Thursday, April 02, 2009

Filli Ruyalar


Namibya – Brandberg dagindaki diger bir Kaya Sanati sit alani olan `Beyaz Leydi` yuruyusumuze dualarimiz kabul oldugundan midir nedir gec kaldik. Zaten o kadar yuruduk ki halimiz de pek kalmamisti zaten.
Kamp yerimize ulasinca her zaman oldugu gibi once cadirlar kuruldu, sonra duslar alindi, ahcimiz kaynayan kazanlardan misler gibi kokular arasinda efsane yemeklerini yapmaya basladi.
Kamp kurdugumuz yerde bir tane de luks konaklama yeri vardi, havuzuna girmek icin bir ara oraya da gittik ama nerde???? Bahcede dolasan bir anne, iki yavru meerkati (cayir faresi, Aslan Kral`daki Timon hani) gorunce ben havuz, yorgunluk hepsini unuttum. O kadar sevimli bir hayvan ki anlatilmaz! `Krik krik` diye sesler cikarip hic kimseyi umursamadan topragi kazip bocek, solucan aramaya devam etmesi, yavrularini ve kendini ellememize hic aldirmamasi, hatta elime aldigimda o meshur iki ayagi uzerine dikilip ellerini onunde kavusturup durusu aklimi basimdan aldi. Arada bir gokyuzunde alici bir kus gordugunde ise hemencecik saklanivermesi de ayri sevimliydi: Kaslari catiliyor, mumkun oldugu kadar yere siniyor ve siperdeki bir asker gibi bekleyip sonra da `tral lal laaa` der gibi hoplayip ziplamaya devam ediyordu.
Yemekten once etrafta gezinen filler oldugunu gorup azcik yaklasip fotograf ceksek mi diye aklmizidan gecirdik ama anne fillerin uzerimize dogru tehditkar hamleler yapmasi uzerinde bu girisim yarida kaldi.
Aksam yemegi yedikten sonra kamp yerinde bir sarki turkudur basladi. Rehbere ne oldugunu sordum. Damaraland yerlileri bir grup kurmuslar, turistlere sarki soyluyorlarmis. Hemen bizim ekiple konusup azcik eglenmek ve yerlilere destek olabilmek icin biz de gosteri istedik.
Aman Allahim! O ne ahenkli ve cok sesli sarkilar! O ne dans, samata, gurultu! Bayildik! Gruptan bir kisi once soyleyecekleri sarkinin anlamini acikliyor, sonra samata basliyor! Sarkilarin sozlerinde aileden uzakta calismak icin bulunanlar, araba sevdasi, her sey var. Hele bir sarki vardi ki hepimizi gulmekten yerlere yatirdi: Toyota Cressida. Sarkinin tek dizesi Toyota Cressida (bir Toyota modeli) ve o arabanin cikaracagi bilumum sesler! Kimisi korna oldu, kimisi vites kolu, kimisi silecek, basladilar arabaya binmis de suruyor gibi komik hareketlerle dans etmeye! Bizim bu arabadan neyimiz eksik deyince biz de basladik dansetmeye…
Soyledikleri bir sarki vardi ki hepimizi huzunlendirdi: Kendinden uzakta, sehirde calisan sevgilisi icin bir genc kizin agzindan soylenen sarkinin sozleri soyle:
`Geri gel sevgilim,
Seni cok ozledim,
Ben sana ulasamiyorum,
Aramizda Namibya`nin yuksek daglari var`
Dansedip eglendikten sonra biraz da kagit oynadik, sonra uyku zamani geldi.
Bu arada tuvalete gitmek icin ellerinde fenerle uzaklasan Alman hemsirelerden bir ciglik koptu. Kosarak gidenler yerdeki akrebi gorunce ali al moru mor olarak geri geldiler. Ben de bu arada zaten tuvaletteydim, disari cikinca beni de fil geliyor sanip ayrica korktular. Cunku daha once calilarin arasinda bir fil gorup onun gitmesini beklemisler. Akrep gorup ustune de karanliktan ben cikinca fil geliyor diye iyice panik olmuslar.
Akrep olayi uzerine herkes cadirlarinin icini guzelce kontrol edip ondan sonra uyumaya cesaret etti. Ben gece aksam uzeri ictigim biralarin beni zorlamasina aldirmadan ya fil cikarsa diye tuvalete falan gidemedim. Geceler artik cok sicak oldugu icin cadirin pencereleri acik yatmaya basladim ama agac dallarinin hisirtisi, kuru ruzgarin etkisiyle olusan golgeler ve kipirtilarin da etkisiyle olsa gerek butun gece ruyamda fillerden kactim.
Ertesi gun Beyaz Leydi`mizi gormeye gidecegiz, yine yuruyus var. Herkes o gun yaptigimiz yuruyuslerin etkisi ile misil misil uyudu.

7 comments:

uzumgoz said...

Allahim! belgesellerde gorup televizyona yapisirken... ne diyeyim ki ayila bayila baktik resimlere cok guzeller... Bu arada belgeseller de gariplesti MTVye dondu... Reality Show gibi resmen insanlarin evlerine gidip kopeklerini egitiyorlar, evimde ruh var diyorsun gelip inceleme yapiyorlar falan... fakat nerede vahsi hayvan belgeselleri??

saka bir yana hakikatten eskisinden cok daha az yayinliyorlar belgeselleri belgesel yapan filmleri, enteresan...

munas said...

Rüya deyince...
aklima geldi, %100 rüyadır diyemeyeceğim ama
nereye yazacağımı bilemedim. Bunu yayınlamasan da olur.

Belki okumak istersin;

http://pusulamuna.blogspot.com/2007/12/nasl-ruyalar-bunlar.html

sevgiler
muna

balanne melike said...

Alman arkadaşlar pigme boyutundamı ki seni "fil" sandılar.cık cık...Sana iyi eğlenceler bize de seyirler..sevgiler..

Demet said...

çok kıskaniyorum itiraf edeyim :)
bana bi çayır faresi gönderebilir misin oralardan :)gözümde canlandı hareketleri anlatımınla.. bayıldım bi de yakından görsem alıp bagrıma basardım heralde..
hoşçakal iyi eglenceler

pigmelerle.dans.eden said...

Cayir faresi - bana sorarsaniz- her eve, her bahceye lazim, cizgi film karakteri bir hayvan. Kiyabilsem de bi kac tane alip evimin bahcesine serpistirsem, sonra butun gun `su akar, deli bakar` misali izlesem, ne kadar isterdim!

Archilemi said...

Yazılarınıza bayılıyorum.Çok ta cesaretli biri olduğunuzu düşünüyorum.Maceralar zaten harika ama bu fil olayı beni çok güldürdü.Bir filin çıkardığı sesi algılayamacak kadar korkmuşlar anlaşılan :)

pigmelerle.dans.eden said...

Aman bir yanlis anlasilma olmasin, ben tuvalette fil gibi sesler cikardigimdan degil, yururken cikardigim ayak seslerini, citirtilari bile fil sanacak kadar supheci bir ruh halinde olduklari icin korktular!
Cok guldum simdi bu olasi yanlis anlamaya!!!!
:))))))))