Thursday, November 30, 2006

Ofisi Cekirge Basti!

Yagmurlu sezon basladi... Hergun bir saat boyunca deli gibi yagmur yagiyor, oncesinde ve sonrasindaki gunesin bundan hic haberi yokmus gibi hava piril piril...
Gecen gun araba kullanirken yollarda cekirge gibi onuma arkama ziplayan cocuklar, adamlar gordum. Bir de baktim cekirge gibi ziplamalarinin nedeni cekirge yakalamaya calismalariymis. Mevsimi gelmis.
Cekirge yakalamamin iki yolu var:
1- Dut cirpma teknigi: Bi cocuk bi agaca sessizce cikar, dallari sallamaya baslar, yuzlerce cekirge agactan ucmaya baslayinca asagida bekeleyen arkadaslari cekirgeleri yakalayip pet siselere doldurur, evinin yolunu veya baska bi agacin yolunu tutar.
2- Isik oyunu: cati kapalamada kullanilan cinkolarda silinidirik bir kocaman fici yapilir, ficinin ustune spot isik duzenegi yerlestirilir, gumus renkli olan cinkolar gecenin karanliginda iyice isil isil olunca sapsalak cekirgeler ficinin icine kendiliginden dolusurlar. Kenarda bekleyen arkadaslar hemencecik onlari alip bacaklarini koparirlar ki kacamasinlar :(

Ofise geldim sabah, her taraf yemyesil cekirge icinde... Bi yakalayip atayim pencereden dedim, yakaladigim manyak cekirge elimi oyle bi isirdi ki ciyakkkk!!! diyebildim ancak. Bu kadar yildir cekirge pesinde kostum, boyle isiranina rastlamamistim. Ofisteki temizlik gorevlimiz Betty`yi cagirdim. Teker teker topladi hepsini.
Haaaa... Toplayinca ne yapiyorlar bu cekirgeleri di mi ama? Nsenene! O da ne deyin, haklisiniz. Nsenene cekirge kizartmasi! Sokaklarda her yerde yagmur mevsiminde satilan Uganda Delicacy`si! Esther oturmaya gittigimde bi baktim, bi tabak dolusu nsenene masada duruyor, Esther de nsenene yeyip film izliyor. Dene dedi, evde yaptik, sokaktakilere gore hijyendir. Tabagi aldim elime, kokladim... O kadar guzel kokuyor ki karidesle patates kizartmasi arasi bi sey. Seytan dedi at agzina bi tane. Sonra bi daha baktim nseneneye ki ne goreyim, onlar da bana bakiyor! Renkleri yemyesil ama gozleri simsiyah, hala canli gibi. Antenler zaten yerinde duruyor insanin bogazindan asagi gidiklayarak gececek gibi. `yok arkadas` dedim, `gozu olup bana bakan seyleri yiyemem ben...` deyip vazgectim.
Istanbul`da bi yunan restorantinda yemek yiyorduk, karides salatasi istemistim. Karidesler tabagin icinden cikacakmis gibi ve bir de bana bakiyorlar. Garsona dedim ki `ben gozumun icine bakan seyleri yiyemem. Suna bi hal caresi bulabilir misin lutfen?` Tabii dedi, bi geri geldi, bu kez karidesler bana bi taraflari ile guler gibi kafa ustu sokusturulmuslar salatani ustune!

Fikir Atölyesi'nde Soylestik Guzel Guzel

www.fikiratolyesi.com'da yazim ve soylesim yayinlandi iki gun once.

Deli deli sorular sordu Tunc. Sacmalamamak icin kisa kisa yanitladim ama yutmadi. Ama ben en cok yapilan yorumlar kismini sevdim :)

Ilgilenirseniz bi goz ativerin.

Friday, November 17, 2006

Ayse Teyze`yi Ace`sinden sogutacak hallerim :)


Araya sokusturuvereyim boyle guzel mi guzel, temiz mi temiz hallerimi dedim bi... Bizim kizlar bu fotoyu cok begenmisti. Buyrunuz!
jinja`da koylerle, tarlalarda ATV ile gezdikten sonra bu hallere geliyorsun da haberin bile olmuyo, bi seye benzermis gibi de poz verip gulumsuyorsun bir de halinden habersiz...

Nerde kalmistik????


Ilk gunku gezi plani alabildigince hizli yol yapip Queen Elizabeth Parkina aslanlar uyumadan yetismekti. Hizli hizli yolumuzu aldik ama yemek yemek icin durdugumuz anda hersey yavasliyor. Bir saat en hazir yemegin bile gelme suresi. Mbarara yakininda bi yerde yemek yiyelim dedik. Acik bufe Uganda yemekleri bulduk kismetimize. Ama garson cocuk bizi acik bufenin oldugu yere sokmuyor, diyo ki `daha tam hazir degiliz, siz masada outrun bekleyin 5 dakika`. Ama Uganda`nin 5 dakikasi bizim bildigimiz 5 dakikalardan degil. En sonunda garsona ` Bak simdi, aha bu oturdugum masayi yiycem, ayip olcak haaaa…` deyip zorla yemegimizi aldik, aninda da yuttuk!

Bi sure sonra artik asfalttan cikip Ishasha`ya yaklasmaya basladik, agac tepelerinde uyuyan aslanlari ile unlu Ishasha`ya… Bakin bakalim bi Discovery`ye, National Geographic Channela falan, hic aslan agac tepelerinde geziyor mu??? Gezmez ama bi burda bi de Tanzanya`da Lake Manyara Dogal Parkinda aslanlar agaca cikiyor. Nedeni bilinmez. Lake Manyara`ya da gitmistim ama bi turlu agac tepesinde gorememistim aslanlari ordayken. O yuzden meraklaniyorum gitgide…

Yol toz toprak, yarik ama koy kesimine geldigimiz icin insanlar daha bi sicakkanli… Yol kenarinda oturan hic kimse selamsiz birakmiyo bizi. Hele cocuklar!!! Deliler gibi el sallayip yanimizda kosturup `Muzunguuuu!!!` diye bagiriyorlar.

Ishasha`ya geldik sonunda ama daha dogal parka girer girmez araba tak diye saplandi camura. Esther`le bi bakistik arabada bi bozukluk mu var acaba diye. Rehberimiz Amos 4cekere gecirdi arabayi ama cikamiyoruz. Hadiiii!!!! Aslan aradigimiz yerde arabadan inmek zorunda kaldik. Amos `Aman uzaklasmayin` diyo. Uzaklasamayiz zaten, her taraf bataklik… Oyleydi boyleydi darken bayagi bi adrenalin ve tirsma neticesinde 4ceker dugmelerinden birine basmadigimiz ortaya cikiyor ve ver elini kamp yeri gidiyoruz.

Kamp yerine vardigimizda tek bi aslan gorememistik henuz. Dediler ki `Aksam yemeginizi siparis edin, oyle odalariniza gidin. Dinlenin, gelin, o zaman hazir olur` Ne yemek var dedik, garson cocuk saymaya basladi `Tavuk, yer fistigi sosu, pilav, patates, ivir zivir…` Esther tavuk budu, ben yer fistigi sosu ve pilav istedim. Songul`le Bilent de baska bi seyler istediler ama cesit falan yok haaa. Garson cocuk demesin mi Esthere `Tavuk arka bahcede geziniyor hala, tek bacagini kesemem. Hepiniz yiycekseniz tavugu yatirip keseyim.` Estherle ben goz goze geldik, ben noolur der gibi baktim, o da tamam der gibi bakti. `Kesmeyin tavugu, ben de pilav, patates ivir zivir yerim` dedi.

Odalarimiza gittik iyice hava karardigi sirada. Karanliktan bissuru sesler geliyor ama en kuvvetlisi Kongo-Uganda siniri olan Ishasha nehrindeki su aygirlarinin suyun, topragin altindan gelir gibi cikan acaip sesleri…

Azcik dinledik, yemek yedik, sabah kahvalti siprarisimizi verdik veeeeeee tombili yatak yaptikkkk!!!! Hepimizin en derin uykulu gecelerinden biri olacak bu kesin!

Wednesday, November 15, 2006

Yol manzaralari

Bilent, Amos –rehberimiz- ve ben Afrika damasini bir hanim Afrikalinin karninda oynarken…






Bir Uganda klasigi: Matoke tasiyan bi abimiz... (Motake patates gibi yenilen bir muz cinsi. tum ulke bununla karnini doyurun gunde 3 ogun bundan yiyor. Tadi bi seye benzeniyor. Acimsi bi sey. 7 kilo aldiktan sonra matoke yemegi biraktim. 7 kilonun da 4u gitti, 3 ile cebellesip duruyoruz)






Yol uzerindeki koylerde 2 dakika mola verince boyle oluyor...

Baris Manco ve Kuzey-Guney Yarikure Deneyi



Ertesi gun hemencecik sabahin 06:00sinda yola cikmak uzere hazirlandik. Safariye Esther Yengemizin arabasi ile cikcaz, o bizi 06:00da alcak evden, 06:15te rehberimiz Amos ile buluscaz. Basliycaz 10 saatlik yolculugumuza!!!

Songullerin odasina –yani benim odaya- paldir kuldur ciktim 05:30da.. `Kalkin huleyn` diye… Ama canlarim benim, oyle yorgunlar ki hala… Ben de apar topar hazirlaniyorum, bayilirim dunun isini bugune birakmaya boyle yolculuklu hazirlanmali konularda. Songul diyor ki `yaw bu Esther hic gecikmez mi? On dakika daha uyuyayim` . `Yok` dedim, `Acaip dakiktir, hic gecikmez.` Songul de dedi ki `E hani, ne dakikligi yaaa… Saat zaten 6yi 5 geciyor` Firladim indim bahceye, bahce kapisina gittim `E saat 6yi geciyorsa o zaten evin onunda bekliyordur` diye. Ve dedigim dogru da cikti. Estherim kapinin onunde bekliyor. Hemen atladik arabaya, ciktik yolaaaa…

Once Ekvator`da bi kahvalti molasi verdik.
Bi ayagimiz kuzey yarikurede, bi ayagimiz guney yarikurede… Benim boyum Esther`in yaninda kisa gorundugu icin ayrica ben de havada!
Haa, unutmadan soyliyim, Baris Manco`nun programinin unutulmaz anisidir ya kuzey-guney yarikureyi bi kovadaki basit bi sifon sistemi ile gostermesi… Ekvator`da durdugun an eli kovali adamlar geliyo 7 milyon TL karsiligi sifolu kovalarinda gosteri yapmak icin…

Tuesday, November 14, 2006

Geldiler…

Entebbe`ye, radari olmayan Uganda`daki tek havaalani Entebbe`ye vardim varmaya da, ucak tabii ki rotar yapti. Aksam karanliginda donmek zorunda kalirsak diye korkuyorum, cunku Entebbe-Kampala yolu cok kotu. Araba var, kopek var, boda bodalar var deli gibi zig zag cizen, matatular var bizimkilerden beter, tavuk var, okuz var, insan var, her sey var yolda…

Ucak indi, Songulle Bilent indi ucaktan ve cikis kapisinda bi sarilma ki ben ancak o zaman inanabildim gercekten geldiklerine, geleceklerine… Enistem –Bilent, evimizin diregi- oruclu gelmis o kadar saat yolu… Bir gunden fazla ucakta havaalanlarinda vakit gecirmek zorunda kaldilar, adam yine tutumus orucunu, birakmamis. Aksam ezanindan once Kampala`ya yetistirmek icin bastim gaza…

Ilk tepkileri `Yaa bu nasil Afrika boyle, yemyesil?????` oldu. `Daha durum siz` dedim… `Omrunuzun sonuna yetecek kadar yesil gorceksiniz` Uganda Afrika`nin Ekvatordaki tropik kesiminde oldugu icin yemyesil.

Esyalari eve yerlestirdik, azcik dinlendikten sonra Mamba Point isimli hayatimda yedigim en guzel pizzalari yapan bi restorana gittik. Tabii ki ilk yanlis siparis getirme tecrubelerini orda yasadilar . `Yaaa` dedim `yazdiklarimi uydurmuyormusum di mi???`

Bir de fena halde dil problemi var misafirlerimin. Ben ilk geldigimde burda konusulanlarin yarisini anlayip yarisini da uydurup oyle devam ediyordum hayatima…Hic Afro-Ingilizce duymayanlarin anlamamasi o kadar normal ki… Hani Almanlar `Senk yu` der `Thank you` diyemez de, Fransizlar `H`lerinden hic vazgecmez Ingilizcedeki kelime basindaki `H`lerin cogunun sessiz olmasi durumunda bile… Bu Afrika inglizcesi bildigimiz hic bi aksana benzemiyor. Bi kez `Wellucome to Kampara` diyolar, Songulum bana bakiyo Kampara ne diye… Burda `L` yerine `R` koymak adetten. Adam `Welcome to Kampala` diyo aslinda. Wel ile come`I birlestiren `U` da ayri bi film… Bana tam adimi soyleyebilen Ugandalilar Melutem diyo mesela…

`Ay yu shua?`, `Are you sure?` demek, `ay yu silias?` ise `are you serious?` demek… Songul kola bile isterken garsondan, `Meltem, bu benim ne dedigimi anlamiyo yaa` dedi sonunda… Ben de ona `Benimkini de anlamiyo ama ben uc kez soyluyorum, bi soylemede Afro-Ingilizce konusmuyorsan anlasilman da anlaman da cok zor` dedim…

Bi sekilde tam olarak siparis ettigimiz pizzalari degil baska bi tur –yine de cok leziz- pizzalarimizi yedik, tuttuk Japon Restoraninin yolunu. Yemek ustu arkadaslarimin cani ince belli bardakta demli bi cay cekmis cunku. E ne alaka diyceksiniz, deyin… Burdaki Japon restoraninin sahibi ve isletmecisi Turk. Hatta sahibi ile Adana Anadolu Lisesinde 6 yil beraber okumuslugumuz var, burda karsilastik!



Fotoda Songul, Bilent ve ben Uganda`daki Japon Restorantta Turk cayi icerken…

Songul-Bilent Uganda turu oncesi emaillerden secmeler

Songul Meltem`e der ki:

Sevgili Meltoscum,

Dun aksamki heyecanli tilifon konusmamiza istinaden biz Uganda'ya gelmeye talibiz. Acentayla da konustuk. Rzv tamam. 5 ekimde biletleri alacagiz...
Uganda uzmani olarak sorularim soyle;
……….
(gidilecek yer Uganda olunca sorularin sonu gelmiyo tabii ki, o yuzden onlari atliyorum)

Meltem Songul`u yanitlar:
Songcugum,
1-Vizeyi bayagi pasaportunu gosterip gecerken aliyorsun, 30 usd adam basi
2- Bi kez sen bana durumunu soyle de rafting yaptirayim mi atv ile koylerde tur attirayim mi costurayim kosturayim mi ona bakayim.
3-Yanina uyku tulumu ve cadirini al da gel de kalacak yer sorunu kalmasin.
Tur programi icin ayrica email atcam.
4-Usd alsan yanina yeter. Ama 2000 yilindan eski usd getirme, almiyorlar.
5- Bankamatikten para sadece Kampala`da –baskent- cekebilirsin.
O yuzden yaninda para ile gel. Ama dedigim gibi mecbur kalirsan atmden para cekeriz.
En olmadi ben varim lan burda kapi gibi.
6- Gelmeden iki hafta once baslamak uzere Lariam denen bi sitma hapi var, ondan almaniz lazim haftada bi kere. Adam basi 5 hap alin. 5 hafta boyunca 1 tane icmeniz gerekiyor.
6-Bana getirebileceginiz seyleri bi dusuneyim ben. (Songul tarhana, sucuk getireyim diyor bu arada)

O kadar mutlu ettiniz ki beni anlatamam.
Cok fena operim.
Yaba daba duuuuuuuu!!!!!!!!!!

-hani bu emaili bu sekilde oldugu gibi koydum ki gelmek isteyen olursa baska, okuyup faydalansin diye -

Songul diyor ki:
`Bu arada rafting yapildigi zaman benim ic organlarim bile donuyor. Cok usuyom yani...Orada simdi havalar nasil? Su sicakligi felan? Ay cok yoruldum bugun. Bilahire sana ayrica hergun sorulu ve cevapli mailler atacagim.Acele cevap kestane kebap.`

Gercekten de her gun sorulu cevapli emaillesmeye devam ediyoruz.

Ben diyorum ki ona:
`Burda havalar 30 derece, usumezsin, ben sana sarilirim usursen 
Nilin kaynaginda sarila sarila rafting yapariz…`

Songul programi anlamis mi diye email atiyo:

Meltosum,
Bizim anladigimiz, hesapladigimiz ve tur icin ayiracagimiz butce ve yapmak istedigimiz program asagida;
Quin Elizabeth Parki gidis gelis
Kampala'ladaki sempanze adasi ziyaret
Hafta sonu Ninja`ya atv turu OR rafting hangisini istersek (hafta sonu seninle beraber)
ve diger senin oralarda organize edecegin aktiviteler (yetimhane ziyareti vb, serbest dolasim, dinlenme, carsi ziyareti)
Durum budur. Sanirim yanlis anlasilma yoktur.
Biz de Bilent enistenle cok ama cok heyecanliyiz. Herkes bizim kafayi yedigimizi dusunerek, tek parca donmemizi istiyor...
Bu arada sen bizi karsilican di mi ? (Abuk soru diceksin ama teyit edeyim dedim yavru) Entebbe'de-havaalaninin oldugu sehir- baska tanidik yok da ondan ehi ehi..
Optuk...
Song & Bilent

Ben de yanitliyorum:
`Dogru anlamisin…
Ninja disinda…
O ninja degil Jinja olcak.
Ninja uzak dogu savascisi demek ya hani

Son emaillerden secmeler:
-Songulun Istanbul`dan ne istersin emailine yanit olarak-

Songulum,
Cadira ihtiyacimiz kalmadi.
Sadece uyku tulumu getirin yeter.
Ben rezervasyonlari neyin yaptim…
Cumartesi sabahi bizi burdan ayarladigim bir rehber vs vs vs…-tur program ozeti-

Senden istediklerim sunlar:
1- benim uyku tulumu
2- allik –inanmiycaksin ama burda allik falan bulamiyorum…
Maybeline vs allah ne verdiyse soyle benim tenimde gorunecek kadar koyusundan bir seftali tonlari, bi kahvemsi gibi ne bilim her seyle kullanilacak 2-3 tane allik alir misin bana?
3-bir de burda cok degerli bi buyugume hediye etmek uzere uzerinde turk bayragi gibi ay yildiz olan seramik tabaklar var ya duvara asmak icin bi onlarin soyle bir karistan daha buyuk boyundan bi tane rica ediyorum. Beyoglunda Galatasaray lisesinin karsisinda Anzavur pasajinda boy boy cesit cesit var. Ama senin gozune kestirdigin daha alengirli bi seyler varsa bana bi sms cekersen ordan ben sana hemen yanit veriririm.
4- bi tane DKNY Be Delicious rica ediyorum.
5- Evimden Zeki Murenin Kahir Mektubu CDsini alirsan cok sevinirim.
6- Bir de Muge bana Yigit Ozgurun kitaplarini gondercekti.
7- Bir de, bir de Cem Yilmazin gosterilerinin dinlemek icin olan CDleri vardi sahte mahte calisanindan bulup bana getirir misin?
Varsa boyle komik baska –hani tombul bi adam vardi ya nisantasini anlatan bi dizide oynuyordu, onun da boyle dinlemek icin olan CDsi varsa, bana bu getirsen-
8- Spor yaparken gaza gelmek icin de Fat Boy Slim`in CDleri gerek yawru…

Ama sen bana dersen ki ben valizi cok doldurmadim, o zaman daha siralarim yane…

Bi de dedigim gibi havlu mavlu her sey var bende,
Senin ozellikle pimpiriklik yapip da cok esya getirmene gerek yok.
Burasi gunduz 35 derece, aksam usuyoruz 25 dereceye dusunce 
O kadar yani  
Bi de zaten camasircim, temizlikcim var,
Herseyinizi yikayip utuleyip oyle geri gonderir kendisi…

Acaip heyecanliyim gelceksiniz diye…
Kafayi yiyorum anliycaaniz…

Hadi bre,
Gelin artik…


Veeeee 20 Ekim gelir catar… Ben de `Entebbe`nin yollari b**tan, sen cikardin beni beni bastan` diyerek yola cikarim elimde bir demet pembe gul, arabanin arkasi papaya, passion fruit, matunda, mapera vs vs hep bahsettigim Uganda`nin acaip meyveleri ile dolu bi yanar doner meyve tabagi ;)

Dost dost diye…


Gecenlerde biraz icim darlandi, dost dost diye nicesine sarildiklarimdan bi kacina bi email gonderdim. `Ahhh` dedim, `burasi guzel hos da keske burda olsaydiniz!` Huyumdur, dert yanmayi sevmem ama azcik darlandim da yaziverdim.
`Ohhhh` dedim bu sefer de, `icim rahatladi`… Sanki bi kuyudan asagi `Midas`in kulaklari, essek kulaklari` diye fisildadim da rahatladim…
Eeee, fisildadim ama ne arayan var ne soran. Ne de emailime yanit yazan…
`Offfff` dedim bi de… `Boyle dostlarin olursa, dusmana hic ihtiyacin yok senin, Meltem`
Aradan 3 gun gecti, aksam bi arkadasimla evin bahcesinde oturduk. Hem kopeklerimle oynuyoruz, hem de ufak ufak demleniyoruz kirmizi sarapla. Ben de ona dert yaniyorum boyle boyle oldu da kimse takmadi beni diye. Ileri geri konusuyorum. O sirada telefonum caldi, ama bi garip caldi. Uzun suredir calmadigi gibi caldi
Lenny Kravitz`den `I belong to you`yu ringtone olarak benim kizlar grubu icin tanimlamistim. Bangir bangir bagiriyo Lenny Kravitz telefonumdan…
Songul ariyor. Hani Midas`in kulaklari emailime yanit bile vermeyen Songul... -yukarda fotoda gordugunuz hamfendi songul-`Biletleri ayirttik, 20-28 Ekim arasi bi isin yoksa oturmaya gelcez` Kulaklarima inanamadim. Allaaahhhh!!!! Ayaklarim yere basmiyo sevincten… `Gelin ulen` dedim, `Ne isim olcak? Isim gucum sizsiniz!`

Tabii basladim plan program yapmaya. 2 gun de izin aldim burda olacaklari hafta `bizim memlekette kurban bayrami o gunler` diye.

Heyecan dorukta.

Once gelir gelmez bi dag bayir gostereyim dedim. Queen Elizabeth Parkina gidelim de aslani agacin tepesinde, su aygirini odasinin kapisinda, fili arabamizin yolunu keserken gorsun arkadaslarim. Sonra Entebbe`deki Ngamba adasinda sempanzeler nasil yasar bi ona baksinlar. Sonra bi yetimhane var, daha once bahsetmistim, devletten veya hic bi yardim kurumundan destek almayan, oraya gidelim. Sonra bi gun de Jinja`ya gidip koylerin arasinda ATVlerle fink atalim. Olur mu olur. Anlastik… Gelcekler!