Thursday, August 30, 2007

Acaba....


kaynagindan el degmeden mi dolduruldu bu saat????
Malindi`de daha arabayi parkettik, bu arkadas yanimda belirdi. Ben de ne sattigina dikkat etmeden `saol, su istemem` dedim. `Su degil madam, saat satiyorum.` dedi. Kafami kaldirdim, baktim `Su gecirmez bu saatler.` dedi.
Sahte rolex satiyor ve su gecirmediginin ispati icin de pet siseye, su icine koymus. Gulmeye basladim ama bi yandan dusunuyorum koca saat pet siseye nasil girdi??? `Nasil soktun sen o saati kucucuk pet siseye?` der demez arkasini cevirdi pet sisenin... Sisenin agzina yakin yerini saat girecek kadar delmis, oradan koyuyormus megersem... Ben guluyorum, o guluyor.... `Afferim` dedim `Cok yaraticisiniz!` `Satin al` dedi, `Almam` dedim. 8 aydir kolumdaki saatimi Uganda`da pilini degistirecek birini bulamadigim icin takamiyorum ama ihanet etmek de istemiyorum sahte bir rolexle...
Hani saatlerimiz su gecirmez diyen firmalar var, acaba hangisi saatlerini boyle bir ambalaj icinde satmaya cesaret edebilir???? Cesaretli fikir degil mi?

Monday, August 27, 2007

‘Biz Tanrı’nın Homoseksüel Çocuklarıyız’


Uganda’da Ugandalı ‘straight’ olmayan tek bir kişi görmedim... Bazen Ugandalılarla sohbet ederken –kırsalda, şehirde- konuya nasıl inanmayan gözlerle baktıkları, “gay” olmanın ne kadar inanılmaz bir şey olduğunu düşündükleri anında anlasiliyor.
-Yani bir erkek bir erkekle ne yapabilir ki?
-Nasıl kestiriliyor da kadın olunuyor ki? Olmaz öyle şey...
Ve arkası gelmeyen soruları var ama soramıyorlar ki... Sanki dünyanın burasında bu cinsel tercih yok gibi geliyor insana ama nedeni çok basit: Bu ülkede “gay” olmak illegal...
Ceza Yasası diyor ki: Doğanın yasalarına aykırı cinsel deneyimi olanlar suç işlemiş sayılır.
Geçen hafta Cinsel Azınlıklar Derneği başkanı Juliet Victor Mukasa yanında 30 kişilik grubuyla daha önce Uganda tarihinde görülmemiş, gelmiş geçmiş en cesur gösteriyi yaptı ve ‘Biz de Tanrı’nın çocuklarıyız, Biz Tanrı’nın homoseksüel çocuklarıyız’ diye gösteri yaptılar. Gazetelere kapak oldu bu haber ve fakat iki gün sonra Uganda’nın ileri gelen papazları da daha kalabalık bir grupla aynen yanıt verdiler cinsel seçimlerinin kabul edilemez olduğuna dair...
Halk arasında yapılan bir araştırmaya* göre de %95 homoseksüelliğin yasallaştırılmasına karşı.
Uganda’nın aile içi şiddet, aile içi cinsel taciz, AIDS, terör gibi pek çok problemi varken polisin bu insanların evlerine baskın yapıp da ‘soyun bakalım, hanginiz erkek hanginiz kadın?’ diye uğraşması homofobiklikle bile açıklanamaz bence. Merak bana sorarsanız, sadece merak. ‘Nasıl oluyor da oluyor acaba?’ merakı... Ülkenin o kadar büyük bir çoğunluğu gay olmanın ne demek olduğunu bile bilmezken ordan burdan bi kaç kelime duymuş olanların merakı...
Üstelik geçen hafta homoseksüeller tarafından yapılan gösteri tam ters tepki uyandırdı. Ahlak ve Bütünlük Bakanı – böyle bir bakanlık ben daha ömrümde duymadım!- yaptığı açıklamada “Uganda Ceza Kanununa göre homoseksüellik doğal değil ve dolayısıyla yasa dışı. Böyle bir durum içinde yakalananlar ömür boyu hapse mahkum edilebilirler. Ayırca homoseksüelliğin sağlıksız olduğunu da unutmamak lazım. Şimdiki yasa homoseksüelliğin “reklamını yapma” ile ilgili bir ceza içermiyor. Gazetelere sızıp para yedirdiklerini biliyoruz, yasayı değiştirip onları da cezalandıracağız!”

*Kaynak: East Africa Social Political Economic and Cultural Barometer
Fotograf: New Vision Gazetesi

Friday, August 24, 2007

Yengecler ve Cubuk Kraker


Malindi`nin kumsallari da yengecleri de beyaz... Ve yengecler dalgalarla kovalamaca oynadiklari icin kumlar hareket ediyor gibi gozukuyor uzaktan... Ya da hayalet yengecler dolasiyor gibi kumlarin uzerinde...

Gece kumsalda sarap icerken ay isiginda yengecleri seyrediyoruz... Aklima takiliyor: Yengecler ne yer? Arabada cubuk kraker var. Kapip geliyorum, kimsenin olmadigi kumsalda gece-sabah yarisi...

(Cocukluktan takintim: Hayvanlari elimle beslemek... Kertenkele, balik, bilumum kuslar, maymun, fil, yilan vs vs bi suru hayvan denedim ama yengec...Henuz degil. Cok da sabirliyimdir, hic kipirdamadan saatlerce beklerim.) Cubuk krakerleri kirip kumsala atmaya basladik, hemmen yengecler kapip kapip kacmaya basladi... Bi sure sonra o kadar cok yengec kumsalda kiskaclarinda cubuk krakerle dolasiyordu ki citir citir seslerini bile duymaya basladik.

Cok komikti o an: Ay isigi, issiz bir kumsal, yengecler, cubuk krakerler ve citir citir citir citir...

Okyanus Yildizi


Kenya-Malindi`de okyanusun geliyle gitiyle kumsallar sekil degistirip adalar ortaya cikip kayboluyor. Deniz alti hayati da onunla beraber kumsala gelip gelip gidiyor. Kumsalda yururken hani deniz kabugu toplariz ya burdakiler toplanmiyor, kaciyor! Burda gordum deniz kabuklarinin icinde ne yasamlar oldugunu. Ne guzel deniz kabugu deyip hop atliyorum, topluyorum, bi sure sonra icinden bir canli cikmaya basliyor yavas yavas… Kiyamiyorum, geri atiyorum.
Yine kumsalda yururken daha once hic gormedigim bir renkte deniz yildizi gordum, hop atladim… Sert oldugu icin anlayamadim canli mi degil mi ama altini cevirdigimde bir de baktim ufacik ayaklar cikmis altindan bi yere dogru gitmek icin cabaliyor. Once kolye gibi koydum boynuma, bi foto, sonra onla da vedalastik tum diger deniz kabuklari gibi. Yerli halk bunlari toplayip turistlere sattigi icin biraz derin bir yerine yerlestirdim okyanusun ki gorup de toplayip canli canli kurutmasinlar diye…

Thursday, August 23, 2007

Sucu, Dalgaci, Siirci

Oguz`u ilk kez Koyoto Japon Restorantinda gordum. Aman nasil bagir cagir laf anlatiyor birilerine… Sonra Bubbles adindaki buranin en meshur pubinda gordum, bir beyaz ceket giymis ki esi benzeri yok :) Sonra gordum de gordum, Kampala kucuk bir sehir ne de olsa… Ne is yapar bu arkadas dedim. Sucu dediler. Nasil yani saka mi? Oguz muhendismis megersem, Kampala`nin sebeke suyunu aritma projesinde calisti yaklasik 1 yil Uganda`da, adi da `Sucu ` kaldi Turklerin arasinda.
Bir gun yine Bubbles`da oylesine eglenirken o kadar gurultunun arasinda siirden konu acildi. Oguz bana bi siir okudu. Ne kadar suredir siirsiz kalmisim, o siir ne guzel siirmis ki millet `eller havaya, kadehler suraya, kizlar buraya` eglenirken ben orada aglamaya basladim… `Kimin bu siir? Cok fena!` dedim. `Benim` dedi, sasirdim kaldim. Ben O`nu Sucu ve Dalgaci Mahmut olarak bilirken Siirci cikmasin mi bi de?!
Ama nasil yazmak o oyle? Oyle `seni severim, sacina guller takarim, hadi gel kirlarda dolasalim` turu huzurlu siirler degil… Galiba zaten siir huzurlu insanlarin pek yazdigi bi sey degil…
(Kirginliklarini en huzurlu anlatan sair de Sunay Akin bana sorarsaniz)
Bilgisayarindan flash diskle bana Yigit Ozgur karikaturleri verirdi devamli. Siirlerini de ver dedim, olmadi, onu beceremedik. Turkiye`ye dondu sonra. Dun bir email attim, `Oguz, siirsiz kaldim. Nerde siirlerin?` diye, tak diye yanit geldi: http://www.oguzasma.blogspot.com/
Siirlerinin bir kismini koymus bu siteye…Hele Esavir adinda bir siiri var ki klibiyle beraber, insanin Esavir olasi geliyor …

`prematüre doğar / geç ölür burada güneş...
Nil ikiye ayırır
paramparça bir şehri
ve gece yüzüylebir kız gezinir
gündüz düşlerimde
adı Esavir...`

Devamini okuyun, izleyin veya dinleyin...

Aldatanin utanci bir dortluge bu kadar mi guzel sigar????


UTANC
söyleme tek bir hece
ihanetim duyulmasın
gözlerin de konuşmasın
.
.
.
içinden terk et beni...

Tuesday, August 21, 2007

Vallahi Turkiye`de olsam subeye gitcem, soz!

Garanti Bankasinda otomatik odemelerimin oldugu ve herseyden onemlisi de Demirbank emeklilik sigortamin odemelerinin yapildigi bir hesabim var. Burdayken hesabima bi girip bakayim bakayim neler oluyor dedim ve Bingo!!! Hemmencecik sifremi yanlis girdim, hem de 3 kez! Ay sifir basinda miydi sonunda miydi derken guzelim sifremi harcadim. Ben de sandim ki internet bankaciligindaki `sifremi unuttum` tiklamalari hayatimi kolaylastiracak, sifremi geri almaya yarayacak… I ih! `Sifreni unuttuysan subeye git`e cikiyor hersey. Tikla tikla, tik yok, yine diyor ki `Subenize basvurun.`
Aman dedim noolcak? Garanti`nin SubeSiz bankaciliginda tek secenek internet mi? Telefon bankaciligi ile hallederim. Aradim, 3 tusla, 5 tusla, 7 tusla darken yanit geldi: Subenize basvurun`
Sonra hakli musteri hattina email attim, ben daha gonder tusuna bastiktan yarim saat sonra tak diye Uganda telefon numaramdan aradilar. Gozlerim doldu, inanamadim… Ordan bana telefon bankaciligi ile nasil halledecegimi soylediler. Telefon Bankaciligi ile 2 kez yarim saat gecirdikten sonra ordan da ayni cozum cikti: Subeye gidin.
Anlatiyorum, diyorum ki: Bakin hesabimdan bi seyler bi yerlere gidiyor, Uganda`dayim. Gelmeyi dusunmuyorum, Garanti Maslak subesine gitmek icin de gelemem ki Turkiye`ye… Yanit umit verici: O zaman su numaradan subeyi arayin. Tamam, aldim numarayi, basladim cevirmeye… Tabii banka subelerinin telefonlari nasildir bilirsiniz… O oraya bagladi, bu buraya bagladi, sonunda bir musteri hizmet yetkilisi ile gorustum. Yanit geliyor: Subeye gelmeniz lazim!!!!!
Tekrar hakli musteri hattina email yazdim, acil bir telefon daha aldim: Hanimefendi, durumunuzu anliyorum, hatta ben sizi taniyorum, gazetede okumustum. Size sunu soyleyebilirim ancak hesabinizda para var!
Ohhh, o da bi sey!? Herkes iyi niyetli bir sekilde bana yardim etmeye calisti her kanaldan ama yaklasik 1.5 saatlik telefon gorusmesi, bi suru email neticesinde anladim ki benim Garanti Maslak subesine gitmem gerek bir sifre isini halletmek icin…
Granati Bankasinin 9 yillik musterisiyim, simdiye kadar hayatimi hep kolaylastirdilar, ama her sey sifrenin bir sifirini yanlis girmeye bakarmis megersem. `SubeSiz` Bankacilik da `SubeyeBiGelSen` bankaciligi imis.

Thursday, August 16, 2007

Muz Cumhuriyeti






Muzun envai cesidi var burda. Boy boy, renk renk! Hani bu memlekette toprak cok bereketliydi ya… En kucuk muz cesidi ile siradan bamyayi yanyana koyunca goruntu cok komik. Guliver Devler Ulkesinde mi Cuceler Ulkesinde mi insanin kafasi karisiyor!
Para 2cm capinda 50 Uganda Silingi…O siling 2cm ise o bamya kac cm?
Arrghhhhh!!!! Anilar tazelendi yine: Bir havuza bir musluktan saatte 2 mkup su doluyorsa ne ala! Acma diger muslugu acmaaaa!!!!

Yeni bir eve tasindim, `Keske bahcede avakado agaci olsaydi da yeseydik` dedim icimden. Ertesi gun mutfagin kapisindan bahceye ciktim, kopeklerle oynuyorum… Pat diye bi sey dustu onume. Avakado! Komsunun bahcesinde avakado varmis, ordan bizim bahceye dusuyor zaten! J

Hani aylarca ispanak olsa da yesem demistim de ispanagi aylardir goruyormusum megersem de taniyamamistim buyuklugunden hani???? Peki bu bitkinin buyuklugu nedir sizce????

Wednesday, August 15, 2007

Hani Ikizler Kacirilmisti Ya...


26 Haziran`da yazmistim hani evimde calisan Catherine`in ikiz torunlari buyu icin kurban etmek isteyen bir kadin tarafindan okul cikisi kacirilmisti hani... Bugun Catherine mahkemeye gitti ve mahkeme kaciran kadini 5 yil hapisle cezalandirdi...
Is birligi yapan okuldaki guvenlik gorevlisinin davasi hala devam ediyor. Insallah ona da 21 Agustos`taki oturumda bi guzel haddini bildirirler...
Bana sorarsaniz 5 yil az iki cocugu kesmek icin kaciran birisi icin ama burdaki hapisaneler o kadar kotu ki 5 yil sonra sagsalim cikmak mucize olur bence...
Dun ikizlerin karnelerini getirdi Catherine, `Bak arkadaslarin cok caliskan` diye... Karneler super... Catherine artik bende kaliyor ya gelecek donem yeni evimize yakin bir yerde bir okul bulursak oraya naklettirecegiz bebeleri. Boylece Catherine de sadece Lokum ve Sutlac`in haylaz muhabbetlerine ;-p mahkum olmayacak...

Tuesday, August 07, 2007

Sisteki Goriller Olduruluyor!


23 Temmuz`da Kongo Demokratik(???!!!) Cumhuriyeti`nde 4 goril olduruldu. Nedeni belli degil, hic bir organ kesimi olmamis, yavrular calinmamis, oldurulmus, birakilmis...

Oldurulenlerin ucu disi, ikisinin yavrusu var, biri hamile, dogurmasina sayili gunu kalmis...

Kongo`nun Virunga Dogal Parki`na gitmeyi hic dusunmemistim goril sevdasi cekerken... Korkmustum.

Uganda`ya geldikten sonra safari isine girince Kongo-Goma Parkinin aslinda tahmin edildigi kadar tehlikeli olmadigini ogrendim, ama suphelenmeden de edemedim. Taa ki Daniel ile tanisana kadar... Daniel Kongo`lu, ufak tefek bi adam... Kongo`ya goril trekking icin turist gondermeyi dusundugumu ve kendisi ile bu konuyu gorusmek istedigimi soyledigimde inanamadi. Hemmen bulustuk. Bana is akisini ruhumu bayacak detayi ile saatlerce anlatti, ama sabirla dinledim cunku anlatirken bile o kadar cok zevk aliyordu ki isinden...Gozune taktigi numarali gozlugun uzerinde bence gorusunu engelleyecek kadar buyuk bir marka stickerini da cikarmayi akil etmeden camin saginda solunda bulunan bos yerlerden bakarak ciziyordu is akimini... Anlastik, turist gonderecegim, deneyecegiz.

O kadar devletsiz ve basi bozuk bir ulke ki Kongo ulkenin degisik noktalarinda degisik para birimi gecebiliyor, her 20 kmde degisik uyduruk uniformali bir polis(!) belirip o bolgenin kendine ait oldugunu iddia edip rusvet isteyebiliyormus rehberlerimin anlattigina gore...

Denedik. Gidenler cok mutlu geri dondu. Her seferinde Daniel beni arayip tesekkurlerini iletti. Neticede kimsenin gitmeye cesaret edemedigi bir yerdi orasi.

Ben gidemedim, ama Danielle sozlesip durduk geldim gelecegim diye.

O kadar sefil ve fakirler ki parktaki rancerler henuz formalari bile yoktu o zaman, sonra bulup bulusturdular yesil bir kac kiyafet... O kadar yoksul ki park, ayagini kotu burkan bir turisti sedye olmadigi icin cop kutusunu derme catma kapaginda tasidilar kilometrelerce... O kadar parasizlar ki Uganda`ya inip Kongo`ya goril trekking yapmaya soz veren bir grup turisti almak icin Kampala`ya havaalanina gelen Daniel, turistler tarafindan kandirildigini anladiginda Kongo`ya geri gitmek icin parasi olmadigindan ben verdim benzin parasini taa Kongo`dan kiraladigi minibusun...

Oldurulen 3 disiden birisi hamileydi... Gogusleri dogmasina gun kalan bebegine hazir... Oldurmusler ve bir de yakmislar... Bu ne nefret! Bu ne kin! Neye karsi???? Diger iki disinin kayip yavrulari bulundu. Ertesi gun ise 3 disisi oldurulen 12 bireylik goril grubunun Gumus sirtli lideri olu bulundu. Lideri oldurulen bu grubun bir arada kalmasi pek olasi degil diyor rancerler...

Ngobobo - en goril asigi, dogal parkta agac kesimine engel olmaya calistigi icin tehditler alan, yerli halki ve yeni rancerler yetistirmek icin yillardir didinen rancer, - gorillerin gunlugunu tuttugu blogunda dehset fotograflar koymus (www.wildlifedirect.org/blogadmin/gorilla)

Bu yilin basindan bu yana oldurulenlerin adedi ise 7... Son 25 yilin en buyuk rakami... Eti icin degil, kurku icin degil, yavrularini calmak icin degil... Insani insanligindan utandirmak icin olsa gerek! ? Bravo Kongo`ya, bu konuda cok basarili zaten!

Thursday, August 02, 2007

And the Oscar goes tooooo.....


Bebegin ismi koyuldu.

Iki gun once mesaj cektim babasina, Kampala`ya gelince beni ara, bebege isim calistik bi suru arkadasla diye...Dun Fred geldi ofise. Fred koskoca gamzeleri olan koskoca, izbandut gibi bir adam...Gozlerinin ici gulumseyerek gamzeli gamzeli geldi, bi sarildi ki o kadar icten olur, ayaklarim yerden kesildi.

Once bir isim listesi koydum onune, bakiyoruz, bakiyoruz... Margaret`e sormam gerek dedi. Karisi...

Siralama yaparak 4 isim koydum onune ama siralama 2den basliyor. `1.si ne?` dedi. Basladim anlatmaya:

- Benim bir yigenim var, Fred. En kucuk abimin en buyuk oglu. Felaket yakisikli. -fotograflardaki gibi- 15 aylikken harfleri biliyordu, kisa sure sonra da okumaya basladi. 2.5 yasinda bana buyuyunce ne olmak istedigini anlatti, galiba antropolog olmak istiyorsun dedim. 3 yasinda karsima cikip `beni kandirdin. benim tarif ettigim meslek `paleontolog`mus` dedi. Akli fikri tasta, bocekte, tarih oncesi devirlerde, 4 yasinda gittigi Anadolu Medeniyetleri Muzesinde 6 saat gezebilen bir cocuk. Gittigim ulkelerden tas, fosil getirince mutlu olan bir cocuk. Hep dusunceli, kibar, ikiz kardesleri annesinin karnindayken onlara piyano calan ve sonra kardesleri dogduktan sonra da onlara anne karninin huzurunu animsatmak icin ufacik bebelere sabirla calmaya devam eden bir abi ayni zamanda. Dora dogmadan once bebek isimleri kitabi aldim bi tane. Bastan sona baktim, bir tek Dora ismini begendim. Abime goturdum kitabi, hic bi yorumda bulunmadim, o da tum kitabi gozden gecirip `isim isi tamam: Dora` dediginde havalara uctugum, o kadar cok sevdigim bir isim. Daglarin zirvesi, dorugu. Ingilizce degil ama 1.isim Dora...
Fred yine sen sakrak `Margaret`e sorayim bi` dedi. Bir hediye almistim, onu verdim, bir mektup yazmistim, onu verdim, ikisine de sarilarak gitti.
Fred gidince Dora`yi aradim, `Nasilsin?` dedim. `Burda olsan daha iyi olacagim` dedi... Isim meselesini soyledim, cok sevindi. Ama henuz kesin bi sey yok diye de ekledim.
Aksam Fred aradi: `Dora tamamdir, Margaret begendi` dedi.
Margaret`i aradim: `Umarim oglun Dora kadar akilli, zeki, yakisikli ve ince ruhlu bir cocuk olur` dedim. Guldu, `cok tesekkur ederiz bu guzel isim icin` dedi.
Isim oneren herkese tesekkurler, isim Dora oldu! Ingilizce isterler diye Ingilizce oneriler almistim, isim Orta Asya`dan, eski Turk isimlerinden geldi: DORA!
Bir de dogumgunumu kutlayan herkese cok cok cok tesekkurler, cok cok incesiniz!

Wednesday, August 01, 2007

Happy birthday to youuu!!! Mandalina suyuuuu!!!


Yigenim Dora dogumgunlerinde boyle soylerdi:

`Happy birthday to youuuu!!!

Mandalina suyuuuuu!!!!`

Burda olsa yine boyle soylerdi herhalde, cunku bugun benim dogumgunum!

Ilk kutlayan da Cigdem ve Memedalan`in tum hatunlari oldu seker mi seker bir emaille!!! Hani Masai kolyesi yapan cilgin hatunlar hani!!!

30 yasimdan 2000 kusur gun almisim bugun :)

Yazacak cok sey ve fakat cok az kelime var aklima gelen...

Kendimi `bi sey` sanmami saglayan emailleriniz icin tesekkurler diyebiliyorum sadece...

Sonsuz Tesekkurler!

Sevgiler...

not: fotograflara dikkat... hic birinde sag kolum yok, cunku o fotograflari ceken kolum O :-)