Thursday, May 31, 2007

Kazdagi`ndan Masai kolyesi geldi...


12 Mart`ta bi tane email geldi. Aynen soyle:

On 3/12/07, Cigdem wrote:
`Merhaba Meltem Hanım,Edremit' ten sevgiler öncelikle... :-)Kazdağı' nda bir köy var adı Memedalan. Yok yok yardım istemiyorum siz bilmiyorsunuz ama yeterince yardım ettiniz zaten .-) ... Kızları okur, oğlanları okur. Ancak kızlar dışarıya çalışmaya gitmez gidemez. Sebebi... uzun hikaye. Buralara geleli beri uğraşıyorum ki köylerinde olsun bir şeyler yapsınlar. Üç beş kuruş para kazansınlar... Arkadaşınız Melikiori bize bir fikir verdi :-) Masai savaşçısı takısını satmazmış biz gülümsedik, Masai savaşçısı takı yapmazmış, biz kıkırdamaya başladık. Masai savaşçısı takısının fotoğrafının çekilmesine izin verince de işe başladık. Geçen hafta sonu takılarımız görücüye çıktı, dünyanın siparişini aldık. Bizim Memedalanlı kızlar der ki: Meltem hanıma bir savaşçı kolyesi borcumuz var. Tamam dedim borç borçtur da... Nasıl ileteceğiz? Bana yöntemini söylerseniz Melikiori' ye şunu söyleyebilirsiniz. "Memedalan' lı kızlar, senin kolyenin alasını yapar :-) SevgilerÇiğdem`
`Allah allaahhhh` dedim. Hani kolyesini bana satmayan, yenisini bana yapmayan, ama `Bana bak, Masaiysen Masailigini bil, nedir bu kibir canim?` diye uzerinden zorla cekip alip bi de fotograf cektirince gulmekten yerlere yatan bir Masai arkadasim vardi, adi Melikiori… Ondan bahsediyor. Basladim yazmaya:

2007/3/12, Meltem Yasar :
`Ne kadar sasirttin beni anlatamam!!!!
Ilahi!!!!
Bir gun bu bloga Edremit`in Kazdagi`nin Memedalan koyunden bir email alacagim hic aklima gelmezdi!!!!
Hem benim Kazdagi`nda guzel anilarim var: cok gitmisligim var kampa orda
Savas cigliklari ile taki yapmaniza ve zaferle donmenize cok cok sevindim.
E bana da bir cam sakizi layik gorulduyse,
hemen adresimi gondereyim:
Meltem Yasar
xxxxxxxxxxxxx
Elime gecer gecmez soz o takiyla foto cektirip bloga koyacagim.
Belki siparis etmek isteyen olur.
Cok tesekkurler incelikli emailin icin.
Kizlara selamlar, sevgiler...
Meltem`

Aradan bir ay gecti, bi email daha aldim…

From: Cigdem Sent: 17 April 2007 16:19To: Meltem YasarSubject: Re: Merhaba

`Sevgili Meltem merhaba,Pazar günkü yazıyı okuyunca ben de yeğenin gibi endişelendim doğrusu. Neyse sonra senin yazdıklarını okuyunca rahatladım epeyce.Kolyen 29 Martta Edremit' ten yola çıktı. Ulaştı mı ulaşmadı mı merak ediyorum. Taahhütlü yollamıştım. Büyük ihtimalle posta kutunda bir kağıt olacaktır postaneden alman için. Umarım fazladan zahmet vermyorumdur sana. SevgilerÇiğdem`
Tobe estagfir! Bir de zahmet vermeyeyim sana demez mi????

From: Meltem Yasar Sent: 17 April 2007 16:22To: 'Cigdem'Subject: RE: Merhaba
`Merhaba!!!!
Bugun postaneye gidip almam icin bi zarf gelmis, ben de kimligimi vs ofisten James adinda biriyle gonderip aldiriyorum, su an yolda, bakalim ne getirecek ???? J
Ne zahmeti, James ugrasiyor :-)
Cok tesekkur ederim :-)

Icimden ne geciyor biliyor musun???
Keske buralar yakin olsa da kizlarla geliverip goruverebilesiniz buralari…
Sonsuz tesekkurler,
Hepiniz cok incesiniz.
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
-kac kiz oldugunu bilemedigimden Memedalanda doldurdum iste X ile -`


From: Cigdem Sent: 17 April 2007 16:41To: Meltem YasarSubject: Re: Merhaba
`Meltem' cim,Kızlar sorup duruyorlar, keyiften kaç köşe olurlar bilemem. Bizim çalışmalar iyice hızlandı bu hafta. Sabunlar kaynıyor papatyalı, karabaş otlu, biberiyeli ve daha neli neli :-), pamuklular dikiliyor buraya özgü ceketler yani, bir yandan takılar, cıngıllar (nazarlık) yapılıyor, bir yandan incir reçelleri kaynıyor hiç katkısız mis gibi. Dergiler elden ele geçiyor "bunu da yapıvermeli, şunu da yapıvermeli" diye :-) Etraf papatya gelincik dolu, bilmezdim ne çok erguvan varmış burada... 23 Nisan' da hem kamping hem dükkan açılıyor dağda. Yüzüm kara çıkmaz inşallah. Milleti ayağa kaldırdım kaldırmasına da... gün yaklaştıkça tir tir titriyorum heyecandan. Keşke gelebilsek oralara ya da keşke yanına alıp kaç çocuksa o kadar çocuğu sen getiriversen buralara... Misafir etsek, yedirsek içirsek... Hatta hiç göndermesek geri o bebeleri. Ah dünya ne kadar küçük ve ne kadar büyük. Du bakalim kısmet diyelim şimdilik :-) Bir ricam var. Buradan sana gelecek bir arkadaşın olursa haber verir misin? Azcık yük olma bahasına yollamak istediklerim olabilir sana :-)Çok sevgiler, dikkat et e mi kurtlara larvalara :-) `
From: Meltem Yasar Sent: 17 April 2007 16:48To: 'Cigdem'Subject: RE: Merhaba
`Allaaahhhhhhh!!!!
Simdi geldi kolyem!!!!
Super olmus!!!!!
Tam da uzerime gore yapmissiniz!!!!
En yakin zamanda bunula bir foto cekilecek veeeee bloguma koyulacak…
O zaman gorsun millet Memedalan`in kizlarinin ne marifetli odugunu!!!
Cok cok cok cok tesekkurler!!!!!!!!!!!!`

Kolyemi aldim, taktim, baktim, heyecanladim, sevincten agladim…Bu kadar tatli, icten ve verici bir insanla -ve onun araciligi ile bi suru genc kizla yuzlerini dahi gormeden- tanistigim icin o kadar mutluyum ki… Cigdem`in dedigi gibi `Dunya ne kadar kucuk ve ne kadar buyuk.` Taaa Tanzanya`daki bir Masai Medemdalan koyundeki bu kizlara ilham kaynagi vermesi cok normal bi olay degil galiba… Yok, yok.. Degil :-)
Kolyemi taktim, Catherine`e de bi fotograf cektirdim ama ya yarim ciktim ya bugulu ya da nasil cekecegini tarif ederken… Iste benim Memedalan kolyem… Ne eksigi var Melikiori`ninkinden????

Tuesday, May 22, 2007

Olacak o kadar????

Lutfen birisi bana bunun bir komedi filminden alinti oldugunu soylesin!!!! Bu adam da Levent Kirca desin! `Olacaaaak, olacaaaak, olacak o kadaaarr` desin... Lutfen Oya Basar da cikiversin bi koseden!!!

O kadar olacaksa bile, bu kadar da olmaz ki! - ben nasil cumle kuracagimi da sasirdim yahu!-

Bana dunyanin butun ineklerini getirin...


Dun gazetede bir haber okudum: Hani bu ciplak Karamojonglar vardi ya 4 tanesi oturmus koyde kagit oynuyormus. Bi tanesi 80 000 siling kazanmis -az para degil haa! 45 usd- kalkip gitmek istemis. Diger 3 kisi de hile yaptigini iddia edip paralarini geri istemisler. Vermemis. Adami dove dove oldurmusler.

Koyun muhtari da hemen ihtiyar heyetini cagirip bu 3 kisi hakkinda idam karari alip infaza bile gecmisler. Birini asmislar ki o sirada Uganda Polis Gucu`nden polisler yetismis ve diger ikisini kurtarmis.

Uganda`da ihtiyar heyetinin adam yargilamaya ve hele infaz etmeye yetkisi tabii ki yok... Ama kuzeyin kus ucmaz kervan gecmez ufak tefek koylerinde adaleti uzun zamandir bekliyor olmalilar ki `kendi islerini kendileri gormeye` karar vermisler...

Baska bir Karamojong koyunde muhtarin evinde omur boyu hapse mahkum ettikleri biri bulunmus. 90 gundur orda hapis cezasi cekiyormus bu kisi bulundugunda. Yani koyun muhtari omru yettigince adami hapsetcekmis!

Haaa, esas polisin ve ordunun basina is acan inanclarindan bahsetmistim: Dunyadaki tum okuzlerin-ineklerin Karamojongdan calinip dunyaya yayildigina inandiklarindan birakin Ugana`daki tum suruleri Karamoja`ya toplamaya calismalarini, Sudan ve Kenya`ya bile sinirdan gecip gidip ordaki suruleri de calip Uganda`ya getirmeye calisiyorlar! Diplomatik krizler cikiyor mu bilmem ama ordunun isi gucu yok sanki, calinan suruleri tekrar bu ulkedeki insanlara teslim etmek gibi bir de gorevleri var!

Thursday, May 17, 2007

Ozlemediklerim…

-Trafik,
-Ve trafigin verdigi yorgunluk,
-Ve trafigin yarattigi bahaneler –`ay valla trafik coktu, gelemedim, goremedim, vallaa cok ozledim aslinda yaaa` laflari-
-Telas
-Asik suratlar
-Pahali markalar
-Egosu cilali abiler, ablalar
-Spora gitsen arkadaslarini gorememek,
-Arkadaslarinla bulussan spora gidememek,
-Hem spora gidip hem arkadaslarini gormeyi becerdiginde dayak yemis gibi yorulmak,
-Ya da onu mu yapsam bunu yapsam derken hic bi sey yapamamak,
-Isten erken –yani vaktinde- ciktigindaki sucluluk duygusu,
-Soguk hava ve kalorifer – o ne ki yaaa??? Unuttum :) -
-Kar,
-Konusurken agizdan buhar cikmasi,
-Palto, kazak, yun corap, atki, cizme
-Yuksek topuklar,
-Takim elbiselerim,
-Akmerkez ve diger alisveris merkezleri,
-Hali,
-Cubicle – yani hani ofislerdeki coklu oturma gruplari, hani boyle labirentte peynir arayan deney fareleri gibi oturmak-
-`Sen benim kim oldugumu biliyor musun?` diyenler,
-Yesile hasret kalmak,
-Sicaktan yanmak, soguktan donmak –tum yil 25 derece burasi-
-`Yassah kardesim` deyip nuh deyip peygamber demiyenler,
-`Turkun Turkten baska dostu yoktur` diyenler
(Buraya nerelerden yardim ve gencecik gonulluler geliyor bir bilseniz…Kimse bana ne yaaa demiyor…)
-Sahte arabesk ve topcu-popcu dialoglari, haberleri,
-`Meraba Televole`
-`Oha falan olmak`
-`deerrrrrmisimmmm....` demek,
-Hangi manken en son kimle ne yapti haberleri,
-Icinde kirk tilki dolasan, kirkinin da kuyrugu birbirine degmeyen meclis,
-5 yillik komsunla bi turlu karsilasip tanisamamak
-Hic bi yerde park yeri bulamamak, buldugunda basina dikilen park mafyasi,
-Eve isten 10 dakkada gelip 15 dakka Nisantasinda park yeri aramak,
-Cabuk selamlasmalar, yaniti bile dinlenmeyen `naaber?`ler,
-Yalan `goruselim`ler,
-Sahte `arasalim`lar…

Kimseye bi sey soylemeye calismiyorum, aman ha! Hepimiz ister istemez bu carkin icine girip istemedigimiz seyleri istemedigimiz zamanlarda yapmak zorunda kalip istedigimiz seyleri olmayacak zamanlara sigdirmayi becerince sevinmiyor muyuz?

Wednesday, May 16, 2007

Aman bi yanlis anlama olmasin...

Sanki benim burda ne yaptigima dair bir yanlis anlama var gibi...
Uzerime bir gomlek buyuk gelen yorumlar aliyorum gibi...
Haketmiyorum bu `yuru bee, yasa, helal olsun`lari gibi...
Bi aciklama yapayim da ondan sonra yine helal olsun diyecekseniz, deyin :-)
Ama bu yaziyi okuduktan sonra `amaaannn, ben yanlis anlamisim da ondan abartmisim` derseniz de kusura bakmayin...

Ben su an Uganda`nin en buyuk ihracat firmasinda calisiyorum.


Daha once bir `surdurulebilir turizm` projesinde yatirimci olarak yer aldim. Yani burdaki turizm gelirinin sadece sermaye sahibi beyazlara gitmemesi icin yerli halkla bazi projelere giristik: Mesela Fort Portal`da bir eko walk projesi gerceklestirdik ki turistlere sadece sempanzeleri gosterip pahali yerlerde konaklatip memleketlerine geri gondermekle kalmayip onlari yerel okullardaki ogrencilerle tanistirdik, herbalistler nasil otlardan ilac yapar, kilden ve sazdan yapma `Afrika buzdolabi` nedir, Afrika parfumleri nasil yapilir, o kipkirmizi tuglalar burda nasil ve neden tek tek elde uretilir, elektrik yayginliginin sadece %15 oldugu (onda da bir gun var, bir gun yok :( ) bu ulkede zifir karanlikta bu halk evlerinin yolunu nasil bulur, evleri nasil, yemeklerini nasil yaparlar... bunlari hepsini gostermeye calistik. O kucucuk topraktan yapma kulubelerde konaklattirdik - zorla degil tabii ki, isteyenlere-, beraber yemek yaptirdik, kahve topladik, sepet yaptik beraber muz yapragindan... Uzaktan uzaktan para yardimi etmekle is bitmez deyip yetimhanede kaldik, cocuklarin yaninda.


Bir leopar projesine sponsor olduk. Burdaki dogal parka inek surulerini sokan koylulerden leoparlari korumak icin leoparlari gonderdigi radyo dalgalari ile parkin merkezine cagiran leopar adam Konstantin`le beraber.


Soyu tukenmek uzere olan, yasadiklari heryerde azinlik olup ormanlarindan atilan Pigmelerin cektikleri acilari antropologlari ile beraber tanitalim dedik.


Ne bileyim iste, taaa nerelerden buralara gelip de sadece luks konaklama yapip gorilleri, sempanzeleri trekking yapip gorup Afrika gercegine dokunmadan gitmesin kimse dedik.


Pratige geldigimde ise basima gelenler pismis tavugun basina gelmemistir: Leopar projesini daha `kuvvetli` birisinin akrabasi calmis, yetimhaneye gelen parayi birisi alikoymus vs vs vs. Gercekten basima gelenleri burda anlatmayayim, buna ragmen burda inadina kalmaya devam ettigim icin deli dersiniz. -yani hala azcik akilli oldugumu dusuneniz varsa, o kesimi de kaybederim-


Bu tur islerden elimi etegimi cekip su an calistigim firmada calismaya basladim. Ticari bir kurulus neticede calistigim yer.


Ama 25 cocuklu Kin Initiative yetimhanesini birakamadim. Birakamiyorum da... Ilk kez `Turistleri size destek olmalari icin getirebilir miyim?` diye gittigim baskent Kampala`nin unutulmus bir kosesinde camur icindeki sirasiz, masasiz, yagmur sizan catili, duvarsiz siniflarinda -bazilari hava guzel oldugunda agac altinda ders yapiyorlar sarkili turkulu- ders yaparken gordugum cocuklari hic birakamadim. Birakamiyacagim da herhalde...Kim birakabilir ki yasadiklari herseye ragmen su ici gulen su gozleri...


Wednesday, May 09, 2007

Ozlediklerim...


-Asmalimescitte Sofyali`da kizlarla oturup 5 saat rakili-mezeli yemekleri,
-Nevizadede gelip gecene bakmayi,
-Elektrigi,
-Cukursuz yollarda hizli araba kullanmayi,
-Isil isil caddelerde yuruyus yapmayi,
-Bahcemdeki kedilerle oynamayi,
-Evimdeki guzel kedimle –fotograftaki prenses, Yastik hanimefendi- uyumayi,
-Kokoreci, sucugu ve hele hele simit-beyaz peynir-cay uclemesini,
-Dora-Ada-Aral uclemesini –yigenlerim-,
-DVD izlemeyi,
-Eminonunu karis karis dolasmayi,
-Misir pazarindaki butun lokumlarin tadina bakmayi,
-Canin cekti mi raki alabilmeyi,
-Ayse Kadin`i
-Visne, seftali, erik ve uzumu,
-Temizlikcim Ayse Ablayi,
- Rana, Songul, Nilgun, Esra, Burcu, Aytug, Selale, Mehtap`i,
-DLC sarabini,
-Semt pazarlarindan corap almayi,
- Ehliyetli araba kullanma rahatligini -calindi :( -
- Itirli cay demlemeyi,
- Acibadem likoru ile Turk kahvesi icmeyi,
-Asmali mescitteki kucucuk kafelerde elma cayi esliginde tavla oynamayi,
-Nupera`da, terasta mojito icip Halic`te gunesi batirmayi,
-Ortakoy pazarini,
-Nisantasi`nda kapi onlerinde evcilik oynayan cocuklari,
-Yanlarinda onlari seyreden sokak kedilerini,
-Pideci`nin kabakli-peynirli pidesini,
-Cep Sanat Evi`nin cilgin ahcisi Cicek Ablayi ve azarladigi Asmalimescit esnafini,
-Her sabah gunaydin dedigim mahallenin elektrikcisi, anahtarcisi, copcusu, bakkalini,
-Balik-ekmek yemeyi,
-Ailemi…
Keseyim burda artik, bu liste uzar gider…

Friday, May 04, 2007

`Kucuk asker, kucuk asker, naapiyorsun bana goster?`


Uganda`nin kuzeyinde 1986dan bu yana 30 000 erkek ve kiz cocugu kacirilmis. Lord`s Resistance Army (Tanri`nin Direnis Ordusu) tarafindan...

LRA`nin oykusu kisaca soyle: Diktator Milton Obote zamanindan bu yana devlete karsi savasan Acholi kabilesinden cikan Kony isimli hafif deli, cok vahsi bi terorist, kendi kabilesini bile kendisi ile ayni safta direnis gostermemesi nedeni ile oldurmeye, koyleri talan etmeye, cocuklari kacirmaya baslamis.

Cocuklar... Uganda`ni yas ortalamasi 17! Yani her taraf cocuk kayniyor...Hayat beklentisi ortalamasi 47 yil. Yani `yas 35 yolun yarisi` soylemi burda `yas 26, yolun yarisi` halini aliyor.

Gelelim LRAye... Terorist orgut, insan kaynagini cocuklardan saglamaktan baska yol bulamadigi icin kuzeydeki koyleri basip cocuklari kaciriyor yillardir.

Erkekleri askerleri, kizlari iscileri, koleleri ve karilari olarak kullaniyorlar. Mesela bir gece bir koyu basip koydeki tum cocuklari kacirip sonra beyin yikama islerine basliyorlar. Geri kacmayi becerirsen, ailenin hangi koyden oldugunu bildikleri icin, daha sen koye ulasmadan senden once gidip tum aileni olduruyorlar. Biliyorsun ki kacarsan geri donecek bir ailen olmayacak. Bu bir.

Ayrica kacirdiklari gruptaki arkadas, akraba olan cocuklari tehdit ediyorlar, `Senin grubundan birisi kacmaya kalkarsa, seni oldurecegiz` diye. Grup icinde cocuklari birbirine dusuruyorlar. bu iki.

Ya da kacmaya kalkani o gruptaki diger cocuklara sopalatarak oldurtuyorlar. Reddedersen arkadasini sopayla oldurmeyi, seni kendileri sopayla olduruyorlar. Bu uc.

Ozellikle kiz cocuklarina kisa sure icinde tecavuz ettikleri icin en azindan AIDS bulastirmis oluyorlar. Bu dort.

Ayrica kisa bir egitimden sonra tehditle bu cocuklari koyleri basmakta, adam oldurmekte kullandiklari ve zaten cocuklar `terorist` damgasi yedikleri icin topluma tekrar kabul edilmeleri, edilse bile uyum saglayabilmeleri cok zor. Bu bes.

Kiz cocuklarin daha 14-15 yasina gelmeden 3-4 bebegi oldugu icin geri kacmalari, colugu cocugu birakmalari zorlasiyor. Bu alti.

Nasil bu kadar kolay kaciriliyorlar derseniz, basit. Kuzeyde ufak tefek bi suru koy var(di). Halbuki LRA ordu gibi gelip baskin yaptigindan korumasiz bu kucuk kucuk koylerde istedikleri gibi yagmaliyorlar(di). `Di`li gecmis zaman kullaniyorum cunku artik ufak tefek koyler kalmadi...

Artik kuzeyde IDP (Internally Displaced People - yani kendi yurdunda yerinden edilmis insanlar) icin kurulan guvenligi, yiyecegi, egitimi saglanmis IDP kamplarinda islerinden guclerinden olmus, yerinde edilmis, isini kaybetmis, alt alta yasamak zorunda kalan insanlarla dolu. Polis gucu her kucuk koyu ayri ayri korumakta zorlandigi icin can guvenligi saglamak icin halki dunyanin dort bir yanindan gelen insani yardimlarla kurulan bu kamplara yerlestiriyorlar. 2006 yili istatistiklerine gore 1.7m insan bu sekilde yasiyor...

Buna yasamak denirse... Issiz, gucsuz, tarlasiz, cocuklarini ve canlarinin kaybetmemek ugruna bu kamplarda surelerini dolduruyorlar...

Haa, bir de inatla koyunde kalmaya devam edenler var ki onlar her gece -genelde LRA baskinlari gece oldugu icin- guvenli bulunan noktalara kilometrelerce yuruyorlar. Her sabah geri donuyorlar evlerine, tarlalarina, okullarina... Anne, babalar koylerinde kalabiliyor yaslilari LRA genelde `sadece` oldurdugu icin. Ama cocuklar kacirilip ta `katil, terorist, terorist kolesi` olmamak icin her aksam yollara dusuyorlar, geceyi bu cocuk siginaklarina gecirip sabah tekrar evlerine donuyorlar... Yaklasik 40,000 cocuk her gece yollarda...
Aklima su sarki geldi: `Kucuk asker, kucuk asker naapiyorsun bize goster`... 10 yasinda elinde AK47 tufegi ile kuzeyde `kucuk askerlik` yapan binlerce cocuk buna ne yanit verirdi acaba????
Yanitlardan sadece bir tanesi, Okello John (14): "Kacirildiktan sonraki ilk 4 gun kimseyi oldurmedim. Ama 5.gun bana korkmadigimi ispatlamam gerektigini soylediler. Beni koyume babami oldurmem icin geri goturduler. Once kabul etmedim, babami olduremem dedim. Bu sefer bizi oldureceklerini soylediler. Pangalarla (50-60cm uzunlugunda cok keskin bir bicak turu) bana vurmaya basladilar. Pangayi aldim ve babami kestim. Sonra aynisini anneme yaptiklarini gordum. Ilk gece uyumaya calistigimda babamin goruntusu gozlerimin onunden gitmedi. Sessizce aglayabiliyordum isyancilar yaptigima uzuldugumu anlamasinlar diye. Evime, koyume geri donemememiz icin bunu yaptiriyorlar."

Thursday, May 03, 2007

4000 TL verseler bunu yapar misiniz?


Ben 4000 TL diyorum ama YTL olayina alisamadan Turkiye`den ayrildigim icin siz kafanizda bir yeni tl, eski tl, eski kurus, yeni kurus hesabi yapiverin... -bu kadar yillik finansci ol, YTLde takil, iyi mi???- Uzun lafin kisasi 3 usd iste...

Hani o deli dalgalar arasinda rafting yapmaktan bahsetmistim... Bazi Ugandalilar kendi uydurduklari bir rafting stili ile 3 usd karsiligi fotograftaki sari jerikenlerin agzini iyice kapattiktan sonra o fotograflarda gordugunuz -ya da www.nalubale.com `a girdiyseniz- videolarini izlediginiz dalgalarin arasina yalin kilic daliyorlar. Ben de rafting yaptim ama dedigim gibi guvenlik onlemleri had safhada. En basitinden can yelegimiz var, sularin seviyesini bizden once gecip kontrol eden guvenlik botu var ki kayalarda parcalanmayalim diye, vs vs...

Bir kez rasgeldim boyle bir `local` raftciya, Nil`in en guzel selalerinden olan Bujagali selalerinde iki kurus para icin, hop diye kendini atti dalgalarin icine tutundugu jerikenle... Yuregim agzima kadar geldi, aklim cikti. Uzuldum. Parayi veren turist ise keyifle izledi. Yuh dedim yaaa, bu adami bu kadar para icin riske atmaya deger mi???? Bu kadar keyiflenilir mi bu adamcagizin ekmegi aslanin agzinda aramasina.

Gecen gun gazetede okudum; bir Ugandali bu acimasiz gosteriyi yapma ugruna canindan olmus. Icim gitti. O turist aklima geldi. `Yiyorsa kendi yapsaydi ya raftingini!` diye hiddetlendim. ama giden gitti bi kere. Ve bu tur turistler oldugu surece, bu sefalet devam ettigi surece bu gidisler devam edecek...