Tuesday, November 25, 2008

3 Ekim: Okonjima yolu


Nerde kalmistik? Uzuri Guest House`un Wild Dog Safari firmasi tarafindan uyarilan sahibesi Lolita, beni elinden geldigince simartip tepesine cikartiyordu en son, degil mi? Camasir ve internet servisini bedava verip kralicelere layik bir kahvalti da hazirlamisti ki safari firmasinin Kuzey Namibya turum icin yola cikmak uzere beni erken almaya kalkmasiyla hersey bogazima dizildi. Cignemeden yutulan bir kahvalti ile yola ciktim.
Arabada benden once alinmis, 20lerin sonunda veya 30larin basinda mi yoksa 40a yakin mi oldugunu bir turlu anlayamadigim, kocaman kahverengi gozlu, kumral, sifir makyaj veya bakim, tecrubeli turist edalarinda, once beni suzup sonra yokmusum gibi devamli soforle sakalasan Isvicreli Helen vardi. Kelimeleri teker teker soyleyip garip heceleri vurgulamasi benim ya kendinin ya da karsisindakinin ozurlu oldugu hissini uyandirsa da `Bana ne?` deyip kendi dusuncelerime daldim.
Ofiste bir onceki gezideki cadir arkadasim Pina ile karsilastim, Botswana ve Zambiya`ya geciyormus.
Sonra bizim ekip belirdi:
1- Meine liebe Schwesterin –yani bir onceki gezide de beraber oldugumuz 4 Alman seker mi seker hemsireler- : Elizabeth, Jessica, Irene ve Sanannah
2- Israilli bir cift: Dana ve Rudy: Balayindalar aslinda ama British Airways Dana`nin valizlerini kaybettigi icin safari firmasinin hediyelik esya bolumunden bir kac tshirt, gomlek vs alip esyalari bulunur umidiyle yola ciktilar.
3- 2 kiz, 1 erkek 3 Ingiliz arkadas: Namibya`da cita, aslan ve Afrika vahsi kopegi projesi icin gonullu gelmis, calisan gencecik, sevimli, kendi halinde 3 kisi
4- Bir garip yasli Alman kadin: Anna. Alzheimer`i var galiba. Bir de devamli kendi kendine konusur gibi bir hali var. Dediklerini ne Almanlar dinliyor, ne de ben duyabiliyorum, kime konustugunu anlamadan bakiyorum kadincagiza ama genelde bi seylerden sikayet eder gibi durdugu icin fazla yaklasmak da istemiyorum. Sikayet eden turist profile bana uymaz, gerekmez. Tatildeyken tas olsa yerim, nerde olsa yatarim…
5- Isvicre`de yasayan ama aslen Italyan Conci: Sevimli, kendi halinde, Italyancadan cok Alman aksaniyla azcik Ingilizce konusabilen bir kizcagiz.
6- Helen: Sabahki arabadaki Isvicreli Helen
7- Angie: Cok felaket bir Ingiliz aksanina sahip, kendi halinde gibi duran ama herseyi beynine yazar gibi bakan, cimbit bir sari sac-mavi goz kombinasyonu
14 kisiyiz. Bu seferki rehber soforumuz Gabriel ve yardimcisi Matthew. Gabriel`le ilgili ilk izlenimimiz ne yazik ki dogru cikiyor: Cok iyi, cok yardimsever, iyi bir sofor ama iyi bir rehber degil. Biz de eli kitap tutmayan, gozu gormeyen, tembel tipler degiliz ama bazi seyler kitaptan ogrenilmiyor, bunu da biliyoruz artik. Kendi cabamiz haricinde Gabriel`den bilgi almak pek mumkun degil gibi duruyor. Ama bende ve Rudy`de cok guzel kitaplar var Allahtan da okuyup okuyup aydinlaniyoruz.
Ilk gun yol kenarinda bir agacin altinda oglen yemegimizi hazirlayip yeyiverdikten sonra Africat Projesi kamp yerinde hem proje hakkinda bilgi alip hayvanlari gormek icin hem de projeye gelir saglamak amaciyla kurulan kamp yerinde konaklamak uzere Okonjima`ya dogru yola devam ettik.
Ogleden sonra 2 civari kamp yerine ulasinca once cadirlari kurmaya basladik. Bir onceki gibi iki kisi bir cadiri paylasacak diye rehber duyurusunu yapti.
5 tek bayan var, 2si sozlesmis arabada. Benim de gozume tek basina cadir kurmaya kalkan Helen ilisti. `Tek basinaysan ben kalayim mi?` dedim ama daha soylerken icimi garip bir his kapladi bu soruyu bu kadina sormamaliydim diye. Tamam dedi, ben de esyalarimi cadira tasidim, cadiri kurduk kurmasina ama sevimsiz bir diyalog basladi aramizda:
Helen : Benim dizim sakat, tek tarafa donup yatabiliyorum. Sagda yatarim.
Ben: Ok, dert degil.
Helen: Gece cok gurultu yapiyorum ama
Ben: Oldu.
Helen: Cok da zor uyuyorum zaten.
Ben: Hay allah…
Helen: Bu gece ok ama diger geceler cadiri senle paylasmasam bana kizar misin?
Ben: Ne? Cadirlari iki kisi paylasiyor ama???
Helen: Ben cadirimi kimseyle paylasmaktan hoslanmiyorum…
Ben de dahil herkes: Sessizlik…
Daha sonra ben: Nasil?
Helen: Kisisel olarak alma ama cadirimi paylasmaktan hoslanmiyorum.
Nerden o cadir senin cadirin oldu ben anlamadim ki? Safari firmasinin cadiri! Etraftakiler Helen` e diktikleri bakislari ondan ayirip islerine devam ettiler.
Ben: Keske soyleseydin de hic gelmeseydim…
Helen: Bu gece icin dert degil ama yarindan itibaren tek basima kalmak istiyorum cadirimda.
Tovbe tovbe…
Verecek o kadar cok yanit var ki simdi bu kadina!
Paylasim, isbirligi gibi duygularin hat safhada olmasi gereken bir ortamdayken bu kadar `kendi merkezli` olmak ve bu kadar bencil bir istek cok garip geldi. Sanki evine zorla girmis de kendini misafir ettirmis bir istilaci gibi hissettim kendimi.
Yol cok uzun ve cok sicak oldugu icin hepimiz ya erimis ya da erimek uzereydik. Alman kizlarla o vahsi doganin ortasinda nereden geldigi belirsiz bir sekilde ama serap gibi duran havuza bir daliverelim dedik. Buz gibi su o kadar iyi geldi ki…
Az sonra Africat projesini bize tanitacak olan bir rancer ile uzun bir geziye cikacagiz.
Haaa, bu arada ben Gabriel ile Matthew`a sordum fazla cadir var mi diye… Nedenini sorduklarinda anlattim ve kesinlikle Helen ile kalmak istemedigimi soyledim. Matthew ile Gabriel bana kendi cadirlarini verdiler. Cunku kendileri aracin uzerinde yildizlari izleyerek uyuyorlarmis zaten J
Havuzdan dondugumde cadirim hazir kurulmustu bile. Esyalarimi Helen`in cadirindan alip kendi cadirima gotururken Helen geldi: `Aaaa, ne yapiyorsun?` dedi, acikladim. `Ama ben seni kovmak istemedim ki bu gece kalabilirdik` dedi. Ben de `Kovmak istememis olabilirsin, ama pek de misafirperver davranmadin. O yuzden hem cadir da bulmusken hic gerek yok seninle ayni cadiri paylasmaya` Hem bu senin icin degil, ben cok rahatsiz oldum artik` deyince cok bozuldu. Ingiliz Angie`nin dudaginin kenarinda `oh lafi iyi oturttun` der gibi bir kivrim, gozunde `daha soylenecek cok laf var bu Helen`e` der gibi bir kivilcim gordum ve o andan itibaren Angie`yi cok sevdim…
Az sonra Africat projesi ve minyatur Leonardi Di Caprio!
1.foto: karinca yuvasi ve kucucuk ben (goreceliydi hersey degil mi?)
2.foto: kamp yerinin sevimli tuvalet levhasi ve yaninda meine liebe Schwester`lerden Elizabeth
3. Kampimizin guzel dusu

11 comments:

asiçiçek said...

yaaa bende gelmek istiyorum afrika'ya söylediklerimi şaka olarak algılama sakın senin yaşadığın hayat tarzı aslında benim yaşamak istediğim oraya gelebilmem için nereye başvurmam gerekiyor..
bu arada her zamanaki gibi mükemmel yazmışsın saol

GulsibrA said...

şiddetle Helen'in fotografını görmek istedim içten içe. dediğin gibi herkesin birbirine sırt vermesi gereken öyle bir ortamda Helen'in tavrı şaşırttı doğrusu. Çadır bulabilmen isabet olmuş, ama bulamasaydında diğerleriyle yıldızları izlerkende uyumak fena olmazdı hani ;)

Çiğdem said...

Bi de şu Helen' i görsek de yüzüne karşı sövsek... :) Tövbe tövbeee

Brajeshwari said...

Bazen insanları ister Afrikaya, ister uzaya yolla illa kabalık yapabiliyorlar ya:)

Yine keyifle, seyahate çıktık seninle.O duşta, duş bile aldım hayalimde...

balanne melike said...

Karınca yuvasının hemencecik yanına taşısaydın helen'in çadırını da sabaha ayaklarının yarısı yenmiş sinüslerine de koloni kurmuş karıncaları izlerken uyansaydı...Pek hainim yahu..Neyse sen kendine has uslubunla hakkından gelmişsin ...bravo.

cosane said...

:)) İşe bak! Resmen ben de sinir oldum Helen'e. Yazıyı okuduğum müddetçe "hah işte bir foto. Helen görünüyor mu?" diye baktım tüm fotoğraflara. Tabii nafile olduğunu yazının sonunda anladım :))

Kimbilir Helen'in kendi içinde, çözemediği ne sorunları var ki sana bu şekilde davranıyor. O sırada onun amacının sizi üzmek olduğunu sanmıyorum. Olsa olsa içinde karşı konulamaz bir bencillik vardır.

Bu arada, şu girdiğiniz havuzun bir fotoğrafı yok mu? Çok merak ettim nasıl bir şey olduğunu.

Bir de, o karınca yuvası aktif olamaz mı? Onun içindekiler Kızıl Afrika Karıncası olamaz mı? Ne cesaret gidip de yanında poz verdiniz öyle? Siz öyle dururken "Ablacım sen pozunu bozma dur öyle" deyip seni heykel gibi devirip götürür vallahi o kızıl karıncalar. Sonra yuvalarının içinden enstantaneler de görürdük artık :))

Anonymous said...

hiç hoşlanmadım Helen'den.iyi yapmışsın haddini bildirerek.
Bu arada resimler harika...O koca tepeciğin karınca yuvası olmasına çok şaşırdım.Ne acayip!...
Sevgiyle kal.
bahar tumer.

tinimini hanım said...

mrb Meltem.maşallahın var valla yine geziyor ve bizlerle paylaşıyorsun.helal olsun sana ne diyeyim.helen olayına gelince ,hiç anlamam böyle geçimsiz insanların grup gezisine ne cesaretle katıldıklarını.Ama sen boşver yinede heryerde var işte böyle birileri.İyiki varsın meltem ya ,iyiki bu bloğu açtın ve bizleri yazılarınla aydınlattın.çook teşekürler.Senin yazılarını okudukca hep acaba ben ne yapabilirim diye düşünüp birşeyler aradım.hatta bugün bir site buldum,oradaki yardım kampanyalarına katıldım(insani yardım vakfı),üye oldum.banner ekledim kendi bloğuma.Aslında sende eklesen belki daha faydalı olabilir,bloğun çok iyi takip ediliyor çünkü.belk i incelersin diye linki veriyorum .http://www.ihh.org.tr/ gezinin devamını ve ayrıntıları bekliyoruz.kolay gelsin

pigmelerle.dans.eden said...

Asicicek,
buraya gelmek icin hic bi yere basvurmaya gerek yok: geliyorsun, bakiyorsun, seversen is ariyorsun, bulursan uzun, bulamazsan kisa kaliyorsun, o kadar.
Ama cok `gelcem, kalcam` deyip de esyalari toplayip apar topar geri giden Turk bayan oldu, onu da belirteyim...

Helen`i kendi halinde birakmak bence en buyuk kotuluk zaten kendine, cunku o kadar sinir olmak zaten Allah`in bir cezasi O`nun icin, degil mi?

Havuzun fotografi yok :(

Karinca yuvasi buyuk olasilikla aktiftir ama Ugandada da her yer bunlarla dolu. Ustelik yemyesil cimenlerin icinden kipkirmizi topragin birdenbire boyle ciktigini dusunun, cok garip gorunuyor. Zararsiz oldugunu dusunuyorum, cunku arasinda yasiyoruz o yuvalarin, bi yaramazlik yapmadilar simdiye kadar :)

Tinimini hanimcim,
o tiklara pek guvenemiyorum, cunku onlar bloga girene gore degil o linke tiklayan adedi ile belki bi seyler veriyordur. Mesela yetimhaneye gelirini aktarmak uzere reklam koydum bloga, kimse girip bakmiyor. Ama ben burda yardimin bizzat kendisini kendi ellerimle yapiyorum. Oylesi icim daha rahat.

Bi de bi de banner koymayi pek beceremiyorum :(

pigmelerle.dans.eden said...

3 gundur internet o kadar yavas ki `internetim var` denemeyecek kadar kotu durumda baglanti...
Bugun ne olur bilemiyorum, simdilik umit var :)

deryik said...

helen abla sırtında kendi çadırını taşısın o zaman. ya da şirkete söylesin, parasını ödesin ne biliym. işine gelmez ama. son dakika cinliği yapacak.

gırrr.