafalarin benim boyumda olanlari da vardi. Cok cok guzel.
Foto 5- Tek bir kutuk uzerine oyulmus coluk cocuk basortulu anneli afrika ailesi biblolari

3 comments:

Dolphinblue said...

size mail atmak istiyorum ama profilinizde bulamadım mail adresinizi... bana yollamanız mümkünmüdür?

kumhavuzu said...

sevgili Meltem
buraya her gelişimde
gözlerindeki pırıltıyı,coşkuyu her görüşümde nasıl mutlu oluyorum anlatamam.
Pırıltın hiç sönmesin
sevgiler

Aybige-Kedi Defteri said...

Bu yaz, o Afrikalı aile biblolarından aldım bayıla bayıla Güney Afrika'dan. Sonra Swaziland'a geçince orada çok daha sempatik satıcıların tezgahlarında onda biri fiyatına satıldığını gördüm :(