Wednesday, September 26, 2007

Muzungu olsun, çamurdan olsun...

Gece hayatı felaket Kampala’da...Cuma Cumartesi günleri tüm şehir gümbür gümbür zıplıyor, hopluyor sabaha kadar...Herkes kendi gücünün yettiği kadar eğleniyor, içiyor, dansediyor...
Ama bir kesim var ki kendi gücünün yetisini zorlayanlar... Muzungu erkek avcıları...
Nasıl bir histir burda yaşayan beyaz erkeklerdeki herhangi bir yerde herhangi bir zamanda istediği her Ugandalı kızı elde edebileceğini bilme hissi???? Yıllarca kendi ülkelerinde zor kızları tavlamaya çalışmış, ya cesaret edememiş ya kız yüz vermemiş ama bir anda gelmiş Afrika’ya ilah olmuş burdaki gencecik, fıstık gibi kızların gözünde... Nasıl bir rahatlık, nasıl bir acizliktir????
Sheraton’daki Rhino Pub’a gidiyorsunuz, pubdaki masalarda tek tek kızlar gelmiş oturmuş, kısmetlerine ne düşecek o gün, bekliyorlar... Sheraton burası yaa...
Gecenin bir saatinden sonra sokaklarda güzel tombul ablalar beklemeye başlıyor. Burda tombul olmak çok makbul ama azcık kafası çalışanlar muzunguların ceylan gibi kızlardan hoşlandıklarını biliyor. Arabayla geçerken önüne atlıyorlar bazen içindekinin kim olduğunu görmeden ‘rastgele’ deyip.
Ve diyelim ki bir şekilde bir ilişki başladı, ondan sonra gelsin paralar, gelsin sahte geçici bir refah... Bana kontör al, okul masraflarımı öde, elbise al, yemek al, içki al, al da al kısmı başlıyor işin.
Bazen muzungu erkekler sanıyorlar ki buldukları bu güzel kız kendilerini gerçekten seviyor, evlenip bir çocuk da yapıldı mı o zaman dananın kuyruğu kopuyor. Avrupadan bir ülkenin vatandaşlığına geçince ne muzungu umurunda kadının ne de çocuğu... Kaç tane muzungu tanıyorum, sevip aşık olup evlendiği Afrikali kadın Avrupa’da bir yerde yaşıyor, adam burda çocuğuna bakıyor...
Esas benim içimi burkan saçları beyaz, artık teneşir paklayacak kadar yaşlı beyaz adamlar sanki jübileleri güzel olsun diye burda genç ve güzelce kızları takıp kollarına fink atıyorlar paranın satın alabileceği şeyleri isteyen cıvırların istediği yerlerde... Kız afet, adam dökülüyor ama kimin umurunda... Burda düzen böyle... Sefalet halkın belini bükerken kadınlar şansını deniyor bi...Acaba diye diye...
Geçen yıl birisi ‘Burda aşk yok’ dedi. ‘Çıkarlar var.’ Gerçi evde ölmek üzere olan annen baban varsa, 10 usd’ın yok diye hastaneye kabul edilmeyip öylece oracıkta ölümü bekliyorsan aşk kimin umurunda?

5 comments:

Asli A. said...

Dunyanin neresine gidersen git hep ayni demek ki :) Tayland'da "farang", Kongo'da da "mundele" olsun camurdan olsun derlerdi :)) Anlattiklarinin aynisi iste.. Goruntu gozumun onunden gitmiyor maalesef, hem icler acisi hem de komedinin alasi...

CEREN GULER said...

Sürekli takip ediyorum blogunu ama yazmak bu güneymiş. Yazılarını resimlerini gördükçe bazen hayatımı boşuna mı geçiriyorum, hiçbir şey yapmıyor muyum tedirginliği oluyor içimde. Kaçırılan ikizlerin bulunduğunu yazdığın gün Ankara'dan okumuştum yazılarını. Şans eseri eski bir arkadaşım aradı ve işyerine davet etti. (Çocuk Esirgeme Kurumu:) Eskiden olsa gitmeyebilirdim-üzülür müyüm acaba diye ama yazdıkların yaşadıkların beni sön sürhat oraya taşıdı. Sabahtan akşama kadar oradaki çocuklarla oynadım bebekleri kucaklayıp biberonla saatlerce emzirdim. Çok uzun zamandır ilk kez bu kadar iyi hissettim kendimi.
Konuya Gelirsek:
Dünyanın çoğu yerinde aynı durum ..
Aile yapısı farklı, yaşam standartları farklı olan gelişmiş - gelişmekte olan ülkelerde de yok mu aynı şey? Tabi ki de oradaki kadar aleni olamaz ve göze çok batmaz..örnek sayısı da azdır ama...
Kaç kızın aklında yok ki ''zengin koca bulayım rahat edeyim fikri'' Gözümün tam önünde zengin erkeğe yapışan evlenen çocuk yapan sonra da anlaşamıyoruz diye ayrılıp servet değerinde nafaka alan, yada bu düzenin henüz ilk (yapışma) safhasında yer alan? Yazık çok yazık. Afrika’dakileri anlayabilirim ama buradakileri anlayamıyorum. Oradaki zavallı erkekler de kızların gözünde kandırılacak enayi durumundalar. Bunun farkında değillerse de kendi zavallılıkları.Pardon çok uzatmışım:)

gizempideci said...

Rakamlar biraz degisse de ulkemizde de ayni sartlar -neredeyse- mevcut.
Tek fark Tr'nin kalbinin Istanbul'da atmasindan oturu o manzaralardan uzak yasiyoruz.
Korunakli hayatimizdan, bizim mahalleden cikip etrafa bakamiyoruz. Hatta nereye bakacagimizi bile bilmiyor cogumuz.

devrim said...

istanbul daki korunaklı(!) hayatlarımızda da durum aynı, sadece oynanan tiyato farklı, kostümler, dekorlar...

tek farkla;

...evde ölmek üzere olan annen baban varsa, 10 usd’ın yok diye hastaneye kabul edilmeyip öylece oracıkta ölümü bekliyorsan...

Aybige-Kedi Defteri said...

Benim de Bali'de midem kalkmıştı aynı görüntülerden, yaşlı, yağlı görüntülü "gelişmiş ülke" vatandaşı adamlar ve onlara yapışmış küçük kızlardan.