Monday, April 30, 2007

Big Brother, The Bad Place, G-point vs vs

Sizce bu isimler nedir? Boyuk Birader, Felaket Yer, -afedersiniz- G noktasi vs vs... Film adlari degil, kitap adi degil, TV programi hic degil. Nil`in dogdugu yer olan Jinja kasabasinda rafting yapilan yerlerdeki rapidlerin adi!

Daha once Dalaman`da bir kez rafting yapmistim ama rafting yapmaya karar verip yola ciktigimda rapidlerin ismini ogrenince bi hos oldum. Ama cok gec coktan yola cikmis, gorup goreceginizi en centilmen raftingcilerin calistigi Nalubale Rafting firmasinin Jinja`daki merkezine coktaannnnn gelmistim bile. Enzo -italyan rafting rehberi- `Uzerinizde kaybetmek istemeyeceginiz herseyi dolaplariniza birakin` dedi. Benim aklimi dolapta birakasim geldi, cunku rapid isimleri elimi kolumu titremeye yetti.

`Big brother`dan gecmiycez di mi Enzo?` diyorum.
`Yooo, geccez` diyo...
`Peki ya the bad place? O rapidden bugun gecmesek?`
`Olmaz ki. Yolun uzerinde`
Ayy fena oluyorum....
`Neyse ne, kardesim, tenekeden korkan trene binmez` dedim kendi kendime ve hic sesimi cikarmadan Italyan bir ekiple ciktik yola.
Bizim botun haricinde bir guvenlik botu -bizden once rapidleri gecip tehlikeli bir durum varsa haber vermek uzere gorevli-, kayakcilar -sagimizda solumuzda dusen ve cikamayn olursa kurtarmak icin- cumbur cemaat basladik raftinge. Haaa, tabii ki oncesinde yarim saatlik bir egitimden sonra. Yalniz grup Italyan oldugundan bizim bottaki rehber komutlari Italyanca veriyor. `Ben anlamiyorum Italyanca, noolcak?` dedim. Rehberimiz de `onlar ne yapiyorsa onu yap` dedi. Anlastik.
Ben rafting aninin keyfini anlatmaya calismayayim, anlatilacak degil yasanilacak bir tecrube ama Nalubale ekibi tarafindan cekilmis `The Big Brother`in Nalubale Rafting firmasinin logosunun yalan dolan olmadigini gosteren bir fotograf koyayim!
Daha fazla fotograf ve video cekimleri icin www.nalubalerafting.com`a buyrunuz...
-Nalubale yerli dilinde Victoria Golunun adiymis-






Tuesday, April 24, 2007

Meltem`e veririm seni haaa...

Belki 20 yil once bir kez gordugum bir bebecikten email geldi dun. Buyumus de bana email atmis. O kadar sevimli bir email ki ben anlatmayayim, onun da izniyle konduruvereyim suraciga...

`merhaba meltem
çoğu insan gibi ben de gecen haftalardaki röportaj ile tanıdım seni,takdir ettim cesaretini, imrendim:)
kısaca kendimden bahsedeyim okuldan fırsat buldukça (siyasalda iktisat okuyorum,son 1ayım mezun mu oluyorum ne:)) çantamı toplar bir yerlere kaçarım.afrikaya uzanamadım maalesef henüz ama,ekolojik tarııım derim italyaya vınnn,turist rehberliği derim belçikaya vınnn,şarap yapımıııı derim fransaya vınnn..
….
benim bu gaayet iktisat-free aktivitelerim annemi dehsete dusurmeye yetiyor tabi:) `sen ne biçim iktisatcısın bi merkeze git staj yaaap,bak baban garantide de staj ayarladı,şaraptı,tarımdı,kopekti nolucaksın sen boyle?melteme vericem seni melteme vericem!! `
adını ilk duyusum 1-2 sene once annemin nidaları ile oldu anlıycagın.anne ne diyosun meltem kim ya,cami avlusuna bırak beni bu yastan sonra yeni anne istemiyorum:)
ve annem anlatmaya baslar benim akrabam bi meltem ablan var senin odtu mezunu(odtu cok itibarlıdır bizim evde:) … neyse işte meltem sattı pılı pırtı afrikaya yerleşti,melteme vericem seni napıyosa yapsın sana...
bi kaç kere melteme verilme:) tehdidi ile karşılaştım duydugun gibi ama hürriyetteki roportaja kadar annemin hayal gücünün bir eseri oldugunu dusunuyordum:)sanırım annelerimiz kuzen ,annem zeynep …. adanalı ,…. koyunden ….lar sulalesi(ay bu çok garip oldu kunye verdim 2satırda:)
neyse etiketlerin cok da onemi yok,degil mi:)roportajı okudum aklımı mı okuyor bu kadın ya diye dusundum.ankarada yasamıssın bilirsin,garip bi şehir ankara gri hersey binalar,her yer beton bi sis bulutu varmıs gibi sehrin uzerinde degisik ya,ankarada kaldıgım hergun baska bi yerde yapabilecegim seylerden bir gun eksikmis gibi geliyor bana onun icin kacip kacip gidiyorum.yazıyı okurken bosuna almamısım bu buyume kalkınma derslerini olm gercek hayatta karsılıgı varmıs kadın gitmis yapmıs,okadar da otistik diilmis iktisat diye dusundum,ya hatta ruanda içsavası tutsiler-hutular uzerine yazılmıs bi paperim bile var,hehe:)
….
ekimde odtude master,sora da italya,hollanda bi doktora yapıp akademide kalmak planım yoksa immmkansız yani benden bi bankacı cıkması:)
sendeki gözü karalık ise bana bi deli cesareti gelmesine sebep olabilir her an,bloguna bakıp bakıp gaza geliyorum:)ilham verdin anlıycagın,annem her an seni meltem vericem tehditlerinden pişman olabilir,bikaç eşya toplayıp afrika yollarına düşebilirim:)atlayıp gelmek istiyorum vala,cok keyifli olabilir,küçük meltem olurum:D simdilik merakımı blogdaki şahane fotolarla gideriyorum,sen yazmaya devam et bizler de okumaya...
uganda da gorusuruz belki yakın zamanda:)donme sakın turkiyeye:D
enson seni eleştiren bi bey ile ilgili bisiler yazmıssın,manevi boşluğa dusmek aidiyet arayısı degil bu ya,yardım edecegimiz yerleri sıraya koymak gibi bi lüksümüz yok maalesef,her yardıma müteşekkir olmalıyız bence,kimsenin enrejisini azaltmadan...
bolsans diliyorum sana
blogu takibe devam
sevgiler
pınar `

Pinar megersem benim dayimin torunu imis de annesi ona `vercem seni meltem`e` der dururmus :-) bu kadar tatli, bicir bicir, hevesli, heyecanli, akilli kizlari keske anneleri bana verse de ben de kiz cocugu sevdami azcik oyalasam!

Zeynep abla, Pinar`i bana verrrrrrr!!!!!!!

Sergeant Prens ve 6 cuceler


Geldigimden beri her Christmasta yetimhaneye gidiyorum. Sozum var onlara, bu ulkede oldugum surece her Christmasta yanlarinda olacagim. Bir de cok sicakkanlilar, hemencecik herkesle kaynasip oynayip ziplayip yeyip iciyorlar. O yuzden arkadaslarimi da toplayip goturuyorum. Gecen Christmasta da ev arkadaslarim Lisa ve kardesleri ile yetimhaneye gittik. E cocuklara da bi suru hediye, yiyecek, icecek, oyuncak, kitap, para mara ne bulduysak topladik. Hic acele etmeden hediye alirken de yemek yerken de akilli akilli siraya girip bir beklemeleri var ki beni bitiriyor. Gecen yil yeni yilda 25 cocukla hayvanat bahcesine gitmistim de sesimi bile yukseltme geregi duymadan saatlerce gezmistik.

Eglendik, dansettik, yemekler yedik...

Sergeant`in asagidaki pozuna ise bayildik!
Fotograflar: Lisa Mills

Monday, April 23, 2007

Karamojonglarrrrrr!!!!




Gecen yil Sipi Selalerini gormek uzere 3 arkadasimla ciktik yola. Selaleler guzel, etraf siir gibi vs vs ama donerken bir de Pian Upe diye bir dogal park var ki henuz giden bir kisiye bile rastlamadim, oraya saptik. Dedik ki 50 km yol, ugrayiverelim…
Yol o kadar kotu cikti ki saatte 30 km hizla gidebildigimizde seviniyoruz… Park mudurlugune ulastik ama ulasana kadar tek bir hayvan bile goremedik. Bi tane sekreter kusu vardi o kadar.

Park mudurlugundeki gorevliler hayvanlarin Kenya`ya gectigini, orasinin su an daha yesillik oldugunu soyledi. Manzara felaket guzel, sonsuz bir bosluk Kenya`ya kadar uzaniyor ama bos uzaniyor. Arkadaslarimin keyfi kacti. Ben park gorevlilerin kilden ve cali cirpidan yapma lojman(!)larina gittim, coluk cocuk vardir simdi bunlarda bi suru, oynarim diye. Kadinlarla konusup cocuklari ile oynarken dedim ki: `Arkadaslarim hayvan gormek istiyordu ama ben insan gormeyi daha cok seviyorum.` Kadinlardan cok hamile bi tanesi dedi ki: `4 km otede ilk Karamajong koyu var, gitmek ister misin?`

Karamojong!!!!!!!!!!!! Masai soyundan gelme, Ugandalilarin cogunun tersine uzun boylu, erkeklerin cogunun omuzunda AK47 olan adam fotograflari geldi gozumun onune. Uganda`nin Kuzeyi guvenli olmadigi icin hic Karamojong gorememistim daha once.
Kimse onlari gormeye gitmiyor, onlar kimseyi gormeye gelmiyor. Ama bir efsanevi Karamojong savascisi soylentileri var ama… Kimse dogru duzgun bilmiyor.
Degisik Karamojong gruplari arasinda da sigir meselesi yuzunden devamli catisma oldugu icin korkuluyor da gitmeye gormeye.

Nedir bu sigir meselesi derseniz; Her Karamojong dunyadaki sigirlarin tamaminin kendisine ait oldugunu dusunurse ne olur? Sonu gelmeyen bir sigir meydan muharebeleri serisi… Nerde sigir gorse `aha benim sigir` deyip de evine goturmeye kalkinca tabii ki karsisindaki de ayni seye inaniyor, olan sigirlara oluyor. Bu gun bir kabiledeler, ertesi gun diger kabile gelip calmis (ya da almis), boyle devam edip gidiyor bu is. Ama erkekleri silahli oldugu icin mertlik bozuluyor tabii ki.

Bir de ne kadar dogru bilemiyorum ama bolgeden gecen arabalari da durdurup sadece lastiklerini calip 4ceker terlik yapmakta kullandiklarini da duydum.
Cok hamile olan kadina dedim ki: `Guvenli mi? Arabanin lastikleri gitmesin.` `Hayir` dedi. Bu koy medeniyete en yakin koy oldugundan daha sakin bir yermis.
Hemen arkadaslari topladim, bir tane de rancer aldik yanimiza, ver elini Karamojong koyu.

Koye daha girerken sigir basinda bekleyen silahli erkekler gormeye basladik. Bir nehir basinda sigirlar ve bir iki cocuk gorunce durduk. Ben nehire dogru gidince ne goreyim! Iki tane Karamojong savascisi cirilciplak derede yikaniyor. Ben simdi ozel hayatlarina girdik aman ne ayip derken savascilar ayaga kalkip el salladilar. Hic rahatsizlik belirtisi yok. Cocuklarla konusmaya calisirken ayak parmaklari dikkatimi cekti. Eksik hep. Megersem o bolgedeki derede bir salyangoz cinsi mi ne varmis, ayak tirnaklari dibinden girip parmaklari kangren yapip dusuruyormus. Yani ben bu kadarini ve boyle anladim.
Sonra koye girdik. Arabadan iner inmez etrafimiza toplanan insan sayisini anlatamam. Onlar bize bakiyor, biz onlara. Bi tane omuzunda sali olan bir Karamojong bize yaklasti, silahi var mi diye baktim, yok elinde bi sopa var. Konusmaya basladik ama savasci iki metre rahat var, ben anlattiklarimi gobegine anlatabilyorum ancak.

Arkadaslarim araziye dagildi, boylede adam basi basimiza toplanan adam sayisi da dagilinca biraz ferahladim. Ben bu eli belinde beni dinleyen, yarim yamalak anlatan savasci ile guzel guzel konusurken bir ruzgar esti, abimizin sali havalandi, uctu!!! Adam ciplak! Umurunda bile degil! Ben birdenbire kacip gitmemek icin `ya benim arkadaslarim nerde?` diye etrafa bakinmak ve de gunes gozlugumu gozume ruzgardan toz girdi bahanesi ile takmak zorunda kaldim! Abi ruzgarda ucan salini hic duzeltmeden oylecene bana anlatmaya devam ediyor!!! Seytan dedi ki bu arkadasla bi fotograf cektir, anne bak arkadaslarla bizim mahallede fotografimiz diye de anneye gonder! Yok yok, annemde kalp var, pil var, ikisi de dayanmaz…

Cali dallarindan yapma bir baraka gibi bir yerde baktim, insanlar toplanmis oturuyor, hemen oraya dogru uzadim. Yasli bir kadinin yanindaki cocugu kaldirip kucagima alip oturdum. Ortada camurlu sut gibi bi sey kayniyor, ordan teneke kutulara doldurup doldurup iciyorlar. Bir de baktim, teneke kutulardan biri bana dogru geliyor… Gercekten cok igrenc sey yedim ictim orda burda kimseyi kirmamak icin ama boylesini gormedim daha once. Bir de kesif alkol kokusu yukseliyor o kaynayan acaip seyden. Yerel ickileriymis. Tam tenekeden herkes icip de sira bana gelmeye yakinken tam karsimda oturan yasli baska bir kadina dogru sicrayip `habari mama?`-nasilsin annecim- bildigim tum hosbes nasilsin iyi misin laflari ile sirami savdim.

Dijital fotograf cekip de gosterince ustumu basimi cekistirerek fotografa bakmak istediklerinden basimda bayagi bi insan birikince, e halkin alkol seviyesi de yukselince, azcik tirsip vedalasip ciktik yola…
Kuzeyde is yapan bir arkadasim anlatti sonra. Bir is icin Karamojo`ya gittiginde koyun muhtari mi nedir bir ileri geleni gorusmeye gelmis kendisi ile. Ceketli, kravatli bir Karamojong cikmis karsinina, ama uzerinde baska hic bir sey yok! Sadece ceket ve kravat!!!

Friday, April 20, 2007

`Bizim sineklerimiz insanın vücuduna girip yerleşmeyecek kadar asildirler..`


Hurriyet`te tek bir yorum var gecen Pazarki yaziyla ilgili: http://www.haber10.com/haber/68279/

kimse darilmasin, bence simdiye kadar dogrudan ve dolayli gelen en cesur ve samimi yorum...
Ilk kez birisi `Ne gidiyorsun gavur ellere? Otur oturdugun yerde` dedi.
Buyrunuz...

`bacım macera arıyosan doğuanadolu'ya yada güneydoğuya gitseydin niye gittin uganda'ya boşuna?! bak açlık,yoksulluk,terör,zorlu doğa koşulları ne ararsan var..hutu ve tutsi benzeri örgütlerimiz aşiretlerimiz bile var...hem kendi memleketin oldugu için yabancılık çekmezdin..ayrıca bizim sineklerimiz insanın vücuduna girip yerleşmeyecek kadar asildirler..

habere konu olan bacımız tüm maddi sıkıntılarını aşmış,en iyi okullarda okumuş,kariyer yapmış,en iyi yemekleri yiyip en iyi içkileri içmiş fakat içindeki boşlugu dolduramamış...bu boşlugu maneviyatla dolduracagına vurmuş kendisini uganda yollarına..

bu ve bunun gibi sayısız insanımız var memleketimizde..inancı elinden alınmış,manevi duygulardan yoksun,örf-adet bilmeyen bu insanlarımızın durumu çok üzüyo bizleri..allah ıslah etsin vede hidayet nasip etsin..`

Amin!


Wednesday, April 18, 2007

Uganda`da kalsin diyenler????? Turkiye`ye donsun diyenler???? Oy birligi ile Uganda`da kalmaya devam ediyorum :-)


Son 3-4 gunde aldigim guzeller guzeli mesajlar icin bir kac satir yazayim istedim…
Ya simdi boyle bi sey yazmak cok komik geliyor ama herkese tesekkur etmek istiyorum. O kadar guzel emailler geliyor ki kendimi `Adana`dan Ahmet, Bursa`dan Mehmet, Antalya`dan Hale, Jale ve tum mahalleye sevgiler, size opucukler gonderiyorum. Aha bakin muah muah!` diyen sabah sekerleri gibi hissediyorum ama gercekten ve samimi olarak herkese tesekkur etmek istiyorum…Sizler de benim gunumu aydinlattiniz!

ODTUden Gorkem, selamlar sana arkadasim!

Tugce, ben de sana Gocce Di Memoria demek istedim sadece… La Finestra di Fronte senin sarkinsa, aklima geldikce gozlerimin doldugu filmin dinledikce gozlerimi dolduran sarkisi Gocce di Memoria da benim olsun… (insallah dogru yazmisimdir isimleri haaa, yoksa rezalet!)

Adana Anadolu Lisesinden Erbil ve Ozlem, cok sagolun elinizi bana iki satir yazmaktan alikoymadiginiz icin…

Tesekkurler Funda…

Kekik kokulu satirlarin icin tesekkurler Ramze…

Plankton, kurtlarin gozunu gormek ve icinde oynadigin hissetmek hos degil tabii ki.

Oyku, you are welcome! Any time!

Eniscim –Pamukbanktan- senin de dedigin gibi yazalim guzelleselim…

Levent, pirlanta cocuk, yanimda 93 yilinda staj yaptigin icin ve gecen gun beni burda buldugun icin tesekkurler…

Alev, Mine ve Figen, cesaret veren satirlar icin tesekkurler…

Sunshine, burda reklam sektoru cok zayif. Oyle kafa yoran sloganlar, afisler, reklamlar , markalar falan cok az. Costurmak istersen, buyur gel J

Kivanc, biraz anne gibi yazcam ama once sinavlarini gec, okulunu bitir, sonra sen de cildirirsin. Once diploma ;-p

Asi ve mavi, sana ozel mi yazayim istersin????

SIKILIP SIKILIP ucmak isteyen arkadasim, ikizlerin karni sis, tahminin de dogru. Parazit vardir kesin. Ben de uc ayda bir ne olur ne olmaz deyip deworming-parazitlerden arindiran Mr Muscle tabletleri- tabletlerini alip arinmaya calisiyorum L
Koookle, cumhurbaskani konusuna benim de kafam takik! Burdakine de takik, Turkiye`dekine de…

Adasim Meltem, istediginle paylasabilirsin. Gizli sakli olan seyleri bloga yazmiyorum zaten. Ya da cok uzucu olanlari… Gecen Mrl ile uzun uzun yazistik, o blogumda gordugunuz yuzlerin arkasinda ne trajediler gizli diye ama buranin halki bir garip… Herseye ragmen gulumseme eksik degil suratlarindan…

Sessiz okuyuclardan sonunda ses cikaran Tonton, ses verdigin icin tesekkurler…

Pinar, umarim bir gun bu esmer kitada karsilasiriz…

Serracim, bir kurulus veya dernek araciligi ile degil kendi basima geldim buralara…

Umama, sorun cok zor… Cok iyi dusunup yazmam lazim. Bu arada geri bakmadigim icin pismanlik da duymadim simdiye kadar ama Kadin Hissiyati Bilirkisisi Ahmet Altan`in da dedigi gibi `her secis bir vazgecistir!`

Uganda`da kalsin diyenler????? Turkiye`ye donsun diyenler???? Oy birligi ile Uganda`da kalmaya devam ediyorum :-)

Pazar yeri goruntuleri

Pazarlar rengarenk burda... Mangolar, papayalar, ananaslar, domatesler, patatesler, yesiller, kirmizilar... Ne ararsan var. Yalniz terazi yok! Halkin terazi almaya parasi yok, goz karari satiliyor hersey burda. Ornegin o ust uste dizilmis patatesler var ya onlar maksimum 500 kurustur. Sonra papayalarin tanesi 700 kurus. Iki sogan 50kurus. Oyle garip hallerle karsilasiyorsunuz ki...
-domates var mi?
-var
-kac para?
-bir kucuk bir buyuk 100 siling.
-ne?
-bi buyuk bi kucuk domates 100 siling.
-iki buyuk domates ne kadar?
-......... (sessizlik ve koca bir gulumseme)
-banange!!! nnyabu mulalu?
(burda ben `allahim sen sabir ver? ablam delirdin mi?` diyorum. Yanit yok.)
-........
-bu cocuk kac para? hatta bi buyuk bi kucuk alayim????
- Banange!!! Muzungu mulalu!!! (bu kez satici kadin yerlerde gulmekten)



Tuesday, April 17, 2007

Eksi sozlukten Jurnalci!


Bugun de baska bir yigenimden haber geldi... (Ben de yigen cok! Akin, Yigit, Ozgur, Can, Muge, Cemal, Inci, Dora, Aral, Ada...) Yigit bu sefer yazan. Dedi ki Eksi sozluge meltem yasar yaz da bi bak bakalim ne diyor??? Baktim... Bir de ne goreyim:


`hayatının 13 yılını türkiyenin önde gelen firmalarında çalışmakla geçirmiş, bir bayram tatilinin ardından hayatının en gerçek kararını vererek uganda'ya yerleşmiş takdire şayan, tatlı insan..

kendisini sadece bu kararından dolayı tanımış olmak ve blogundan yaşadıklarını anlattığı yazılarını okumak bile yoğun iş stresi ve sıkıntısı altında ilaç etkisi yapıyor... tabi insanın aklını da çelmiyor değil. ama dur dedirtiyor daha vakit var..

http://www.pigmelerledans.blogspot.com
(jurnalci, 12.12.2006)`


Cok tesekkur ederim Jurnalci... Taa ne zaman beni jurnallemissin de o ilahi bir bilgi kaynaginda haberim olmamis :-)

Cok mutlu ettin beni...


Haaa, bir keresinde aylar once muzungu -yerli dilde beyaz adam- diye bir entry var mi diye bakmistim, o zaman da gecen yil Milliyette cikan yazim ve fotograflarim linkli cikiyordu entry`ye... O da yazarlardan Efe`nin isiydi...


not: 2003 yiliydi galiba, ben de o zaman eksi sozluk yazariydim kisa bir sureligine...


Eski sozluk yazarlarina selam olsun burdan... En cok da Jurnalciye!

Monday, April 16, 2007

Canim yigenim, kurtlandigim yok burda, merak etme!




Dun Hurriyette cikan yazim uzerine yigenim Akin email gondermis. Demis ki:


Halacim ben Akin,
24 Haziran 2007'de dugunum var.
Ankara'da Sihhiye'de ..... arkasinda ......... bir tesis var.
yillik izninin tarihini bilemiyorum ama tarihleri uyuyorsa ve gelebilirsen cok mutlu olurum.
bu arada su mango sinegi larvasi gibi seyleri gazetede okudukca valla sinirlerim bi tuhaf oluyor ya.
benim halam sinekler yuva yapsin diye mi gitti oralara ya,
ne olur kendine dikkat et.
opuyorum halacim.`




Canim yigenim,


Burda sirtimda larvalarla, larvalara surdugum ojelerle dolasmiyorum. Bu sineklerin yumurta biraktigi calilara camasir serilirse, yumurtalar once kiyafete, temas ettigi yerden vucuda giriyor. Ama iyice utulenirse hersey, onlar da kalmiyor. Bi kez oldu bana, bi daha da camasirlari agacin, cimenin, cali cirpinin uzerine sermek yasaklandi. Zaten hic bir kiyafeti, carsafi, havluyu iyice utulenmeden kullanmiyorum. Yani uzun lafin kisasi ne larvam, ne de ojem var sirtimda. Sen merak etme. Dogru, soyluyorsun, bu genc(!) yasta vucudumu kurtlar kaplasin diye gelmedim buralara :-) Cicek acmaya geldim...


Tuesday, April 10, 2007

Ikizler - 2



Hani temizlikcim Catherine ve ikiz torunlari vardi ya... Hani onceden hepberaber yasiyorduk... Catherine `Arkadaslarin seni cok ozluyor, Meltem` diyordu bi suredir. Anlastik, kararlastik, gecen Cuma paskalya tatili idi. Ikizler geldi, guzelce giydirmis ananeleri, aprka gitcez. Oncesinde biraz alisveris yapalim dedik. Markete gittik, ben anne ordek gibi onde, arkamda iki kucuk boy alisveris arabasi ile Apiyo ve Acien. Cikolata, meyve suyu, su ivir zivir alisveris yapildi. Cocuk parkina gidildi. Ben de parkta kenardaki bir agacin altina bir kilim serdim. Saat 11:30du. Ara sira uyuyup ara sira uyanip epey vakit gecirmisiz. Tam 6 saat ben yayilmisim cayira, onlar da kudurmus cocuk parkinda. Eve giderken arabada ikisi de uyuyakaldi. Eve geldigimizde de gitmemek icin arabadan inmeyen mi ararsin, aglayan mi... Cok ozlemisim her sabah penceremde `Marthaaaa!!!` -benim adim Martha ya, Meltem degil :-) - diye beni uyandirmalarini...

Thursday, April 05, 2007

Gergedan trekking


Goril trekking, sempanze trekking, o trekking, bu trekking derken bir gergedan trekking kalmisti yapmadigim, onu da yaptim rahatladim. Trekking yapmak icin oglenin deli sicagina denk gelmemiz ne iyi olmus. Gergedanlar sicaktan daralmis, golgelere saklanmis, dinleniyor. Orda mi burda mi derken rancerler birden calilara sapmamizi istediler, saptik. Sonra arabadan inmemizi istediler, indik. Kirmizi baslikli kiz safligi ile ilerlerken birdenbire gergedanlari burnumuzun dibinde gorunce azcik -yalan, coookkkk!!!- korktuk. Rancerler bu sicakta hic bir sey yapacak halleri olmadigi konusunda bizi ikna etti. Ikna olduk ama birdenbire bi tanesi ayaga kalkinca, rancer onumuze gecip otur diye seslendi hayvana. Ama gergedan da geri oturdu. Denk mi geldi, yoksa bu gergedanlar benim kopeklerimden daha mi iyi anliyorlar Otur`u, Kalk`i??? Sasirdik kaldik...

Kizdim mi acarim kulaklarimi...


Safarideyiz, soforumuz beni Zanzibar`a -iyi ki de- surukleyen Antonella. Bir ara darlandi araba kullanmaktan, `ben de bakcam yaw` deyip arabanin surucu mahallinden ayaga kalkip arabanin tepesinden fillere bakmaya basladi. Yavru fil olunca biraz korktuk, cunku yanimizda rancer vs de yok, 4 kiz tirim tirim geziyoruz dogal parkta. Konvoyumuzu da zurafalarin dansini izliycez, ah ne romantik derken kaybettik. Antonella tekrar koltuguna yerlesmeye calisirken diz kapagi ile yanlislikla kornaya basmasin mi???? Anne fil kulaklari acip bize dogru kosarken, yavru fil ` iste anne, bunlar beni rahatsiz ediyor. ez onlari` der gibi bakarken basti gaza Anton da kazasiz belasiz yolumuza devam ettik.

It takes two to tango










































































Hayatimda ilk kez Murchison Selaleri DogalParkinda ben diyeyim 60 siz deyin 70 zurafayi ayni anda gordum. Ama gelin gorun ki bu iki zurafa bizi 45 dakika danslariyla buyuledi...

Wednesday, April 04, 2007

Selale Hanim`a ithaf...


Simdi kendisinin fotografini buraya koysam, beni taaa Turkiyelerden dover... Bir hiperaktif, bir deli, bir delikanli, bir hos mu hos Selale Hanim`im var Turkiye`de... Ona Zanzibar`a gidecegimi emailleyince aman orda sunu yap, bunu yap, bidi bidi bi email atti bana. Ben de Zanzibar`dan donmek uzereyken ona bir sms cektim: `Sellocum, Zanzibar`da ******* gibi yandim, **** gibi yedim, *** gibi yattim, simdi de **** gibi alisveris yapcam. Baska ne yapiym?` diye... O yildizlarin yerinde cok yiyen, cok yanan, cok yatan sevimli hayvan isimleri var smste. Selale`den yanit geldi: `Butun hayvanliklari yapmissin iste, yeter!` diye bir yanit geldi... Mesaj geldiginde Zanzibar havaalaninda kontuar sirasindaydim, uzun sure kendi kendime kahkahalar attim. Sagim solum insan kaynarken birden etrafin ferahladigini hissettim, uzaklasanlar ve garip garip suzenlere ben de sut dokmus **** kadar masum bakislarla yanit verdim...
Fotograf mi? Alakasiz... Boyum uzun durmus, yuzum cok gulmus, selalenin de adi gecmisken koyuverdim oylesine ;-)

Tuesday, April 03, 2007

Victoria golu yesili aliskanlik yapiyor...


Taaaa Songulle Bilent geldiginde Can sayesinde balik tutmaya gitmistik bir kez Victoria Golu kiyisina... Sakin, sessiz, yesil, acaip guzel bir yerdi hani... Aliskanlik yapti yesili, sessizligi, her hafta gider olduk...

Ben hala balik tutmaya kiyamiyorum ama balik tutanlarin sessizligine ve huzuruna bayiliyorum. Ne zaman Can balik tutarken yanina gitsem, `ay bu balik cok kucuk geri atalim`, ` vah vah bu balikla tam sen onu tuttugunda goz goze geldik, yazik, kurtar beni der gibi bakti` , ` bunun rengi guzelmis` gibi eften puften bahanelerle baliklari gole geri atmam nedeni ile yakinda kimse beni baliga goturmeyecek...