Thursday, August 14, 2008

Hairy Lemon - devam-



Arkasi yarin dedigim Hairy Lemon hafta sonu hikayesine devam...

`Orda orumcek var mi?` diye sorulmustu.

Buyrun :)

Laguna girdigimde Avustralyali arkadasim Sarah`a Victoria golu kenarinda piknik yaparken bataklikta gordugum, 1.5 metreye varan boyuyla minik bir dinazor ya da devasa bir kertenkeleyi animsatan Monitor Lizard (monitor surungeni mi diye cevirsem bilemedim) gormustum, sazliklar da aynen burdaki gibiydi diye anlatirken Sarah bana `Su arkanda yuzen ne?` diye seslendi. Arkami dondum, suda az ilerimde bir monitor lizard suzule suzule yuzdu, sazliklarin arasina girdi, kayboldu…
Sarah sudan aceleyle cikti, ben de kendimce cok mantikli olduguna inanarak `Korkmasana, bak gozlerinle gordun, gitti.` diyorum …
Ogleden sonra kucucuk bir selaleni olusturdugu ufak bir golette yuzmeye calisip, (daha dogrusu ayakta durmaya calisip, cunku su cok kuvvetli akiyor) dusumu da alip ciktim.
Valentina ve Sarah ile yemege kadar birer kadeh sarap icelim dedik. Ban lagunun kenarindaki kayalik alana kadar girip oturdum ki Puppet (Jack Russel Terrier olan) da geldi, kucagima cikti, uyukluyor. Huzur ani: Lagunun yavasca kararmasini izliyorum, butun gun gunesin altinda tembellik yapmisim, kucagimda seker mi seker bir kopek uyuyor, sarap yudumluyorum, kitap okuyorum… Puppet birdenbire kafayi kaldirip huzursuzlanmaya basladi, baktigi yone bakiyorum: Bu kez kucuk bir kafa suyun ustunde kivrim kivrim gidiyor ve Hairy Lemon`un su kenarlarinda duran kayigi onune cikinca, oylece duruyor suyun icinde.
Valentina`ya sessizce gelip bakmasi icin isaret ediyorum, tam geliyor, goruyor ki Puppet`in kopekligi tutuyor, havlayip suyun icine dogru kovaliyor yilani.
Aksam yemeginde Cape Town`dan Misir`a kadar yolculuk yapmaya baslamis, yolda nisanlanmis ve Misir`da Afrika`yi bitirdiklerinde evlenmeye kadar vermis bir ciftle tanisip konustuk. Ustleri baslari toz icinde, saclar bakimsiz, sakal uzamis, her sey her yerde ama yasadiklari andan cok keyif aldiklari belli ve birbirlerini bundan daha iyi taniyamazlardi diye dusundum. Ne kadar romantik!
Gece ay o kadar parlakti ki agaclarin golgesi cimenlere vuruyordu. Az ilerdeki agaclara dogru, karanliga dogru baktigimizda yuzlerce ates boceginin farkina vardik.
Ertesi gun ayaklarimizi suruye suruye eve donerken agzimdan su kelimeler dokuldu:
Ey bu guzel yeri bulup, bu balta girmemis adayi Hairy Lemon`a ceviren cilgin Avustralyali cift ve butun gun adada cirilciplak dolasan cocuklari, eminim cok mutlusunuzdur.Buraya gelip kalan insanlarin mutlulugunun onda biri de yine size eklense, torununuzun torununa kadar tum sulale mutlu olursunuz…

fotograflar:

1- Valentina banyo yapmaya calisirken

2- Puppet ve ben guneslenirken

3-Adanin tek bir noktasinda telefon cektigi icin o noktaya bir sopa dikilip cep telefonu uzerine yerlestirilmis... Hairy Lemon santrali gibi bi sey yani ;)

12 comments:

Oguz ASMA said...

şu kıllı limona ben neden gitmemişim ya? orası nasıl güzel bi yermiş öyle...

gerçi jinja ya bile 3 sene de 3 kere gittiğim düşünülürse, sorunun cevabı hemenceci belli oluyor zaten :)

bir daha ki sefere hepberaber gidelim...

öptüm bebeğim :)

pigmelerle.dans.eden said...

Dedim sana gel bizle diye ya o hafta sonu... `Parti var, DJlik yapcam, kitleler beni dinlemek istiyor, kizlar bensiz kalinca agliyor` diye bi suru acaip, asilsiz laf soyledin.
Bi dahaki sefere, bibigim...
Adada darbe yapcaz, ele gecircez, di mi?

Oguz ASMA said...

kitleler beni dinlemek istiyordu ama yalan mı? joe nun evinde izdiham oldu :)

ama valla bilseydim öyle cennet bahçelerinden bir bahçeymiş, kitleleri de alır oraya geirdim ben :)

tamam bir dahaki sefere...akın var adaya akın, adanın zapti yakın...

ceddin deden :))

LiNgEr said...

Siz darbe taktikleriyle ilgilenin ben de burdan portatif bir baz istasyonla gelip iletişim subaylığı yapayım komutanım :D

Çok güzel bir yermiş orası. Daha çok gez, daha çok anlat...

pigmelerle.dans.eden said...

Tamam, Oguz evladim.
gitcez bi dahaki sefere ama dansozluk yapmak yok...

Mugecim,
baz istasyonu istemiyoz. bi sey demekisteyen olursa gelsin nehrin karsi yakasina, metal cubukla jant kapagina vursun, gidip bakariz ne diyormus :)

LiNgEr said...

iyi tamam yemek yaparım bende :)
illa bi işe yaramam lazım :)

Magissa said...

Örümcek var mı diye soran olmuştu diyip örümceksiz bir yazı yazmışsın, ben örücek hikayesi beklediğimden kaşınarak okudum :))

Yılandı kertenkeleydi korkmam, örümcek olmasın yeter....

Yer güzel, küçük köpek süper, sen en süper!

Mehmet said...

Yaa süpermiş evet, okul bitsin de ugandada iş buliyim diye bi kıpırtı var içimde. hadi bakalım.

burK@ said...

nasssııı canım cekti
:)

princess of rain said...

iyi günler , bloğunuzu okudukça içimi uzak diyarlara gitmek ,dünyayı gezmek arzusu kapladı:) hayat araya verilmeyecek kadar kısa ancak yaşanacak ve öğrenilecekler o kadar çok ki

pigmelerle.dans.eden said...

:)
Umarim o arzu bir his olmaktan ote, bir harekete donusur.
Sevgiler
Meltem

kumhavuzu said...

şu jant kapağı ve metal çubuğu okuduğumda otoban gişelerinde kıvrılmış bir tele geçirilmiş otoban kuponları geldi gözümün önüne..Otoban yeniydi..gişeler yeni:)
Bu Türkiyede Asyayı Avrupaya bağlayan yolda bulunuyordu:)

keyifle bazen burularak okuyorum tüm yazıların..

sevgiler gönderiyorum İstanbuldan