Friday, February 23, 2007

Her sey birdenbire oldu...


Her şey birdenbire oldu…
Orhan Veli`nin dedigi gibi…
Mujde birdenbire…
Cennete gideceklerin listesi birdenbire bir artti…


-----------------------------------------------------------
From: Müjde
Sent: 22 February 2007 15:05
To: pigmelerle.dans@gmail.com

Selam meltem,
Ben mujde xxxxx. Gecen haftalarda blog’una mesaj birakmistim.
Tamamen tesadufen gezinirken ulastim yazilarina. Cok sevdim – cok yakin hissettim – cok duygulandim.
Turkiye’de sokak cocuklari dernegi icin elimden geleni yapmaya cabaliyorum.
Senin icin – sizler icin ne / neler yapabilirim?
Sevgiler

From: Meltem Yasar
Sent: Thursday, February 22, 2007 2:09 PM
To: Müjde

Selam Mujde,
Benim icin ne yapabilirsin?????
Bi dusuneyim…
Hmmmm….
Oncelikle Tepebasi Otoparkinda ayakkabi boyayan, mendil satan Baris ve Fatih`e benden selam soyleyebilirsin…
Eskiden Turkcell`de calistigimi soylersen animsarlar…
Daha da animsamadilarsa, Fatihe –kolundan calmadilarsa- takdirname aldigi icin bir saat hediye etmistim,
Ordan animsar artik!

Burdaki, yetimhanedeki cocuklar icinse, hic bir seyleri olmadigindan yapilacak her yardimin kiymeti var.
Ama nakit en faydalisi, cunku buraya bi seyler gondermek cok pahaliya mal olur.
Nakit ise benim burda onlar icin alisveris yapmama veya okul paralarini odememe faydali oldugu icin daha pratik.
Gonullu bir ogretmen/abla yanlarina gelip onlarla kalabilir ama bunun bir bedeli var.
Cunku gelen ablanin masraflari var yetimhaneye.
Senin aklinda nasil bir yardim fikri var?
Cok tesekkurler ilgin icin,


From: Müjde
Sent: 22 February 2007 15:35
To: Meltem Yasar

Selam Meltem,
Cihangir’de oturuyorum ve bu haftasonu bulurum onlari sen merak etme – en kotu ihtimal yerleri degismistir ama nasil olsa hepsi birbirini bilir ve/veya bulurlar.

Bu kadar uzaktan sanirim en hizli yapabilecegim sey maddi yardimda bulunmak. Otomatik odemeyle her ay bellirli bir para gonderiyor olmayi cok isterim.eger bana banka numarani gonderirsen bunu hemen yapabilirim. Ayrıca senin icin bir sakincasi yoksa eger, maddi yardimi olabilecek yakin arkadaslarimla da banka bilgini paylasmak isterim.

Onun disinda XXX holding’de reklam departmaninda calisiyorum. Sahip oldugumuz markalar ve / veya sattigimiz mallarla ilgili aklina birseyler gelirse buradan onu da koordine etmek icin elimden geleni yaparim.

Sevgiler

From: Meltem Yasar
Sent: Thursday, February 22, 2007 2:46 PM
To: Müjde

Yasasin!
Cihangir`i ne kadar ozledim bir bilsen!
Simirna`da saatlerce oturup gelip gecene bakmayi, Kays`de –hani cihangir parkinin yaninda, anahtarcininn karsisinda- makarna yemeyi…
Ama Veteriner Tipis`a gitmeyi ozlemedim, kedim her seferinde elimizden kaciyordu cunku
Cok saol.

Benim HSBCde hesabim var, yani ordaki hesap numarami animsiyorum.
Isim soyad: Meltem Yasar
Sube kodu xxx,
Hesap no xxxxxxxxxx
Bana ne zaman para yatirildigini bildirirsen, girer hesabima bakarim.
Elimde hala gecerli bir banka kartim var, burdan para cekebiliyorum ordaki hesabimdan .

Cok tesekkur ederim tekrar,
Daha fazla ne yapabilirim dedin ya sasirdim kaldim simdi…
Bir dusuneyim.
…..
Bana bazi emailler geliyor,
Kontaga gecelim, yapalim, edelim diye,
Sonra arkasi gelmiyor,
Ben de uzuluyorum.

Sasirttin beni,
Cok saol

Destekleyen ve destekleyecek olanlara benden sevgiler,

From: Müjde
Sent: 22 February 2007 16:15
To: Meltem Yasar
Sen sor ben sana anlatirim buralar hala biraktigin gibi...
Ben de kays’ın diger kosesindeyim xxxxxx xxxxxxxxxxx xxxxxx binanin xxxxx katinda
Kays’in hala sebzeli makarmasi cok basarili
Symirna’ya haftasonu jeep’le kahvaltı etmeye gelen “turk” turistler yuzunden daha az gider oldum ama severim mutfagini. Haftaici daha sakin oluyor .
Simdilerde leyla – ela ( doga baligin en ust kati yeni acildi) pek populer
Ama en guzel yer hala caminin dibindeki bitli kahve ve az konusan garsonlari
Az once verdigin hesaba x YTL yolladım (eskilerin x milyonu).
Mart ayından itibaren de her ayın 5. is gunu otomatik olarak hesabina x YTL (eskilerin x milyonu) sene sonuna kadar yatiyor olacak.
Bu paralar orasi icin nasil paralar bilmiyorum ve komik bir miktar para yolluyor olmak istemem eger az ise lutfen beni duzenli gonderecegim tutar konusunda uyar olur mu?
Cok iyi anliyorum bir telas arayip sorup sonra kaybolan insanlar hakkindaki hisselerini. Ben de cok yasiyorum onlara da kizmamak lazim.
İyilik yapmak yada destek olmak insanlarin hep istedigi sadece surekli yapmayi istemedigi / yapamadigi bir sey sanirim
Aklina birseyler gelirse yapabilecegim mutlaka haber ver.
Yarin hesabina bak YKB’den sana gonderdigim para yatmamis olursa da haber ver olur mu ?
Sevgiler

From: Meltem Yasar
Sent: Thursday, February 22, 2007 3:24 PM
To: Müjde

Mujde,
Ben agliyorum su an…
Cok tesekkur ederim…

From: Müjde
Sent: 22 February 2007 16:39
To: Meltem Yasar

Umarim bir yudum nefes verebilmisimdir...
Hem sana hem dokunduklarina...
Sen de secilmis bir insansin
Sen de baskasin...

From: Meltem Yasar
Sent: Friday, February 23, 2007 9:40 AM
To: Müjde
Mujde!
-hem ismin, hem de iyi haber vermek icin iyi bir baslangic oldu -
Para hesabima yatmis!
Cok cok cok ama cok fazla tesekkur ediyorum…
Sana gonderdigin paranin kimlere gittigine dair fotograflar gonderecegim az sonra…
-------------------------------

Gonderdim fotograflari, Mujde de kendi fotografini gonderdi. O fotografi cocuklara goturecegim ve Mujde Ablalariyla tanistiracagim.

Mujde`ye bir kez daha sonsuz sevgiler ve tesekkurler…

Friday, February 16, 2007

Yorumsuz - 4


Neden???? Nedennnnn????

Safkan Ugandan Kopeklerim



Justine! Benim basima butun bu isleri Justine acti...Kopegi 7 tane yavrulamis. Gelip goreyim diyorum, iyi de arkadasimdir kendisi. yok diyor, gelme daha... Yaw niye gelmiyormusum? Gelme de gelme diye tutturdu. Ama bir dusunce de aldi cocukcagizi naapcam ben simdi 7 tane yavruyu diye. Sonra bir gun `gel de gor yavrulari` dedi. Hadi bakalim dedim, gittik gormeye. 7 tane birbirinden sevimli yavru... Gozgoze geldigimiz an anladim basima bi isler gelecegini. O yavru kopek bakisini hepimiz biliriz. Al beni, al beni der hani... Aldim ikisini.
Jsutine sonradan itiraf etti, yavrularin gozlerinin acilmasini bekliyormus, bana o bakislari ile baksinlar da ben de dayanamayip alayim diye...
Veteriner buldum bir tane Kampala Veteriner Fakultesindeki en iyi veterinerlerden. Daha once hep kedim oldu, yavru kopekten de hic anlamam. Nedir cinsiyetleri dedim daha el kadarlarken. Erkek bunlar dedi. Aradan aylar gecti, kopeklerimde erkek olduklarina dair hic bir gelisme olmadi. Megersem disiymis benim oglum oglum diye sevip erkek kopek isimi koydugum yavrular... E tabii ki biraktim o veterineri.
Isimleri Lokum ve Sutlac koymak istiyorum ama benden baska kimse soyleyemiyor :( Ne olsun isimleri? Onerisi olan?
Bu arada dun Justine geldi bana bi bakayim yavrular ne kadar buyumusler diye. Oynadilar biraz. Sonra dedi ki `Bize gelsene` dedi. Isim var gelemem dedim. Cok guzel yemek yapcam dedi, iki cocuguna ve esine ziyafet. Gelemem sagol dedim. Sonradan ortaya cikti hinzir plani: Siyam kedisi 3 tane yavrulamis da gozleri acilmis bile. Yine bir gozgoze getirme operasyonu! Gitmem, hayatta gitmem. Hem benim kedim Istanbul`da onu buraya getirecegim gunu bekliyordur. Guzeller guzeli Yastik`im! -kedimin adi Yastik, yanlis anlasilma olmasin-

Yorumsuz - 3


Yorumsuz - 2

Bu organizasyon ne yapiyordur sizce????? Benim aklim durdu trafikte giderken gorunce, yavaslayip camdan cekiverdim fotografini ceptelefonumla. Telefon numarasi yazsaydi altinda, arayip soracaktim.
En az Bismillah Pasifik Restoranti kadar karisik bir durum!

Yorumsuz - 1


Muhtarin kemerine sus olmadi saclarim

Uzamiyor! Uzamiyor iste! 10 yil bekle kestirmeden uzamiyor saclari! Sadece capi buyuyen bir daha buyuk bir daire seklinde buyuyor... Hani boyle orda burda fotograflarda gordugunuz saclari orgulu Afrikalilar var ya onlar takma sac...Boyle omuzlardan asagi dokulen sac gordukerinde ise asagidaki daha once bahsettigim koyun muhtari gibi once uzaktan uzaktan bakiyorlar. Pek cogumuzun aklina gelmemistir hayatlari boyunca yumusak uzun saca dokunmadiklari. Sen de gel dokun deyince iste boyle fotograftaki gibi dumur oluyorlar... Sonra azcik medeni cesaret olan herkes siraya giriyor dokunmak icin. Kimisi gercek olduguna inanmayip biraz cekistiryor elinde mi kalacak diye... Aciyor yapma diyorsun, anliyor, inaniyorlar...

Monday, February 12, 2007

Adini ben verdim, omrunu Allah vermedi



Hayatimda ilk kez bir bebege isim verdim... Bir arkadasimin soforu gece yarisi bizi eve birakti, gecenin daha yarisi bir sms geldi, kizim oldu diye... Fred`e sorardim, `Fred karin kac aylik hamile?` diye... `Cok hamile` diye cevap verirdi gulerek her seferinde. `Hadi, bebek istiyoruz` diye de devamli zorlardim acaba yakinda mi ne zaman dogacak diye. Cinsiyetini bilmek hak getire, adamcagiz daha ne zaman dogum olacigini bile bilmiyordu ki... Sabah erkenden gittik evine, pek tatli bir kizi olmus. Isim ariyorlar, ilk cocugu Derreck`le ismi uysun, D ile baslasin istiyorlar. `Fred, adi Debra olsun`dedim. Hani coksevdigim arkadasim Debra var ya, onun gibi guzel, akilli olsun, ona ceksin diye. Debra`yi kucagima aldim, elini ayagini sevdim. Debra`yi diyorum, cunku Fred `tamam , adi Debra olsun` dedi.

Yeniyilin ilk mesaji bana Fred`den geldi `Debra sana mutlu bir yeniyil diliyor` diye.

Dun bir haber aldim, Debra sitmadan olmus.

Hayatimda ilk kez bi bebege isim verdim, omrunu Allah versin diye...

Vermedi......................

Elimde kala kala daha dogali 24 saat olmamis hali ile ayaciginin ve daha acamadigi gozlerinin fotografi kaldi..........

Wednesday, February 07, 2007

`20 soru, 80 cevap` soylesisi...

Hani bi tane soylesi yapmistik Tunc Kilinc`la... Cok konusurum ama yazmaya geldi mi az yazmaya calisiyorum. Sacmalarim diye korkarim yazililarda... Kanitli, belgeli durumlarda tedbirli olmak lazim... Sozlulerde ise ooooo... Tutabilene askolsun! Tunc`a bir yazi gonderdim, `aman Meltem, tek cumlelik yanitlar yazmissin. Rahat ol!` Peki, Pazar gunu victoria golu kiyisinda balik tutuyor arkadaslar, ben uzattim ayaklarimi soyle rahat rahat, manzaraya bakarak yazdim yazacagimi...


Sen misin rahat ol diyen. 20 soru sordu, 80 yanit verdim. Yani bana oyle geldi. Ben Balzac degilim ki Vadideki Zambak`taki gibi kitabin yarisi vadiyi betimleyerek gecsin.. Kendimce fazla yazmisim.


Onu bi koyuvereyim dedim. Buyrunuz...



1. Herhangi bir kişinin en favori insanı mısın? Neden?…

Annemin! Kargaya yavrusu kuzgun gözükürmüş ya… Yok, yok… Annem, dizinin dibinden ayrılmadan devlet dairesinde çalışan, şöyle sigortalı, sabit gelirli, eli yüzü düzgün biriyle evli ve 2 çocuk sahibi bir hatun kişi olmamı isterdi herhalde……



2. Şu anda yaptığın işin dışında (hayattaki tüm işler kanuni olsaydı) ne iş yapmak isterdin?…


Zoolog olmak isterdim. Burda Kibale Doğal Parki`nda - dünyadaki maymun populasyonunun en yoğun olduğu doğal park - bir ağacın tepesinde yaşayıp şempanzelerin yaşamını inceleyen bir primatolog arkadaşım var: Julie. Onun işinde gözüm var Ocak`ta gidip yanında - ağaçta - kalacağım bir kaç gün…Ya da dünyanin değişik yerlerinde okumak üzere ömür boyu öğrenci!…



3. Yalan söylemenin sence uygun olduğu durumlar nelerdir? Beyaz yalan söyler misin, ne söylersin?


Mutlaka vardır ama ben beceremiyorum. Yalan söylemektense hiç bir şey söylememeyi ya da yalan söylememe neden olacak sorunun ne amaca hizmet edeceğini anlamaya çalısmayı tercih ediyorum ki ona gore gerekli yanıtı, rengi onemli değil, yalan söylemeden verebileyim.



4. En son “… özelliğinden dolayı senle gurur duyuyorum” lafını kime söyledin? Hangi özellikti o?

Ney hocam Burcu`ya hep söylerdim onunla ne kadar gurur duyduğumu; çalışkanlığından ve kabiliyetinden ötürü. Burcu 24 yaşında Türkiye`nin en iyi neyzenlerinden biriyken Sultanahmet`te bir medresede ondan ney dersi alıyordum. Hele hele de kubbeli sınıflardan birindeysek, o neyine üflediği zaman gözlerim dolardı. Geçen hafta Victoria Gölü’nün yanında bi yerde bi arkadaşımla zifir karanlığın içinde bir ateş yaktık - yanımıza etrafta ne hayvan varsa gelmemesi için, üşümemek için, balık tuttuk bi de, onu pişirip yemek icin - gölden, bataklıktan, tepelerden gelen bin bir türlü acaip sesin arasına neyimin sesini de katıp üfledim Burcu`yu anarak. Hala iyi değilim ama uğraşıyorum…


5. Aynı lafı en son sen ne zaman duydun? Hangi özelliğindi göklere çıkartılan?
Zor soru… Genelde sabırlı ve pek bi enerjik olmam nedeni ile bazen oluyor… Uganda`ya gelme kararım hakkında bir sürü arkadaşım söylemişti; “Cesaretinle gurur duyuyorum. Hiç mi korkmuyorsun?` diye. Korktum, hem de çok korktum, hala da korkuyorum.
Neticede Afrika burası, geçmişi çok temiz olmayan ülkeler bunlar. Öldürdüğü düşmanlarını yiyen bir diktator - Idi Amin - burda yaşamış, Rwanda`da Hutular 5 ay içinde 1.000.000 (bir milyon!) Tutsi`yi kesmiş, Tutsiler Uganda`ya kaçmış, komşu Kongo Demokratik (!!??) Cumhuriyeti konusunda fazla bir şey söylemeye gerek yok zaten.
Ama saf, sıcakkanlı, hep gülümseyen, yavaş insanların yemyeşil ve sıcak ülkesi burası. Hangi köşeden ne kılıkta bir insan evladının çıkacağını kestirememenin, ofisi ne zaman çekirge veya karınca basacağını bilememenin heyecanı, restorantlarda siparişinizi verdikten sonra ne yemek geleceğini asla tahmin edememenin süprizi, doğanın eşsizliğinin gizemi Afrika`yi çekici yapıyor.
Çok korktum arkamda bıraktığım şeyleri özlemekten, daha önce sadece safariye geldiğim kıtada yaşamın nasıl olacağını bilmemekten. Ama cesaret korkmamak değil ki… Korka korka da olsa bir şeyleri yapmak!


6. Yaşayamadığın için pişmanlık duyduğun ne var?


Henüz vakit var!



7. Lisedeki takma adın neydi? Adını sevmiş miydin?

Medusa. Saçlarım yüzünden.


8. Bir okul yaptırsan adını ne koyarsın? Neden?


Annemin adını ya da onun istediği bir isim koyardım. Ona sormak lazım o yüzden.



9. Ulaşamadığın biri ile tanışıp sohbet etme olanağın olsaydı bu kim olurdu? Ondan neler öğrenmek isterdin?


Osmanlı padişahlarından Cem Sultan’la, 4.Murat’la, Fatih Sultan Mehmet’le tanışmak isterdim. Osmanlı tarihi ve Osmanlı ile ilgili kitapları beni büyülüyor. Öğrenmek değil de, bir günü bile nasıl geçerdi bu padişahların, gözlemleyebilmek isterdim. Ya da Osmanlı’nin Osmanlı olduğu zamanlarda, bir meydan muharebesinde Mehter Takımı yeri göğü inletmeye başladığında karşıdaki ordudaki bir askerin yerinde olup bir an, o hissin neye benzediğini bilmek isterdim.



10. Yaptığı işte mutlu ve aynı zamanda başarılı olan birisini tanıyor musun? Onu örnek olarak alıyor musun?


Başarılı bir sürü kişiyi tanıdım da, özlemini çektikleri bir şeyin eksikliği hep var gibi üzerlerinde. Hep başka hayaller, hep ‘emekli olunca….’ diye başlayan planlar… O insanların mutluluğundan şüphe ettiriyor insana.
Kendimi örnek aldığım Koray Tulgar vardı, Pamukbank’ta ilk yöneticim. Çalışkanlığını, insanlara ve kendine güvenmesini beğenir, örnek almaya çalışırdım.
Bir de en son ne iş yaptığını bilmiyorum ama Advantage Card CEO’su Levent Ersalman. Capital Dergisi’nde kariyer hedefi olarak `iyi bir baba olmak` diyecek kadar alçak gönüllü, kendisini karşısındaki insanin yerine koymayı çok iyi bilen, kendine ve çalışanlarına güveni tam bir yoneticiydi.



11. Hiçkimsenin göremediği bir özelliğin var mı? Varsa neden bugüne kadar gizli kaldı?

Yok hiç, ben çok fazla şey saklayamıyorum kimseden. Ama çok geç farkedilen bir özelligim var: O da ne kadar kırılgan olabildiğim.
Kendimi Shrek filmindeki Esek’e benzetirim. Bir insanı sevdiğim zaman mümkun değil ona kızamam, peşini bırakmam, ömrümün sonuna kadar severim, devamlı affederim. (En az Esek kadar da çok konuşurum bu arada; ancak zevzekliğe vardığımı da düşünmüyorum.) Ama öyle ileri geri konuşmalara, patavatsız yorumlara ve sert ifadelere pek gelemem.

12. Seni en çok ne kızdırıyor? Bu kızgınlıkla baş edebiliyor musun? Edemiyorsan, neden?
Kendinden güçsüzleri ezmeye çalışan insanlar kızdırıyor beni. Bu, hem fiziksel hem de zihinsel olabilir. Çocuklara, yaşlılara, hayvanlara kötü davrananlar, dünyanın sadece insanın kendi istediği gibi sorumsuzca tüketmesi ve kullanması için yaratılmış gibi davranan insanlar, ‘dünyayı torunlarına armağan olarak bırakma yerine, dedelerinden miras kalmış gibi kullananlar’. Bu kızgınlıkla başetmekten başka hiç çarem yok, çünkü böyle yapanlar o kadar çok ve ben o kadar azım ki!

13. Bugüne kadar yaşadığın en büyük hayal kırıklığın ne? Tekrar yaşama ihtimalin var mı?


Zamanında büyük gibi görünen hayal kırıklıklarının, aradan kısa bi süre geçip de geriye çekilip bir baktığımda aslında o kadar da büyük olmadığını gördüm şimdiye kadar. Ya hayal kırıklıkları ile beraber biz de büyüdüğümüzden, ya da görüş açısını genişletmek için geriye çekilip bakmak gerektiğinden, zaman içinde ‘ah oldum, vah bittim’ dediğim hayal kırıklıkları küçülüp gitti hep. Tekrar yaşama olasılığı ise hep yanımızda, bizimle beraber galiba.


14. Hangi markalar sinirlerini bozuyor? Neden?


Pek marka takıntım yok. Hem sinir olacak daha ciddi şeyler var dünyada.



15. Hangi markalara tutkunsun?


Apikoğlu ve Cumhuriyet sucuğu, Berrak turşu, Şampiyon kokoreç, Tekirdağ rakısı! Türkiye’den uzakta olunca insan en çok bunları özlüyor herhalde…
Çalıştığım şirketlerle de hep gurur duymuşumdur. Boyner Holding’in markalarını -Çarşı hariç- ve özellikle de Turkcell’i Türkiye’deki en bilinçli oluşturulmuş ve sunduğu ürün ve hizmetlerle içini de doldurmuş markalar olarak düşünüyorum. Bir de Nike ve Audi’yi çok beğenirim.
Burası o kadar markasız bir yer ki sadece GSM operatorleri reklam yapıyor diyebilirim. Kafamı yoran, gözüme takılan, şunu mu alsam bunu mu alsam kaygısı doğuran hiç bir şey yok. Her şey ‘no name’. Çok da memnunum bu durumdan. Herkesin alımı her seçenege açık, marka saplantısı veya tutkusu yok.



16. On sene sonraki hayatında bugünden farklı neler olacak?


Daha akıllı (!) ve kırışık olurum herhalde. Bi de kızım olsun istiyorum.



17. Seni benzer yaştaki, benzer işi yapan, benzer konumdaki kişilerden farklı kılan ne var?


Bilmem. Enerji herhalde. Duracell’in tavşanı Energizer gibi hiç durmadan davul çalabilirim.



18. Yakın bir arkadaşın kanunsuz bir iş yapsa polisi arar mısın?


Ne yaptığına baglı. Ama burada, Uganda’da çok garip bir tutum var: İnsanlar birbirleri ile problemleri konusunda yüzleşme konusunda çok çekingenler. Ama polise gitme konusunda hiç duraksamıyorlar. Yani buarda bir kişinin başka bir kişiyi polise şikayet etmesi ve bir gün ansızın polisin sizi alıp götürmesi an meselesi. Nereden mi biliyorum? Ben de gittim! Bir deli bir kuyuya bir taş attı, çıkarmam 2 haftadan uzun sürdü.



19. Hangi filmdeki hangi karakterin hayatının senin hayatın olmasını isterdin?


O kadar alakasız olacak ki şimdi söyleyeceğim iki isim: Sisteki Goriller filmindeki Dian Fossey ve Shrek’in sevgilisi Fiona!

20. Bir film yapmaya karar versen adı ve konusu ne olurdu?
Emile Ajar’ın ‘Onca Yoksulluk Varken’ kitabının filminin yapılmasını çok isterdim.


Friday, February 02, 2007

Zavalli Masai arkadasim: Melikiori

Kumsalda dolasirken Tanzanya`dan gelip turistik sezonda Masai takilari yapip satan bir kadinla karsilastik. Amman amman... Ne takilar onlar. Kadincagizla cat pat konusup bi suru bileklik su bu vs vs yaptirdim. Ama renklerin yarisi yanlis cikiyor. Ben tabii ki tam da benim istedigim gibi olmus gibi bir beden dili ile `Yaw annem, ben sana ne dedim, sen ne yapmissin??? Neyse, canin saolsun bu da guzel.` deyip deyip aliyorum...
Su kulagindaki kupeden de alasim geldi ama bende o kadar guzel durmuyor ki...
Haaa, bir de esas Masai erkeklerinin takilari var, aklini kaybetmemek elde degil. Bu kadincagizin kardesi midir nedir, Melikiori ile tanistik. Melikiori`nin Ingilizcesi var cat pat... Uzerinde gordugunuz takilardan dolayi yuruyusunu uzaktan duyuyoruz. Cingil mingil sikirdaya sikirdaya yuruyor. Uzerindeki takiya ben bitince, `ne olur bana sat` dedim. `Masai takisini satmaz.` dedi. `Bana da yap` dedim, `Ben yapamam, Masai erkek taki yapmaz.` dedi. `E ver bi kez takayim` bari dedim. Bu sefer israrimdan sinirleri bozulmus olsa gerek ki kahkahalar atmaya basladi... E ne guluyorsun kardesim, ben de Masai kadar taki duskunuyum. Sen takinca ben sana guluyor muyum???
Alttan iki disi eksik. Ne oldu dedim. `Masai savascilarinin kucuk yasta iki alt disi cekilir` dedi. Sonra dikkat ettim ne kadar Masai erkek varsa hepsinin alttan iki disi eksik...
Neyse, agizdan gir burundan cik operasyonu ile takisini alip bi poz cektirebildim!!! Zaferrr!!!
Aksam balik yerken kumsaldan geciyordu. `Melikiori, gel balik ye bizimle` dedim. `Masai balik yemez.` dedi. Yemedi de... Yanimiza cagirdim. Masai bira da icmezmis. Bir Fanta`yi zor ismarladim, singirdaya singirdaya gitti...


Yeniyila kumsalda girilir mi yaaa!!!

Deli bir Italyan arkadasim var: Antonella -yandaki agzi cicekli deli-. Yeniyilda Kampala`da kimse kalmadi. Ben de Kampala`da kaldim. Ama Anotonella yeniyila daha once 3 yil yasadigi Tanzanya`da Zanzibar`da gircek. Gel de gel! diye tutturdu. Yaw nasil geleyim, calisiyorum. 29unda hele kesin ofiste olmam gerek, tum personelin maaslarini benim hallediyorum vs vs. Zaten Tanzanya konsolosluguna gittim, 2 haftada vize cikar dediler. Yani vizenin ciktigi tarihte ben coktan 2007ye girmis olacagim. Bu arada bir sms geldi Antonella`dan: Gidis 30 Aralik, donus 3 Ocak biletimi ayirtmis bile. E icim ciz etti. Sen misin bileti ayirtan!!! Azim!!!!

Tanzanya konsoloslugunda yapmadigim sevimlilik kalmadi. Daha once Tanzanya`ya safariye gittigimden eski vizemi gosteriyorum, binbir turlu taklalar atiyorum vs vs. Biletimin satin alma suresine 1 gun kala konsolosluktan aradilar, vizeniz cikti diye....Havalara ucuyorum!!!!

Haa kucuk bir detay var, henuz isyerinden izin almadim. Patron Izlanda`da. Bir email attim boyle boyle diye. Yanit geldi, `Git ama uyarmadi deme. Orasi cok romantik bir yerdir ;-) ` diye.


Gittim, ama nasil gittim. Canini sevdigimin Kenya airways`in ucagi gelmedi... Nairobi-Zanzibar baglantili ucagim gelmedi. Baska bir yoldan gonderdiler beni. Kampala- Mwanzi- Kilimanjaro- Zanzibar!!!!

Gider gitmez bembeyaz kumsallara attik kendimizi... Burasi dupeduz cennet yahuu!!!!
Yine bir gidip de kalma histerisi ile basbasayim!!!!
Aksamlari balikcilarin gelmesini beklioruz, 3 kurusa 5 balik alip deniz kenarindaki bir restorantta pisirtiyoruz. Catlayana kadar balik, istakoz, ahtapot yiyoruz....
Yeni yila nasil girersek oyle gectiginden eminiz degil mi?????

Hep 4cekerde mi safari yapcaz


Kidepo`da son gunun sabahi bir tane rancer ayarladik yanimiza, yuruyerek safari yapcaz. Rancerin omuzundaki silahta fisek surulu, hazir bekliyor bir yerden bir sey cikarsa diye. Basladi dun gece kamp atesi basinda otururken cok yakindan bir aslan kukremesi duydular diye bir anda kendilerini dogal parkin mutfagina kilitlemeye kalkan grubun hikayesini anlatmaya... Pek keyifli, `cok korktular, yanlarinda yuruyup once tuvalete, sonra da odalarina goturduk` diye anlatiyor. E akilli bucur, ben de aralarindaydim deyince hafiften bir geniz temizleme hareketiyle ciddiyete ani donusle yolumuza koyulduk.

Manzara nefes kesiyor. Karsidaki tepe Sudan siniri. Ama ben aslinda fotografta ona bakmiyorum. Onumuzde 2500 adetlik bir buffalo surusu var. Kokumuzu alip kacmasinlar diye bekliyoruz ruzgarin yonune gore yer degistirerek. Ama nafile, koca suru bir yerden kokumuzu alip haldir haldir dogal parki sallayarak yavas yavas yok oldu...
Sirtim donuk foto: Nina Wessel

Yoga yaptik zebralar bizi seyrederken :-)

Safariye gittik diye hep aslan cita pesinde koscak degiliz ya... Sabahin korunde kalkilip safariye cikiliyor, oglene gelip hafif bi seyler yiyoruz, cunku kahvalti acaip zengin. E sonra Kidepo cayir cayir yandigi icin havanin serinlemesini bekliyoruz. British High Commission`da calisan Richard -bordo tshirtlu- megersem yoga egitmeniymis. Toplandik serin golgelik bir yerde, asladik yogamizi yapmaya. Bir ara Richard arkadaslar arkaniza bir bakin dedi. Bir baktik zebralar toplasmis bizi seyrediyor...
Bence daha once yoga yapan insan hic gormemislerdi, kismet o guneymis...

Sonra ekibin daha rekabetci ve atilgan grubu voleybol oynamak istedi dogal park gorevlileri ile. Dogalpark gorevlileri bizikileri yerle bir edince, iki takimi karistirmayi onerdim ki hani izlemenin zevki olsun. Park gorevlilerinin iki cocugunu da yanima almis izlerken, birden bir fil sahaya dogru kosmaya basladi. Ay o ne, ne oldu demeye kalmadan takimlar dagildi, ben iki cocugu kolumun altina alip kactim gittim. Sonra fil homurdana homurdana sahadan gecip yoluna devam etti gitti. Sadece ordan gecmek istemis. Takim gulmekten yerlerde, tekrar toparlandilar ve voleybola devam ettiler.

Iki yil once Istanbul`da calisirken hic aklima gelir miydi ben hayatimda ilk kez yoga yapcam, zebralar da hayatlarinda ilk kez yoga izliycekler bir gun Afrika`nin gobeginde bir yerde... Ya da arkadaslarim voleybol oynarken fil kovaliycak hepimizi diye... Surreal!

Bir Kidepo kalmisti gitmedik


Uganda`ya once turist olarak gidince hali hazirda latini ustune getirmis bulumustum zaten. ama gitmedigim yerleri de tamamlamaya calisiyorum yine de kenardan kenardan.
Ulkenin en kuzeyindeki Sudan ve Kenya sinirinda bir dogal parki var. Meshur Karamajong`larin yasadigi yer. -Onlari ilk gordugum ve saskinlikigimdan ne yapacagim sasirdigim anlari ayrica anlatacagim- Masai soyundan gelen savascilar...
Kara yolu ile gitmek tehlikeli oldugundan -Karamjonglar arabalari durdurup lastiklerin caliyorlar 4ceker terlik yapmak icin cunku :-o
21 arkadas bir araya gelip bir charter ucagi kiralayip Kidepo Dogal Parkina gitmeye karar verdik. Iyi ki de vermisiz, felaket eglendik. Oncelikle kalacagimiz yer Uganda Dogal Hayat Kurumuna ait oldugu icin Allahlik bir yer. Yemegini kendin gotureceksin falan filan. Ama grup felaket... Italyan, Danimarka, Hollanda, Irlanda, Norvec, Fransiz, Turk, Isvec ne ararsan var grupta. Once biraraya gelindi, 4 gun kalacagimiz icin her ogunun hangi milletin mutfagina ait olacagi kararlastirildi ve alisverisler yapildi. Atladik pirpir ucagimiza ve bu gordugunuz araziye indirildik.
Devami geliyor...

Yakaladim tabii ki...

Unuttum di mi o kadar bahsettigim iki gunluk yavrunu neye benzedigini gostermeyi... Sagimda duran iki cocuk daha once fotograflarini koydugum cocuklar, arkada yorgun duvara yaslanmis duran da anne keci :-)