Tuesday, November 27, 2007

Lamu`daydik

Kralice Elizabeth ve bir suru devlet baskani Uganda`ya gelecek diye -hikayesini anlatacagim- gecen Persembe ve Cuma gununu guvenlik nedeniyle Uganda`da resmi tatil ilan ettiler. Tatil sozunu duyar duymaz Facebook`a girip online olan ilk ve -tabii ki - en yakin arkadaslarimdan Nina`ya bir mesaj ativerdim: su tarihlerde Lamu`ya gidelim mi?
1 saat sonra yanit geldi, biletleri ayirtmis, hangi saati istersin? diye...

Lamu, Kenya`da Hint okyanusunda Somali`ye yakin 300 yillik gecmisi olan bir Swahili adasi. Unesco tarafindan ada, Dunya Mirasi ilan edilmis.

Ilk fotograf Lamu adasina tekneyle ulasabildigimiz Manda adasindaki Duty Free Shop! Fotograftaki cocuk dukkanin sahibi. Ben fotograf cektirince cocukla dalga geciyor kenarda oturan yerli amcalar: `Amma duty Free haa... 50 usd`a tamami satin alinir` diye...

Digeri de Nina ve ben, tekneyle Manda`dan Lamu`ya gecerken...

Devami daha sonra :)

Friday, November 09, 2007

I love you, Jennifer


Bizim bi tane Yilma abimiz var, ne zaman evine gitsek kazan kayniyor, yemekler corbalar sunlar bunlar hem de Turk usulu yapilmis hazir. Sirri Jennifer: Esi Uganda`ya geldiginde evlerinde kalan akilli mi akilli Jennifer adinda bir kiza yemek yapmayi ogretiyor, sonra gel keyfim gel…
Yilmaz abiyi aradim, `Jennifer`in bir arkadasi var mi onun kadar akilli, onu da ben alayim yanima da bana yemek yapsin` dedim. Yilmaz abi `Jennifer benim yanimda ayrildi ama part time is bakiyor` deyince kaptim Jennifer`i.
1.5 ay devamli yemek yaptik Jennifer`la beraber. Ingilizcesi iyi degil , Turkce, Swahilice yarim yamalak anlasarak yaptik ama. Ingilizce rende diyorum anlamiyor, rendeyi gosteriyorum, `Oooo, rende` diyor, Yilmaz abini esinden ogrenmis. `Okra, lady`s finger` hepsini sayiyorum bamyayi anlatmak icin, anlasamiyoruz, satin alip getiriyorum bunu demek istemistim diye. `Bamya` deyiveriyor J
Mercimekli kofteler, taze fasuleyeler, sarmalar, dolmalar, kuru fasulyeler, etli nohutlu pilavlar, tantuni, imam bayildi, tarhana corba, saksuka, acili ezme, patlican salatasi aklimiza ne gelirse yaptik…Sonra test zamani geldi. Bakalim ogrenmis mi diye…
Felaket ! Her bi seyi felaket guzel yapiyor! Eve gidince yemegin hazir oldugunu en son animsadigim zaman 20 yil onceydi galiba…Nasil bir zevkmis eve gelince kaynamis tencerenin basina oturmak!
Erkek veya cocuk olmak varmis dedim kendi kendime… Zevke bak yaa…
Fotografta Jennifera lahana sarma ogretirken J
Tek bir problemimiz var Jennifer`la, okuma yazmasi yok. Telefon verdim bi tane aradigimda bulabileyim de haberleselim diye, uzun sure acmayi ogrenemedi. Simdi iyiyiz, aciyor, ariyor, problem yok. Ama yemek tariflerini yazamadigim icin Catherine`e tembihiliyorum her seyi, Catherine Turk yemekleri alimi oldu.

Cok yasa 2.Dunya Savasi!


Mbale-Iganda arasinda giderken cok guzel bir gol-sazlik-papirus batakligi kombinasyonunu gorunce azcik durduk bi kac foto cekip biraz bacaklari acmak icin. Bi de kopru var yaninda ama koprunun kenarinda bir yazi dikkatimi cekti: `This bridge originally formed part of an emergency bridge in London over the Thames during 2.World War 1939-1945, reerected here in 1953`. Yani bu kopru 2.Dunya Savasi sirasinda Londra`da Thames nehri uzerinde bir acil durum koprusunun parcasi olarak insaa edilip 1953`te buraya tekrar insaa edilmis.
2.Dunya Savasi sonrasi satilmayacak, kullanilmayacak o kadar cok seyi savasa katilan ulkeler 3.Dunya Ulkelerine gondermis ki! Kopru bu be! Nasil gonderdin????
Hani bir dogal parkta bizi fil kovalamisti daha once??? O dogal parkta Almanlardan hediye bir kamyon vardi ki evlere senlik! Uganda Wildlife Authority kamyonu bu kus ucmaz kervan gecmez dogal parka safari araci olarak gondermis. Kamyonun arkasina sandalyeler dizilmis ve arkalari da kamyona iple baglanmis. Al sana safari araci! Arac o kadar fantastik ki iyi araba kullanmasi ile ovunen iki arkadasim soforden rica edip araci kullanmaya kalktilar, yerinden kipirdatamadilar…
Fakir ulkenin cocugu olmak fakir babanin cocugu olmak ile ayni sey galiba… Baba ayakkabi alamaz cocuguna parasizliktan, devlet hem kopru yapamaz hem de ayakkabi alacak parayi saglayamaz vatandasina… Yok yok, ikincisi daha kotu galiba…
Ama burda sikayet, sizlanma, aglama, bagiris cagiris, kavga yok… Hep bir sonraki gunu kurtarma kaygisi var. Ama iki gun sonrayi degil! Iki gun sonrasi o kadar uzakta ki onun da sirasi gelecek ama daha degil!
Yani aslan da ceylan da insan da her sabah kosmaya basliyor, ama o gun icin! Yarin icin avlanan aslan gordunuz mu siz hic belgesellerde???? Ya da yakalayamadim diye sizlanan????