Friday, November 17, 2006

Nerde kalmistik????


Ilk gunku gezi plani alabildigince hizli yol yapip Queen Elizabeth Parkina aslanlar uyumadan yetismekti. Hizli hizli yolumuzu aldik ama yemek yemek icin durdugumuz anda hersey yavasliyor. Bir saat en hazir yemegin bile gelme suresi. Mbarara yakininda bi yerde yemek yiyelim dedik. Acik bufe Uganda yemekleri bulduk kismetimize. Ama garson cocuk bizi acik bufenin oldugu yere sokmuyor, diyo ki `daha tam hazir degiliz, siz masada outrun bekleyin 5 dakika`. Ama Uganda`nin 5 dakikasi bizim bildigimiz 5 dakikalardan degil. En sonunda garsona ` Bak simdi, aha bu oturdugum masayi yiycem, ayip olcak haaaa…` deyip zorla yemegimizi aldik, aninda da yuttuk!

Bi sure sonra artik asfalttan cikip Ishasha`ya yaklasmaya basladik, agac tepelerinde uyuyan aslanlari ile unlu Ishasha`ya… Bakin bakalim bi Discovery`ye, National Geographic Channela falan, hic aslan agac tepelerinde geziyor mu??? Gezmez ama bi burda bi de Tanzanya`da Lake Manyara Dogal Parkinda aslanlar agaca cikiyor. Nedeni bilinmez. Lake Manyara`ya da gitmistim ama bi turlu agac tepesinde gorememistim aslanlari ordayken. O yuzden meraklaniyorum gitgide…

Yol toz toprak, yarik ama koy kesimine geldigimiz icin insanlar daha bi sicakkanli… Yol kenarinda oturan hic kimse selamsiz birakmiyo bizi. Hele cocuklar!!! Deliler gibi el sallayip yanimizda kosturup `Muzunguuuu!!!` diye bagiriyorlar.

Ishasha`ya geldik sonunda ama daha dogal parka girer girmez araba tak diye saplandi camura. Esther`le bi bakistik arabada bi bozukluk mu var acaba diye. Rehberimiz Amos 4cekere gecirdi arabayi ama cikamiyoruz. Hadiiii!!!! Aslan aradigimiz yerde arabadan inmek zorunda kaldik. Amos `Aman uzaklasmayin` diyo. Uzaklasamayiz zaten, her taraf bataklik… Oyleydi boyleydi darken bayagi bi adrenalin ve tirsma neticesinde 4ceker dugmelerinden birine basmadigimiz ortaya cikiyor ve ver elini kamp yeri gidiyoruz.

Kamp yerine vardigimizda tek bi aslan gorememistik henuz. Dediler ki `Aksam yemeginizi siparis edin, oyle odalariniza gidin. Dinlenin, gelin, o zaman hazir olur` Ne yemek var dedik, garson cocuk saymaya basladi `Tavuk, yer fistigi sosu, pilav, patates, ivir zivir…` Esther tavuk budu, ben yer fistigi sosu ve pilav istedim. Songul`le Bilent de baska bi seyler istediler ama cesit falan yok haaa. Garson cocuk demesin mi Esthere `Tavuk arka bahcede geziniyor hala, tek bacagini kesemem. Hepiniz yiycekseniz tavugu yatirip keseyim.` Estherle ben goz goze geldik, ben noolur der gibi baktim, o da tamam der gibi bakti. `Kesmeyin tavugu, ben de pilav, patates ivir zivir yerim` dedi.

Odalarimiza gittik iyice hava karardigi sirada. Karanliktan bissuru sesler geliyor ama en kuvvetlisi Kongo-Uganda siniri olan Ishasha nehrindeki su aygirlarinin suyun, topragin altindan gelir gibi cikan acaip sesleri…

Azcik dinledik, yemek yedik, sabah kahvalti siprarisimizi verdik veeeeeee tombili yatak yaptikkkk!!!! Hepimizin en derin uykulu gecelerinden biri olacak bu kesin!

No comments: