Thursday, June 12, 2008

İstanbul'da, Limonlu Bahçe'de Bir Meczup






İstanbul’a geldiğim ilk gün –yani 2 Haziran- dışarı çıktım birazcık alışveriş yapayım diye. Malum üzerimdeki her şey yıllardır Uganda güneşi altında giyilmekten ve Catherine tarafından elde yıkanmaktan her bi tarafı bir yanda ve soluktu. Ama ilk gün alışveriş yapamadım. O kadar çok şey vardı ki mağazada çok çok çok hoşuma giden, ne yapacağımı şaşırdım kaldım. Bir Mango mağazası düşünün desem beni aptallaştıran manzarayı bayanlar hemmen tahmin edebilir: Bi sürü güzel kıyafet, şekerci dükkanı gibi rengarenk tshirtler, bi dolu kadın çılgıncasına askılardan bi ona, bu buna bakıyor, kabinler kıyafet deneyenler ve denenmiş kıyafetlerle dolu... Öylece bakakaldığım için, ilk günkü üzerime insan içerisine çıkmalık kıyafet alma çabası boşa gitti. Eve geri döndüm.
Ertesi gün bi mor, bir de yeşil tshirt almayı becerip hemmencecik buluşmalara başladım.
İlk buluşmam Gezi Pastanesinde Esra ile oldu. Esra önce Garanti Bankası, sonra büyük bir gemi brokerı firması derken kendini önce Hindistan’da, sonra Tayland’da bulunca, işi gücü bırakıp Thai masaj yapmaya başlayan bir arkadaşım. Hatta 7 yıldır yılda bir iki ay Tayland’a gidip arınır, her yıl daha da uzmanlaştı bu konuda. Konuşması bile masaj etkisi yapan Esra, ışıl ışıl uçuk yeşil gözlerini açarak kısarak sesiyle yeterince ‘müsekkin’ değilmiş gibi insanları sakinleştirme konusunda uzmandır J
Sonra Uganda’dan Oğuz geldi. Hani Kampala suyunun arıtılması projesinde çalışan ‘müentiz’, hani arkadaşım, hani dans partnerim, hani başımın tatlı belası kaynanam Oğuz.
Limonlu Bahçeye doğru toparlana toparlana gitmeye başladık. Yol üzerinden Murat’la da buluştuk bizi beklediği kafede. Murat Digital Age dergisinde bir yazı yazmam için benimle kontağa geçmiş ve tatlı tatlı emailler atarak ürkütmeden bir teknoloji dergisinde yazma konusunda beni ikna etmişti. Mayıs ayı sayısında yazım ve fotoğraflarım çıkmıştı. Daha önce kendisini hiç görmemiştim ama buluştuk işte.
Limonlu Bahçeye geldiğimde daha bahçeye girer girmez Burhan beni karşıladı. Ohhh dedim rahatladım. Birileri var! Daha sonra beni bir süpriz bekler buldum: Çok yakın arkadaşım Rana ve Cengiz de gelmişler bana haber vermeden, bekliyorlar bir masada. Zaten daha yoldayken Özlem arayıp nerdesin demişti. Birileri geliyor! Rezil olmayacağım :)
Bahçenin köşesinde gerekirse genişleyebilecek bir oturma düzeninde oturduk. İnşallah genişletme gerekir diyorum içimden. Sonra Levi geldi. Sonra Aylin –goddess Artemis olan hani- sonra birileri, ikileri... Sonra Funda geldi, sonra Nilgün, sonra Meral, Müge...
Sonrasını pek anımsamıyorum desem...Saat 20:00 civarı başlayan sohbet – monolog desem daha doğru olacak galiba- gece 01:00 de bitti derken bir de kokoreç ve midye eklendi muhabbete...
Neler konuştuk neler???? Malumunuzdur ki bu bloga yazamadığım pek çok gerçek var Uganda ve kendim hakkında. Zaten gelenler öyle güzel okumuş ki! Onlara yazdıklarımı tekrar anlatmak çok olası değil... Yazılamayanlar, yazmaya elimin varmadığı şeyler saatlerce konuşuldu, konuşuldu...
Bir ara baktım Özlem beni ellerimden sımsıkı tutmuş öyle dinliyor... Sadece o an için bile buluşmaya değerdi.

Gelemeyenler canınız sağolsun diyorum yine...
Kısmet, başka sefere umarım.
Gelenlere, işini gücünü bırakıp bir delinin yazmaya elinin varmadığı şeyleri saatlerce ilgiyle dinlemeye gelenlere ise ‘Allah size uzun ömürler versin’ diyorum.
Beni çok mutlu ettiniz...
Bana çok çok güzel bir gün yaşattınız :)
Görüşmek üzere...
PS: Gıcır gıcır mor tshirtüm ne güzelmiş ;)

23 comments:

Goddess Artemis said...

Ne güzel bir geceydi, anımsadım yeniden...
Ama gündüz buluşmamız da güzeldi! ;o)

O gecede tanıştığım tüm dostlara selamlar, sevgiler...

pigmelerle.dans.eden said...

Gündüz buluşmamıza da sıra gelecek :)
Filmlerle beraber hem de...
Hem de Nilgün'ün burnundan kahve gelirken de :O)

Oguz ASMA said...

bende ordaydım, ben de ordaydım...ehehehhe

LiNgEr said...

Ailenizin fotoğerafçısı olarak ben de ordaydım, bütün bu fotoğrafları çekereken çok eğlendim.

Ama daha önemlisi, birbirini tanımayan insanlar, aynı zevkler, meraklar, emeller uğruna hiç yabancılık çekmeden saatlerce sohbet- evet aslında monolog :P- ettiler ya... bunun tadına diyecek tek bir söz bulamıyorum. sanki senelerdir tanışıyorlarmış gibi...

Türkan Karatay said...

Sevgili Meltem,

O güzel gecede bizimle paylaştığın anıların için bende çok teşekkür ederim,seni izlemeye devam edeceğim,ayrıca arkadaşım ve benimle çektirdiğin resmimizi de görünce çok mutlu oldum..kendine iyi bak sevgiler.

burK@ said...

guzel bir gun guzel sohbetin icin tekrar tesekkurler
oguz kacmis olsa sa ona da tesekkurler , az guldurmedi :))

kıyak said...

bende teşekkür ederim

kaplancık said...

Merhaba Meltem.Biliyomusun senin blogunu keşfettiğimden beri içimde kıpır kıpır bişeyler var. Hayatında Amerikayı, Avrupayı değilde hep Afrika ülkelerini, Hindistanı, Nepali, Çini merak etmiş bi insan olarak, yaşamayı seçtiğin ülke ve gorillere olan sevgin bana kaplanlara olan hayranlığımı hatırlattığından seni okurken bi garip oluyorum. Çevremdeki herkese anlattım seni. Keşke şartlar uygun olsaydı diyorum kendi adıma. Ama sen yazmaya devam etki en azından okurken mutlu olalım. Sevgiler.

pigmelerle.dans.eden said...

Merhaba Kaplancık,
İlk kez yazdığın için bir selam edeyim dedim :)

Pek bi sayın bay Kıyak,
sen niye teşekkür ediyorsun bana bi söylesene?
Abicim,
gelelim bir araya, ben size rakıya kaç buz attığımı kendim göstereyim dedim ama dikkatten kaçtı galiba. Kültür efendi zaten bi Antalya, bi Ankara... Tencere'nin ağır misafiri var derken bi türlü sizin ekiple görüşemedim. Mukadderat! Bi dahaki Sefere inşallah :(

özlem said...

çok güzeldi..
meltem + limonlu bahçe = MUTLULUK

Evin Kedisi said...

Offff! Of! Gerçekten de çok içim kaldı şimdi :((( Ama fotoğraflar çok güzel. Kendi memleketimi değişik bir gözle okumak da farklı geldi, ellerine sağlık Meltem :)

erfe said...

Fotolara bak ve üzülme işten bile değil. Üzüldüm ve kısmetse ne zaman acaba? diye düşünüyorum.

Ned Dorsey said...

Biz tesekkur ederiz Meltem. İyi ki geldin. Bak ne güzel oldu.
Mor tişört de janjanlı tabii.: )

ps. yalniz, bir sonraki gunun notlarini goremedim. ayrica mi yazilacak o? :)

selamlar,

ned dorsey, yani murat kaya.

Anonymous said...

Sevgili Meltem,

Bir arkadaşımın haberdar etmesi üzerine blogundaki yazıları ara ara okumaya çalıştım. Her ne kadar şu an Budapeste'de olsamda Türkiye'ye dönmene çok sevindim ve burda okulumu bitirir bitirmez Istanbula dönüp Uganda'ya gitmeden seni görüceğimi ummuştum. Ama tekrar Kampala'ya dönüyormuşsun, neyse umarım orada görüşürüz.

Bu arada benim hikayem Oslo'da başladı Oslo Peace research Istitute'de Africadaki çatışmalar ve çocuk askerler üzerine aldığım dersler beni çok etkiledi. 1986dan beri süren ve dünyada çok az kişinin umursadığı Ugandadaki çatışmalarda yerlerinden edilmiş insanları, IDP campları ve çocuk askerlerin rehabilitasyon merkezlerini ziyaret etmek istiyorum. Büyük ihtimalle Temmuzda gerçekleştireceğim bu ziyarette Gulu, Kitgum ve Pader bölgelerinde olucam ama ilk önce bir kaç gün Kampalada geçirmeyi düşünüyorum. Umarım bu ziyaretimde seni görme şansım olur. Benim asıl istediğim oraya gitmeden seni görmekti ama sende dönüyormuşsun. Birçok arkadaşım, çevremdeki insanlar Uganda hatta Kuzey Uganda lafını duyduklarında benim içn çok tehlikeli olabileceğini ve gitmemem için ne kadar nasihat etselerde, tek tesellim sen ve senin blogun oldu.

Insanın rational tarafını değilde, çocuk hevesiyle yıldızlara bakan yanını takip etmesi hatta ve hatta Uganda'nın jungel'larında gündüz gözüyle bile yıldızları görebilme ihtimaline kapılması olsa olsa biz delillere mahsus olmalı diyorum.

Sevgiler,

Emine

kıyak said...

Bayanlar
bu içten teşekküle, teşekkür etmek istedim.

pigmelerle.dans.eden said...

Emine,
Ne zaman Ugandaya gelmeyi dusunuyorsun? burda Kuzeyde calisan bi suru arkadasim var. Su aralar Uganda polisi Sudan`a SINIR otesi bir operasyon duzenleyecekti en son. Yani seni korkuttuklari LRA pek fazla Uganda`da kalmiyor. Bi suredir uzak olmama ragmen olayin eskisi kadar tehlikeli olmadigini rahatlikla soyleyebilirim. Bana emailini yaziver de ordan haberleselim istersen.

Murat Kaya beyefendi,
affet tekrar ugrayamadim. Ertesi gunu ayrica anlatacagim :)

Sevgiler herkese,
Meltem

Kültür Mantarı said...

Meltem hep Kıyak yüzünden görüşemedik. bir daha ki Sefere artık.

berrin açılmış said...

merhaba meltem
blogunu yeni keşfettim...
ben uganda ya yerleşiyorum diye bir karar vermen ve uygulaman
gerçekten cesaret gerektiriyor
kutlarım
afrika kıtasında sadece güney afrika cum.ni gördüm...
bir kezde kruger parkta safari yaptım...aklımda kalan zürafaların - afrika doğasına çok yakıştığı...
yazılarını okudukça tekrar gitmeliyim diyorum...
sevgiler

pigmelerle.dans.eden said...

Pek sevgili Mantar ve Kiyak efendiler,
Bi dahaki Sefere bi Kiyak yaparsiniz artik...
Saygilar ifinim :)

Berrin,
Bi dahakine baska bi yere git bence. O kadar karsiyim ki Guney Afrika`ya ve bu kadar yil boyunca yapabildiklerine :( cok sey duyuyorum Kruger Park hakkinda ama inadimdan gitmiyorum. Serengeti yetiyor bana :)

Ghb said...

Blogunuzu başka bir blogdan(kafamcokkarisik.blogspot)tan buldum..Yazılarınız çok ilginç geldi..blogunuzu takip ettiğim bloglar arasına aldım..Birkaç gün önce bende blog yazmaya başladım ve sizinle "blog kardeşliği"(siz Elektrik olunca okumaya calistiklarim :-( demişsiniz) başlatmak istiyorum..Blog kardeşlerinizin altında yer bulursam ne mutlu bana..Yorumunuzu bloguma gönderirseniz sevinirim(herhangi bir iletişim adresi yoktu yorum yazmak zorunda kaldım kusura bakmayın :D )

Figen said...

Selamlar,
Blogunuzla sans eseri nette sörf yaparken karsilastim ve büyük bir merakla okumaya basladim. Bitti mi? Yooo daha bitmedi, bitemedi, çünkü çekik gözlü minik adamlar Luanda'da ADSL baglantisini koparmislar yol tamirati esnasinda. Arada movinet üstünden baglanabiliyorum. Evet, ben de Kara Afrika'nin Atlantik Okyanusu kiyisinda Angola'da yasiyorum iki senedir. Bu yaz sonu da Nairobi'ye tasiniyoruz.
Lafi uzatmayayim. Insanin kliseler arasinda kalmadan, gerçekten istedigini, zevk aldigi seyi yapabilmesi, hayallerini gerçeklestirebilmesi harika birsey. Tebrikler... Figen

Anonymous said...

Sevgili Meltem,

Ben Emine, Uganda'ya gelişim büyük ihtimalle 6-27 Ağustos arası olacak. Email adresim: aksoy_emine@hotmail.com Orada bana yardımcı olacak bir arkadaşım var, fakat senin orada olman bana ayrıca bir destek. Istanbul'dan istediğin birşey olursa çekinmeden haber ver lütfen.

görüşmek dileğiyle, sevgiler,
Emine

pigmelerle.dans.eden said...

Merhaba Emine,
Ben sana hemen email yaziyorum. Hem Kampala`dayken evdeki kedoi-kopek nufusuyla ilgili bir sorunun olmazsa benim evimde kalabilirsin :)