Monday, March 31, 2008

Afrika`da Trafik




Hani tembellik yapip son kamp maceramizi yazmiyorum ya bi turlu... Bari parca parca yazayim dedim. Kronolojik siraya sokmanin o kadar da gerek olmadigina kendimi ikna ettim :-)

Kampa gittigimiz Queen Elizabeth Dogal Park`inda Albert ve Goerge gollerini birbirine baglayan kanalda bir tekneyle gezi yaptik. Ilk degil, daha once de bahsetmisimdir. Su kenraina gelen hayvanlari gormek adina cok keyifli bir gezi. Hatta bu gezide ilk kez bir fili yikanirken gordum. Girmis suya boyunu gecer mi gecmez mi bilmem ama bogazina kadar suyun icinde ama nasil mutlu! Kendini kaldirip kaldirip atiyor suyun icine, yan donuyor takla atiyor, ters donuyor takla atiyor...

Tekne turu bitince arabalarimizi park ettigimiz yere gittik ama yolda bir gariplik var. Trafik tikali, gidemiyoruz. Trafigin koccaman nedeni az sonra anlasildi: Kocaman bir su aygiri yolu ortalamis yavas yavas istedigi yerde durup otlaya otlaya ilerliyor. Arkasinda uzun bir konvoy olustu. Yanindan gecmek de cesaret ister su aygirlarinin. Sagi solu hic belli olmayan, su disinda da icinde de cok tehlikeli bu tombul sevimli hayvanlar. Teknede giderken kaptan soyledi, daha gecen ay iki balikciyi yemisler.

Teknenin kaptani ile de ayri guzel bir diyalogumuz oldu. 3 yil once turist olarak ilk geldigimde ayni kaptan vardi. Yalniz geldigim icin gidip yanina oturup uzun uzun sohbet etmistik Noel ile. Hatta sonra Uganda`ya geri geldigimde cektigim fotografini birisiyle gondermistim ona. Animsadin mi beni? dedim. `Animsadim tabii, kac kisi bana fotografimi gonderiyor ki... Herkes gidiyor, unutuyor` dedi. Yine yanindaki muavin yerini aldim, sohbet ede ede guzel bir gezi yaptirdi bizi. `Sen de beni unutmamissin` dedi. `Noel, senin ismindeki birisi unutulur mu? Bir sen varsin: Kaptan Noel, bir de Noel Baba var ama onun gercek olup olmadigi supheli` dedim. Cok guldu, cok hosuna gitti...Katarakt olup matlasmis gozlerinin icine kadar guldugunu gordum gibi geldi.

Tuesday, March 25, 2008

Sirtlanlarla Kamp Atesinde Sohbetler!


Paskalya tatili 4 gunu icine alinca, uzuuunnnn suredir yapamadigim ve cok ozledigim kamp hazirliklarini tamamlayip -cadir, termos, tabak, canak, uyku tulumu vs vs- kampa gittik. Kamp anilarini anlatacagim ama objektifime takilan su kareyi hemen paylasmadan edemedim. Goz kirpip, dil cikaran bir Uganda kob`u -bi tek Uganda`da yasayan br antilop cinsi, hatta Uganda bayraginda da yerini almis-
Amacim tam karsisindan guzelce bi foto cekip kirpiklerinin uzunlugunu da gosterecek bir portreydi. Ama once kacti, uzaklasti. Sonra da cektigim fotograflari incelerken bu muzip ve sevimli halini farkina varmadan cektigimi gordum. Bayildim...
Cok cok guzeldi kendimiz pisirip kendimiz yemek, butun gun gezmek, hayvanlari izlemek, orman yuruyuslerine ve tekne gezilerine cikmak, kamp atesi isiginda nargile icmek, sabahlara kadar yanibasimizdaki sirtlan seslerini dinlemek... Devami gelecek!

Thursday, March 13, 2008

Iyiyim, iyiyim...


Cok tesekkurler arkadaslar. `Acilarin cocugu` icin yazdiklariniz icin. Kendimi bi yere vurdugu kafasini annesine gosterip de `Anne bak uff oldu` diyen cocuklar gibi hissettim. Hani anne de sen kafani nereye carptiysan, gider orayi dover ya `sen ne yaptin benim cocuguma diye`... Hep beraber dovduk kafami gozumu carptigim yerleri, sagolun...

Iyiyim, iyiyim... Cok cok iyiyim. Parmak delik, kol bacak yara bere icinde de olsa cok iyiyim. Merak etcek bi sey yok. Hele her 3-4 ayda bir HIV, tifo, bilharzia (bobreklere yerlesen kuccuk kurtcuklarla ortaya cikan bir hastalik, az gelismis ulkelerin akan su kiyilari veya durgun sularinda yuzunce bulasiyor) vs vs testlerinden saglam cikinca daha da iyi oluyorum.

Merak edecek bi sey yok. Hepsinde negatifim, bomba gibiyim :) Kisa bi sure icin sakardim, o da gecti...
Nazar boncugu siparis ettim Ebru`ma, bana taaa Bodrum`lardan nazar boncuklari gonderiyor. Takip taksitircam dilek agaci gibi olana kadar... Sahtim, sahbaz olacam. Buranin takilari kesmiyor, bizimkilerden takacam :)

Tuesday, March 11, 2008

Acilarin Cocugu


Bugunlerde kendimi yerden yere vuruyorum. Yillardir biriktirdigim ne kadar sakarlik varsa yapiyorum.
Mesela bahcede kopeklerle oynarken, ayagimi burkup, bi de popo ustu dusup hem kolumun hem de bacagimin derisini yarim santim inceltecek kadar da siyiriyorum. Her taraf kan revan icinde, bacagimda hayatimda gordugum en buyuk morluk ve garip bir sislikle 5 gun topalliyorum. Hani boyle iskence gormus, sopalanmis kisilerin fotograflariolur ya oyle…
Ya da isyerinde dolap buyuklugunde dokme celikten yapma kasadan para alirken, birisi `Meltem!` diye sesleniyor, kafami ceviriyorum, `Efendim?` derken kendiliginden kapanan kapinin arasinda kalan parmagim koptu diye cigliklar atip buzdolabinin buzluk kismina sokup bakiyorum, kopmamis! Ic kanama geciren parmak sistikce sisiyor, sistikce icinde biriken kanla parmagimin zonkladigini gozlerimle bile gorebiliyorum. Bir saat sonra ebatinin iki katina cikan parmagin acisi dayanilmaz bir hal alinca klinige gidiyorum. Doktor bakiyor , `kan cok birikmis, akitip bosaltmamiz lazim.` deyince `parmagimi kestirmem` diye panik icinde disari cikmaya calisiyorum.
Ama unuttugum bi sey var; buradaki doktorlar `bush doctor` yani dogada, calida cirpida careler uretmek zorunda olan, Mc Gayver kilikli, mucit doktorlar… Doktor, `Sen baska tarafa bak, bi saniye bile surmeyecek.` diyor. Elindeki kagit atacinin ucunu acip cakmakla isitiyor, hop diye tirnagima kucuk bir delik aciyor… O delikten 4-5 saat boyunca kan sizip hem acim diniyor, hem parmak normal ebadina kavusuyor. Parmagimin ucu halen hissiz iki hafta sonra bile ama yavas yavas dokunma hissi geri gelmeye basladi.
Lamu`dan gayet keyifle geldigim gece yarisi gozumun icinde cam kiriklari var gibi bir aciyla uyaniyorum. Sol gozum sismis, kanlanmis, uyku olasi sey degil… Doktora gittim hemen ertesi sabahi zor yapip. Doktor `Lensler cikacak, her iki goz de gunde 4-5 kez ilaclanacak. Tek gozun sisti simdi ama digerine de sicrayacak. ` diyor. Ise geri dondum. Hem goremiyorum, hem aci cok fazla. Geri gittim klinige. Bu kez doktor uyusturucu bir damla verdi ve gozumu bandajladi. Korsan gibiyim.
Bu aralar ters giden bi seyler var ama bitmistir diye umuyorum.
Kolum, bacagim iyilesti. Kalca kemigim kirmadan yara izleriyle kurtardigima seviiyorum.
Parmak delik, azcik kan oturdu, ama hem kopmadigina seviniyorum, hem de doktorun garip mudahelesi ile dusmeyecek bile.
Gozlerim iiyilesti de lens takmaya basladim bile.
Hepsi bu kadardir umuyorum.

Sunday, March 09, 2008

Masai Mara`yi Kaybedebiliriz...


Gecen hafta bir email geldi, aynen yayinlayacagim ama ozet su: Secim sonrasi Kenya`ya ortaya cikan olaylar neticesinde Kenya, turizm gelirinin en yuksek olmasi gereken sezonda bos kaldi. Su an, Masai Mara`da ac kalan yerlilerin aslan avina ciktigina dair haberler geliyor acliktan, caresizlikten, atalardan dedelerden kalma yasal olmayan aliskanliklarla...
Gelen mektup soyle:
`Hello Everyone,
I hope you don't mind, but I'm contacting you because you chose to support the Gorilla Protection cause in Congo, and now I'm in desperate need of some like minded people to help raise awareness for the Mara Triangle in Kenya's Masai Mara.
The post election violence in Kenya caused a collapse in tourism, and the Mara Conservancy, a non-profit dependent entirely on park entrance fees paid by tourists, is now critically underfunded. So far we have relied on kind donors, but in the middle of March this money will run out and crucial park operations like de-snaring and anti-poaching patrols will have to be stopped. Already night patrols have stopped as well as the cattle compensation scheme - recently locals have been tracking lions with the intention to kill.
Time is desperately running out. Rangers here are the last line of defence between poachers and the rest of the Masai Mara, should patrols stop then one of the world's most beautiful places will be under serious threat.
.....
To help raise awareness you can join the Facebook cause: "We could lose the Mara", and then tell all your friends: http://apps.facebook.com/causes/view_cause/60491
Thank you, and please feel free to message or email me with any further questions.
Will Deed
Mara Triangle,
Kenya`
Fotograftaki Masai Mara`nin yerlilerinden olan gencin kafasindaki aslan yelesinden yapilma. Dedesinden kaldigini soyledi bana. `Artik aslan avlamiyoruz, aslan gormek icin gelen turistlerden gelir elde etmeye calisiyoruz` demisti. Su an henuz turist olmadigina gore, taze aslan kurku gorursek sasirmayacagiz galiba.
Yazik!

Wednesday, March 05, 2008

Simitci Geldiiiiii!!!!



Bloguma Aysun adinda bir bayan mesaj birakmis, `Uganda`ya geliyoruz.` diye. Emaillesmeye basladik, geliyorlar hem de 15 kisi civari. Kusadasi Lions Dernegi her yil boyle `off the beaten track` yani herkesin gitmedigi yerlere goturuyormus. Bu yil Uganda varmis planda.
Uzun uzun emaillestik. Sitma hakkinda, Ebola hakkinda, ne yenir ne icilir, yanlarinda ne getirsinler, ne giysinler diye… Sonra konu benim ne istedigime geldi. Her gelenden istedigim
klasik listeyi yaptim: Kitap, antep fistigi, tulum peyniri, sucuk… Ama Aysun o kadar icten ve samimi ki `O kadar kisiyiz ne istersen valizlere sigar, illa ki getirelim daha ne varsa istedigin` diye israr ediyor.
Peki, listeme burda 3 aylik bebegi olan bir Turk arkadasim icin bebe vitamin suruplari ve gaz onleyici caylari da ekledim. `Daha? Bu kadar mi?` deyince Aysun dayanamadim: Simit! Simit istiyorum! Turkiye`den en cok ozledigim sey SIMIT! Hani hali hazirda tulum peyniri de getirmisken, simit de olsa yaninda, boyle cay bardagina simiti bandirip, cayin icinde susam taneleri birakip o cayi igrenc bi hale getirip simidimle tulum peyniri yesem!!! Offf ki ne off!
Olur dedi! Havalara zipliyorum!
Telefon numaralari degistik, bekliyorum bu cilgin grubun Uganda`ya gelmesini…
Geldiler, bulustuk… Yaslari 25-50 arasi degistiren coluklu cocuklu gencli ihtiyarli (Amman kimse alinmasin haaaa… Lafin gelisi! ) kalabalik bir grup! Gozlerime inanamiyorum! O kadar keyifli bir grup ki!
Bulusur bulusmaz haftada sadece bir gun olan Uganda`nin tum bolgelerinden dans gosterisinin oldugu Ndere Center adindaki yere goturdum tur araclarini pesime takip. Ne kadar eglendik, dansettik! Popoma maymun kurkunden bir sal bile taktim sallaya sallaya fenalik gecirene, midem bulanana kadar… O kadar hayattan keyif almayi, gezmeyi bilen, kalender bir grup ki bir an `Keske` dedim `devamli boyle gruplar gelse buraya, ben de ellerimle gezdirsem!`
Iki aksam beraber gezdik, sohbet ettik, cok isindik birbirimize… Ikinci gunun sonunda safarilerine dogru yola cikarken bile icim burkuldu, mizildandim `ama ben alisivermistim size` diye… Donuste de dogrudan havaalanina gittikleri icin bir daha gorusemedik ama bu is burada bitmedi. Bir gun bir yerde mutlaka bir daha bir araya gelecegiz :)
Bana da onlardan geriye bu guzel fotograflar ve bir email kaldi.
Gelmeden once de daha emaillerinde kanim isinmisti Aysun`a, gelince sevdim, simitleri verince taptim, su emaili alinca da agladim:
`Meltemcim canim,
Yorucu bir o kadar da heyecan verici bir geziden donduk, ama ben istanbulda kaldim hala eve donmedim.
Canim arkadasim,seninle tanismak seninle birlikte olmak ve seni arkadaslarimla paylasmak oylesine heyecanliydi ki anlatamam. Sicakligin icimizi doldurdu ve tum gezimiz boyunca senden ve guzelliginden bahsettik.Taaa dunyanin bilinmez bir kosesinde internetten tanisarak senin kadar seker bir arkadasim olcagini hic hayal etmemistim,o ilk telefonunda sesini duydugumdaki heyecanimi anlatamam.
O kadar guzel resimlerimiz var ki eve doner donmez sana gonderecegim , seni tanimak ,Ugandanin Kampalasinda sizlerle birlikte olmak hala ruya gibi.
Ben, keske daha uzun sureler beraber olabilseydik diye dusunuyorum, ne kadar az gorusebildik ama sen olmasaydin o ilk gecemizdeki Ndere gosterisini gormeyecektik zaten o da ilk ve son gosteriydi Uganda da gordugumuz.
Ben simdilik seni o guzel yanaklarindan opuyorum,gulen yuzun hep gulsun dileklerimle.
hersey icin tesekkur ediyorum
Aysun `
Aysuncum,
bana taaa nerelerden ne aktarmali ucaklarda yaninda tasiyip getirdigin 0 5 simit benim icin ne kadar degerliydi anlatamam. Baksana, simidimle hatira fotografi bile cektirdim. Seni o simitler kadar cok seviyorum!