Thursday, May 17, 2007

Ozlemediklerim…

-Trafik,
-Ve trafigin verdigi yorgunluk,
-Ve trafigin yarattigi bahaneler –`ay valla trafik coktu, gelemedim, goremedim, vallaa cok ozledim aslinda yaaa` laflari-
-Telas
-Asik suratlar
-Pahali markalar
-Egosu cilali abiler, ablalar
-Spora gitsen arkadaslarini gorememek,
-Arkadaslarinla bulussan spora gidememek,
-Hem spora gidip hem arkadaslarini gormeyi becerdiginde dayak yemis gibi yorulmak,
-Ya da onu mu yapsam bunu yapsam derken hic bi sey yapamamak,
-Isten erken –yani vaktinde- ciktigindaki sucluluk duygusu,
-Soguk hava ve kalorifer – o ne ki yaaa??? Unuttum :) -
-Kar,
-Konusurken agizdan buhar cikmasi,
-Palto, kazak, yun corap, atki, cizme
-Yuksek topuklar,
-Takim elbiselerim,
-Akmerkez ve diger alisveris merkezleri,
-Hali,
-Cubicle – yani hani ofislerdeki coklu oturma gruplari, hani boyle labirentte peynir arayan deney fareleri gibi oturmak-
-`Sen benim kim oldugumu biliyor musun?` diyenler,
-Yesile hasret kalmak,
-Sicaktan yanmak, soguktan donmak –tum yil 25 derece burasi-
-`Yassah kardesim` deyip nuh deyip peygamber demiyenler,
-`Turkun Turkten baska dostu yoktur` diyenler
(Buraya nerelerden yardim ve gencecik gonulluler geliyor bir bilseniz…Kimse bana ne yaaa demiyor…)
-Sahte arabesk ve topcu-popcu dialoglari, haberleri,
-`Meraba Televole`
-`Oha falan olmak`
-`deerrrrrmisimmmm....` demek,
-Hangi manken en son kimle ne yapti haberleri,
-Icinde kirk tilki dolasan, kirkinin da kuyrugu birbirine degmeyen meclis,
-5 yillik komsunla bi turlu karsilasip tanisamamak
-Hic bi yerde park yeri bulamamak, buldugunda basina dikilen park mafyasi,
-Eve isten 10 dakkada gelip 15 dakka Nisantasinda park yeri aramak,
-Cabuk selamlasmalar, yaniti bile dinlenmeyen `naaber?`ler,
-Yalan `goruselim`ler,
-Sahte `arasalim`lar…

Kimseye bi sey soylemeye calismiyorum, aman ha! Hepimiz ister istemez bu carkin icine girip istemedigimiz seyleri istemedigimiz zamanlarda yapmak zorunda kalip istedigimiz seyleri olmayacak zamanlara sigdirmayi becerince sevinmiyor muyuz?

9 comments:

cnk said...

Merhaba...Nasıl bır cesarettır sendeki tası taragı topla Afrıka ama yazdıklarına katılmamak mümkün degıl sunii bır yasam belkıde bızımkısı senınkısı gercek mı acaba..

gezicini said...

Meltemcim
ben şimdiki evime taşınalı tam bir yıl oldu ve tam bir yıldır hiçbir komşu ile tanışamadık.
off off..
sevgiler
Görkem

hilal said...

peki tüm bu koşuşturmalardan, sahte tebessümlerden, " hayat güzel ve kısa keyfine bak" diye dayatılan cümleden, yediğimiz her yiyeceğin hormunlumu diye duyduğumuz şüpheden yemeğin zehir zıkkım olmasından, kalabalıklar içindeki görünmeyen dev yalnızlığımızdan,alıp başını gitme, gittiğinde de geri dönememe korkusundan,her gün ne giyeceğim sorusundan,gidemesekte nasıl kurtulacağımıza dair bir fikriniz var mı " son ırmak kuruduğunda, son balık öldüğünde paranın yenilemeyeceğini" anlayacak mı beyaz "büyük" adam? gittiniz..dedikleri gibi büyük cesaret ama kalmakta büyük cesaret değil mi? keşke adınızı hiç duymasaydım ve keşke artık blogunuzu takip etme duygusuna sahip olmasaydım....:)
sevgiler...

k.i.s.d. said...

Merhaba,

değnekçiler gitti biliyor musun. Büyükşehir belediyesi araç parkedilecek tüm alanları (eskiden parkettiğimizde değnekçilerin başımıza dikildiği yerlerden bahsediyorum ) İSPARK yaptı. Belediye memuru geliyor, değnekçilere verdiğinin yarısı kadar bir ücret verip iç huzuruyla arabanı park edebiliyorsun.

Uzaklarda olmak nasıl bir şey? Ben hep uzakları düşlüyorum:)

Sana iyi şanslar.

Anonymous said...

benim bi kuzum var.adi ebru.hayatima yapistiktan sonra benim magazin ve televole kulturum oldu diye not dusmek lazim.pazar gunleri iki gazete dort magazin dergisi alirdi.demekde lazim.kizardim ama sonra yuzleri tanimaya baslayinca:aaaaa bu gecen hafta bilmem kimin karisiyla degilmiydi demeye basladim demekde lazim
ozledim lan seni.sabah kahvaltida hamsi bugulama yemeyide ozlemissindir sen.BILIRIM

Mutfakta Zen said...

Al benden de o kadar Meltem.
Nasıl uzak geliyor o günler, o hayat bir bilsen!
Senin kadar uzaklara gitmedim gerçi ya, yine de o eski günleri, eski beni inan hiç aramıyorum.
(Not: Bu satırların yazarı Bimsa ve IBM gibi firmalara yedi yılını verip sonra hadi bana eyvallah deyip kendi hayatını kurmuş bir şahıstır.)
Tijen

Cano said...

Benim ozlemediklerim listesinin yaninda seninki kisa bile kaldi Meltem :) Ki hatirladiklarim 8 sene oncesine dair, yenileri katmerli eklendi, yasamadim da iste okuyorum, tatile bile gidesim yok:(

Insanin ici aciyor bir millet nasil harcanip gidiyor gordukce, duydukca :( Kalip yasamak zorunda kalan da, biz gibi kacip giden de...

gezeryazar said...

Meltem hanim,
Valla size hayran oldum, gazeteyi okuduktan sonra, beni ne bekliyor burada sanki diyorum, ozlemediklerinizin hepsine katiliyorum ama yine de yapamiyorum. Bundan sonra blogdan takip edecegim sizi. Ellerinize, ayaklariniza saglik.

Harun Tunç said...

Merhaba Meltem hanım,
Sizi 15 nisan tarihli gazetede ki roportajınızdan (bugun) okuyarak tanıdım.Hikayenizi okuyunca neden İstanbuldan Afrikanın içlerine kadar bi yerlere gidip hayatınızı değiştirdiğinizi düşününce aslın da size hak verdim. Yalnız şimdi benim diyeceklerime de siz hak verir misiniz , vermez misiniz,yoksa hoppala bu da nerden çıktı şimdi mi dersiniz bile miyorum.Eeee ne diyeceksen de artık dediğinizi duyar gibiyim. Sizden sadece acele karar vermemenizi rica ediyorum. Ve anlatmaya başlıyorum.
Adım Harun Ankaralıyım,33 yaşında ve halen bir inşaat firmasında Antalya da muhasebe üzerine çalışıyorum.Sizi okurken aslın da benim de sizden pek bi farkımın olmadığını fark ettim.Her gün aynı işler.Her gün aynı kişilerle aynı veya benzer şeyler konuşmalar.Her gün sadece iş,iş,iş üzerine endekli bir hayat yaşamak.. Aklı başında biri ile iki çift laf edememek.Evde iki satırcık olsun kitap okuyamamak.Kültür sanat adına nerdeyse sıfıra yakın geçmeler... Daha neler neler.
Artık yoruldum.Farklı birşeyler yapmak istiyorum.Hani siz Türk lokumu olmuşsunuz ya..
Acaba diyorum bu pigmeler naçizane bir türk erkeğini de isterler mi, kabul ederler mi?
Evet doğru anladınız bende oraya sizin yanınıza gelip oranın havasını soluyup orda yaşamak istiyorum.Tabi benim sizin gibi çok kaliteli üst düzey bir eğitim geçmişim yok.İş hayatımda sizin kadar kariyerli değil.Hatta benim yabancı dilim bile yok ama olsun inanmak başarmanın yarısıdır düsturundan hareketle ilk adımı atmak istedim.Şimdi size msn adresimi veriyorum.Lütfen sizden isteğim acele karar vermeyin.
har.tunc@hotmail.com
Görüsmek dilegiyle Meltem hanım
Hoscakalın,