Tuesday, October 28, 2008

Namibya hakkinda azcik bilgi edinelim


824bin metrekare alani ile Turkiye`den biraz buyuk olan Namibya, Mogolistan`dan sonra dunyanin en az nufus yogunlugu olan ulkesi: Metre kare basina 2.5 kisi dusuyormus! Nufus 2 milyondan az fazla, ulke col ve yerlesime izin vermeyen bir acimasizliktaki cografyaya sahip. Iklim ve cografya Namibya`daki kadar garip olunca, acimasiz oldugu kadar etkileyici ve nefes kesen goruntuler ve insani dogaya ve gucune hayran birakan hayvan ve bitki cinsleri de burada.
Cografyasini anladigimizda iklimini de anlayacagiz zaten: Ulke adini yuzolcumunun nerdeyse %25ini kaplayan Namib Colunden almis. Dogusunda da Kalahari Colu var. Ortada ise yine kurak daglik alanlar ulkenin %20sini kaplamis. Geri kalani da sehirler (???!!) ve savanlar dersek, nerede yetisecek domates, patates, pirasa? Yanit: hic bir yerde! Namibya`da ilginc olmayan ve mide doyurmaya faydali hic birsey yetismiyor bana sorarsaniz. Kumda susuz sebze / meyve yetisir mi? Goz alabildigine duzluk, savan, kurak, sicak ya da goz alabildigine ciplak gozle benim bile gorebildigim mineral damarlari olan daglar ya da benim gibi siradan insanlarin girmesine izin olmayan elmas madenleri ile dolu bir ulkede elma, kiraz yetisir mi? Hic bir sey yetismiyor! Fakat daglarin kadife kapli, minerallerle renk degistirmis goruntusu, kirmizi kum tepeleri –dunyanin en yuksek kum tepesi (120 metre) de dahil-, Kalahari`nin seraplarla oyunlar oynadigi tuzlu beyazligi, dunyanin ne kadar eski oldugunu devamli animsatan kayalara oyulmus resimleri ve sadece yagmur yagarsa gecici olarak dolan derin nehir yataklari ile Namibya, bu imkansiz ortama uyum saglamis endemik hayvan cesitlerinin de ev sahibi. Etosha Dogal Parki, yuzolcumunun cogunun tuz golu olmasina ragmen 114 cesit memeli ve 340 cesit kusa ev sahipligi yapar ve Afrika`nin en buyuk ve meshur dogal parklarindan biri.
Dusunuyorum da Namibya, etkileyici ve vahsi dogal guzellikleri ve bu vahsi ortama uyum saglamis garip hayvanlarla donatilmis da bitkilere yer kalmamis gibi… Ciplaklik bir ulkeye o kadar yakismis ki varsin Bushmenler de colde bir parca su icmek icin bitki koklerini ezsin, meyve yemek icin en dikenli calilarin arasinda yetisen kavunlara ulasmaya calissin! Cok mu acimasizim??? Ya onlar oyle mutluysa da su an atildiklari collerine donmek icin her seylerini –gerci hic bi seyleri de yok ya colden baska- vermeye hazirlar desem???
Bu konularin hepsini yazacagim…
Azcik da tarih: Namibya, 1800lerde Almanya kolonisi olmus ve 1908de elmas bulunmasi ile beyazlarin akinina ugramis. Guney Afrika ise 1.Dunya Savasi sonunda manda olarak yonetmeye baslamis. Meshur Apartheid ile de yonetilen Namibya, 25 yil suren bir gerilla savasi ile ancak ve ancak 1990`da bagimsizligini elde etmis tazecik bir cumhuriyet. Elde etmis de ulkedeki tum topraklar beyazlar tarafindan o kadar parsellenmis ki hukumet de bu beyazlari atsin mi satsin mi sasirmis. Yavastan toprak reformu ile 2005ten itibaren yersiz yurtsuz vatandaslarina toprak vermeye baslamis ama `asagi sakal-yukari biyik` bir durum soz konusu.
Haaa, bu arada Almanya kolonizasyonu sirasinda kabileleri birbirine dusurmeler mi, toplu kiyimlar mi, bir kabileyi oldugu gibi cole surup orda olmelerini saglamalar gibi cok aci cektirmis zamaninda ama yakin zamanda Alman hukumeti Namibya`dan binlerce Herero kabilesi mensubunu kiyimdan gecirdigi icin ozur dilemis. Kuru ozurle olmaz, azcik tazminat, hesaplara biraz EFT alalim demisler Hererolu torunlar.
Hayat beklentisinin 52 yil oldugu ulkede HIV orani %25! Bir de ne yer ne icerler di mi? Elma yok ,domates yok, patates yok dedik o kadar. Ac mi bu insanlar? Iki yanit var bu soruya:
1-Evet, aclar.
2-Buyukbas ve kucuk bas hayvan esas besin kaynagi.
Simdi kaldigimiz yerden benim hikayeleri devam…

13 comments:

kıyak said...

HIV %25 mi?
vay canına...
nasıl olabilir? aklım almadı...

tavsan said...

Bir: o ikinci resimdeki katman katman gokyuzu gercek mi?
Iki: bu anlattiklarin cokca Sili ve Arjantin'in kuzeyine benziyor. Gerci orayi zaten Ispanyollar ele gecirip neredeyse herkesi katlettiklerinden atip satilacak yabancilar yerli olmus ve geri tazminat falan soz konusu degil. Bir de o kadar fakir degiller; ozellikle Sili. Arjantin de Namibya'ya gore cok daha buyuk, dolayisiyla verimli topraklari da var elbette. Ama col, mineral/metalden rengarenk daglar, doga (gerci orada buyuk olasilikla Afrika'daki kadar cesitlilik yok ama tilkiler var, lamalar var). Bir de ilave Inka ve oncesi yerli kabile kalintilari var. Bu kadar reklam yaptim, Guney Amerika'ya da gidersin artik:)

pigmelerle.dans.eden said...

Bay Kiyak,
daha dur... Botswana`nin oranini ogrenince benim de aklim almadi, dudagim ucukladi:%50den fazla...

Tavsancim,
1- Degil. Cozunurlugu cok dusurunce nur inmis fotografa, haleler olusmus gokyuzunde, hemmen degistirdim fogorafi ;)
2-Guney Amerika`ya gitcem de gidersem cok kalirim. Oyle 2-3 hafta yeterli gelmez diye hic girismiyorum simdilik. Surinam`da ve Venezuela`da arkadaslar var ziyaret edecek. Bir de cok vahsi bir tecrube olsun istiyorum, Amazon`da korka korka dolasalim falan. Bir arkadasim turla gitti, halisunasyon yapan bir seyler icirip oyle cangila daldiriyormus tur firmasi, sonra tribin bini bir para...Afrika bitsin, oraya da gitcem. Hem Tapir gorulmesi gereken hayvanlar listemden oylece bana bakip duruyor :)

balanne melike said...

Meltem bu alemde bir sen yaşıyorsun gerisi terane...Ben seni okurken adrenalinime ayar veriyorum sen kimbilir ne durumdasın..Kıskandım hemde çok..sevgilerle..

kıyak said...

Bayanlar
Meltem!
tedirgin olmuyormusun?.
ben senin yerinde olsaydım, olurdum.
peki sen benim yerimde olsaydın
bende senin yerinde olsaydım.
bu oranları verseydim
benim yerime tedirgin olmazmıydın?
bence olurdun.
ben senin yerine kendimi koysaydım daha çok tedirgin olurdum.
ben olmuşum izninle.
bayanlar

pigmelerle.dans.eden said...

:) :) :)
Bay Kiyak,
o kadar guldum ki yazdiklarina....
:) :)
Yok yok, tedirgin olmaya gerek yok.
AIDS o kadar zor bulasan bir hastalik ki
1- kan alisverisi
2- cinsel alisveris
3- cok kanli bir trafik kazasi ile ancak bulasiyor.
E bunlari da yapmadim Allaha sukur, merak etcek bi sey yok.

Hem daha dur, evimde beraber yasadigimiz yardimcim, Catherine var ya elim, kolum, herseyim, balerina Cif`im, o da HIV pozitif. Daha O`nun hikayesini anlatacagim bir ara, izin aldim O`ndan. Evimden atmayi birak, gozum gibi bakiyorum O`na. Cunku O da bana, kopeklerime, kedilerime, her seyime gozu gibi bakiyor.
Yaaa Bay Kiyak!
Durum boyleyken boyle :(

fish said...

aneeeyyyy dönmüşsün :))) okumadığım tüm postları okudum...bilgilendim...bi an discovery channel izliyomuş gibi hissettim kendimi :Ppp

çok güzel geçmiş sağsalim dönmüşün...sevindim :)))

HIV ile ilgili yüzdelik dilimleri de görmemezliğe geleyim dedim...ama olmadı :(((

milvus75 said...

Meltemmmmmmmmm!

Hoşgeldin. Koluna kuvvet, devamını dört gözle bekliyoruz.

!Kung'ları gördün mü peki Kalahari'de. Yağmur sesini taklit ederlermiş konuşurken.

Sevgiler,
Hilal

milvus75 said...

Yine ben geldim Meltemsan,

Süleyman anlatmıştı; kulakları çınlasın; bizim ülkede (Afrika) kediler çok hızlı koşmak zorunda, aksi halde akşam yemeği olurlar diye. Patates, domates yok ama besin kaynağı çeşitli görüldüğü üzere. Gözünü seveyim adaptasyonun.

Ek bilgi: !Kung'lar "klik sesi" kullanırlarmış:

"They speak the ǃKung language, noted for using click consonants, generally classified as part of the Khoisan language family. Therefore, to pronounce "ǃKung" one must make a click sound before the 'k' sound, often represented in texts as an exclamation mark."
Kaynakça: Wikipedia.

İyi haftasonları.

Sevgiler,
Hilal

Anonymous said...

seni izledikçe hayran kalmamak elde değil;melek olmalısın sanırım

bi ricam var sadece

türkiyede'de hala çöpten çöp toplayan çocuklar ve feci aile dramları var oralarıda geszen görsen bişeyler yapsan ne iyi olur...

pigmelerle.dans.eden said...

Gordum gordum...
Tanrilar cildirmis orda Hilal...
Gercekten oyle konusuyorlar, tiklayarak hafiften agizlarini sapirdatir gibi sesler cikararak...
Tabii o seslerin aralarinda ne fark varsa ! veya // ile yaziliyor o garip harfler.
Dur dur, anlatcam daha nasil agzim acik onlari konusurken dinledigimi :)

pigmelerle.dans.eden said...

Tesekkur ederim Anonim.
Bi sey hatirlatmak istiyorum: Ben su an Uganda`da yasiyorum ve elimden geldigince burda -isimden kalan vaktimde- bir seyler yapmaya, bir fark yaratmaya calisiyorum.
Turkiyede de elimden geldigince bi seyler yapmaya calisiyordum ama orda kacip gocmekten pek vakit olmuyordu. Bu blogda yazdiklarimin profesyoneli degilim.

kumhavuzu said...

Sevgili Meltem..
inan bana hayranlıkla okuyorum anlattıklarını..
Bunları yaşıyor olman muhteşem
görüyor olman muhteşem
birde bunları bşze aktarman muhteşem ötesi.
Her halukarda mutlu azınlığa ait olmamız ne büyük bir şans diyorum ben.
İmkanlarımızı düşündükçe..
Birde çocuklar için..insanlar için..nerede olursa olsun bişeyler yapabilmek çok çok güzel..
Sen oradasın yapıyorsun..
insanların bişeyler yapmak için en azından yapanları desteklemeleri gerektiğini düşünüyorum.
Şikayet etmeden..ucundan tutmalı herkes bişeylerin.
Sevgiler sana
kucak dolusu:)