Friday, June 08, 2007

Rifat geldi, hos geldi, elleri bos gelmedi

Haber geldi Yesim`den `Turkcell`den –sen tanimazsin- Rifat Uganda`ya geliyor. Istedigin bi sey var mi?` Tanimiyorum Rifat`i ama bir liste yapmisim: Raki, kahve, peynir, sucuk, antep fistigi… En sevdigim arkadasim Rifat oldu birdenbire!
Sony Ericcson`un bir workshopuna katilmaya gelmis, sonrasina da 9 gun izin almis safari yapcam diye… Bulusma yerimize gittim ama telefonunu acmiyor. Neyse bulduk birbirimizi ama megersem cep telefonunu calmislar kasla goz arasinda. Welcome to Africa! Bizim o masada birakiverdigimiz cep telefonun bir Ugandali`nin 10 aylik maasina bedel…
Acil bir sempanze ve goril izni arastirmasi neticesinde Rifat`i safariye gonderdim. Ama rehberi oncesinde eve cagirdim, vir vir vir dir dir dir aman su koye gidin, aman surda durun, hemsire, peder, asker otostopa alin, kasava, matunda, jackfruit mutlaka yiyin, gol kenarinda coplak ayak dolasmayin, ayak tirnaklarinizdan suluk girer sonra ne bilim iste bi suru nasihatle yolcu ettik Rifat`i.
Geri geldiginde de polise gitcez ki cep telefonu raporu olsun, sigortadan parasini Istanbul`a dondugunde alabilsin…
Uyardim, dedim ki `Simdi Cumartesi sabahi yogun olmaz polis karakolu, gidip yapariz. Ama yine de uzun surer.` Eve de cok yakin karakol.
Gittik. Once fotograftaki tombul ablaya anlattik. Dinledi, dinledi, yazdi cizdi… Yarim saat…Ama bi baktik ki tombul abla Rifat`in gecici olarak aldigi Celtel simcardini geri almak icin rapor tutmus. Anlatiyoruz, diyoruz ki `Cep telefonunun sigortasi icin gerekli`. Sigorta icin rapor tutmak 45 usd civari bi sey demez mi???? Allah allahhhhh! Ben o paraya Uganda`da 4 tane cep telefonu alirim kiyagindan. Baska bi hamile polis hanim dinlemeye basladi. Sonra bi de erkek polis geldi. O da dinledi.
-Masada mi biraktin cep telefonunu?
-Kim vardi yaninda?
-Bu hatun kisi –beni gosteriyor- var miydi yaninda?
-Niye biraktin masada?
-Haaa tamam, acik bufeden yemek almaya gittiysen tamam o zaman.
-Aradin mi numarayi?
-Kac kez aradin?
-Sonra kapandi mi telefon?
-Saat 6 civari mi yoksa 6yi geciyor muydu?
Ivir zivir iste… Duyan da 007 James Bond sanar….En son bizi arka odalara bi yerlere goturduler, niyeyse geri getirdiler… 1 saat oldu. Hamile polis oturttu basladi tekrar yazmaya. Bu arada tombul abla kendi dolduracagi formu bize yandaki kirtasiyeden aldirdi. Yanlis doldurdugu icin bi daha gidip almak zorunda kaldik. Rifat`i ikisi de kirik oldugu icin ust uste gecirilmis bir sandalyeye oturttular. Ben de kenardaki banka otururken dedim ki `Aman Rifat dikkatli ol dusme sandalyeler kirik` Esas oturdugum bankin 3 ayagi varmis, ben dustum. Hamile polis cok guldu, `ona diyorsun, sen oturuyorsun betona` diye.
Basladi yaz babam yaz…Oldu mu 1.5 saat!
Neyse, tam hersey bitti, arabaya bindik, geri vitese bi taktim, catirt diye bi ses! Boda bodacinin teki geldi `motosikletimi devirdin` diye!!! Yaa olmaz yaaaa…. Oyle bir park etmis ki gormek mumkun degil ve tekrar tutanak falan filan olum gibi bi sey!!! Bir de beyaz oldugum icin para almak icin bin dereden su getiriler simdi!!! Cami duvarina cis benimkisi!!!!!
Arabadan bi inisim var, boda bodaciya `Ne sakliyorsun motosikletini arabamin arkasina??? Boyle mi park edilir?` dedim. Olay 3 polisin gozunun onunde, karakolun kapisinda oldu yaaa… Omrum burda gececek diye icimden geciriyorum… Rifat darlandi, daha ona alisveris yapamadik, 3 saat sonra ucagi kalkiyor….Polis memuru geldi, dikiz aynalarima bakti, hic bi sey gorunmuyor… Ve beni saskinliktan sok edecek bi sekilde boda bodaciyi azarlamaya basladi… Bana da sen git dedi.
Otomobilllll ucaar giderrr!!!! derken karakolun cikisinda boda bodaci bana yetisti, yapisti arabaya birakmiyor. Kirdin fren kolumu, ode diye… Burada bir beyazin bir Ugandali ile trafik kaza vs konusunda polemige girmesinin neticesinde ne olur hic akil yurutmek mumkun degil. Az ilerde bi polis daha var, beni ona goturmeye calisiyor. Polis farketti, nooluyor diye ilgilendi. Ben anlattim, o anlatti, Rifat darlandi. Polis getir motosikletini bakacagim dedi. Hoydaaaa!!!! Delircem! Diyorum ki karakolun onunde yedim ben bu halti, diger polisler beni gonderdi diye… Gordu ya beni para koparir miyim diye bekletiyor.. Az sonra motosiklet geldi, olduren diyaloglar tekrar yasandi derken karakolun onundeki olayi goren polislerden biri geldi, boda bodaciya `ben sana git demedim mi` diye cikisti.
Iki polis bayici muhabbetlere girdiler, ben diyorum ki `gideyim mi?` yanit vermiyorlar. Acelem oldugunu anlarlarsa da ellerinden cabucak kurtulmam icin bi seyler isteyebilirler…En sonunda bi oldu bittiye getirip bastim gittim ama bu omur torpusu olaylar yuzunden aha burdan itiraf ediyorum, Gizem`e, Ferda`ya, Yesim`e ve Didem Tekin`a aklimdan gecen hediyeleri alamadim. Affola!

Not: fogotraflarda dikkatinizi cekmek istedigim bi setup soz konusu. Sanki hamile polisle Rifat`in nikahi kiyiliyor da tombul abla da nikah memuru gibi durmuyor mu???? Ama gelin yalin ayak ve hamile, damat kirik sandalyelerde oturuyor, niyeyse kazma kurek bas kosede…

4 comments:

Cano said...

amaaan su boda bodaciyla muhabbetlerde ter attim okurken bile, ucak kacacak diye stres oldum. Neyse, asil Rifat`in basina biseyler gelmeden yollamissin ya onu, sen orda basinin caresine en alasindan bakarsin onu dert etmedim :)

balanne melike yaşar said...

Bu anlattığın ayrı bir belgesel konu malzemesi. Ben çok eğlendim okurken... Rıfatla, doğuştan hamile karısına mutluluklar:)

Evin Kedisi said...

Meltem;
Bugün okumak için giren sen misin acaba Kenya'dan? Merak ettim. Senin bloğundan esinlenerek yazdığım yazı blog dünyası, 5 haziran tarihli olan...Belki kelalaka sapmalar ve günlük rutin yazıları olduğu için kaçırmış olabilirsin. Yazdıklarını bir gün kitap olarak raflarda görmeyi ve kitaplığıma gurur duyduğum, maceracı Türk kızı olarak eklemeyi düşünüyorum. Umarım, gerçekleşir. Fatma sağolsun, böyle değerli gözlemlere ulaşabilme imkanı yakalamış oldum. Üşenmeden paylaştığın için teşekkürler.

Evin Kedisi said...

Çok üzgünüm Kampala olarak gözüküyor haritada yakınlaşma yapınca :) Kenya diye yazmıştım. Kolay gelsin :)