Thursday, January 29, 2009

Elim varmiyor...

Yazilmis ve yazilacak bi suru sey birikti elimde. Ama Israil-Filistin arasindaki gibi bir facia yasanirken, elim varmiyor `ay ne guzel, su oldu bu oldu` yazmaya buraya...
Yazamiyorum...
Affola!
Fotograf kimin bilmiyorum, ama o kadar cok kelime sigmis ki tek bir kareye...
Ben bi sey yazamiyorum...

10 comments:

fish said...

bu askerleri kim bu hale getiriyo...morfin falan mı veriyolar bu adamlara acaba...?

emi said...

Ne unutturabilir ki bize evlat acısını.bütün anneler bilirki bir çocuk doğurmakla insan bütün çocukların annesi oluyor.Bütün çocukların annelerinden biri olarak içim acıyor.ellerimle gözyaşlarımı siliyorum.alınlarından kan damlalarını siler gibi.Evlatlarıma sarılıyorum iki yüzlü bir bencillikle.

Furkan said...

Pff

P_A_N said...

görüşlerinize ben de katılıyorum.

Kara Kalem said...

"Seni inan iyi anlıyorum. Bende günlerdir filistinde yaşanan bu katliamın düşünceleri ile kalemle boğuştum. Fakat kendi memleketimden de yorumlar katarak gazzeyi, orada olup bitenlere dikkat çekmeyi, kaleme alarak anımsatmak istedim birilerine. Umut o toprakları hiç sevmiyor anlaşılan Meltem. Bir tanrı varsa, ona ait çocukları için sadece bir şans diliyorum. Sevgilerimle."

BELKİ BENİM ÜLKEM.......
Günlerdir düşünüyorum.
İnsanın insana olan zülmü ve acımasızlığı hakkında kalem olup ne yazabilirim diye. Aslında dudaklarımdan gaydası tımarsız küfürler çıkıyor ama bunu kağıtlara yansıtmak absürtlüğünü seçmiyorum. İnsanların koyduğu kurallarla bütünleşen dünya denen toprak su yığıntısında, adaleti sağlamak amacıyla kural koyucunun özgürlük kısıtlamalarından dilenişler umuduna düşmek garip ve biçare insanlara mahsustur. Garibanın kadısı olmaz derler. Doğru bildiğini söylemek kadar mantıksal bir hataya bu sistem içinde düşersen, düşüncelerinden dolayı her an kuraldışı tanısı ile fişlenebilirsin. Avuçlarımın içindeki çocukluk bilyelerimin hesabını yapan bir sistemin parçası olduğumu kabul etmemek isyankar olmamı gerektiriyorsa, öyleyim arkadaş. Kimseyi karşına almadan malesef yaşlanamıyorsun ve yaşıyamıyorsunda. Çünkü buna izin verilmiyor. Kente uzak olmam sorunlarından uzaklaştım demek değil. Ben uzaklaştıkça sorunları büyüyen kentler tanıdım. Bu gün Bağdatta , Kabilde ve Gazzede olan benim ülkemede uzak değil. Bunu göremeyen bir toplumun parçası olduğumu bilmek, duyarsızlaştırdığımız insanlarımız adına bana söz sahibi olma hakkını vermiyor. Sadece düşündüklerimi yazan bir kalemin yandaşlığını yapan elimi kullanıyorum. Kim için yeterliyim bu tartışılır ama söylediklerimin doğruluğunu düşünen insanların varlığı derinlerimdeki anlamı ısıtıyor. Hep böyle kal der gibi.

Ahmet

siyap said...

resim herşeyi anlatıyor...

pigmelerle.dans.eden said...

`Bir tanri varsa` demis ya Kara Kalem, bir tane sadece cocuklari kollayan Tanri olmali...
Buyukler ortaligi cok karistiriyor cunku...

Adilyus said...

o.ç'nun bittiği an işte nolcak!!

balanne.com said...

Kaybettim ben, Asa'yı Musa'mı kaybettim..

Hastalıkta, parasızlıkta, derin kederlerimde ruhuma pusula olan ibretli hikayedeki "asa" belki denizleri artık ikiye ayırmıyordu ama içimde hep bir umut yeşermesine sebep oluyordu..
Her şey bitti yada yapılacak bir şey olmadığın da andığım Hz. Musa'ya..
Belki arkamda dikilen Firavun askerleri yok ama Gazze'de oradaki çocukların her an yanında patlayan, neden? Niçin? Sorularına asla cevap bulamayacakları bombalar var..
Haydi sevgili Hz. Musa ne olur vur elindeki asanı yere de yok olsun bu zulüm.
Haydi sevgili Hz. Musa ne olur bu zulüm'ü izleyip, zalimin sofrasında oturanlar için de vur asanı.
Aynı an da 5 çocuğunu kaybetmiş ana-baba içinde vur asanı.
Henüz yavrularının "anne", "baba" dediğini işitememiş aileler içinde vur asanı.
"Biz sivil halkı hedef almadık, sivil halkı önceden uyardık" diyen, aklıma mukayyet olamadığım bu açıklama içinde vur asanı.
"Hepimiz Hrant Dink'iz" diyen ama zulüm gören, katledilen aşağılanan Gazzedeki çocuklar ve insanlar için kılını kıpırdatmayan insanlar içinde vur asanı.
Yaralı bedenleri bu ağır kış şartlarında tedavi etmeye çalışan fedakar doktor'un yardım çağrısını duyup da, sıcacık evinde sıcacık yatağına yatacak olan, televizyonunu kapattığında vicdanının sesini de kapatana vur asanı.
Saçma sapan şovenist bir hafızayla 100 yıl önce olmuş olan soykırım için karşılıklı iddialaşan, halihazırda her an olan soykırımı görmeyenlere de vur asanı.
Ekran da izlerken gözyaşları içinde donup kalan çocuklarıma anlatamadığım için,
"anne ne olur yardım edelim" diyen kızıma yardım ambargosunun da nasıl bir zulüm olduğunu ve bunu yapanların da yaratılış olarak insan olduğunu anlatamadığım için kaybettim…
İnsanlık adına bu kadar umutsuzluğa kapıldığım için kaybettim.
Yaratılmış şerefli bir insan olarak, insanlığımdan utandığım için kaybettim.
Gözyaşlarıma sığındığım için kaybettim.
Haydi Hz. Musa çık bak soyuna, en önce vur asanı onlara..

Anonymous said...

Fotoğraf AFP'nin...

Filistin'de durum İsrail devlet terörü, Arapların kaypaklıkları, Türkiye'nin siyasi rant için abuk tutumu, çoğunluğun üç maymunu oynaması yüzünden kötü... Kendi içlerinde birlik olmayı başaramadıkları sürece de çıkış noktası yok...