Tuesday, September 04, 2007

Tanrı’yı oynamak


Bir yıl önce ev arkadaşım Julie ile ev çok büyük olduğu için eve bir kişiyi daha almaya karar verdik. Güvenilir yerlere ilan astık, Lisa adinda birisi aradı ve geldi. Konuştuk, evi gösterdik, ısındık birbirimize ve taşındı bize.
Lisa doktor. Rakai denen bölgesinde Uganda’nın –Afrika’da ilk AIDS teşhisi yapılan yer- ülkenin en büyük AIDS projesinde çalışıyor. Üzerinde çalıştığı konulardan biri ise ‘Sünnet olmanın AIDS riski ile ilişkisi’. Yıllardır topladığı datalar ve yaptığı araştırmalar neticesinde ortaya çıktı: Sünnetli olmak AIDS riskini %50 azaltıyor.
Bir keresinde Lisa’yı da alıp Ugandalı müzik gruplarının sabaha kadar sahne aldığı Kampala Rugby Club’daki Battle of the Bands isimli her Cuma Cumalarımızı güzelleştiren organizasyona götürdüm. Bi sürü müzisyen arkadaşım vardı, onlarla tanıştırdım.
Lisa müptelası oldu Battle of the Bands’in... Veeee bir gün çok mutlu bana geldi: `Meltem, bi sürü müzisyeni ikna ettim, sünnet olacaklar` diye... Hoydaaaa.... Hangi müzisyen piyasadan kısa süre yok olursa biliyorum ki Lisa sünnet etmiş onları!
Başka bir gün yine geldi: `Meltem, sünnet olan müzisyenler bu konuda halkı bilinçlendirmek için bir şarkı besteleyecekler!` Şarkıyı dinledim, gülüyorum tabii ki...Ve şarkı Uganda sınırlarını da aşıp tüm Afrikalı müzisyenlerinin AIDS için yaptığı bir albüme katılacak!
Proje içindeki yeri attığı bu zeki adımlarla daha da pekişti Lisa’nın. Bir gün sms geldi: ‘Meltem, akşam eve misafir getirebilir miyim? Çocuk bakıcılığı yapmak zorunda kaldım. Projenin Amerika’daki üst düzey yöneticilerinden birinin kızı burada ama hastalandı. Onu eve getirip bakabilir miyim?’ Diye... Tabii ki dedim.
Akşam geldiler, Lisa’nın suratı bir karış, kız grip gibi bi şey... Nedeni anlaşıldı: Lisa’nın hastalarından birisi, Lisa bu kızla ilgilenirken fenalaşmış, Lisa’ya ulaşamamış, hastaneye yatmak için 25 000 -15 usd- şilingi olmadığı için ölmüş...
Sonra bir gün kız Amerika’ya giderken teşekkürlerini minnetlerini dile getirirken ‘senin için ne yapabiliriz?’ diyor, Lisa o ana kadar söylemediği gerçeği kıza söyleyip ‘senin hastalığınla uğraştığım için 25 000 şilingi yok diye bir hastam öldü benim o gün’ diyor... Kız hemen babasını arayıp olayı anlatınca babası 25 000 şilinge karşılık 25 000 usd bağışta bulunuyor...
Hayat ne garip... Bir kişi ölüyor ve ölümü garip bir şekilde 1000lercesini kurtaracak!
Lisa şu an Amerika’da, geri döndü ama burada başladığı işleri diğer gelip gidenler gibi yarıda bırakmayacak. 9 ay sonra tekrar dönüp daha iyi bir pozisyonda hayat kurtarmaya devam edecek J
AIDS olduğu bilinmeden yıllarca yanlış tedavi yapıldığı için büyüyemeyen ve derisi yanık gibi soyulan bir çocuk Lisa tedaviye başladıktan sonra 8 ay içinde 15 santim uzadı, sesi kalınlaştı, bıyıkları çıkıp ergenliğe girdi! Ve çocuk bu problem yüzünden hiç okula gidememişti, erkek arkadaşı ile Lisa bir ilkokulun müdürünü ikna edip ilkokula yazdırdılar çocugu! Bence Lisa Tanrı’yı oynadı bu çocugun hayatında.
Bazen geçen ömrüme bakıp kimin ne işine yaradım diye düşünürdüm İstanbul’da çalışırken... Lisa ve Lisa gibiler yüzünden hep böyle düşüneceğim galiba :)
For Lisa: Sweet sweet Lisa, nothing bad at all! This post mentions about your circumcision project, the musicians, `The Song`, 25 000 shs vs 25 000 usd donation, the kid who got taller enourmously after you started working with him, now that he goes to school and how meaningful all you do that it feels like you are playing the God sometimes and how less menaingful it feels the way i spent my life compared to what you do! Miss you!!! You come back! Me i am here! XXXX

19 comments:

bruxa said...

Vayy bu hikaye gercekten tuyler urpertiyor:) Sunnetin bircok ise yaradigini biliyordum ama aids'ten korudugunu da simdi ogrendim.

umama said...

meltem;
böyle güzel şeyler okumak ne güzel, sağol, haberdar ediyorsun bizi. oh be diyor insan, oh be

lisa;
you are wonderful.

bruxa said...

Cok huzunlu, hayat cok garip, neler goruyorsun nelere tanik oluyorsun. Hep doktor olmak istemisimdir, bir doktor arkadasim vardi, sinir tanimayan doktorlar ekibine katilacagini soyluyordu ogrenciyken... O kadar kolay degilmis... Simdi hayalleriyle alakasiz bir yerde baska seyler yapiyor.Arkadasin cok ozel bir insanmis.

ozlem said...

bu sefer turkiyeden merhaba! seni kocamin yeni yaptigi bir sayfadan haberdar etmek istedim neden? gorillerle ilgili resimler var cunku... ama resimler ciger daglayan cinsinden... sadece herkesin gormesi gereken gercekler oldugu icin bilinmesi gerektigi taraftariyim... yoksa ben bakamadim yani...

sevgiler...

huysuz said...

demekki neymiş? sünnet denilen şey hakikaten işe yarıyormuş :)

amerikada sünnet olan çok fazla amerikalı olduğunu duymuştum sağlık açısından faydalı olduklarını bildikleri için...

müslüman bir ülkede yaşayan erkeklerimizin bu işi çocukken halletmiş olmalarından dolayı şanslı olduğunu söyleyebiliriz o halde :)

ozlem said...

tabi sana link yollamam lazim degil mi o fotolari gorebilmen icin... kusura bakma...
sevgiler tekrar
http://www.reportage-bygettyimages.com

Burcu said...

tepebaşındaki çocuklar, sonra haniiii doğuda güzel bir kız vardı ooooo, sonra beeeennnn, sonra kızlaaarrrrr, sonra yastıııkkkk, sonra anne babaaa... çok uzun oldu bu sefer bu günler :( özlemeyi içine kaydettiğim ses kasedinin uzunluğu da... Biliyorum karlar yağıp insanlar velerine tıkılınca gecenin bir vakti, dışarı çıkacağımız anları bekliyorsun gelmek için....

kumhavuzu said...

bu güzel özel insanları bizlere tanıttığın için çokk teşekkürler sana sevgili meltem.Sen..zaten özelsin:)
sevgiler sana

D-Chic said...

Yazılarını he okuduğumda biz burda kime naapıyoruz, kime nasıl bir faydamız oluyor ki hiç diyorum.Seni keşfettikten sonra kendi blog'umu kapattım ve şimdi sadece seni okumakla yetiniyorum...
Ne mutlu sana bir çok kişiye faydan dokunuyor, hayatımda belki ilk defa birini kıskanıyorum.
Güzel günler hep sizinle olsun.
Sevgiler..

etki alanı said...

Ne çok şeyi bilmiyor muşum meğer.
Sevgili Meltem
Böyle bir konuyu gündeme getirdiğin için teşekkür ederim.
Bir ülkede yaşarken iyi ve kötü ne varsa,Özellikle bulunduğunuz yerin şartlarını okuyunca,bürokrasinin ne kadar boş işlerle uğraştığını görüyorum.
Lisayı tanımak ta çok güzel.
Hepinize yaşamınızı güzelleştirecek moraller diliyorum.
Tütü

Barış said...

Neden Uganda'da?

pigmelerle.dans.eden said...

Guvenli oldugu icin Uganda...
Tum yil 25 derece sicaklikta oldugu icin Uganda...
Insanlari cok sicakkanli oldugu icin Uganda...
Oyle denk geldigi icin Uganda :)

Evin Kedisi said...

Aids ile sünnetli olma arasındaki korelasyonu çok duyduk aslında ama neden? Bunun bir açıklamasını sorar mısın Lisa'ya? Gerçekten merak ettiğim bir şey. Alakalandıramadığım bir durum...O kadar adamı da sünnete ikna etmek büyük iş :) Bravo!

pigmelerle.dans.eden said...

Sunnet operasyonu sirasinda kesilen deri aslinda hijyeni engelleyen bir deri. Yani egzama, kasinti vs gibi deride catlak olusturup virusun vucuda girisini kolaylastiran bir deri parcasi oldugu icin kesilip alinmasi ile virusun vucuda girisi zorlasiyor.

Haaa, yeni bir teori daha var kanitlandi gibi bi sey ama aciklama yapilamiyor: Cinsel iliskiden hemen sonra yikanmak riski artiriyormus! Buna ne demeli????

ssbb said...

askerdeyken erleri (elbette ki emirle) tek tek kontrol edip sünnetsizleri sünnet ederdik.
bu nedense çok üzerinde durulan bir konuydu. zorlama yoktu ama sünnet olana izin veriliyordu.

meltem hikayeni daha önce duymuş olmama karşın blogunu geçen hafta keşfettim. yazılarını en baştan okumaya başlamıştım ki yorumun geldi, şaşırdım.
kalp kalbe karşıymış.

izmir'den de selamlar:)
bora

Evin Kedisi said...

İlginç bir teori... Zaten adamların ne zaman ne dediği, bir dediklerine beş yıl sonra bambaşka bir şey demeyecekleri konusunda da bir kanıtımız yok :)Ama yıkanma olayını hiç duymamıştım, hatta tersi dayatılır. Iyyyy! Neyi dayatırlarsa onun tersini yapasın geliyor zaten. Yaşasın özgürlük di mi ama?!

Barış said...

anlaşılmadı sorum,
birşeyleri değiştimek için mi uganda'da? eğer öyleyse, neleri?

pigmelerle.dans.eden said...

Baris,
sorunu cok iyi anladim ama ne yazik ki yanitim ayni. Isterdim ki daha etkileyici bir yanit yazayim ama burda anlattigimdan daha farkli bir nedeni yok Uganda`ya yerlesmemin. Afrika cocukluktan beri hayallerimi susleyen bir yerdi, Uganda`ya geldim sevdim kaldim. Bu kadar... Degistirebildigim sey ise kendi hayatim ve elimden geldigince 25 tane yetimin hayati...
O kadar...

bir de benim merak ettigim bi sey var: Botswana olsa `neden Botswana?` Namibia olsa `neden Namibia? diye soracak miydin?

Barış said...

Sorgulayıcı gelmiş olabilir ama gerçekten de nedenini bilmek için sormuştum. Kenya, Namibya, Eritre farketmez.

İnsan, tarihinin neredeyse onda dokuzunu doğayla mücadele etmekle beraber onun parçası olarak geçirmiş. Kopunca da içinde bir şeyler eksilmiş sanki. Bunalınca neden hep içimde refleks olarak dağlara bayırlara kaçmak hissi uyanıyor diye merak ederdim. Benzer bir özgürlüğe kaçış serüveni mi bu yoksa?