Saturday, November 08, 2008

1 Ekim: Sossusvlei ve Kumul 45

Sabah saat 5te, henuz samanyolu gokyuzundeyken, buz gibi bir havada zorlu bir gune baslamak uzere yola ciktik.
Gunduz sicaklik 40 dereceye yaklassa da col oldugu icin gece buz kesiyor her taraf. Polarim var, uyku tulumum gayet iyi, usumuyorum gece ama disari cikmak zorunda kalinca soguktan donduk. Hele ben 3 yili askin bir suredir birakin bu kadar sogugu, soguk gormemisim, bayagi bi zor geldi.
Gidecegimiz yer, Namib colu icinde olusmus kil havzalarindan bazilari ve hatta en unlusu olan Sossusvlei, Naravlei ve Deadvlei (burdan Almanca vlei kelimesini havza demek olduguna dair kuvvetli bir his oluyor icimde ;)
50 km kadar karanlikta yol yapip dogal parkinin giris kapisinda su levhayi goruyoruz: Sossusvlei Dogal Parki Ziyaret Saatleri: Gunes dogusu-Gunes batisi.
Bize sorsaniz gunes dogmak uzere, hava aydinlandi. Ama kapidaki gorevli Bushman henuz dogmadi ki deyip almiyor bizi iceri. Dogduktan sonra girersek meshur `Kumul 45`de gunesin dogusunu izleyemeyecegiz ki! Rusvet de almadi, iceri de almadi, bekledik mecbur. Bushman iste, hani `Tanrilar Cildirmis Olmali` filmindeki gibi ayni, bi tek o geri cevirir herhalde rusveti.
Bu arada o kumuldaki o an icin gelen insan sayisi, kuyrukta bekleyen arac sayisi gitgide artmaya basladi ama biz en ondeyiz. Ne kadar guzel ozel bir an icin o kadar insanin sabahin korunde boyle uzun bir kuyruk olusturmasi. Sacmasapan bir iyilik yayildi icime, insanliktan umit kesilmemesi gerektigine dair. Yani en azindan bu kuyruktakilerden… (Ben de bu kuyruktayim ya ;)
Mir mir soyleniyoruz kapidaki gorevliye ama fazla da abartmiyoruz. O kadar soguk ki arabadan cikasimiz gelmiyor .
Gunes yukselmeye baslar baslamaz kapilar acildi ve Kumul 45`e, bu dunyanin en yuksek kumullarindan biri olan 150 m yuksekligindeki kirmizi kumula dogru ilerledik. Manfred kahvaltimizi oracikta, gunes dogarken hazirlarken, biz de kumulun tepesine dogru yol almaya basladik. Her irktan, milliyetten insanla beraber gunesi dogurduk. Hani gunesi batirmak kolaydir da dogurmak zordur. En son ne zaman gunesin dogusunu izledigimi dusundum, cok olmus.
Namib colundeki kumullar ruzgarin etkisiyle degisik sekillerde olusuyorlar. Ama aslen bu kumlarin geldigi yer daha guneyde olan Orange nehrinin 70 milyon yil boyunca denize tasidigi kumlarin okyanusdaki akintilarla kuzeye hareket etmesi ile Namib colu olusmus. Nehirlerin akip denize karistigi bir alan olan bu alan, zamanla kumullarla dolmaya baslamis. Bu yuzden nehirler akip kumullara rastladiginda su havzalari olusmus ve sulari kumullarin dibinde yok olmus. Duzenli ruzgarlarla hilal seklinde olanlari, duzensiz ruzgarli alanlarda her yonden savrulduklari icin yildiz seklinde olanlari, en fazla 30 metreye ulasip `dolasanlari` -yani hareket edenleri-, kumla ruzgarin olusturdugu sesle `soylenenleri` var. Aslinda 325m yukseklikte olan kumullar bile var ama onlara ulasim zor oldugu icin en meshurlari Kumul 45 olmus.
Kahvaltinin ne kadar iyi geldigini anlatmaya gerek yok. Kus sutu de sagilmis nerdeyse.




Bu arada Pina –cadir arkadasim Pina- iki kez cikti kumula. Attigin her adimin kumda kayarak yarisindan fazlasini geri geri gittigimiz dusunulurse, cok zor bir tirmanis. Yalinayak daha kolay oluyormus, kosarak cikti. Sonra asagidan izleyip gulduk: Karninin uzerinde, sirt ustu, capraz, alttan, ustten, her sekli deneyip kumun uzerinde kayarak asagiya kadar oynayarak geldi.
Simdi sira meshur havzalarin icindeki 5 kmlik yuruyuste.

1. foto: Namib Colunde gunesin dogusu
2. foto: En meshur kumul, Kumul 45
3. foto: Camel thorn ( deve dikeni) agaci ama adi yanlislikla deve dikeni olmus, aslinda zurafa dikeni agaci olmasi gerekiyormus. Zurafalar yiyebiliyor bu agacin yesillikleri cunku.
4. foto: Namib colunde kumullarin baslangici
5. foto: Kumulda ayak izleri
6. foto: Kumulun tepesinden goruntu
7. foto: Dogal park ziyaret saatleri :)

9 comments:

GulsibrA said...

Cok sevdim bu yaziyi. Her zaman dusunurdum bir kumula tırmansam hele ki yuksek bir kumula acaba uzerimde kumlarla basladigim yere geri mi donerim diye. Bende orda olsaydim cadir arkadasin gibi kumlarla oynaya oynaya cikar oynaya oynaya inerdim defalarca :D Cok keyifli :D

Ahmet Dizioğlu said...

Yazılarınız cok keyif veriyor, okurken her detayin tadini cikariyorum.

LiNgEr said...

yaz, daha çok yaz....
sanki biz de geziyoruz oraları.
yaşat bize gördüklerini...

ellerine sağlık

figoltx said...

Ben de istiyorum o kumula tirmanmak. Bir gün belki...

Suleyman Ve Ben said...

Merhaba,

Ben Suleyman - Kanada'dan.

Esim ve ben sizin blog simdi gorduk - harika blog ve sizin fotograflar !

Thanks for sharing these original photos with us :)

KUMUL: DUNE (Ingilizce)
KUMUL: KUM Tepesi (Turkce Dil Kurum Sozluk'ten)

KUMUL = Cok orijinal Turkce kelime benim icin :)

Simdi hoscakal,

Cok selam Kanada'dan Afrika'ya :)

Suleyman.

Greensleeves said...

Sevgili Meltem,
Zambiya'dan gonderdigin selale oyle bir serinlik serdi ki kalbime, bir kart ancak bu kadar mutlu edebilirdi sahibini..
Kayowe Dancer pulu bir harika, sen baska bir harikasin..

pigmelerle.dans.eden said...

Yassasin!
Gonderdigim kartlar yerine ulasti demek ki! Ilki gecen Cuma gelmisti Istanbul`a :) 20 gunde yavas yavas ancak!

Suleyman,
Afrika`dan da Kanada`ya selam :)
Kumul kelimesini -nedense- ben de seviyorum...

Kumul gercekten cok keyifli bir olusum. Dag gibi ama yumusacik, dusmek yok, yavasca kumlarla beraber asagi kayiyorsun. Bakmasi, oynamasi, kaymasi, inmesi hepsi cok zevkli, ama tirmanmasi degil :)

ala funda said...

meltemim yasadiklarinin gercek olduguna inanamiyorum..herbir yazinda kendimi yeni bir filmde gibi hissediyorum.. sayende bizde figuranlari oynuyoruz... Insallah birgun oralara gelip, yardimci kadin rolunu kapacagim...

Funda

ÇAĞATAY said...

Süpersiniz;

tesadüfen buldum burayı, yazılar ansiklopedi tadında hatta ansiklopedilerde bile olmayan bilgi, resim ve anlatılar.

Zevkle okudum, betimlemeler muhteşem, hatta blok muhteşem den de öte. Söyleyecek hiç bir şey bulamıyorum TEBRİKLERRRRR!