Wednesday, January 31, 2007

Balik tuttuk, raki ictik, sarhos olduk


Apar topar Jinja`dan Kampala`ya donduk, cunku o kadar panik olmusuz ki bir gun sonra Songul`le Bilent gitcek diye program ustune program yapiyoruz. Daha kac gun oncesinde sozlesmistik bizimkiler Cuma gunu balik tutmaya gidelim diye. Yaw saat olmus ogleden sonra 4, ne zaman gitcez, ne zaman yakaliycaz, ne zaman pisircez de rakinin da dibini gorcez diyorum icimden, Ciktik guzelim kalabalik Entebbe yoluna. Victoria golunun kiyisinda bir yere gitcekmisiz.

Trafikle bogusa bogusa giderken, birden yolun yarisinda sola saptik. Koylerden, suralardan buralardan gece gece, cennet gibi bir yere geldik. Yemyesil – aman sanki yesil olmayan yer var Uganda`da- bir duzluk, papirus ve kuslarla dolu bir bataklik kenarinda bir yer…  Az sonra iki uc Ugandali belirdi, kac olta istersiniz diye. Sazdan yapma ucunda misina hoopppp bissuru oltamiz oldu… Oltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz baliga olduk…



Ben sivrisinek ve hamam bocegi haric can alma engelli oldugum icin balik falan hak getire tutup da olduremiyorum…

Ben oturdum masaya, masanin ustunde bir semsiye ekli, cay da iciyorum bir yandan, masanin uzerinde fincanlar, bardaklar var. Amelia filmini izleyenler bilirler, film soyle baslar: bir masa, masanin uzerinde bir ortu, ortunun ustunde 2-3 tane sarap kadehi, icinde sarap… Arkada ise goz alabildigine harika bir manzara –nedense uzum bagi manzarasi gibi aklimda kalmis- Ruzgar masa ortusunu alttan doldurunca sarap kadehleri tatli tatli oynuyor masanin ustunde ama devrilmiyor. Ve muzik Yann Tiersen`den J`y Suis Jamais Alle isimli parca.

Benzerliklere bakin: Fena halde guzel bir manzaraya dogru bakiyorum: En sevdigim arkadaslarim uzakta, cit cikarmadan Victoria golune konsantre olmuslar, balik olmuslar, olta olmuslar, oltanin ucundaki yem olmuslar, balik tutuyorlar. Sazliklar, bataklik goz alabildigine uzuyor… Masanin uzerindeki semsiye ruzgarla doldugundan hafiften masayi havalandiriyor, masadaki fincanlar bardaklar tatli tatli sallaniyorlar ama devrilmiyorlar. Hayatimizda gecirdigimiz en guzel haftalardan birini sonuna gelirken icimi kaplayan tatminkar ve `Hah iste insanin her haftasi boyle gecmeli. Hem niye gecmesin ki?` hissi ile elimi cantama uzatiyorum ve ipodumu cikariyorum. Amelie soundtrackinden en az icinde bulundugum ruh hali kadar huzurlu o ayni parcayi calmaya basliyorum. Ne kadar acaip, ne kadar acaip mutlu bir an o!!!! Kelimeleri o ani analatbilirim diye bosu bosuna siralamaya calismayayim, kifayetsiz kalcaklar ne yazik ki!!!!

Karanlik coktukten sonra karanlikta yaktigimiz ateste baliklari pisirip yerken bir de raki aciyoruz yaninda. Haaaa, bu kadar guzellik, keyif yetmezmis gibi bir de atesbocekleri cikmaz mi ortaya, sanki tum gol yanip sonen noel agaci isiklari ile kapli. Yok yok, o gun cok ozeldi, kelimeler kacisiyor her tarafa boyle bir gun anacak yasanir diye. Anlatmaya calismayi birakiyorum artik…

No comments: