Monday, April 07, 2008

Aile ve `Not Without My Sister`



-Julie, naapıyorsun bu hafta sonu?
-Kardeşimin doğumgünü var, ona gitcem.
-Peki.

-Julie, nerelerdeydin? Kayboldun.
-Yunanistan’a kızkardeşimi görmeye gittim.

-Meltem, gel bizim masaya otursana, bak kardeşlerim.
-Julie, bu çocuklar Japon gibi.
-Evet, babamın Japon karısından bu dört tanesi.
-E Yunanistan’daki?
-O da Yunan karısındandı.
-E tamam peki, bunlar çok tatliymiş ama...

-Julie, nerdesin yahu?
-Ingiltere’deki kızkardeşimi görmeye gittim.
-Julie, bırak yalanı, senin kaç tane kardeşin var?
-Benim bildiğim 15 tane.
-O ne demek yahu?
-Karışık, boşver...

Julie, Uganda’ya geldiğimin ikinci haftası tanıştığım, felaket güzel, bi acaip kız. 1.80 boyunda, yemyeşil gözlü, kızıl-siyah saçlı, baktığı yerde iz bırakan, keskin dilli bir afet! Burdaki en büyük diskolardan birinin, sonra Uganda’nın en iyi restorantı seçilen İtalyan restorantının yöneticisiydi. Sonra birdenbire ülkeyi terketti. Bana “O Aileden” dediler ama ben ne anlarım ‘Aile’den...

Geçen Şubat ayında tekrar geldi Uganda’ya. Ortak bir arkadaşımız geleceğini söyledi, buluşmak üzere sözleştik. Ne yaptın, ne ettin derken bir kitap yazdığı ortaya çıktı. Hoydaaaa.... Kitabın adı “Not Without My Sister”mış. Internette bir bakayım dedim ki kitap en çok satanlar listesinde Harper Collins’in, İngiltere’de bir aydan uzun süre en çok satılan kitap olmuş ve Amazon’da kapış kapış gidiyor. Uganda’nın naçizane en büyük kitapçısına gittim, sordum, tabii ki yok. Ismarladım, telefon numaramı bıraktım, gelince beni arayın diye.

Kitabın konusunu yine internetten okudum. Aile adındaki mezhebi anlatıyor, kendisi de bir parçasıymış. Konu orada öylece kaldı. Ve Julie buradayken kitap gelmedi diye üzüldüm. Sevdiğim bir arkadaşım kitap yazmış, “imzalatıvereyim” hevesi kursağımda kaldı.

Akşamları buluşup yemekler yedik, gece beraber dışarı çıktık, eğlendik,
Uzun uzun sohbet ettik ama ben kitapla ilgili bi şey sormuyorum. Sadece Uganda’da yaşayan babasının artık kardeşlerini görmesine izin vermediğini ve bazı tanıdık insanların ona çok sinirli olduğunu biliyorum.

3 gün önce kitabı aldım, 2 gün önce okumaya başladım, dün bitirdim. Ve okumaya başladığımdan beri ne kadar şaşkın, sinirli, berbat bir ruh halinde olduğumu anlatabilmeme imkan yok.

1969 yılında Berg adında bir hippi “özgür seks’, ‘ortak yaşam’ gibi bi takım prensiplerle ortaya çıkıp kendi kurduğu mezhep olan Tanrı’nın Çocukları (The Children of God) veya Aile (The Family)içinde kendini Peygamber ilan ediyor. Asla kimseye yüzünü göstermeyen bu adam, bültenlerle inananlarına sesleniyor ve resimli romanlarla da mesajlarını özellikle çocuklara iletiyor. Dünyanın dört bir yanında çiçek çocukları kendine bağlayıp radyo programları, posterler, konserler vs gibi araçlarla para kazanarak değişik ülkelerde komünal yaşam sürülen evler açıyor. Taraftar toplamak için ise çiçek kızları Flirty Fishing ismini verdiği para karşılığı seks ile veya seks vaadi ile özellikle zengin erkekleri gruba toplayarak seksin Tanrı’ya aşkın bir göstergesi olduğunu ileri sürerek ve hatta bu garip ayinleri sırasında Hz İsa ile ilişkiye girdiklerini hayal etmelerini söyleyerek “İsa’nın Çocukları” dediği binlerce çocuğun doğmasına neden oluyor.

Mo veya Moses David adı ile de anılan Berg bir süre sonra işi iyice sapkınlaştırıp Aile dışındaki insanların cinsellikten korktuğunu, oysa alabildiğince özgür bir cinsel yaşamın bu korkuyu alt edeceğini öne sürüp, Tanrı sevgisini “paylaşmanın” daha doğru bir yolunun bulunmadığına ve cinsellikte yaş sınırının bulunmadığına da inananlarını inandırdığı an işler zıvanadan çıkıyor. ‘Lağım’ ismini taktıkları ülkelerden –İngiltere gibi polisin her isteyene istediği sapkınlığı yaptırmadığı ülkeler yani- Hindistan, Sri Lanka, Tayland gibi ülkelere kaçıp kamplarını kurup peygamberlerinin yaptığı hesaba göre 1993te İsa Mesih’in tekrar yeryüzüne çıkacağına inandıkları tarihe kadar AntiChrist ile –yani İsa karşıtı güçlerle- mücadele etmeyi öğretmek üzere kendilerine taraftar kazanmaya, 1993ten 6 yıl sonra kıyametin kopacağını da hesap edip ellerinden geldiği kadar fazla kişiyi “kurtarmaya” ve olabildiğince çoğalmaya çalışıyorlar.

Bu yeni nesil, Julie ve kardeşleri gibi çocukların devamlı doğduğu bir zaman zarfına tekabül ediyor. Yeni nesilin Sistem ile (yani Aile harici dünya) ilişkisi kopartılıp kendi inanışlarına göre eğitiliyor ve gerçek anne babalarından da ayrılıp rotasyon ile bir ülkeden bir ülkeye yer ve isim değiştirilerek izleri sürülmez hale getiriliyor.
Peygamberleri Berg, her yaştaki insanın cinsel zevk alabileceğini ve çocuklara bunun öğretilmesi gerektiğini buyurması üzerine henüz yeni yürümeyi öğrenen bebelerle bile cinsel ilişki kurulmaya başlanıyor. 18 aylıkken belsoğukluğu teşhisi koyulan bebeler, çıplak halde dansederken film edilen 3-4 yaşındaki kızlar, yaş farkı veya akraba ilişkisi gözetilmeden girilen ilişkiler neticesinde iyice sapkınlaşıyor Aile. Berg kendi kızı ve torunu ile ilişkiye girdiğini inananlarından saklamıyor bile. Hatta Kraliçe adıyla anılan kızkardeşinin kendi oğluyla ilişkiye girdiği, dadısıyla buraya yazamayacağım kadar uygunsuz ilişkilerinin fotoğraflarla tüm Aile’ye dağıtılması ile grup, çocuk tacizcisi bir “Aile” haline geliyor.

Kitap Julie, kız kardeşleri Celeste ve Kristina’nın travmatik anıları ile dolu...Kalbim sıkışarak, nefesim kesilerek, sinirlerek, hiddetlenerek, çok garip hislerle okudum bitirdim kitabı...

Internette azcık araştırınca da Berg’in tüm Aile çocuklarına rol modeli olsun diye çok uygunsuz fotoğrafları çekilmiş yiğeninin, Davidito’nun yıllar sonra kendisi ile cinsel ilişkiye giren annesini öldürmek için arayıp bulamaması neticesinde aynı tacizleri yapan bakıcısını öldürüp sonra da gencecik yaşta intihar ettiğini öğrendim. Julie’nin kaç kez intiharın eşiğinden döndüğünü, o selvi boylu kızın anoreksia olup bir zamanlar 43 kiloya düştüğünü öğrendim. Ablasının gazete ve televizyonlarda geçmişin acılarını cesaretle detaylarına kadar anlatmasına rağmen Aile’nin hala o tacizcileri saklamayı becerdiğini öğrendim.

Peki bu tacizci Aile’nin üyeleri ile Uganda’da tanışıp geçmişlerini bilmeden ‘Ne kadar iyi insanlar... Ne hayırlı işler yapıyorlar, helal olsun’ dediğimi anımsayıp, o çocuk tacizcisi insanların torunlarının doğumgününe hediyeler alıp gittiğimi düşünüp tüylerim ürperdi...
Korktum. Çok korktum...
Bu hafta sonu midem çok bulandı...
Bu hafta sonu bende çok derin izler bıraktı...
Bu yazı hiç iç açıcı bir yazı olmadı, ama elimden gelen bi şey yok.
Okumadan, yazmadan edemedim.
Ne koyun postları içinde ne kurtlar saklanabileceğini, arkadaşımın bakışlarındaki o zehir tadının nereden geldiğini öğrendim...

Julie, kitap satışından elde ettiği gelirlerin bir kısmı ile Rise adında, burada Kuzey’de küçücük yaşta terör örgütü LRA tarafından kaçırılıp kısa sürede eli kanlı katiller haline getirilmesine karşı etkinliklerde bulunacak bir hayır kurumu kurdu. Aile ile savaşmak adına kitabı yazarak çok cesur bir adım atmıştı. Şimdi de çocuk askerleri topluma geri kazandırmak için elinden geleni yapacağına güvenim sonsuz...

Bu kitap Turkceye cevrilir mi bilmiyorum ama ben bu isi zevkle yapardim arkadasim icin...

Mideniz kaldirirsa Aile icinde dagitilian asagidaki brosurlere bi goz gezdirin, Davidito`nun cocuklugu... Hem fotograflar, hem de yazilanlar bayagi bi ic bulandirici:
http://xfamily.org/index.php/Image:Dito_book_pg_446.jpg
http://xfamily.org/index.php/Image:Dito_book_pg_426.jpg
Julie, fotografta Uganda`daki 5 kardesi ile. Bu cocuklar da bir okula gonderilmeden evde `Aile` doktrinleri ile beyinleri yikanarak buyuyorlar.

25 comments:

burka said...

selam meltem
yazi biraz icimi daralttı bu yazı
ben bugun acaba Moses ve Semra'nın resmini yayınladınmı diye bakmıstım :)

Goddess Artemis said...

Yazınız içimi acıtsa da hayatın gerçeklerini öğrenmek adına okudum. Kitabı da amazon'dan getirtip okumayı düşünüyorum.

Yazdıklarınız bana daha önce okuduğum Güneş Tarikatı; Charles Manson Tarikatı gibi korkunç ve zavallı oluşumları anımsattı.

Ne kadar patetik! >:-(

Alp&Ege'nin annesi said...

Meltem, icim daraldi...neden Julie kardeslerinin hala böyle buyutulmesine izin veriyor, okula gitmeden pedofillerin kiskacinda...O yuzden mi Ugandayi secmisler, birden kafamda birsuru soru olustu...

pigmelerle.dans.eden said...

Uganda bu konuda rahat bi yer diye ozellikle sectikleri bence dogru. Julie`nin elinden gelen hic bi sey yok, cunku cocuklarin anne babalari yanlarinda. Gerci bu anne Japon, yani Julie`nin annesi degil, babalari ayni. Baba da malum hala yapilan kiyamet hesaplamalarina inanan ve bu kitabi yazan kiz cocuklarinin baslarina gelenlerden bihaber numarasi yapan bi adam. Ben bu adamla ayni masada yemek yedim bi kez, dusundukce midem kalkiyor :(
Julie ise kardeslerini haline bakip kahroluyor... Su an cocuk tacizi cok fazla buyutec altinda oldugu icin yok deniyor ama kim bilebilir ki!

sihirli eller said...

çok üzüldüm bir solukta okudum.
julie azimli
ben başarılı olacağına inanıyorum.
gerçekten çok acı ve mide bulandırıcı.
ailede psikoloji bozukluğu olduğunu düşünüyorum.aylık bebeklerinde sapkın ruhlu olmaması zaten kaçınılır bir olay değil.
umarım çeviriyi sen yaparsın.gerçekten bilgi edinmek adına bu kitabı okumak istiyorum.

pigmelerle.dans.eden said...

Ailede psikolojik bozukluk tabii ki var. Kizkardeslerinden bir tanesi intihar etti bile!

Anonymous said...

kanım dondu ama artık şaşırmamayı öğrendim, günümüzde duydukça, okudukça kanıksamaya başladığımız şeyler bunlar. bir çok kez anlatılıyor bunlar..farklı kişilerle aynı hikayeler.. yazık !
tristesse

diLék said...

içim daraldı, canım acıdı, tüylerim diken diken oldu...
bu hafta türkiye de gazetelerde bi haberde yurt dışından bir baba ile kızının birlikte yaşadığı ve çocukları olduğunu okumuştum. ilişkilerinden dolayı da anlayış beklediklerini vs. söylüyorlardı!
bunun sadece istisna olduğunu zannederken, yanıldığımı görüyorum malesef ki ... ):

GİZEM ŞIVKA PİDECİ said...

Meltem,
Bu fotolar yasaklanmiyor mu acaba cocuk pornosu kapsaminda? Dunyada Cocuk pornosunun bu kadar pesine dusulmusken nasil elinin altinda bilgisayari olan bakabiliyor?

dehset verici bir tarikat, hikaye, yasam..

Fulya said...

Merhaba Meltem,
Ben de gecen sene sanirim bir belgeselde izleyip yasadigin soku yasamistim. Su an vaktim yok ama linkini bulurum, o zaman cok sasirdigim birsey oldu sitelerinde Turkiye'de de faliyetleri kontak isimleri hatta bir ozel okulumuzda yardimlari, cocuklarin bu insanlarla cekilmis resimleri yer aliyordu. Isin ilginc tarafi 70 lerden beri yaygin avrupada ve amerikada bir dolu insan bu sapikligi yasiyor cocuklar bu duzenin icinde yasiyor, belgeselde o cocuklarin cogu yasadiklari tacizleri ve nasil dogal sandiklarini anlatiliyor ve bu insanlar hic bir sekilde yargilanmiyorlar. Cunku bu kalta giren konusmuyor girmeyen de bilmiyor. Hala savunuculari var....
Yazdikca hafizam tazelendi simdi insanin kanini donduruyor gercekten burda kesiyorum
Sevglerle
Fulya

Fulya said...

Merhaba yine ben,
Eve gelince biraz notlarima bakindim , daha dogrusu maillerime ve Turkiyeyi gordugum siteyi buldum,arkadasimla paylasmistim cunku. Linki su
http://www.thefamily.org/work/
ama Turkiye listeden cikartilmis, sevindim:) aslinda o zamana gore bayagi da degismis bu site.
Aciklama yapma geregi duydum, bir Turk gazetesi haberi de vardi ama onu bulamadim. O haberde sitelerinde Turkiye'nin oldugunu ama verilen numaradan(tel) kimseye ulasilamadigi soyleniyordu o zaman yuregime biraz su serpilmisti. Bir bu eksikti cunku tarikatlar cenneti ulkemizde.

Lapis lazuli said...

Yuregim sisti okurken. Ben de Adnan Hocacilara soylenip duruyordum ne zamandir, onlar devede kulakmis. Kitabi bulurum burada ama okumayi kaldiramam saniyorum Meltem. Linklere bile bakmadim. Cocuk dendi mi... Iste bu noktada tum gelismis insanligim ilkellesiyor. Bunlari yapanlarin feci iskenceyle oldurulmesini istiyor icim!!!

ozlem said...

uzaklara bakmaya gerek yok, bizim ulkemiz de adnancilar bilmenneciler gormedi mi?

dun gece bu yaziyi okuduktan sonra konuyu ben de bayagi arastiranlardanim. bu tarikatla ilgili turkce fazla kaynak yok. genelde copy-paste, kisir icerik yuzlerce siteye tasinmis.

acikcasi tirsmadan edemedim: ya kanimiz dondu diye okurken biz, sapkin gozler benzerlerinin var oldugunu ogrenip tarikatin pesine duserse? off. ne zor bir dunyada yasiyoruz. icim karardi cidden!

nilay said...

Yazdıklarını soluksuz okudum. İnanılmaz. Daha önce seyrettiim bir filmi anımsattı bana. Belki konusu bu oluşumdan alınmıştır.
Kitabı da mutlaka bulup okuyacağım.
Bazıların ne kadar şanssız bazılarının ne kadar şanslı doğduğunun bir kanıtı daha.

mucizenin annesi said...

gerçekten de ne kadar mide bulandırıcı ne kadar cahil bi olay..sadece sapıklık değil bu yapılan genetik hastalıklar yayılabilir belkide adını bile duymadığımız yeni hastalıklar türeyebilir..
böyle bi olayın içinde olupda hiç bişey yapamamak daha da acı olmalı..Julıe büyük bi adım atmış..umarım başarılı olur ve yolunda devam edebilir..

senin için se söyleyecek tek kelime var zaten..herzamanki gibi harikasın..sevgiler

teyzenteyfik said...

Hic duymamistim bu tarikati.
Korkunc ve cok aci :(

Pıtırcık said...

Bu tip olayları,duymak, okumak, görmek istemiyorum ama o kadar çok ki kaçamıyorsun nutkum tutuldu bir şey diyemiyorum

deryik said...

yazını okumaya başladığımda "ben bu hikayeyi nerde okudum" diye karıştırdım, sanırım kendisiyle ingiliz glamour dergisi de röportaj yapmıştı, ben onu okudum. o röportajda bahsedilen şey, julie'nin babası tarafından reddedilmesiydi. yani aile hala o tarikatta ve tarikattan kaçan bu kız kardeşleri (celeste ilk giden olabilir mi?) reddediyor. ufak kardeşini de yanına almaya çalışıyor bi yandan filan...

bir de "insanları sevmeyi bilmiyorum, benden bunu çaldılar" diyordu ki sanırım en acısı bu. bu kadın nasıl aşık olacak? sevdiği kişiye nasıl dokunacak, nasıl güvenecek? "kavram olarak aşkı anlıyorum ama sanırım yaşayamam" diyordu. ufacık bir çocuktan bu çalınmamalı.

Darkohl said...

Okudukca daralmama ragmen pek cok kisiye onerebilirim bu yaziyi okumalarini. Kitabi herkesin elde etmesi ne kadar mumkun olabilir bilmiyorum ama bir de okuyabilecek kadar cesaretli olmak gerek sanirim..
Insanlari savas ve hastaliklar disinda olume surukleyen baska aciklarin varolmasi ne kadar caresizce..
Tesekkurler bilgilendirme icin.

dolphin said...

gerçekten böyle hayatlar varmı dünyada?

inanması çok ama çok zor...

Kültür Mantarı said...

bu işin içinde bence çok zengin adam var. bu yüzden o tacizciler tamamen ortaya çıkmayacaktır hiçbir zaman. belki öldüklerinde. koruyorlardır birbilerini.

para olmasa zaten bu organizasyon bu kadar büyük bir hale gelemezdi gibi geliyor bana

çok kötü çok.

figen said...

of kafam takıldı iğrendim resmen ilk linki tıklayıp gördüklerim karşısında beynim dondu ,insanlık nereye gidiyor biz çocukalrımızı nasıl koruyacağız bu dünyadan, ödüm koptu açıkcası...o çocuklar tüm bunları normal sanarak büyüyor en acısı bu ,ama nereye kadar..

Fanfan La Tulipe said...

Yazindan sonra biraz arastirdim. The Family International'in (eski adiyla Children of God) "ornek" yasantisini resimlerle anlatan kitapcik Davito'da gecen minik cocuk Ricky Rodriguez (tarikat liderlerinin oglu) 30 yasina geldiginde, kendisine yasatilanlari daha fazla hazmedemeyerek ilk basta kendisini zamaninda istismar eden bakicisini olduruyor, ardindan intihar ediyor. Hic sasirmadim acikcasi. Amazon'dan kitabi alacagim heralde, baska bir yerde bulunmuyor..

cranberry said...

Oncelikle Merhaba! Bu bloga ulasmamin nedeni arastirdigim bir kitap hakkindaydi.Bu baslik altinda gece yazinizda bahsettiginiz tarikat olusumundan bahseden bir kitap daha var (ki eminim ki internette arastirdiginiz zaman gormussunuzdur) Ogrenmek isteyenler icin Miriam Williams Kutsal Fahiseler(Heaven's Harlots)... Bu kitapta da benzer ve bir o kadar da kotu yasanilmis bir hayat anlatiliyor. Blogunuza ulsama sebebi bu kotu olaylar hakkinda bilgi sahibi olmakti ama ne mutlu ki buraya ulasabildim artik bende takipcisiyim

Evin Kedisi said...

Meltem;

Bazı şeyleri öğrenmemeyi ya da okumamayı tercih ederdim çünkü insanda ciddi bir mide bulantısı dışında hiçbir şey bırakmıyor geriye. Elden gelebilecek tek şey bu kitabı alıp, kitabı yazana bir katkıda bulunmak belki.

Ben de baykuş imparatorluğunu okumuştum, günlerce konuştuğumu, en sonunda eşimin, beni hasta ettiği için kitabı bırakmam gerektiğini söylediğini, artık okuduklarımı dinlemeyi reddettiğini hatırlıyorum.

Dünya bombok bir yer, işte o kadar! Fotoğraflara bakamayacağım ama kitap konusunda gözüm açık olacak :((( İçim sıkıldı şimdi.