Thursday, June 05, 2008

Fısır fısır, çığlık çığlık...


Ankara'daki 16 yıl önce beraber aynı evde kaldığım arkadaşlarımı görmeye
gittim. Meşrutiyet caddesinde bir cafede buluştuk. Birbirimize bakıp duruyoruz ne kadar yaşlanmışız diye... Öyle bakışıp dururken tam karşımdaki binadaki bir yazı dikkatimi çekti. Hepimiz döndük baktık... Baktık, baktık... Fısıltılar, çığlıklar mı özel, merkez mi özel, ruh mu özel anlamadığımız gibi halimize şükrettik.

8 comments:

Goddess Artemis said...

Ödüm koptu! Değil o merkezin kapısından içeri girmek, ne apartmana girebilirim ne de sokağa! :-PpP

deryik said...

içerde ruh hastası ediyolar heralde. korku tüneline sokup fısıldayıp çığlık attırıyolar. tedavi için olamaz.

fk said...

ben burayi biliyorum:) kizilay tomer'in karsisinda olmasi lazim. ders arasinda pencereden gorup yok artik demistim.

Elif Özlem said...

Merhaba Meltem;
Merhaba Güzel İnsan;
iki gündür siteni ilk blogundan itibaren başlayıp sonuna dek(hayallerimi gerçekleştiren kıza imrenerek) okudum. mutlu oldum, beraber o mutlu anıları paylaşmış gibi hissettim kendimi, çok güldüm, çok da üzüldüm yeri geldikçe, imrendim sana, belki de kıskandım seni(belki de'ye hiç gerek yok;kıskandım, çok kıskandım seni.)
siteni keşfetmem tamamen tesadüf eseri oldu.Sokakta arkadaşlarımla gülüşerek yürüdüğümüz bir vakit yanımızdan geçen bir simitçiden simit almaya karar verdim.O da klasik olarak yanında taşıdığı gazetenin bir kısmıyla birlikte verdi simidimi. gazetenin(hangi gazete olduğunu bilemiyorum ama basım sanırım eski) arkasında sitenin haberini okudum ve çok az kısmı kalmış bir fotoğrafa baktım uzun uzun. Birileri benimle dalga mı geçiyor?,reva mı bu bana?,istemiyorum ben simit falan!lanet olsun! ben hayaliyle yaşayayım burada, bu hatun kişi kalksın benim hayallerimi yaşasın!!!söylendim, söylendim,elimdeki simidi yeğenime verdim ve gazeteyi katlayıp pantolonumun cebine sıkıştırdım.eve geldiğimde girdim nete ve ilk kez msni açmadan girdim gazetede adresi verilen siteye(ki ne olur olmaz diye adresi telefonuma bile kaydetmiştim) Akşam 00.00 gibi başlayan okumam sabaha dek sürdü neredeyse ve ertesi gün erken kalkmam gerektiği için istemeye istemeye kapadım bilgisayarımı. (nasıl bir etkidir bilemiyorum rüyamda bile gördüm seni o gece)ertesi gün ve bugünün bir kısmında da bitirdim sitedeki yazıların tamamını okumayı. dahası ben sitelere yorum yapan biri olmadım hiç ama emeğin karşısında sessiz kalmayı haklı bulmadım.
Hiç tanımadığım birine resmiyeti uzaklaştırıp bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ve beni itici bulur musun bilmem ama söylemem gerekli:
Mel,ben seni inanılmaz çok sevdim!!!(çoook çook)
bundan sonra hiç aksamayan bir takipçinim.
Sen harika birisin...
Hayallerini gerçekleştirmeye devam et!
Ve hep mutlu ol!
Elif Özlem

balanne.com Melike said...

Elif Özlem, bizde aynı senin gibi olduk, Meltem'i ilk keşfettiğimizde. Bu arada o gazete Hürriyetti. Şu an mürit olarak hayatımızı idame ettiriyoruz.:))

Elif Özlem said...

Sevgili Melike;
Çok, çok haklısın sözlerinde. Bu müritlik site burada var olduğu sürece asla bitmeyecek gibi görünüyor. (Ve bitmesini de kesinlikle istemiyorum!!!)
Elif Özlem

pigmelerle.dans.eden said...

Merhaba,
istanbul kazanına kepçelik yapmaktan pek yazamıyorum, affola :)

Artemis,
benim arkadaşlar da seni çok sevmiş. Nilgün anneler günü mesajını bekleyecektir. Telefon numarası tabii ki sende yok ama bekleyecektir işte ;-p

Balannem, Özlemli Elifcik,
teşekkürler. Kendimi bi şey sanıyorum böyle şeyler okuyunca, sonra uyuyup uyanıp bi bardak su içiyorum, her şey normale dönüyor allahtan:)

Özlemli Elifcik,
ben de seni pek bi sevdim :)

Derya, Fk,
aman diyim yaklaşmayın buraya haaa...

Kısa Bir Cümle said...

yahu bu memleket cidden pek bi özel..