Wednesday, December 13, 2006

Iki Guzel Gol, Bir Kanal, Aslan, Leopar Ve Digerleri!!!!

Öğle yemeğini daha Mweya’da kalacağımız Institute of Ecology’ye gitmeden telefon edip sipariş ettik etmesine amma telefonda da sipariş bi saat sürdü.

Haaa, bu arada dogal parkin Ishasha kapısından çıktık, Bilent’imiz ‘Yaw bugün bayram, bi bayramlaşalım şurda dur da Amos’ dedi. Durduk, indik arabadan, bir el öpmedir, bir bayranlaşmadır Esther yengemiz, Bilent ve ben, tam komedi! Türkiye’den Songül’ün getirdiği bayram çikolataları çıktı ortaya, o onun elini öpüyor, hop çikolata, bu bunun yanağınden öpüyor, hop çikolata, Amos da doğal park görevlileri de şaşırdı nooldu bunlara birdenbire herkes herkesi niye öpüyor diye. Anlattık, Amosla ve doğal park rancerleri ile de bayramlaşıp çikolatamızdan verdik. Anneler arandı, hatırlar soruldu, Ohhhh bi görevi de yerine getirdik denilip yola devam edildi.

Mweya’ya vardığımızda tabii ki bir saat öncesinden sipariş ettiğimiz yemekler hazır değildi. Bekledik, yedik ve teknemize ulaştık. Bi de baktım teknede Kibale Doğal Ormanında bi ağacın üstündeki evinde şempanzelerle beraber yaşayan araştırma görevlisi Julie ile karşılaştım. Ingiltereden gelen maymun cinsi meraklısı bi grup turiste rehberlik yapıyormus ek gelir olsun diye. Tabii uzun süredir görüşmeyen iki bayan naaparsa onu yaptık. “Ay şekerim, ben ondan ayrıldım, seninkiyle aran nasıl? “ türünden kadınsal muhabbetler işte...

Bizim tekne turu bitip de Julie’den ayrıldığımızda Amos`u heyecanla bizi bekler bulduk. “Aslan” dedi, “diğer rehberlerle konuşup en son aslan gördükleri yeri öğrendim. Geç oldu ama hava kararmadan dönmemiz gerek. Gidelim mi?” Hadi bre, gidelim tabii ki!

Yola çıktık, Amos “burda olmaları gerekiyor” demeye kalmadan aslanımızı gördük. Hem de pek bi aç! Songül yine “Ay canım, canım, yerim ben seni”lere başladı ki iyice yaklaşınca kimin esasında yemek istediğini gördük!

Hava kararmaya başlayacağı sırada ağzımız kulaklarımızda, Amos artık keyifli, tekrar yola çıktık. Çıktık da Amos “Leopar!” diyebildi ancak. Biz gözlerimize inanamıyoruz, çünkü çok utangaç olması ile bilinen kedi kardeşimiz yolun kenarında öylecene duruyor! Yolun kenarında bize hiç de pas vermeden gizemli gizemli uzaklara bakıyor.... O nasıl bir güzelliktir öyle!

-Songül ablasına not: bu satırları yazarken köpeğim Mahafu kafasını laptopumun üzerine koydu, uyuyor bir yandan, bir yandan da rüya görüyor J. Koltuktan aşağı kaymaya başladı, birazdan düşecek ve kıyamet kopcak-

Güzel güzel seyreylerken karşıdan başka bi araba daha geldi ve ben “ulen yavaş gelin !!!ééé%&@@@@!” diye güzel kelimeler sarfederken leoparımız da çalıların ve akşamın karanlığında kayboldu. Bizim arabadan zafer çığlıkları yükselirken doğal parkta oldugğumuzu anımsayıp sesimizi kesip yolumuza devam ettik.

Institute of Ecology”ye geldik, odalarımıza girip bi duş alalım dedik. Esther ve ben dün gece yorgunluktan üstümüzdekilerle yatıp onlarla güne devam ettiğimiz için leş gibiyiz. Duşumu alıp tam odanın önüne geldim ki bir de ne göreyim????? Çalılardan büyük bir hayvanın sesi geliyor, ses yaklaştı, yaklaştı, veee dev gibi bi su aygırı çıkıverdi önüme! Allah!!! En tehlikeli hayvan! Ezip geçer vallahi!

Ben çığlık çığlığa kaçıp Songül’e seslendim, bak burda ne var diye. Songül koşarak geldi ve çalıların içine doğru giden su aygırının içinden çalılara dalmaz mı!!!! Amos, park görevlileri vs vs gelip “Aman Abla, naapıyorsun? Evcil hayvan değil bunlar” diye peşinden gittiler. Neyse Songül’üm çalıların içinden yek pare çıktı!

Akşam çok yakında bulunan Mweya Safari Lodge”da bi şeyler içmeye gittik. Ama geri dönüşte kimse bizi Instite of Ecology”ye getirmeye razı olmadı, aramız 200 mt ya var ya yok. Güvenlik görevlisine yalvardık, “Yarı yola kadar götürürüm, duymuyor musunuz aslan seslerini?” dedi. Daha bir kaç gün önce o 200 metrecik olan aradan aslan geçmiş. Karşılaşmak ister miyiz, hayır! 100 metre yürümüştük ki bi safari aracı gördük, kim ne olduğunu sormadan bindik araca bizi götürmesi için.

O gece de önce odamızdaki yarasaları kovalayıp yattık, güzelce aslanlı, leoparlı rüyalar görmek üzere uykumuza daldık.

No comments: