Thursday, July 31, 2008

Yeni yasima girerken...


Gecen yil yapip da `Iyi ki yapmissin, afferim, serefe Meltem` dediklerim:

1- Sigarayi birakip bir de ustune 4 kilo verdim. Sadece bunun icin her sabah aynada kendimi opesim ve bir makas alasim geliyor o artik sigara dumani dolmayan yanaklardan ;)

2- Iki tane kedim oldu, kedisiz ev ev degilmis, mir mir bir evim oldu.

3- Swahili dili ogrenmeye basladim.


Gecen yil yapmayip da `Allah seni bildigi gibi yapsin Meltem!` dediklerim:

1- Daha cok gezmem gerekti, pek fazla hayalini kurdugum Afrika gezilerini yapamadim. Ama cok azimliyim, yeni yasa bomba gibi bi suru tatil plani yaparak ve bunun icin bi suru yerle iletisim halinde giriyorum.
Tanzanya -tekrar-, Botswana, Namibia, Zambia, Misir -yeniden-, Etiyopya! Bittiniz siz! :)

2-Golf ogrenme planim vardi, henuz olmadi.

3-Bric ogrenmek de istiyorum.

4- Swahili pratigi yapmam lazim.


Bir yasima daha burda son verirken, bir sonraki yasimda gorusmek uzere...

Eylemlerim siddetlenerek devam edecek!

Friday, July 25, 2008

Boğazımda Düğümlenen






Yetimhanedeki gönüllü adedi artınca fazla yemek alışverişi yapmamaya başladım yılın ilk yarısında ama ayda bir büyük br ziyafet yapıyorduk. Kurban Bayramı, adanılan bir adak hepsini toplayıp ya da kasaptan et alip yetimhaneye gidiyordum. Hatta bir keresinde arabanın arka koltuğunda 150 kiloluk parçalara ayrılmış bir inekle yolculuk yaptım ki taze kesilmiş et kokusunun ne kadar berbat bi şey olduğunu o zaman öğrendim.
Türkiye’ye gelmeden bir ziyaret edeyim dedim ve çat kapı gittim. Normalde bana bi kahve yaparlar, içe içe çocuklarla sohbet ederiz. Kahve falan hiç bi şey yok. Kahve olsa şeker yok. Ben Amca’ya sordum ne oluyor diye. Gelen gönüllülerin her ay yetimhaneye vermesi gereken bir ücret var, 4 tane de gönüllü var ama bi şey vermiyorlarmış bir süredir. Ben Amca da kimseye para konusunda ısrar eden bir adamcağız değildir. Çocuklar beni yatakhanelerine çekip “Çok aç kaldık” diye anlatmasınlar mı? Kafamın tası attı. Elim ayagim dolandi... Simdiye kadar kimse gelip bana `Biz aciz` demedi ki!
Cumartesi Ben ile buluştuk bir aylık erzak alışverişi yapmak üzere. Ama benim rahatsız olduğum zamana denk geldi, bir yandan alıiveriş yapıyoruz, bir yandan sıcak havanın altında ben boncuk boncuk terliyorum.
Öncelikle et pişirmek için gerekli malzemeleri arabaya yükleyip ben önden gittim ki çocuklar et için ateş yakmışlar bile beni bekliyorlar. Çocukların ağzına benim getirdiklerimin dışında et girmediğini düşünürsek ne kadar önemli bir olay olduğunu daha iyi anlaşılır.
Neyse, biraz hasta ve sersem olduğum için olayın ciddiyetini henüz kavrayamamıştım ki kapıda bir korna sesi duyuldu. Ben Amca, erzagın kalan kısmını bir kamyonet tutup getirmiş. Kamyonet içeri girince çocukların erzağın farkına varıp bir çığlık bir şarkı bir türkü ile Ben’e sarılmaları, mısır unu torbalarını sevinçle omuzdan omuza geçirip hoplayıp zıplayışları vardı ki boğazınızı düğüm düğüm tıkayan bir hisse kapılmamak elde değil. Ben o sırada midem de bozuk olduğu için bana hazırladıkları patates haşlamasını yiyordum ki çocukların aslında o patatesleri bile bana kendi boğazlarından kısarak yaptıklarını anladım. Yutkun yutkun, düğüm boğazımdan aşağı inmiyor. Gözlerimden yaşlar boşanıyor ama bir kisi haric –fotografta yanimda durup bana kaygili bir ifade ile bakan Edith- kimse farketmiyor, ortalık bayram yeri gibi :)
Bundan sonra çocukları gönüllü mönüllü kimseye teslim etmiycem. Bir yerde bir terslik olmsu galiba ama ben anlamadim. Iftira tamak da istemiyorum kimseye. Temmuz erzaklarını da aldık geçen hafta. Biriktirdiğim para suyunu çekmeye başlıyor ama evin bir odasını kiraya verip onun parasini da yetimheneye saklıyorum şimdilik. Eylül’e Allah kerim...

Meltum, Martam, Maritam, Maritarm, Multem, Mertam, Meltum, Maritarm, Mahtum vs vs




Yetimhaneden sorular ve yanıtlara devam...En iyi arkadaşınız kim diye sormuştum. Yanıtlar şöyle –Ya fena halde kopya çekilmiş ya da ben cok mutlu bir insanim-
Bir de ismimin değişik yazılışlarını göreceksiniz :)

-Sister Meltum because the way how you help me makes me love you, Sister. (Joseph y.13)
-Sister Martam’s mother (Monica y.8) –neden acaba?-
-I like sister Maritam because she likes us very well. (Yofosi y.11)
-Sister Maritam my best friend because give us eates (Prossy y.12)
-Me I like Sister Maritam very much because she help me when I am in need. (Recheal y.11)
-Those who assist with my needs (Annet y.14)
-To whom i like to the world is Sister Mahtum. The reason is because she brought very good eats. (Scovia y.13)
-You sister Maritarm your my best friend (Edith y.11)
-You are my best friend. I like you beacuse you have helped me me as an orphan and you like us. (Paul y.12)
-My friends because are the one which I stay with them. (Rose y.11)
-I was like my mother but she died. Because she did care for me. (Kenneth y.12)
-Sister Maritum (Kevina y.10)
-A friend of mine (Nassazi y.9)
-Bob because is the one I play with. (Douglas y.8)
-Sister Multem because brought for us good things. (Vincent y.11)
-I like Europeans so much because they come for us at the bad weather. (Benny y.11)
-My best friend is Sister Meltum because she loves me so much. (Godfrey y.13)
-I like Sister Maritim because she brings us some eats and we eat happily. (Teddy y.11)
-Sister Melisa because she helped me to pay for me school fees last term. (John y.10)
-My best friend is Paul because is best friend. (Erisa y.12)
-In the world I like Sister Mertam because she gives us sweets and banana. (Prossy y.11)

Kopya var demiştim ya o çok önceki fikrimdi aslında. Türkiye`ye gelirken bana ve anneme öyle mektuplar yazdılar ki.... Her ziyarete gidişimde bahçe kapısının önüne gelip de korna çaldığımda içerden öyle çığlıklar geliyor ki... Geleceğimi duyunca yollara dökülüp beni taaaa nerelerden bir karşılayışları var ki... Bir ara hasta olduğum için yanlarına gidemeyince bana öyle özür mektupları yazmışlar ki... –‘Seni kızdırdık mı? Niye gelmiyorsun? Özür dileriz’ diyen içimi parçalayan mektuplar ki ben de hasta hasta gidip yetimhanede yatıp dinlenmiştim de bana orda hoplaya zıplaya bakmıştı kızlar :)-

Anneme ‘Sister Meltem`i doğurduğun için teşekkürler” diyebilen bir çocuk beni seviyordur di mi? Benim Onu sevdiğim kadar...

Iyi ki gelmisim Uganda`ya insanligimi unutmaya ceyrek kala!
fotograflar:
1- Joseph, Scovia, Maritarm ;-p, Prossy
2-Yofosi, Meltum
3-Mertam, Erisa

Tuesday, July 22, 2008

Kinship House


Yetimhanedeki çocuklara bazı sorular sorup benim için yanıtlamalarını istemiştim onları daha iyi anlamak için. Ailelerini ve Kinship House Yetimhanesine nasıl geldiklerini de merak etmiştim. Güzelce anlatmişlar. Uncle Ben’i -Ben Amca ki kendisi yetimhanenin kurucusu melek kişi- nasıl bulduklarından da bahsetmişler. Ingilizcelerini çok gerekmedikçe düzeltmedim. Hikayeler genelde birbirine benziyor. Anne baba AIDSden ölmüş, büyükanne büyükbaba çocuklara bakmaya çalışmış, ama Uganda’da ortalama bir ailede 7 çocuk olduğunu düşünürsek, tabii ki maddi güç yetmemiş, Ben Amca yetimi almış getirmiş, çocuklar kardeşleri aileleri nerede pek haberdar değiller. Olsa da faydası yok.

Burda dikkat çekmek istediğim bir kaç konu var:
1- AIDSe burada “Büyükanne Hastalığı” da diyorlar. Çünkü ebeveynlerden birine bulaştığı zaman diğerinin kurtuluşu yok. Hem anne hem de baba öldüğü için yetime bakmak büyükanneye düşüyor.
2-Annem babam kanserden öldü diyorsa bir yetim, o AIDS demek. Ortaya çıkmadığı sürece AIDS demek istemiyorlar. Ama hem annenin hem babanın kanserden kısa aralıklarla ölmesi mi daha yüksek olasılık, yoksa AIDS’den mi?

-I was stay with my mummy and my dad dıed a long time ago. So my mother could not manage to pay for me money for school and she was begging Uncle Ben in that solution to help her and my mummy died and Uncle Ben ear the news and bring me here. I was only one child. (Erisa Tumwesigge, yaş 12)

-I dont know more about my family but I know some. We are two in a family but we used to stay at grandmother’s house and my grandmother one day she broke the leg and she not have and help. So and we listen that there is a man who want to help the orphans and we came here at Kin. (John Ssendegega, yaş 10)

-Story about my family: I was living with my grandmother and my mother and father were died of AIDS. I was living with 4 people and when my parents died, they took me to my grandmother. She was not having money to pay for me because she was poor and when she heard that Uncle Ben helps children when their parents were dead, she brought me here at Kinship House. (Teddy Babirye, yaş:11)

-They were 3 people in my family. They picked me on the street because my step mum thrown me on the street. I didnt find any solution to see on my relatives. Because all my mum and dad were dead. (Godfrey Mukolazi, yaş:13)

-We are 5 people, my parents died and i remain with my grandmother. The way how i come to Kin: my grandmother is the one who meet Uncle Ben. (Vincent Kimull, yaş: 11)

-My family is talk that we are poor. We have no food, people tell us to go away from the land because they want to put in there animals and we dont have any food to eat and we start running away from the land. We are 6 people in the family. One day Uncle came and talked to my grandmother Can I took that boy and my grandmother tell You Go (Kenneth Malende, yaş:12)

-Four members in our family. I have one brother named Denis. My mother and father died of AIDS. We were living in Masaka by that time when they were still living. When my parents died, I was left with my step mother in Bwaise who was too poor ro afford all my needs and it is where i came from to Kinship House. (Annet Namubiru, yaş:14)
-My story is about my grandmother. My grandmother died when I was still young I was 3 3 year old and when I remeber her I cried and I start walking and when I become tired and I sıt on that black gate and when I sit and Uncles open the door and i tell him that I am orphan and he told me please get in. I came here when I was in baby class. (Recheal Nakyeyune, yaş:11)

-We were 4 people in family. We were live at Nasere which is very very far from here. I was having my mother and she died of cancer and my dad is leam and he is very old and my sister called Namuyanja. We were lived ın a small house and small land we were not have enough food to eat. Uncle Ben found me at our small house and when ı have no food to eat he took me to Kinship House. (Joseph Muyanja, yaş:13)

Yetimhanede 25 çocuk ve onlara karşı sevgi ve sabır dolu Ben Amcaları var. Yetimhaneye yardım etmeme yardım edenler oldu... Bir de onlar var. Bir de yardım etmeme yardım edenler sayesinde ben varım :)

Fotograflar (sirasiyla)
1-Monica
2- Rose ve ben
3- John
4-Scovia

Monday, July 21, 2008

Hastane Maceralari -1


Anlatmistim burada hastanelerin ne kadar Allahlik, personelin ne kadar yetersiz ve bilgisiz oldugunu… Ama elden ne gelir, bu kadar tropik hastaligin oldugu bir ulkede bir elin parmagini gecmeyen adette tip fakultesi var…
Ilk geldigim yil, 3-4 ayda bir kusma, ishal, ates, titreme hepsi birden bastirip parmagimi kipirdatamayacak kadar yataklara dusuruyordu beni. Tum belirtiler sitmayi isaret ediyordu. Agzima bir lokma yiyecek bile alamiyorum, su bile icsem cikariyorum. Vucut iflasin esiginde! O kadar halsizlik yapiyordu ki bir keresinde ev arkadasim beni kucaklayip hastaneye goturmustu.
Sitma testi icin kan vermek gerekiyor. En sevmedigim, korktugum sey! Kolumu cekerim de kolumdan sarkan siringayla ortada deli danalar gibi kosarim diye korkuyorum… Kolumdan kan almaya calisan laboranta soyle saglam bi tane cakarim diye korkuyorum… Korkuyorum da korkuyorum vesselam… Sevmiyorum vucuduma goz gore gore igne batirilmasini…
Neyse, bagir cagir kan verdim. Attigim ciglik, cikardigim arbededen utanip bekleme salonundaki Allah bilir hangi hastaliktan muzdarip kisilerin yanina gitmek istemedegim icin labarotuvarda neticeyi beklemek istedim, kabul ettiler… Laboranta dedim ki:`Hazir kan vermisken ne kadar tahlil varsa yapin. Neler yapilabilri?` dedim. AIDS, sitma, tifo, bilharzia* dedi, `hepsini yap` dedim. Laborant `Daha once bu onemli testi yaptirdiniz mi?` dedi. Saka yapasim geldi. AIDSden bahsettigini biliyorum ama anlamazdan geliyorum.
-Sitma mi? Hangisi?
-Hayir, hayir, digeri…
-Tifo mu?
-Hayir, AIDS testi
-Yaptirdim da hala pozitif miyim onu merak ediyorum ;)
Hah hah haaaa… Cok komigim degil mi? Laborant, mikroskop altinda bi seyler yaptigi kanimdan kafayi bana cevirip `Ama bir kez pozitif ciktiysaniz, sonra negative olamazsiniz ki!!!` diye dehsetle bana bakmaya basladi.
O sirada iceri bir hemsire girmis, `Ne? Kim HIV pozitif?` diye panik oldu. Ben `izah edeyim, saka yaptim` diyorum ama kimse beni dinlemiyor. Laborant `Bu bayan pozitifmis` diye beni gosteriyor. Hemsire bana dogru geliyor `Oyle mi?` diyor. Laborant `Pazarlari kilisede sizin icin dua edecegim` diyor. Ben gitgide yukselen bir sesle `Saka yaptim, negatifim ben` diye kendimi parcaliyorum… Kabus gibi!!! `Dilim, seni dilim dilim dileyim` deyip duruyorum…
Sonunda laborant kendi gozleriyle neticeyi gorene kadar inanmadi, zaten sesimi duyuramadim ki! Hemsire de en sonunda sakinledi.
Ben de acemi Afrikali olarak ogrendim nufusun %10unun pozitif oldugu, anne babasinin AIDsden oldugu icin 2 milyon cocugun oksuz kaldigi bir ulkede boyle saka yapilmayacagini…
Sonuclar mi? Hepsi negatif! Gastro enteritis olmusum. Alisik olmadigim bakteriler, pislikler, sunlar bunlar vucutta birikince vucudum isyan ediyormus, ne var ne yoksa disari atmaya calsiyormus. Artik olmuyorum, alistim galiba :)
*Bilharzia, az gelismis ulkelerde kanalizasyonun durgun su kaynaklarina (gol ve bir de nehir kiyilari) karismasi neticesinde bilharzias sulugunun tirnak diplerinden, deriden vucuda girip yerlesmesi ve cogalmasi ile ortaya cikan atesli hastalik. Bilharziali bir arkadasimin bir haftada 6 kilo verdigini gordum.
**Fotograftaki tabelanin yamuk ve Allahlik olmasi haricinde dikkatinizi cekmek istedigim bi hatasi: `Marternity Ward` diye bi sey bilen var mi? Ben bi Maternity Ward bilirim, hamile/lohusa kogusu gibi bi sey demektir. Marternity Ward ise Harmilelik/Lorhusalik Kogusu gibi bi sey olmus :) Guzel Uganda`m benim :)

Tuesday, July 15, 2008

Siradan Bir Siparis

Baska bir yerde olsa sinir mi gicik mi olacagimizi sasirdigimiz anlar o kadar cok ki burada...
Ornegin eski ev arkadasim Shevy`nin siradan bir garson diyalogu:
(Shevy, Ingiliz. Taaa yillar once email vs hic bi sey yokken ilk kez Uganda`ya gelip ufacik bir kerpic evde ayasyip bir okulda ogretmenlik yapmis zamaninda. 1-2 haftada bir kasabaya inip Ingiltere`den 1 ayda Uganda`ya gelen mektuplariymis tek iletisimi dis dunyayla )
Garson: Bi sey icmek ister misiniz?
Shevy: Hayir, tesekkurler.
Garson: Emin misiniz?
Shevy: Evet, eminim. Tesekkurler.
Garson: En azindan su getireyim?
Shevy: Getirme, tesekkur ederim.
Garson: Peki.
O kadar normal ki bu anlar...
Alismayan birisi olsa, garson dalga geciyor sanir. Ama degil, cok ciddi!
Garsonun Shevy`ye bira getirdigini unutmadan ekleyeyim!!!!

Sunday, July 13, 2008

Bir Hard Disk Kazasi

Tum fotograflarimin ve yazilarimin bulundugu hard disk vefat etti. 5 gundur hic bi sey erisimim yoktur. Bugun yarin sonuc belli olur.
Daha once bir external drive`a back up yapmistim ama o da bozulmustu. Yani buranin mevsimi her seye sebze meyvelere yaptigi etkiyi yapmiyor ne yazik ki...
Bir kez de laptopumun uzerine yagmur yagmisti da vicik vicik laptopu kurutup calistirmistim... Kendisi hala da calisir.
Umarim yarin ertesi gun iyi haberlerle yazmaya devam ederim.
Mecburi tatilci oldum, affola...

-Bu arada bu kadar sakin yazdigima bakmayin, kendimi tokatlamak istiyorum ama elim varmiyor ;) -

Monday, July 07, 2008

Cocuk Askerler



Gecen hafta bir modern dans gosterisine gittim: End child soldiering...

Icim her turlu sizladi:

1- Cocuklarin basindan gecenleri anlatimi nedeniyle tabii ki -bu konuda yazdim daha once, geciyorum o yuzden-

2- Ne kadar yetenekli danscilarin oldugu ve hic bir sekilde dunyaya acilma sanslarinin olmadigi...

Param olsa, bu grubu Turkiye`ye, Avrupa`ya bir yerlere festivallere gonderirdim! Hayatlarinin en unutulmaz anini yasarlardi, kim bilir ne kapilar acilirdi onlerine :)

Kimse yanlis anlamasin, klasik muzigi severim, dinlerim. Fakat bana biraz Avrupa tekelinde bir muzik dali gibi gelir hep. Klasik muzik Afrika`dan ciksaydi, cikabilseydi, kim bilir ne dehsetli bir sey olurdu???? Burdaki futbol milli takimi bile maca cikmadan once, ayakkabi kiraliyor... Keman, piyano, cello bulmak hak getire!

Guliver Devler Ulkesinde...





Daha once her seyin burada bi garip buyudugunden bahsetmistim...

Buyrun iste...

Bir muz bi aileyi doyurabilir...

10 tane fasulyeyle guzel bi tencere taze fasulye yapilabilir...

Yilana Donusen Hayat Kadini

Gazetedeki super haberlerden birisi daha: Mbarara sehrinde gecen hafta bir adam bir otel odasina bir hayat kadiniyla girip cigliklar atmaya baslamis. Otel calisani yardimina kostugunda adami odada tir tir titrerken gormus. Adam demis ki `Beraber odaya girdigim hayat kadini kotu bir cindi. Once karima, sonra da bir yilana donup yol oldu` Adamcagiz (?) geceyi yakinda bir kilisede gecirmis ve ruhunu kurtarmis cinlerin perilerin elinden. Vah vah pek uzuldum, neye niyet neye kismet iste… Az kalsin kendisi sokulacakti!
Yalniz bu oyle cok anormal bi haber degil haaa… O kadar akilli oldugunu dusundugum, yanimda calisan Catherine bile yan komsunun hirsizlik yapan yardimcisindan bahsederken `Onlar Bati Nil kismindalar. Kabilelerinden herkes korkar. Boyle yaninda otururken birden maymuna donup dallarda ziplamaya baslarlar` demesin mi? Gulmekten yerlere yikildim, ama baktim, Catherine cok ciddi. `Catherine ne ictin sen?` dedim… Guldu, Allahtan espri anlayisi var da alinmadi…
Yillar once Galler Universitesinde dunyanin en zevkli konusunda master yaparken (Accounting, Economics and Banking ???!!! amman allahim, kabus!) ayni sinifta Tanzanyali bir arkadas vardi. Yurta beraber donerken onumuzden yurt mudurunun kedisi gecti. `Ne guzeeellll` deyip pesine takilinca arkadas beni durdurdu. `Onlar kotu ruh. Bizim koyde boyle yururken birdenbire yok oluveriyorlar.` dedi bayagi bi tirsmis bi halde. Ben yine ah ahah haaa diye guluyorum ne komiksin diye. Baktim ki O sadece korkuyla bakiyor tin tin tini mini hanim kediye. `Anneeeee, kimlerin arasina dustum` darken animsiyorum kendimi. Simdi sagim solum sobe bunlarla :)

Tuesday, July 01, 2008

Ozlemleri Azaltma Buyusu

Doktor Cuma da kimmis bana buyunun hasi yapildi Turkiye`ye bu gelisimde: Ozlemleri azaltma buyusu!
Dayanamadim artik ve paylasmaya karar verdim bana gelen hayatimdaki en guzel cam sakizi, coban armagani buyuyu… Gonderen kendisi isterse, iki satir yazar, ortaya cikar, buyu yapmaya devam edip paralari deste deste desteler. Istemezse, hayatimin en anlamli bu armaganini gondermis gizli, icli kisi olarak, dudaginin kenarina bir gulumseme ilistirir ve batan gunese dogru atini surer ;)
Hediye paketi ile gelen zarfin ustunde `Pigmelerle dans edebilmis kadina… Aslinda zor olmadigina inanmama yardimlarin icin…` der.
Icinde ise

`Ozlemleri Azaltma Buyusu:
`Memleket yemekleri gibisi yok` dememek icin lokumcu kagidi

Ege`nin mavisini ozlememek icin deniz kabugu

Ozlenen gunluk ayrintilara care olmasi icin ufak Iznik cinisi

Ince isler gonlu sizlatirsa diye igne oyasi

Yakinlari merak edip dualara gomulmemek icin Arapca yazili boncuk

Sevdiklerinle attigin Kristal kahkahalar hasret olmasin diye camli, zilli sus

Uzaktaki tanidik dokunuslara ozlem azalsin diye kece ve deri

Lodos, poyraz ve kar bir an akla duserse: kozalak

Uzaklardan bu kadar yakin oldugun icin cok tesekkurler… Karsiliginda el emegi goz nuru buyu yaptim sana. Umarim ise yarar J ` demis buyucu.
Ise yariyor buyucu, astim evimde aynanin yanina, ozlem mozlem kalmadi artik bende! Afrikali oldum ciktim…