Tuesday, November 14, 2006

Geldiler…

Entebbe`ye, radari olmayan Uganda`daki tek havaalani Entebbe`ye vardim varmaya da, ucak tabii ki rotar yapti. Aksam karanliginda donmek zorunda kalirsak diye korkuyorum, cunku Entebbe-Kampala yolu cok kotu. Araba var, kopek var, boda bodalar var deli gibi zig zag cizen, matatular var bizimkilerden beter, tavuk var, okuz var, insan var, her sey var yolda…

Ucak indi, Songulle Bilent indi ucaktan ve cikis kapisinda bi sarilma ki ben ancak o zaman inanabildim gercekten geldiklerine, geleceklerine… Enistem –Bilent, evimizin diregi- oruclu gelmis o kadar saat yolu… Bir gunden fazla ucakta havaalanlarinda vakit gecirmek zorunda kaldilar, adam yine tutumus orucunu, birakmamis. Aksam ezanindan once Kampala`ya yetistirmek icin bastim gaza…

Ilk tepkileri `Yaa bu nasil Afrika boyle, yemyesil?????` oldu. `Daha durum siz` dedim… `Omrunuzun sonuna yetecek kadar yesil gorceksiniz` Uganda Afrika`nin Ekvatordaki tropik kesiminde oldugu icin yemyesil.

Esyalari eve yerlestirdik, azcik dinlendikten sonra Mamba Point isimli hayatimda yedigim en guzel pizzalari yapan bi restorana gittik. Tabii ki ilk yanlis siparis getirme tecrubelerini orda yasadilar . `Yaaa` dedim `yazdiklarimi uydurmuyormusum di mi???`

Bir de fena halde dil problemi var misafirlerimin. Ben ilk geldigimde burda konusulanlarin yarisini anlayip yarisini da uydurup oyle devam ediyordum hayatima…Hic Afro-Ingilizce duymayanlarin anlamamasi o kadar normal ki… Hani Almanlar `Senk yu` der `Thank you` diyemez de, Fransizlar `H`lerinden hic vazgecmez Ingilizcedeki kelime basindaki `H`lerin cogunun sessiz olmasi durumunda bile… Bu Afrika inglizcesi bildigimiz hic bi aksana benzemiyor. Bi kez `Wellucome to Kampara` diyolar, Songulum bana bakiyo Kampara ne diye… Burda `L` yerine `R` koymak adetten. Adam `Welcome to Kampala` diyo aslinda. Wel ile come`I birlestiren `U` da ayri bi film… Bana tam adimi soyleyebilen Ugandalilar Melutem diyo mesela…

`Ay yu shua?`, `Are you sure?` demek, `ay yu silias?` ise `are you serious?` demek… Songul kola bile isterken garsondan, `Meltem, bu benim ne dedigimi anlamiyo yaa` dedi sonunda… Ben de ona `Benimkini de anlamiyo ama ben uc kez soyluyorum, bi soylemede Afro-Ingilizce konusmuyorsan anlasilman da anlaman da cok zor` dedim…

Bi sekilde tam olarak siparis ettigimiz pizzalari degil baska bi tur –yine de cok leziz- pizzalarimizi yedik, tuttuk Japon Restoraninin yolunu. Yemek ustu arkadaslarimin cani ince belli bardakta demli bi cay cekmis cunku. E ne alaka diyceksiniz, deyin… Burdaki Japon restoraninin sahibi ve isletmecisi Turk. Hatta sahibi ile Adana Anadolu Lisesinde 6 yil beraber okumuslugumuz var, burda karsilastik!



Fotoda Songul, Bilent ve ben Uganda`daki Japon Restorantta Turk cayi icerken…

No comments: