Thursday, November 06, 2008

30 Eylul – Namib Colune Dogru



Sabah kahvaltidan sonra Wild Dog Safari firmasindan beni almaya geldiler. Arabada yasli bir cift daha vardi: Aslen Polonyali ama Amerika`da Dakota`da yasayan ama su an Botswana`da makine muhendisligi fakultesinde gecici olarak 4 ayligina calisan bir professor ve esiymis.
Gezinin ilk uc gunluk kisminda 11 kisi oldugumuzu ogrendim ama onlarla safari firmasinda bulusacagiz.
Safari firmasina ulasinca, bana bu tur hakkinda sordugum 3000 soruya cevap vererek, vize problem nedeni ile 9 Eylul`deki safariye bir hafta kala iptal etmem konusunda hic bir sey soylemeyen, Zambiya vizesini benimle beraber heyecanla bekleyip bu geziye 3 gun kala beni gruba dahil eden ve odememi o gune kadar geciktiren Eldro isimindeki bayan mi erkek mi oldugunu bilmedigim kisiyi aradim once. Bulunca da soyle saglam bir sarildim. Kizcagiz sasirdi bayagi bi ama saskinligi gecince o da azcik bana sarildi.
Namib colu grubumuz soyle:
1- Ben
2- Dunku tanistigimiz –hani taksi paylastigimiz- Italyan cift: Catherina ve Claude
3- Polonyali cift
4- 4 tane gencecik Alman kiz
5- Italyan, adini bile ogrenemedigim, cok sessiz, icine kapanik bir genc cocuk
6- Kanadali, devamli yuzune avuc avuc krem suren ve o kremi yuzune iyice dagitmayip hep sakaginda ve yanaklarinda yogurt gibi birakan 50li yaslarda bir kadin, Vanessa (O kremin o yuzde oyle birakilmasi gerekmis ki bebek gibi bir yuzu var Vanessa`nin)
7- 40li yaslarda, Amerika`da yasayan, aslen Romen, cilgin mi cilgin, gezmeyi cok sevdigi icin 6 ay calisip 6 ay gezen bir deli kadin, Pina, hem de cadir arkadasim…
Windhoek`ten cikmadan once su vs almak icin once bir supermarkette durduk. Ben icecek bi seyler alip hemen ciktim, malum bugun bayram. Kapsama alani disina cikmadan annemi, babami arayayim, ese dosta bir mesaj gondereyim degil mi?
Kisa bir sure sonra yola cikildi. Yollar cok duzenli, cok guzel derken bir sure sonra asfalt bitti, ama stabilize yollari bile duzgun. Bazen cok titretiyor ama o da yol masaji olsun sirtimiza, bacaklarimiza…
Namib Colu`ne ve Atlantik Okyanusuna dogru yolumuza devam ederken, Eros Daglarinin (adi bile guzel :0), Naukluft Daglarinin ve Khomas Hochland alanini gecip ciplak manzarayi izliyoruz. Her tarafta cali cirpi, agac var ama renk tutmuyor: Boz… Yani agac bile agac gibi degil, boz…
Rehber soforumuzun adi Emmanuel. `Aman ha!` dedim kendi kendime `En son Emmanuel adinda bir rehber benim aklimi celmisti Uganda`ya yerlesmek icin, o kadar cok sevdirmisti ki bana Uganda`yi, sonuclar ortada!` Ikinci bir Emmanuel vakasina gerek yok.
Saatlerce issiz yollarda, sari-kuru-kahve renkleri arasinda ilerledikten sonra gordugumuz ilk mavi-yesil yerde durduk. Kurudugu icin gol haline gelmis bir nehrin kenarinda ogle yemegi molasi verdik.
Bu arada aracimiz cok rahat. Once biraz kamyon gibi gozuktu ama icinin rahatligina, havadarligina, genis goruz acisina ilk bakista goremedigimiz fonksiyonlari da eklenince bayildim : yandan bir kapak acildi, ordan katlanmis, kocca bir masa cikti, baska bir kapak acildi, 15 tane sandalye cikti. Bir metal kutunun disinda isiklar yanip sonuyor, o buzdolabiymis. Bir anda felaket bir masa oyle bir donatildi ki tarafimizdan, ben bile anlamadim o kadar sey nerden nasil hazir oluverdi diye. Salatali, sunlu bunlu, akla gelen her tur soslu bir acik bufe sandvic cafesi kuruldu sanki. Bir tupe 70 cm uzunlugunda bir demir boru monte edilip ustundeki ocakta da su kaynayinca, cay kahve servisi de basladi. Su mu? Su da safari aracimizin su deposundan geliyor…
Goldeki pelikanlar ve diger kuslarin dansi izlenerek yemekler yendi. Ben bir de gol etrafinda kucuk bir yuruyus yaptim. Sonra rehbere etrafta vahsi hayvan var mi diye sormayi unuttugum aklima geldi. Geldi ama ilerde caliliklarin icerisinde bir sey kimildayip hisirdadiktan sonra geldi. Bir sey olsa soylerdi, pelikan saldiracak degil ya deyip calilara dogru yaklastigimda iki tanecik esekle goz goze geldik. Kulagima kupe oldu, bir daha sormadan yuruyuse cikmam, her seferinde esek olmayabilir di mi ama?
Solitaire adinda cok cok kucuk bir kasabadan benzin alip yolumuza devam edip aksam uzeri kamp yerimize vardik. Hava kararmadan cadirlarimizi kurduk, Pina daha once cadir arkadasi olmak uzere beni ayarlamisti, hemen ikimiz cadirimiza yerlestik.
Agama Kampi, daha bir yil once insaati tamamlandigi icin varligindan pek haberdar olunan bir yer degil ama pek sevimli. Gruplar icin birbirinden ayri, duslu, tuvaletli, barbeku yapmak icin ve kamp atesi yakmak icin kucuk duzenekleri olan gayet guzel, yuzme havuzu ve bir de kucuk bari ve gunesi batirmak icin terasi var.
Fantastik duslu bir banyoda cok guzel bir dus aldiktan sonra Polonyali Anna ve Yurek ciftiyle beraber gunesin batisini izlemek icin barin ustundeki terasa gittik. Yurek, Turk oldugumu ogrenince gururla soyledi ismini: `Adimi cok begeneceksin: Yurek` Evet, adini da, kendini de, esini de cok sevdik Yurek`in.
Daglarin renginin morarmasini izleyerek, gunese ve sapsari savana karsi birer sarap ictik.
Kamp yerine dondugumuzde misler gibi kokular sacan tencereler bizi bekliyordu.
Ahcimiz Manfred, pek havali bir gencecik cocuk: Saclar Bob Marley, gozlukler David Beckham, parfum Jean Paul Gaultier… Ama saci, basi, hepsi helal olsun, pek de marifetliymis.
Ertesi gun sabah 5te uyan ip Namib Colunde kumullarin uzerinde gunesin dogusunu izleyecegiz ya hemen yattik. Bir gun o nceden cok uykusuz oldugum icin hemen uyumayi umit ederek saat 8de cadirima daldim.


1. foto: Solitaire kasabasindan bir goruntu (Solitaire bildiginiz bilgisayardaki oyun Solitaire gibi)
2. foto: Sociable Weaver kusunun (Sosyal dokumaci kusu diye mi cevirsem) yaptigi yuvalar her yerde: Kendi caplarinda apartman insaa etmisler sanki.
3. foto: Beyaz ve yasli gibi gorunen bir agac sapsari savanin ortasinda
4. foto: Dus icin bir boruyu kesip digerine lehimleyip bir de delik acmislar, al sana fistik gibi dus basligi!
5. foto: Super aracimiz ve ben!

5 comments:

Mehtap said...

Canim arkadasim... Beni masamdan kaldirmadan goturdugun yerler, kurdurttugun hayaller, yuzumde olusturdugun tebessumler icin pek cok tesekkurler. Seni cok seviyor ve de gurur duyuyorum. White Masai iyi gidiyor Muzungu :))

pigmelerle.dans.eden said...

Guzel Mehtabim,
O masadan bi kalksan...
Gecen gun cep ajandama 9 Haziran tarihi ile Turkiye`deyken bana supriz yazdigin notu buldum, agladim be yaw!
Ben olmusum yetim burada zaten!
Bir de yazdigin not...
Tuz biber :"(

balanne melike said...

SENİN GİBİ YETİM ANASI NASIL YETİM KALIR? BANA ANNE DİYEBİLİRSİN 3. KIZIM DA SEN OLUVER GARİ:)) SEVGİLER...

LiNgEr said...

yazının devamını ve fotoğraflarını sabırsuzlıkla bekliyorum. öpmek çok çok çok çoooooook.

kıyak said...

-şşş kalk abla Taksim'e geldik.
rüya gördün herhal
afrika, mafrika sayıklıyodun
-hoop abla münibüsün parasını, indiragandi yapma.