Tuesday, June 26, 2007

Cocuk Kurbani - Ikizler kacirildi...


Dun aksam tam isten ciktim, Swahili dersi alacagim yere dogru gidiyorum, Catherine -evimde calisan bayan- aradi. Nooldu dedim, iyi misin, hayrola? `Iyi degilim, torunlarim kacirildi` dedi. Anlayamadim once, sonra aklimi kaciriyorum sandim. Apiyo ve Acien -Catherine`in ikiz torunlari- kacirilmis. Aklimi kaciracagim!!!!

Okul cikisi almak icin okula gitmis, yoklar. Bir komsu, bir kadinin ikisini birden bir boda bodanin arkasina atip gittigini gormus. Hemen tanidik polis vs ne varsa panik icinde aramaya basladik. Catherine Jinja Polis Karakolunda, orda bir tanidik var, onu ayarlamaya calisiyoruz ki ciddiye alsinlar. Elim ayagim birbirine girdi.

Hemen aklima Uganda`da ne yazik ki yaygin olan cocuk kurban torenleri geldi. Burda buyuculerin halki kandirmasi, cahil ve sefil halkin zenginlik vaadi icin bu tur sapkinliklara inanmasi neticesinde cocuk kurban edilmesi yaygin ne yazik ki... Polis karakolunda cep telefonumla cekiverdigim bir afiste yerde kafasiz yatan bir cocuk, kanlar icinde ve elinde cocugun kopmus kafasi ile kosan bir adam cizimi ve cocuk kurbani aleyhine sozler var. Foto cok net degil tabii, ama soyle bir fotograf:

Kacirildiktan sonra parmaklari, dilleri, kafalari, cinsel organlari kesilmis halde olu bulunan cocuklarin hikayelerine rastlamak mumkun gazetelerde. Hele bir hikaye var ki icler acisi... 40 yasinda 13 cocuk babasi biri adam ogullarindan bir tanesini kurban edilmek uzere 3 milyon silinge (1850 usd) satmis. Sefalet, cehalet, vahset!!!
Ama Apiyo ile Acien`in kulaklarini deldirip kupe de takmistik vucudunda herhangi bir kesik, ameliyat izi ya da sunnetli olan cocuklari kurban etmediklerini bildigimizden. Ama dusundum okulda kulagindan calarlar diye ya annesi cikardiysa ki cok olasi??????
Kafamdan binbir dusunce geciyor. Diyorum ki bende fotograflari cok ikisinin de... Onlari bastirip ilan yaparim, baslarina da 1 milyon silling odul koydum muydu aninda geri getirirler... Radyolara da anons yaptirmali. Ama is ki gec kalmayalim. Baslarina bi sey gelmis olmasin bu arada????
Aradan 1 saat mi gecti, 10 saat mi gecti anlamadim, bilmiyorum... Catherine aradi: `God is great!!!!` diye cigliklar atiyor. Bulmuslar ikizleri... Taaaa Kampala`nin disinda bir yerde bir kadinin evinde gazoz icip oynarken ikizler, eve baskin yapip bulmuslar... Ikimiz de agliyoruz!!! O sirada Catherine telefonu Acien`e verdi: `Martha - benim adim Martha ya-, we are safe, we are back home!` dedi telefonda Acien. `Allahim` dedim `Gercekten buyuksun!`
Okul cikisi ikizleri kaciran kadin onlara gazoz, oyuncak, yiyecek alip taaa Kampala`nin cok uzak bir kosesine goturmus. Kadin 50li yaslarda ve cocugu yokmus. Komsular suphelenmis, bu cocuklar kim deyince benim cocuklarim demis. Komsulardan birisi ikizlerle konusunca ikizlerin Luganda dilini degil de Luo dilini konustugu ortaya cikmis. Luo Uganda`nin kuzey sinirinda bir yer. Komsu ikizlerle Luo konusup olayi cozunce hemen kosarak gidip polise haber vermis. E polis de onlari bulmak icin ayaklandigi icin hemen gidip cocuklari kurtarmislar.
Kadin `cocugum olmadigi icin kacirdim` demis. Bence yalan. O kadar yetim var ki bu memlekette gidip onlardan birini alsaymis. Bence bir buyucu ona ikiz kurban etmenin faydalarindan bahsetmistir, yoksa memlekette oksuz cocuk mu yok evlat edinmek istense!
Not: Dogum gunumde - yani 1 agustos`ta- ne yazik ki ev tasiyor olacagim. Ama yeni tasinacagim evin bahcesinde Catherine icin de bir ev olacak. Yani hem Catherine hem de ikizlerle beraber yasayacagiz. Catherine`i hem cok sevdigimden, hem sagligi nedeni ile gozumun onunden ayirmak istemiyorum zaten. Ikizler de zaten hic ayrilsin istemiyorum ki yanimdan :)

Friday, June 22, 2007

Sen kendine bi icki hazirla, ben de uzerime hafif bi seyler alayim...

Hani Kidepo`da bir alkolik fil vardi yerli halkin yaptigi ickiyi icen... Hani kafasi bi dunyayken voleybol oynayan arkadaslarimi kovalayan... Ama ortada oyle Turkiye`deki hayvanat bahcelerindeki maymuna sigara icirmeye calisanlar gibi bi durum yok. Yerliler tahildan veya muzdan icki yapip posasini atinca bu yalniz dertli erkek fil Bulbul gelip posalarla kafayi buluyordu hani...Nina - benim fotograflarimi ceken Nina- ile Bulbul`un harika bir pozunu yakalamis arkadasim Richard Edwards... Izniyle buraya konduruyorum...
Fotografa baktim da direk bu baslik aklima geldi: Ninacim, sen uzerine hafif bi seyler al, ben de kendime bi icki hazirlayayim.... Nina`nin bakislarindaki ise korku mu desem, saskinlik mi desem, `hadi ceksene bir an once, geliyor yahu...` mu desem....

Translation for Nina: Sweet sweet Nina, i have to explain you what this heading means in old Turkish movies... I will do asap when i see you. Other than that, i like the look in your eyes...

Photo by: Richard Edwards

Wednesday, June 20, 2007

Sutlac`imin ve Lokum`umun yavrulari... Olamadi


Catherine, evimde calisan fotograftaki bayan, kopeklerimi ikiz torunlarinin adi ile seviyor. Hani vardi ya Apiyo ve Acien... Apiyo inatci olani oldugu icin Lokum`a Apiyo, Sutlac da her sevenin pesinden gittigi icin ona Acien diyor. Turkce isimlerini hic kullandigi yok.
Gecen hafta artik kocaman olan kopeklerimin kisirlastirilmasinin vaktinin geldigini bahcenin her tarafini kazip kazip kacmalari, sabahlari veya geceleri sokakta bulmamizla anlamis bulunduk. Bizimkilerin kazdigi yetmiyor gibi ayrica komsunun vahsi erkek kopegi de yan taraftan kazip kazip bizim bahceye girince devamli bahcede bir insaat iscisi onlarin deldigi destigi yerleri tamir eder oldu. Komsunun kopegini zaten sabahlari kor bicakla kesiyorlarmis gibi havladigi yetmezmis gibi bir de bahcede kopeklerimin etrafinda gorunce iyice cildirdim. Veteriner olan bir arkadasi cagirdik, bakti, hamile degiller dedi. Aradan kisa bir zaman gecti, baska bir veterinerle sozlestik. Benim kopekleri aldigim andan itibaren asisini yapan universitede gorevli bir veteriner... Kisirlastirma islemini yapacagi gun ben evde olmama karari aldim, yuregim kaldirmaz diye. Catherine yaninda olacakti.
Ikide bir ariyorum evi, ne oluyor nasil gidiyor diye. Veteriner evde yapiyor cunku ameliyati. Dedim ki universitede yapsan bir ameliyathanede. Ben evlerde yapiyorum dedi. Kabul ettim mecburen.
Ogleden sonra aradim, `ameliyat bitti, yalniz hamileymisler` dedi. Basimdan asagi kaynar sular dokuldu. E niye daha once soylemedin de beni katil yaptin diye icim eridi, gozlerimden yaslar akti. Ev arkadasim Shevy kopeklerimi hic sevmiyor saolsun. Ama o bile eve geldiginde uzuntuden bir saat garajda yanlarinda oturup kizlarimi oksayip baslarinda aglamis.
Veteriner operasyon icin alacagi paradan vazgecemedigi icin hic gozunu bile kirpmadan almis bebekleri, kopeklerimi de kisirlastirmis. Bana hersey bittikten sonra soyluyor...
Sonra dusundum, burda insan hayati ne kadar kiymetli ki gozunu kirpsin kopeklerimin yavrularini alirken diye...
Iki kopek daha alacagim yakinda, bi erkek bi disi. birakacagim yavrulayabildikleri kadar yavrulasinlar...
Cok icime oturdu, cok zoruma gitti...

Sunday, June 17, 2007

Esra, Malawi, Marie Claire, Anoreksiya, Plaj Terlikleri...




Yine bir email oykusu...
Fotograflarin tamami Esra`ya ait ve izniyle gozlerinizin onunde...

From: esra
Sent: 24 March 2007 23:41
To: pigmelerle.dans
Subject: merhaba meltem!

Sevgili Meltem,
Blogunu daha onceden kesfetmistim.Simdi aklima dustu,hemen googladim buldum,okudum. Ne guzel isler yapiyorsun.Ben de kisa sureligine guzel islere bulasicam.Haftaya Malawi`ye gidiyorum.Bir ay kalicam.Kucuk bir hastanede bir ay gonullu doktorluk yapicam.
Mutluyum,uzgunum,heyecanliyim... hepsi bir arada.Biraz da okuduklarimdan, duyduklarimdan karamsarim daha gitmeden oralara.ama senin blogu okuyunca, herseye lanet etmek yerine, bir kucuk iyilik yapilabilir diye dusundum.Sonra o kucuk iyilikler birlesir,dunya guzel bir yer olur.
Demek ki bundan sonra senin blog duzenli olarak okunacak,yapilacak cok sey oldugu hic unutulmayacak.Aramizda Tanzanya var.Simdiden selamlar sana. Eminim cok aklima geleceksin oralardayken.
Tekrar yazarim sana,Malawi`ye gidip geldikten sonra veya ordayken eger internet varsa.Sevgiler,
Esra

From: "Meltem Yasar"
To: "'esra'"
Date: Thu, 19 Apr 2007 09:44:22 +0300
Merhaba Esra,
Su an Malawide olman lazim, di mi????
ODTUdeyken Malawili arkadaslarim vardi, ben de oraya gitmek istiyorum aslinda.
Canak gibi ortasi gollu bir guzel memleketmis.
Daha once Afrikada doktorluk yapmadiysan, Allah sana kolaylik versin.
Helal olsun!
Sevgiler,
Meltem

From: esra
Sent: 14 June 2007 04:34
To: meltem

Sevgili Meltem,
Malawi`ye gittim ,geldim...Bir koyde tek beyazdim.Kucuk bir hastanede birseyler yapmaya calistim.Simdi tabi tam gaz ,tuketim dolu hayatima dondum.Ama senin blogu okumaya devam..Simdi daha zevkli,daha anliyarak okuyorum...Bir de sanki Afrika ile aramda kalan tek bag senin blog...
Malawi`de,sade ama sevimli evimde,tv ne gezer,radyo yoktu.Geceleri pencereyi acip,koyun meydaninda toplanip sarki soyleyenleri dinliyordum muzik niyetine...Bu Afrikalilar nasil insanlar da uc kisi biraya gelince dunyanin en guzel sesini cikariyorlar ,acayip bir uyum icinde...sanki yillardir prova yapmislar birlikte.. pesimde `muzungu,muzungu` diye bagirarak kosan cocuklar... Koyle, en yakin anayol arasindaki ,5 km toprak yolda maceralarim...alkislar arasinda ,bisikletli adamlarin beni tasimasi. Dunyanin en fakir 3 ulkesi Malawi`de kimsenin beni kaziklamaya calismamasi..Lilonngwe`ye giden otobuste hep sofor yanina oturtulmam.-bu yolculuklardan birinde,acaba kacla gidiyor sofor diye hiz gostergesine bakmam,ve hizi gosteren cubugun olmadigini,soforun kafasina gore,tahmini bir hizla gittigini gormem. vs...
Malawi seyahitimin son gunlerinden biriydi.Benden once orda kalan bir doktorun biraktigi dergiler vardi.Bir tanesi Marie Claire dergisi ...O dergideki hersey o kadar acayibime gitti ki..Uzun uzun resimlere baktim,plaj terlikleri,saatler,etekler,anoreksiyayla ilgili bir makale...Afrika`da insanin kafasini bulandirmak istiyorsan,ver eline bir Marie Claire...
Neyse asil demek istedigim,ben Afrika`ya gittim.Yardim etmeye calistim kendi capimda.Dondugumdeyse,`marie claire` dergisinde yasadigimi gordum...yorulmamak imkansiz bu sonsuz renk, plastik , gozluk, kuse kagit bombardimanda....
Bu plastik dunyadan bikinca,hop,Meltem`in blogunu okuycam...
Sevgiler....
From: Meltem Yasar
Sent: 14 June 2007 13:13
To: 'esra'Subject:
RE: merhaba meltem!

Merhaba Esra,
Simdi artik Afrikaliyim :) ama daha once Istanbul`da yasarken benzer kulturler degil de bilmedigim yerlerde bana paralel olmayan yasamlar arasina karismaya calisarak gecti hep tatillerim…
Fas`ta Quarzazade`de Sahara vahalarindaki Berberi koylerini gezerken,
Endonezya`da bir koylunun olu yakma torenini izlerken,
Nepal`de Daksinkali`de kurban toreninde kanli zeminde yalinayak yururken,
Hindistan`da evlerden maymun kovalayan kadinlari izlerken,
Tunus`ta celebe giymis Star Wars figuranlari ile tanisirken,
-ki bu figuranlar ve yerel kiyafetleri o kadar bizim bildigimiz medeniyete uzak ki koyluleri olduklari gibi Star Wars`a figuran almislar :)-
Ya da ne bileyim Tanzanya`da bir Masai koyunde koyun tum cocuklarina kirmizi oje surerken
aklimi karistiran tum sorular, dunyanin en fakir ulkelerinden birinde gorev yaparken senin de aklina gelmis anlasilan…
Eve geri dondugunde sahip olduklarima bakip utanmayi,
ne kadar mutlu ve saglikli bir insan olduguma sevinmeyi Italya`da tatilinden sonra degil,
bu kimsenin katilmaya yanasmadigi –Uganda`ya da gelen Songul haric- seyahatlerimde ogrendim…
Hayata bakisinin asla bir ay oncesi gibi olmayacagini biliyorum…
Yasim herhalde senden buyuktur, o yuzden samimiyetine siginarak

sana koca bir AFFERIN! diyorum…
Sevgiler,
Meltem

Friday, June 15, 2007

Yedirtmem kediyi...



Ofiste otururken bir garip miyavlama, bir garip gaklama sesi calindi kulagima. Ofisteki guvenlik gorevlisi Isaac`i sesi takip etmesi icin gonderdim bak bakalim kim kaciyor kim kovaliyor diye. Isaac geri geldi, `Ben o sesin geldigi yere giremem, cok pis bi yer diye` Tobe tobe! Isaac`in herhangi bir seye hayir dedigini duymak kolay degil pek. `Aaaa, olur mu oyle sey??? Yuru bakalim` diye kattim onume, girdik bataklik gibi copluk gibi bir yere. Hafif bir miyavlama sesi var, koccaman bir karga onu kovaliyor. Sesin geldigi yere dogru gidip calilari araladik ki avuc ici kadar birkedi yavrusu bize bakiyor… Karga ogle yemegini elinden aldigimiz icin sinirli gak guk deyip gitti.
Yavruyu alip sweatshirtumun icine koydum ama bu kadar kucuk bir yavru ne kadar pis olabilir ve ne kadar pis kokabilir bi tahmin etmeye calisin, onu ikiyle carpin sonra. Burnu agzi yara icinde, uzeri yapis yapis, tuylerine yapisan pitiraklardan kuyrugun boyu uzamis…Yani yuzune bakilir hali yok!
Meyve sebze ithalinde kullandigimiz kutulardan birinin icine attim, besledim ve aksam eve goturdum. Kutudan cikarirken bi baktim, kutunun uzerinde Chilly yaziyor, yani aci biber ihrac ettigimiz bir kutu imis, kedinin adi Chilly kaldi. Allahtan avakado kutusuna koymamisim haa diye gulumsedim…
Once dezenfektanli sularda yikayip pirelerini ayikladim, sonra sampuanli sularda… Kurutup tuylerini tarayip sonra yine sweatshirtumun icine atip atladim arabaya. Sitki adinda bir arkadasim var Japon restorantinda calisiyor, dooooru onun yanina gittim. `Sitki baaak bende ne var?` derken sweatshirtun icinden bir pati cikivermesiyle Sitki`nin `Amman onu ver bakiym sen` demesi bir oldu. Gokten uc emla dustu, hepsi Chilly`nin basina. Ona gozu gibi bakan bir Sitki`si var cunku.
Kargaya ogle yemegi olmak uzereyken, hoppili hoppili yapip seven bi sahibi oldu…
Pantolonumun cebinden atlarkenki haline bir bakiverin ne kadar kucuk ve kac lokmalik bir yemek olacagi belli oluyor o zaman…

Thursday, June 14, 2007

Hay allahim yaa!

Hani Rifat gelmisti de Uganda Cep Telefonu Hirsizlari Karsilama Ekibi tarafindan karsilanmisti ya???? Istanbul`dan bir telefon geldi yola ciktiginin ikinci gunu aksami. Actim, Rifat! `Ben sagsalim geldim Meltem` demek icin aramis. Cok hosuma gitti dusunceli davranisi. Ama `Sorma Meltem ne gelmis basima ben yokken?` dedi. Istanbul`da arabasi calinmis o Uganda`dayken! Diyecegim o ki Istanbul Kampala`yi solladi…

Friday, June 08, 2007

Rifat geldi, hos geldi, elleri bos gelmedi

Haber geldi Yesim`den `Turkcell`den –sen tanimazsin- Rifat Uganda`ya geliyor. Istedigin bi sey var mi?` Tanimiyorum Rifat`i ama bir liste yapmisim: Raki, kahve, peynir, sucuk, antep fistigi… En sevdigim arkadasim Rifat oldu birdenbire!
Sony Ericcson`un bir workshopuna katilmaya gelmis, sonrasina da 9 gun izin almis safari yapcam diye… Bulusma yerimize gittim ama telefonunu acmiyor. Neyse bulduk birbirimizi ama megersem cep telefonunu calmislar kasla goz arasinda. Welcome to Africa! Bizim o masada birakiverdigimiz cep telefonun bir Ugandali`nin 10 aylik maasina bedel…
Acil bir sempanze ve goril izni arastirmasi neticesinde Rifat`i safariye gonderdim. Ama rehberi oncesinde eve cagirdim, vir vir vir dir dir dir aman su koye gidin, aman surda durun, hemsire, peder, asker otostopa alin, kasava, matunda, jackfruit mutlaka yiyin, gol kenarinda coplak ayak dolasmayin, ayak tirnaklarinizdan suluk girer sonra ne bilim iste bi suru nasihatle yolcu ettik Rifat`i.
Geri geldiginde de polise gitcez ki cep telefonu raporu olsun, sigortadan parasini Istanbul`a dondugunde alabilsin…
Uyardim, dedim ki `Simdi Cumartesi sabahi yogun olmaz polis karakolu, gidip yapariz. Ama yine de uzun surer.` Eve de cok yakin karakol.
Gittik. Once fotograftaki tombul ablaya anlattik. Dinledi, dinledi, yazdi cizdi… Yarim saat…Ama bi baktik ki tombul abla Rifat`in gecici olarak aldigi Celtel simcardini geri almak icin rapor tutmus. Anlatiyoruz, diyoruz ki `Cep telefonunun sigortasi icin gerekli`. Sigorta icin rapor tutmak 45 usd civari bi sey demez mi???? Allah allahhhhh! Ben o paraya Uganda`da 4 tane cep telefonu alirim kiyagindan. Baska bi hamile polis hanim dinlemeye basladi. Sonra bi de erkek polis geldi. O da dinledi.
-Masada mi biraktin cep telefonunu?
-Kim vardi yaninda?
-Bu hatun kisi –beni gosteriyor- var miydi yaninda?
-Niye biraktin masada?
-Haaa tamam, acik bufeden yemek almaya gittiysen tamam o zaman.
-Aradin mi numarayi?
-Kac kez aradin?
-Sonra kapandi mi telefon?
-Saat 6 civari mi yoksa 6yi geciyor muydu?
Ivir zivir iste… Duyan da 007 James Bond sanar….En son bizi arka odalara bi yerlere goturduler, niyeyse geri getirdiler… 1 saat oldu. Hamile polis oturttu basladi tekrar yazmaya. Bu arada tombul abla kendi dolduracagi formu bize yandaki kirtasiyeden aldirdi. Yanlis doldurdugu icin bi daha gidip almak zorunda kaldik. Rifat`i ikisi de kirik oldugu icin ust uste gecirilmis bir sandalyeye oturttular. Ben de kenardaki banka otururken dedim ki `Aman Rifat dikkatli ol dusme sandalyeler kirik` Esas oturdugum bankin 3 ayagi varmis, ben dustum. Hamile polis cok guldu, `ona diyorsun, sen oturuyorsun betona` diye.
Basladi yaz babam yaz…Oldu mu 1.5 saat!
Neyse, tam hersey bitti, arabaya bindik, geri vitese bi taktim, catirt diye bi ses! Boda bodacinin teki geldi `motosikletimi devirdin` diye!!! Yaa olmaz yaaaa…. Oyle bir park etmis ki gormek mumkun degil ve tekrar tutanak falan filan olum gibi bi sey!!! Bir de beyaz oldugum icin para almak icin bin dereden su getiriler simdi!!! Cami duvarina cis benimkisi!!!!!
Arabadan bi inisim var, boda bodaciya `Ne sakliyorsun motosikletini arabamin arkasina??? Boyle mi park edilir?` dedim. Olay 3 polisin gozunun onunde, karakolun kapisinda oldu yaaa… Omrum burda gececek diye icimden geciriyorum… Rifat darlandi, daha ona alisveris yapamadik, 3 saat sonra ucagi kalkiyor….Polis memuru geldi, dikiz aynalarima bakti, hic bi sey gorunmuyor… Ve beni saskinliktan sok edecek bi sekilde boda bodaciyi azarlamaya basladi… Bana da sen git dedi.
Otomobilllll ucaar giderrr!!!! derken karakolun cikisinda boda bodaci bana yetisti, yapisti arabaya birakmiyor. Kirdin fren kolumu, ode diye… Burada bir beyazin bir Ugandali ile trafik kaza vs konusunda polemige girmesinin neticesinde ne olur hic akil yurutmek mumkun degil. Az ilerde bi polis daha var, beni ona goturmeye calisiyor. Polis farketti, nooluyor diye ilgilendi. Ben anlattim, o anlatti, Rifat darlandi. Polis getir motosikletini bakacagim dedi. Hoydaaaa!!!! Delircem! Diyorum ki karakolun onunde yedim ben bu halti, diger polisler beni gonderdi diye… Gordu ya beni para koparir miyim diye bekletiyor.. Az sonra motosiklet geldi, olduren diyaloglar tekrar yasandi derken karakolun onundeki olayi goren polislerden biri geldi, boda bodaciya `ben sana git demedim mi` diye cikisti.
Iki polis bayici muhabbetlere girdiler, ben diyorum ki `gideyim mi?` yanit vermiyorlar. Acelem oldugunu anlarlarsa da ellerinden cabucak kurtulmam icin bi seyler isteyebilirler…En sonunda bi oldu bittiye getirip bastim gittim ama bu omur torpusu olaylar yuzunden aha burdan itiraf ediyorum, Gizem`e, Ferda`ya, Yesim`e ve Didem Tekin`a aklimdan gecen hediyeleri alamadim. Affola!

Not: fogotraflarda dikkatinizi cekmek istedigim bi setup soz konusu. Sanki hamile polisle Rifat`in nikahi kiyiliyor da tombul abla da nikah memuru gibi durmuyor mu???? Ama gelin yalin ayak ve hamile, damat kirik sandalyelerde oturuyor, niyeyse kazma kurek bas kosede…

Uganda`da leopar avina izin cikti

Hani bi tane leopar adamimiz vardi: Konstantin. Hollanda –yanilmiyorsam- Hayvanat Bahcesinden sponsorluk bulmus, burada Mburo Golu Dogal Parki`nda bulunan leoparlari inceliyordu da ben de safari isindeyken ona dogal park sinirindaki arsamizi verip arastirmalari icin kullanmak uzere kamp yeri insaa etmeye baslamistik. Konstantin de projeye destek vermek icin ilave ucret karsiligi getirecegimiz turistleri gece leopar safarisine cikaracakti. Cunku O`nun leoparlari park sinirlari icinde tutmaya yarayan sinyaller gonderen bir cihazi vardi. Park sinirini ciktiklari an koyluler kecilerine saldirdiklari icin leoparlari zehirleyip ya da tuzaklara dusurup olduruyorlardi. Konstantin de Leoparli Parkin Kavalcisi gibi onlari kamp sinirlarinda tutmaya calisiyordu.

(Bi ara hikaye: Arsayi 8 cocuklu bir aileden almistik ve arsa kardeslerin tamamina aitti. Ama bize vekalet verip de gonderdikleri kardes paranin tamamini alip kactigi icin diger kardesler arsayi kullanmamiza izin vermedi bir turlu. Ne yuzsuzluk… `Kardesimiz aldi parayi kacti, biz payimiz alamadik. Siz bize de para verin` diyorlardi. Arsada ne yaparsak ertesi gun yakilmis yikilmis buluyorduk. Vesselam kullanamadik arsayi…)

Bugun gazetelere manset oldu: Uganda Dogal Hayat Dernegi leopar avina izin koparmis. Neymis efendim: Uganda`da 2700 leopar varmis, avlanan leopar basina 50 000 usd alinacakmis, boylece yerel halk da leoparlarin ne kadar gelir getiren bi hayvan oldugunu gorup oldurmeyecekmis….mis mis mis… Sanki oldurulen leoparlarin parasi onlarin cebine girecek de…

Uganda`da 2700 leopar yok! Her yil 28 leoparin avlanmasi icin izin cikmis. Hadi bakalim. Bence bu macera en fazla 2 yil surer. Bilanco ise 56 olu leopar, 56 nefret edilesi turist, yerli halka hic faydasi dokunmadan hortumlanmis 2.8milyon dolar, leopari kalmamis bir ulke… Ben bile bu 2700 adet leopar tahminini ciddiye alamiyorsam, demek ki kalanlarin avlamasindan elde edilecek gelirlerin nereye gidecegi coktan belli de duyulari gercege kapanmis bile…

2 yil sonra da leopar adina hic bi sey kalmadiginda Uganda`da, diyorum ki bu gercekten dahiyane fikrin sahibi kimseler leopar desenli pelus kiyafetler giyip kendilerini avlatsalar ya?????

fotograf: Stolz, Gary M - USFWS

Thursday, June 07, 2007

Yigidim, Ozgurum...

Gecen gun Mustafa abi Istanbul`a gitti, `ne istersin, geri gelirken getireyim` dedi... `Amman abicim, lenslerim bitiyor, yakinda kostebek gibi bakmaya baslarim` dedim... `Bi lenslerim, bir de siir kitaplarim amman haaa` dedim... `Mevlana`mi, Nazim Hikmet`imi, Sunay Akin`imi, Ozer Bal`imi isterim` dedim... Evimde kalan yigenim bana guzel bi paket yapmis, Mustafa abiye iletmis... Hepsi geldi ama yigenim Muge bana supriz yapip bakin bi ne gondermis????

Hani ben burda oyle tikir tikir calisan internetlerde fildir fildir sorf yapamiyorum ya… Hani `Yigit Ozgur ne cizmis` diye oyle guzel guzel websitelerde dolasamiyorum ya...Hani `aman o ne guzel blogmus, bu ne yazmis acaba?` diye yazilari okumak istedigim saatlerde elektrik olmayabiliyor ya…
Ya da birinizin bloguna girip de `ben de soyle soyle dusunuyorum`, `hay agzina saglik!` ya da `hadi ordan sen de ;-p` derken birdenbire bizim server ruhuna el fatihalik hale geliyor ya…
Uzuluyorum yeterince okuyamiyorum diye…
Ilgilenmedigimden, okumadigimdan degil…
Elektrik olmadigindan…
Internet olmadigindan…
Ya da biri varken digerinin olmadigindan…

Not: Simdi benim yigenlerim bu yaziyi kendilerine yazdim sanir, cunku hem Yigit hem Ozgur adinda yigenlerim var. Yarim elma, gonul alma: Yigid`im, Akin`im, Ozgur`um, Alican`im, Muge`m, Cemal`im, Inci`m, Dora`m, Ada`m, Aral`im, canim yigenlerim, hepinizi opuyorum... (Adile Nasitin Uykudan Once programina donduk haaa! Donduk dedik de yas da cikti ortaya :) Evet, ben de Adile Nasit`in adimi soylemesini bekleyenlerdendim. Ama hic `Meltem!!! Hadi bakalim kuzucugum, uykuya!` demedi. Keske adim Ayse veya Zeynep olsaydi diye uzuldugum gunler geldi aklima :)

Maydonoz agaci


Burdaki Turk arkadaslar bahcelerine hep kucuk bir bostan yapiyorlar: Ayse kadin, roka, maydonoz, sivri biber gibi seyler dikiyorlar burda olmadigi icin... Ama toprak bir garip burda 10 cm olmasi gereken, ot gibi bi sey olmasi gereken maydonoz, agac(!) oluyor, -inanin 1 ay icinde 40 cm`e kadar cikiyor- , ayse kadinlar ayse nine oluyor, ispanaklar taninacak durumda degil, carsaf gibi... Yani Uganda`nin kuzeyi haric tarim icin ideal bir ulke. Hani sera yapariz ya sebze meyve sabit isida yetissiz, soguk yemesin diye, bu ulkenin tamami tum yil ayni sicaklikta, sera ulkesi...

2-3 ay once cok sevdigim turuncu ciceklerin tohumunu serptim bahceye, bahce taninacak durumda degil su an...

Tuesday, June 05, 2007

Hic kimse olmak



Madeliene kacirilmis... Yazik, cok uzuldum... Dunya uzuldu, chain emailler, tanidik tanimadik herkesin seferber olmasi cok cok duygulandirici...


Peki ya Pisket -fotograftaki prenses bakisli kiz- kacirilsa kimin ruhu duyar????
Aboke`de bir gecede okulun tum kizlarinin, 139unun birden kacirilmasini kac kisi duydu?
Gecen hafta LRA yine kuzeyde 12 cocuk kacirdi. Kim duydu???
Gecen hafta 30 kisi acliktan oldu burda... Kim duydu???
Hic kimse...