Sunday, November 16, 2008

Namibya`nin Garip Bitkileri 1: Welwitscha


Namibya`nin garip bitki ortusunden bahsedelim biraz. Iklim ve cografya bu kadar garip olunca, sanirim bitkilere ve hayvanlara da bulasiyor bu acaip olma hali.
Ilk garip bitki, Welwitschia mirabilis. Welwitschia, dunyanin sadece ve sadece burasinda yetisen cok ozel bir bitki. Aslinda bu bitkiyi birbirine cok yakin zamanlarda iki kisi kesfetmis ama Avusturyali Friedrich Welwitscha, daha cabuk davrandigi icin isim babasi olmus ve digeri de –bakin adini bile kimse animsamiyor- avucunu yalamis, acele ise bu kez seytan karismamis.
Bitkinin, topraktaki govdeden cikan sadece iki yapragi var. Bana kalsa diger bilim adaminin hatirina bir yapragin adini Welwitscha, diger yapragin adini da diger adamcagizin adini koymak lazimdi. Cika cika iki yaprak cikinca, tabii ki hem hayvanlarin zarar vermesi hem de ruzgarlardan bu yapraklar fena halde zarar gorup kirpik kirpik oldugu icin aslinda cok daha fazla yapragi varmis gibi gozukuyor. En buyuk ve yaslisi 1500 yasinda olan bu bitki, aslinda pek guzel bir bitki bile degil ama yasina gosterilen saygidan olsa gerek –ki hepimiz oracikta oylece yerde yatan bitkilerin yasinin 500, 600, 1000 yil oldugunu ogrendigimizde birdenbire gozumuze guzel gorunmeye basladi.
Bir baska garip ozelligi ise bitkinin erkek ve disi olarak iki cinsiyette olmasi ve bu cinsiyetlerin kolayca ayirt edilmesi. Erkegin cicegi, disinin ise kozalagi var. Disi ve erkek ayri ayri olunca, ciftlesme ve bebeklerinin olmasi –bir bitki bu kadar acaip olunca terminoloji gariplesiyor- tamamen ruzgara bagli! Tozlarin, tohumlarin ucusmasi, bulusmasi ve birlesmesi bana sorarsaniz koskoca colde tamamen raslanti ve ayri bir mucize! Ilk kez 20 yasindayken bebekleri olabiliyormus ve ruzgarla ciftlesen bu bitkinin yavrularinin buyumesi de tamamen yagmura bagliymis.
Su gereksinimini geceleri coldeki sisten karsilayip gunduz bir damla su bile buharlasmasin diye kapanan bu bitki, buhari yapraklari araciligi ile govdeye ulastiriyor. Yapraklarini gunduz elleyebildigim icin bana sorarsaniz, aslinda Welwetschia diye bir bitki yok! O kadar sert bir plastik dokusu var ki insan yapmasi, plastik deseler inanmak mumkun!
Yilda, sadece 1 cm buyudugune dair bilgiyi alinca anliyoruz neden bu yasli bir bitkinin 1000-2000 yasinda olanlari buyuyerek tum colu kaplamamis. Hele ilk yillarda buyumesi iyice yavasmis: 10 yilda 2.5cm!

Foto1: bu fotodaki bitkiye bakip `aman bu olsa olsa 100 yasindadir` demeyin, bitkinin yapraklarini yuzyillarca ruzgar ve hayvanlar yipratmis.
Foto2: Welwitscha`nin hemen yakinindaki bir kayada gordugum komsusu

11 comments:

Nenoni said...

Ööylece yerde yatan şu bitkinin yüzlerce yıl yaşında olduğuna kim inanır.Ne garip yaşam formları var şu dünyada..

Siminya said...

nasıl oluyorda erkek bitki çiçekli çiçekli, dişi bitki kozalaklı bitirim abi ? hiç olmuş mu ? :))

Brajeshwari said...

Doğa işte..Her zaman saygıyla eğilinir önünde..

pigmelerle.dans.eden said...

erkekler dogada hep daha gosterisli, suslu, disiler ise hep daha islevsel degil midir zaten, Siminyacik? Sadece insanlarda tersi sanki doganin: Erkek ne yapsa kabul, sac-sakal trasindan ileri gitmez kisisel bakim ,ama kadin kremler, sampuanlar icinde yuzer -yani genelde-
Daha ne bitkiler var Namibya`da... Anlatcam :)

Efe Coşan said...

Bu bitki gerçekten çok enteresan. Ama bana kendi coğrafyamızdaki çok daha enteresan bir bitkiyi hatırlattı; incir!

İncir ağacının da tıpkı bunun gibi erkeği ve dişisi vardır. Erkek ağaç da dişi ağaç da meyve verir. Ancak sadece dişi ağacın meyvesi yenir ve o da ancak döllenecek olursa.

Bu döllenme ise rüzgâr ya da arılar yoluyla olmaz. Dişi incir meyvesinin erkek meyvenin polenleriyle döllenebilmesi sadece incir sineği (ilek) adı verilen özel bir sinek sayesinde olur. Bu işleme de "ilekleme" denir.

Erkek çiçek de dişi çiçek de ayrı ağaçlarda ve kapalı meyvelerin içinde olduğundan tüm marifet, erkek meyvenin içinde yumurtadan çıkan incir sineğindedir. Bu sinek o sert kabuğu delip çıkar ve dişi meyvelere uçar. Dişi meyvenin kabuğuna iğne batırmak bile zor olmasına rağmen üstüne üstlük bu 2-3 mm'lik sinek bir dokunmayla bile can verecek narinlikteyken, bu kabuğun altına girer ve erkekten çıkarken üstüne bulaşan polenleri dişiye taşır.

Bu muhteşem olay bu kadarla da bitmez. Döllenmeyen dişi meyvelerin döküldüğü gibi, içindeki sinekleri salan erkek meyveler de dökülür. Peki ömrü sadece birkaç gün olan incir sinekleri bir sonraki sene yeniden doğabilmek için yumurtalarını nereye bırakacaklardır?

İşte tam da bu erkek meyveler dökülürken ağaç yeniden çiçek verir ve bu senenin işini bitiren sinekler gelip bu çiçelere yumurtalarını bırakır, bir sonraki senenin neslini hazırlarlar.

Tabii ki bu çiçekler bütün bir sene ağaç üzerinde kalamazlar. Sonbaharda bunlar yarılır ve sinekler dışarı çıkar. Bu sırada yeni çiçekler oluşur ve sinekler buraya yeniden girip yumurta bırakır. Bunlar bütün kış orada kalır ve ilk baharda yeniden çıkarlar. İlk Baharda yeniden oluşan çiçekler yumurtaları yeniden alır ve yazın meyve verene kadar son kez onları ağırlarlar. Yani erkek kendini defalarca çiçeklendirerek sineklerin ömrünün devam etmesini sağlarken sinekler de erkeğin polenlerini dişiye taşıyarak onun o güzel yemişlerinin ortaya çıkmasını sağlar.

İşte bir incir meyvesinin oluşumu tüm bu mucizevi işleyişe bağlıdır. Blogunuzun müptelası oldum ve birçok tanıdığımı da aynı şekilde blogunuza müptela ettim. Umarım sizin bana kattığınız bu harikulade bilgilere karşılık ben de size bilmediğiniz bir şey verebilmişimdir.

İçinizdeki sevgi hiç bitmesin.

pigmelerle.dans.eden said...

Cok tesekkur ederim Efe!
Harikasin...
Cok sevip de 3 yildir yiyemedigim incirin de meger bilmedigimiz ne ilginc taraflari varmis!!!
Bilgilendirdigin icin cok sagol :)

angelica said...

böyle garip bir ağacın tekin olmaması -öyle denmesi- normalmiş. :)

fish said...

allahım ne zahmetli ömürler var şu dünyada ...

2000 yıl ne demek...fosil mi bu yaaa...

cosane said...

Bizim İzmir'de bir de bardacığımız vardır. Bilmeyenler "Aman bu İzmirliler de her şeye farklı bir isim takar. Bu bildiğimiz incir işte" derler ve hoppadana diye büyük bir yanlışa düşerler :)) http://www.agaclar.net/galeri/files/33-1156783477.jpg

Resimdeki bir incir değil, bardacıktır. İçi kıpkırmızı dışı yeşil ve tadı bal gibidir. 3 yıldır yiyemeyenler bu yaz hasret giderirler inşallah :)

Ayrıca, birçok meyvenin asıl faydasının çekirdeğinde saklı olmasına alıştık ama İncir'de durum biraz farklı. İncirin tüm faydası çekirdeğinde saklı. Özellikle kuru inciri yerken her bir minik çekirdeğini kıra kıra yemeliymişsiniz. Ben bunu öğrendiğimden beri tek bir kuru inciri 8-10 dakika arasında bitiriyorum :))

Konudan sapma için özür dilerim ;)

funda said...

ben bu bitkiye şaşırırken efe coşan incir hakkında beni daha fazla şaşırttı çıt çıt dişlerimin arasında çıtlattığım incirin bak sen şu hikmetine...

Nilambara said...

Bu ilahi düzene hayran olmamak mümkün değil... Welwitscha'nın hayatta kalma mücadelesine, yaşama dört elle (pardon 2 yaprakla) :) sarılışına... önünde saygı ile eğiliyorum...
ve bundan böyle herbir incir, samimiyetle söylüyorum ki yenmeden önce derin saygı ile onurlandırılacak mutlaka...