Monday, April 28, 2008

Paskalya Tatilinde Kamp - 3: Krater Patlama Bölgesi, Babun Tepesi vs vs


Ertesi gün daha önce hiç gitmediğim bir bölgesine gitmeye karar verdik Parkın: Krater Patlama Bölgesi. Parkın alanının çoğu aslında eski yanardağlardan oluştuğu için göllerdeki sular tatlı değil. Soda gölleri çoğunlukla. Hatta Katwe Gölü var parkın içinde, tuz çıkarılıyor ordan. Çalışanları için kocaman bir kasaba var doğal park içinde. Nasıl tuz çıkarıldığını görmek istedik. Girişteki adam para istedi. Ne için istediği belli olmayan parayı tabii ki vermedim. Hani güzel bir “tuz turu” gibi bi şey düzenleseler, vereyim. Daha önce çok daha küçük bir tuz çıkarılan köyde zaten gördüm neyin nasıl yapıldığını, çok ilginç geldi. Hani adam gibi bir yürüyüş yaptırsalar, canım feda. Sadece beni içeri almak için rüşvet istiyor. Döndük geri, “Tuz gölünün fotoğraflarının çekilmesi yasak” yazan yerlerden fotoğraf çekip geçtik. Yasağın tek nedeni ise dışardan fotoğraf çekince içeriye adam girmemesiymiş. Yani daha az rüşvet. Yani yoksa Allahın tuz gölünün neden fotoğrafının çekilmesi yasak olsun...
Neyse, kraterlere doğru ilerlemeye başladık. Herkesin gittiği yönün tersine bi yerlere gittiğimiz çok aşina. Etrafta hiç başka araba yok. Ama bana buraya gitmemizi tavsiye eden arkadaşım Michelle’in zevkine çok güveniyorum. Gitmemiz lazım.
Yol çok berbat. Ama arabamız da çok kuvvetli. Bir yerden sonra toprak yol, bir garip hale geldi. Kenny dedi ki: ‘Bak, doğal asfalt!’ Gerçekten de milyonlarca yıl önce patlamalar neticesinde akan lavlar asfalt yol gibi akıyor önümüzde.
Manzara gitgide değişmeye başladı yükseklere çıktıkça. Artık bi sürü çökmüş kraterin ard arda sıralanmasından oluşmuş garip havzalarla karşılaşmaya başladık. Dağlar belli ki önceleri bayağı yüksekmiş. Ama kraterler çökünce birbiri ardına gelen çanak gibi havzalar oluşmuş. Kimi havzaların için sık orman, kimi ortasında bir kaç şemsiye akasyanın olduğu açık düzlük. Babun tepesi ise gördüğüm en güzel manzaralara doğru bakan bir tepe. Meğerse geçen Ekim ayında geldiğinde Kraliçe’yi kendisiyle aynı isimdeki bu parka getirdiklerinde bu yollardan götürmüşler. Yaşlı kadıncağız, bu yolları nasıl katetti acaba? Haa bir de doğal parkın bu en kuş uçmaz kervan geçmez yerine Kraliçeye hava atmak için bir tane kafe açmışlar ki içinde internet kafesi bile var. Kafede bir kahve içtik, ama internet işi orada çok gerçeküstü geldiğinden gülümseyip geçtik, emallerimiz bekleyiversindi...

No comments: