Monday, October 01, 2007

Aboke Kızları


9 Ekim 1996da bir gece yarısı Uganda’nın kuzeyindeki Aboke`de yatılı St Mary’s Kolejinin yatakhanesinden yaşları 12-15 arası olan 139 kız çocuğu Lord’s Resistance Army (LRA) tarafından kaçırıldı. Bu kız çocuklarını hem komutanlarına eş –seks kölesi- hem de askerlere yemek, çamaşır gibi işlerde yardım etmek üzere hizmetçi olarak kullanmaktı.
Görülmemiş bir cesaretle okulun müdür yardımcısı İtalyan, Rahibe Rachele, teröristleri takip ederek bu dünyanın en vahşi gerilla ordusunun komutanlarını razı ederek 109 kızı kurtarmayı başardı. Fakat geride 30 kız kaldı.
Els De Temmerman’ın “Aboke Kızları” isimli kitabında kızların, gerillaların ve Rahibe Rachele`in öyküsü var...
Kitaptan bir alıntı: LRA kaçırdıkları kızları Sudan sınırını geçip LRA kamplarına götürmeye çalışırken geceyi terkedilmiş bir köyde geçirmisler. Köydekiler LRAnin yakında olduklarını bildiklerinden geceyi güvende geçirmek için bir askeri birliğe yürümüşler, geride yürüyemeyen yaşlılar ve hamileler kalmış. Sabah LRA kızlarla yürüyüşe devam etmek istediğinde 10 yaşarında bir kızın eksik olduğunu farkederler...ve gerisi kaçırılan Aboke Kızları”ndan biri olan Ellen’in gözüyle şöyle anlatılıyor...
““İşte burda!” deyip kızı terkedilmiş kulubelerden birinden çıkardılar...Asiler kızı dövdüler ve çok fena tekmelediler. Bi tane asker botları ile yerde yatan kizin göğsüne bile atladı. Kız inleyip yardım dileyen gözlerle etrafına baktı. Ama kaçış yoktu. Her taraftan darbeler alıyor fena halde dövülüyordu. Komutan diger Aboke Kızları”nı çağırdı. “Bitirin işini!” dedi. Tahta sopaları alıp kızı dövmeleri söylendi. Ellen’in bacakları titremeye başladı. Ellen sanki vücudu başkasına aitmiş gibi davranıp kendinden geçmeyi diledi, olmadı. Duraksayarak odun toplamaya giden arkadaşlarına katıldı. Sonra kızın etrafını sardılar ve bacaklarına hafifce vurmaya başladılar.
Asilerden biri “Öyle değil!” diye bağırdı. Kafasının arkasına ve boynuna nasıl vurmaları gerektiğini gösterdi. Aboke Kızları ağlayıp, biraraya toplanıp sonra sustular. Komutan iyice sinirlendi. Bizi sıraya sokup kaçmaya çalışan kızı teker teker dövdürdü. Yeterince hızlı vurmayanlar tokatlanıp istendiği şekilde vurana kadar zorlandı. Kurban çok fena kanama geçiriyordu. Son kız da dayağı attıktan sonra, ölü gibi görünüyor ama tüm vücudu titriyordu. Asilerden biri gelip emin olmak için son tekmeyi attı.
Sonra kızı kulübesinde saklayan hamile kadını ortaya getirdiler. Asiler hamile kadını artık hareket edemediğinden emin olana kadar dövdüler...
....
Neden? Diye merak etti. Neden böyle davranıyorlardı? Neden kendi halkını öldürüyordu bu asiler? Ve neden çocukları kullanıyorlardı bu iş için?”

İngiliz sömürge zamanından bu yana Uganda’da politik ve askeri güç kuzeyden Acholi kabilesinin elinde oldu. En son diktatör Milton Obote’nin yönetimine son veren, şu anki devlet başkanı Museveni de bir Acholi. LRA lideri Kony, Museveni’ye karşı gerilla hareketi başladığında amacı şuydu: Kony de bir Acholi’ydi ve Museveni’nin yerinde gözü vardı. Fakat direnişi sırasında o kadar çok zulüm yaptı ki kendi kabilesi olan Acholiler bile onu desteklemediler.
Ellen’in sorularına yanıt sapkın dindar LRA lideri Kony’nin kelimeleri ile: “Acholi kabilesi bana ihanet etti. Bana yüz çevirdiler. Kendi topraklarında yabancı tanrılara tapındılar, öğretmen, memur olarak devlet kuruluşlarında yer aldılar ve büyük düşmanımız Museveni’nin tarafını tuttular. Bu yüzden cezalandırılmaları gerek. Ben kendi halkımı öldürmüyorum, onları temizliyorum ki sadece temiz ve saf olanları kalsın. Ve saf olan temiz Acholi ırkı Sudan sınır ötesindeki kamplarımızda doğan bebeklerdir. Bu yeni oluşan temiz ve saf Acholi ırkı birgün sayıca o kadar artacak ve güçlenecek ki Uganda Hükümetini devirip ülkeyi On Emir’e göre yönetecekler!”
Bu sapkın mantıkla yüzlerce kız çocuğunu kaçırıp daha önce kaçırdıkları ve beynini yıkadıkları erkek çocuklarına seks kölesi yapmak, bir komutana 12 kadın verip üremesini isteyerek bu yeni “Temiz” ve “Saf” ırkın gerçekleştirebileceğine inanmak ne kadar hastalıklı bir zihnin ürünüdür???? Kabilesinin safligina ve temizligine bu kadar inanan bir insan neden masum kisilerin kulaklarini kesip yine kendine yedirir, neden dudaklarini kesip paramparca bu agiza asma kilit takar, neden yagmaya giderken karsisina cikti diye bir koylunun bacagini panga ile keser???? Neden!!!!!! Neden??????
Not: Aboke Kizlari icin rahmetli Papa 2. Jan Paul bile LRA lideri Joseph Kony`ye mesaj gonderdi de Kony hic orali olmadi.
Fotograflar:ww.bbc.co.uk
En ustteki fotograf: Joseph Kony

16 comments:

ne yazdı ne yazamadı said...

Bu anlatılanlar gerçekten çok korkunç. Daha da beteri bence dünyadaki kimsenin bu barbarlıklardan haberdar olmaması.Küçüklükten beri hiç anlamadığım bir şey var:neden dünya haberlerinde sadece amerika ve avrupa dan sozedilir? çok büyük bir doğal afet olmadıkça neden diğer ülkelerde olan bitenlerden hiç haberimiz olmaz. Mesela burnumuzun dibi sayılan Finlandiya ile ilgili kaç haber yer alır hergünkü medyada? Kimseyi neden ilgilendirmez diğer ülkelerde yaşayan insanların hayatı?

devrim said...

iktidar saygı ister, ve insanoğlu ancak korktuğu şeye saygı duyar, değeri olan ama korkulmayan şeyleri sadece severiz....

bu basit denklem mutlak güç arzusu ile biraraya gelirse; çocukken değer görmemiş, şiddet içinde büyümüş bir güç arzusu ile biraraya gelirse....

ekmekcikiz said...

Afrika ile ilgili her iktidar çatışması haberi, bilgisi içimi parçalıyor. Utanıyorum. İnsan neden bu kadar vahşi olmak zorunda?
İki gece önce Ruanda'daki eski katliamı anlatan bir belgesel izledim. aynı dayak yemiş gibi olma hissini orada da yaşadım.
Çok yazık.

devrim said...

Ruanda daki olay için bir hollywood yapımını tavsiye ederim; SHOOTING THE DOGS...

Türkçeye de KÖPEKLERİ VURMAK diye çevrildi...

Afrika ve Latin Amerika olaylarının en sevdiğim yönü, yemek vereninde, silah vereninde, din vereninde USA/UK ve EU olması :)

pigmelerle.dans.eden said...

Selam Devrim,
Shooting the Dogs filmini izledim. Bence Hotel Rwanda faso fiso bu filmin yaninda. Gercekten cok begendim, cok icim burkuldu izlerken.

Ebru said...

merhaba konuyla ilgili sadece bir kavramla ilgili düzeltme yapmak istedim rahmetli yerine muteveffa kullanılması daha uygun gibi,kolay gelsin meltem,sevgiler

pigmelerle.dans.eden said...

Sagol Ebru,
konustugum ya da yazdigim dilin duzgun olmasina ben de ozen gostermeye calisiyorum, elimden geldigince Turkce yazmaya calisiyorum, hatta bazen Turkce klavyem olmadigi icin kivrim kivrim kivraniyorum. `Rahmetli` diyerek yanlis bir kavram kullandigimi sanmiyorum. Cunku rahmetli, `Tanri`nin rahmetine kavusmus` demek. Muteveffa pek tanidik bir kelime degil benim ici. Sence nerde yanlis yaptigimi bir soylesen cok memnun olacagim. Cunku Hakki Devrim`le yazismisligim var kafami karistiran kelimeler konusunda. Aklima takilacak yoksa cok fena. Bir de hergun kullanilabilecek birkelime bu `rahmetlik`, dogru kullanmak gerek olum gibi birkonuyla ilgili kavramlari.
Cok tesekkurler simdiden,
Meltem

gizempideci said...

Meltem,
oralari yasadikca eminim bizlere gore daha hissediyorsundur. Eminim ne film ne kitap o gozyaslarini anlatamaz.
Avrupa'daki refahi gorunce ardindaki cigliklari hatirlamak cok ic acitiyor.

Anonymous said...

Bir süredir gıptayla takip ediyorum yazdıklarını Meltem. Hem yaşam karşısındaki cesretine hayran kaldım hem de yazdıklarına. Keşke ben de senin gibi gidebilsem uzaklara...

devrim said...

meltem bir de "TIA" vardı tabi :)hatırlarsan...

umit said...

Hiç görmediğim ve çok az bildiğim uzakları ifade ediyor benim için Afrika. İzlediğim filmlerdeki dramlarıyla biliyorum, belgesellerde kulubelerinde aç ve sefil halde gördüklerimle biliyorum. Aklımda en son "Kanlı Elmas" filmiyle yer eden haliyle biliyorum. Yüreğim ve gözlerim kanıyor...

valudoro said...

sevgili ümit, gözlerin ve yüreğin kanıyor... duymak bile üzücü, gerçekten...

sadece bu girdide, isimlerden anlamaya çalıştığım kadarı ile en az 4 adet bayan var...(ben bu arada erkeğim)

peki asıl soru şu; bu 4 bayandan herhangi birisinin elmas veya pırlantası var mı?

balanne.com melike yaşar said...

İçimi öfkeden bulandıran bu vahşet karşısında sessizce susmaktan utanıyorum.çok utanıyorum.

nesi said...

Sevgili meltem,
İnsan olarak söyleyebileceğim tek söz ; sessiz kalıp hiç bir şey yapamamaktan dolayı kendimden utanıyorum!!

Anonymous said...

SELAM SİZİ GERÇEKTEN CANI GÖNÜLDEN TAKDİR EDİYORUM.BLOGUNUZU BÜYÜK İLGİYLE TAKİP EDİYORUM.ABOKE KIZLARI ADLI KİTABIN SANIRIM TÜRKÇESİ YOK ÇÜNKÜ BULAMIYORUM YARDIMCI OLURSANIZ SEVİNİRİM .AYRICA KİTAP TAVSİYELERİNİZİ RİCA EDİYORUM.SAYGILAR SELAMLAR

pigmelerle.dans.eden said...

Merhaba,
kitabin Turkcesi yok. Ama burdan alip sana gonderebilirim istersen. Iki ayda gelir ama :(
Bir de ben burada genelde Afrika ile ilgili kitaplari okuyorum, burda cok cunku. Bir de hep Ingilizce tabii ki.
Onlardan mi ne okudugumu ogrenmek istiyorsun?
Sevgiler,
Meltem