Sunday, April 13, 2008

Afrika`da Ilk Kamp



Hayatimdaki ilk Afrika kamp maceram dudak ucuklatici bir tecrube olmustu. Yine bundan coookkk once Tanzanya`ya, Serengeti`ye safariye ilk gittigimde –hani Masailere kirmizi oje surme macerasi- dogal parklarin icinde, cadirda kalmak ve gece gunduz, bu safarinin her aninda Afrika`yi hissedebilmek icin o guzelim safari lodge`larda kalmayi reddetmistim.
Tanzanya`ya gittigimizin 2.gunu ahci ve rehberle bulusup safarinin yiyecek alisverisini yapmak icin carsi pazar yaptik ve yola koyulduk.
Acemilik iste… Dogal Park denince aklima, `dogal` kelimesini atlayip `park` kelimesine zipladigim icin daha boyle hatti hududu belli bi yer aklima geliyordu. Fakat ilk dogal parkimiz olan Tarangire Parkinin girisi bana bu 17 gunluk safarinin ozeti gibi geldi: Bir kapi var dogal parka giris icin ama sadece kapi var, boyle buyuk bahce kapilari gibi iki tarafa acilan ama duvar yok, cit yok, baska bi sey yok… Haydi bismillah!
Kamp yapacagimiz yere geldik, orasi da Allahlik. Tuvalet ve dus var ama baska her sey de var. Cadirimizi kurarken zebralar bakiyor urkek urkek calilarin icinden, yukseklerden bir cift gozun izledigi hissine kapiliyoruz, bir zurafa da ordan izliyor… Kamp alaninda iki cadir vardi sadece . Biz cadirimizi kurarken onlar da cadirlarini toplayip gittiler. Kaldik mi tek basimiza???!!!
Neyse, bir ogleden sonra safarisi yapalim da aksama kadar birileri gelir herhal dedik, ciktik ilk gezimize… Ufacik calilarin icinde bile kamufle olabilen bi suru aslan, 50-100 fillik fil suruleri, oydu buydu derken hava kararmaya basladi. Biz de kampa geri donduk.
4 kisiyiz. Sadece 4 kisiyiz. Zifiri karanlikta bu kadariz. Sehir karanligina alisigiz ya biz, bi yerden mutlaka bi isik gelir… Oyle boyle degil, zifir karanliktayiz… Ahcimiz Daniel bir guzel yemek hazirlamis, bi tane gaz lambasi yakmis, masaya koymus sagolsun ama gaz lambasi tas catlasin 2 metreyi aydinlatiyor, gerisi bir siyah bir perdenin gerisinde kalmis gibi.
Gaz lambasindan cikan isiga gelen bocekler yuzunden masanin uzerindeki yemegin icine ayni anda onlarca bocek birden akin ediyor. Bir yandan bocekleri tabaktan cikarip yenileri girmeden yemegi yemege calsiyorum. Bir yandan da havada ucan daha buyuk boceklerin hepsi bize dogru ucuyor, bi tanesi –abartmiyorum- kafama carpiyor, yere dusuyor. Buyuklugune bakip sasiracagim ama o kadar acikmisim ki ilgilenemiyorum. Bu sefer pantolonumun pacasinda yukari dogru cikarken gorunce mecburen ilgilenip silkelenip atmam gerekiyor.
Rehber ile ahci bizimle beraber degil ama kenarda kosede yemek yemeye baslayinca cagiriyoruz gelin beraber yiyelim diye. Rehberin elindeki feneri arada sirada karanliga tutup parlayan gozlerin neye, kime ait oldugunu anlamaya calismasi dikkatimi cekti. Niye? dedim, `Bakiyorum hangi hayvan var etrafta diye` dedi.
Karnimiz doyunca kahve de icince tum dikkatimizi cevreden gelen seslere vermeye basladik. Kahkahalar ve uzun ulumalar geliyor, sirtlanmis. Kisa kukreme gibi sesler geliyor, devekusuymus, aslaninki daha uzun ve cok daha korkunc olurmus. Afrika`nin ortasinda gaz lambasi isiginda 4 kisi, zifir karanlikta kimbilir kac tane hayvan, kendimizi koruma adina mutfak bicagi ve cakidan baska bi sey yok yanimizda, hafiften urpererek Afrika`nin, Tanzanya`nin seslerini dinlemeye basladik.
Rehber cok kesin talimatlar verdi: Gece ne olursa olsun cadirdan cikmak yok, kamp yerine hayvanlar gelecektir, cadirin icinde merak uyandiracak sesler cikarmak ve hareketler yapmak yok ve ne olursa olsun kesinlikle CADIRDAN CIKMAK YOK!
Yol bizi o kadar yormus ki cadira girmekle uyumak arasi cok zaman kaybetmedik. Uyku, uyku, guzel uyku J Sonrasi ise ciglik cigliga… O da ne? Cadirin etrafinda bir arbede, bir hirilti, bir gurultu ve tabak canak sesleri. Aradan ne kadar zaman gecmis bilmiyorum ama bu seslere uyandim.
Tabak canak seslerini cikarsa cikarsa bizim ahci cikarir diye dusunuyorum ama niye hirlasin adamcagiz? Hem kimle hirlassin??? Tum bu anlamsiz sorular azcik kendime gelince biraz acikllik kazandi. Disarda ne oldugunu bilmedigim vahsi hayvanlar var! Tabak canak da bizimkilerdir herhalde. Vahsi hayvanlar avlandiklarinda tabak canak kullanmiyorlardir!
Aramizda ince bir cadir bezi var sadece. O kadar. Bir de o gun haftada bir aldigim sitma hapini alma gunuydu. Sitma hapinda kinin oldugu icin hezeyan, halusinasyon vs yapiyor. Yani cok huzurlu bir uyku uyumak zor sitma ilaci alindigi gun. Azcik uykuya dalabilsem bile, disardan gelen sesler, ilacin etkisi ile nefessiz kalarak uyaniyorum.
Bir ara baktim, nefes almiyorum, aramizda 1-2 metre ve bir cadir bezi olan hayvanlari dinlerken… Nefes alayim, iyi olur diye dusundum. Dilim damagima yapismis, ama su icemiyorum. Malum, tuvalete gitmek gerekirse cok utanilasi seyler yapcam diye. Bu arada asiri gunesten dudagimda ucuk cikar diye yanimda Zovirax vardi, bu kez korkudan kesin ucuk cikaririm diye oylesine Zovirax surmeye basladim.
Uzun lafin kisasi kabus gibi bir gece gecirdim. Sabah korkudan, uykusuzluktan, susuzluktan sefil olmus bir halde cadirdan ciktim. Rehberimiz Raphael`e sordum gece ne oldu burada diye? Haa bir de gece Raphael ile Daniel`in cadirindan horlamadan baska bi ses gelmedi bu arada… Raphael oyle guzel uyumus ki bilmiyor bile. Ahci Daniel`e sordum. O biraz utangac anlatti: Daniel aksam yatmadan once mutfak malzemelerini toplayip Land Rover`in tepesine yuklemeyi unutmus, yoksa hayvanlar gelirmis. Sabah uyandiginda da bizim mutfak malzemeleri her tarafta dagilmismis. Uzun lafin kisasi sirtlanlar sabaha kadar kilic kalkan ekibi gibi bizim mutfak malzemeleri ile oynayip durmus yemek artigi kokulari yuzunden.
Hayatimda o kadar korktugum baska bir gece olmamistir herhalde. Ne zaman cadira atlayip beni paralayacaklar o disardakiler her neyse diye sabaha kadar bekledim… Nefesimin kesildigi, dilimin damagima yapistigi ve `Eeee Meltem Hanim, buraya kadarmis. Getir salavatini` dedigim ilk geceydi hayatimdaki. Hani bi turlu anlatmaya baslamadigim Uganda`daki ilk kamp gezimiz var ya oraya gelene kadar bissuru kamp yaptim demeye calisiyorum ama ne kadar yapsan da korkmamak olasi degil. Hani `yine korktum ama elden ne gelir` demeye calisiyorum.
Siz de olsaniz siz de korkardiniz demeye calisiyorum.

7 comments:

mucizenin annesi said...

ay bu tombişten sonra korku filmi tadında oldu hikaye..iyi uçuksuz atlatmışsınız..ben olsam müsait bi yerlerimden bilem çıkardı o uçuklar..

Haydins said...

Eminim bizde korkardik Meltemcim..Ama oyle gusel anlatmissin ki okurken gulumseyerek okudum.
Sevgiler

zerrin said...

ne diyorsun okurken bile korktum

Anonymous said...

Selam Meltem,
Her zamanki gibi supersin:)))
sen ne kadar cesur bir kadinsin!!!
Her yazinla,yasadiklarinla,yaptiklarinla sana olan hayranligim her gecen gun biraz daha artiyor..zaten yureginin guzelligi butun fotolarinda kendini disa vuruyor!!
birgun seni gelip,orada ziyaret etmeyi ve tanimayi cok isterim,yasadiklarini kisa bir sure olsa bile sahid olmak muthis bir deneyim olurdu..insallah diyorum..
sevgiler,
Ilknur-Toronto

Anonymous said...

Ben Gökçeada'da kamp yaparken, inekler çadırın halatını kemiriyordu, korkudan çadırdan çıkamadım, sabah etraftaki boklardan ziyaretçimizin inek olduğunu anlamıştım.
Gökçeada'da dışarıda ne olabilir ki? Olabilecek en yırtıcı şey tavşan falandır heralde :)

Ne olduğunu bilince insan o kadar korkmuyor, hayal gücü çok fena korkutuyor...

Ufuk Yazkan

Alp&Ege'nin annesi said...

'vahsi bile olsa hayvandan degil, insanoglundan korkmak gerek'...Anadolu'da yalniz kamp yapan yabanci en az 2 cifte yapilan saldirilar geldi aklima, biri Giresun du sanirim öldurulduler, digeri Van'da tecavuz...:(

Aysetun said...

Sevgili Meltem,ben olsaydım korkmazdım,çünkü gidemezdim:)Cesaretine hayranım arkadaşım.