Wednesday, November 02, 2005

Boda boda nedir?

Böyle tüm yolları niyeyse tek yön olan, yolları kıvrım kıvrım olan, hiç bi yolun hiç bi yolu dik kesmediği termit yuvası kesiti gibi bi kroki düşünün.. Düşündünüz mü??? Hah işte Kampala’nın yolları öyle bi şey…

Yollar kırık dökük, patlak çatlak… İnsanlar her yerde. Ya tozlu ya çamur ya eksoz dumanları arasında yol yapmaya çalışıyor herkes. Yollar trafikte sıkışmış daralmış araba ve şöförlerle dolu…Ay naapsam da nasıl ulaşsam gideceğim yere diye düşünürkeeennnn…Orkid reklamındaki “konuya bir de bu açıdan bakmayı denediniz mi?” diyen kurtarıcı melek gibi Boda Boda’cılar yetişiyor. “Madam, where do you want to go?”

Boda boda kelime(ler)i “Border border” –Sınıra bir ikiiii!!!- kelimesinin Afrikan İngilizcesi ile söylenmiş hali. Önceden sınıra giden fazla otobüs yokmuş, olana da binmeye para yetmezmiş. Genelde sınırlarda Pazar kurulduğu için millet akın akın sınıra yürürmüş. Bu motosikletli –orjinali bisiklettir ayrıca- kovboylar o zaman türemiş. Ucuza insanları sınıra götürürlermiş. Ve de müşteri toplamak için “Boda bodaaa!!!” diye bağırırlarmış… Sen misin bu kadar bağıran? Al işte isimleri Boda Boda kalmış…Bakmişlar ki bu iş iyi tutmuş, Matatular-dolmuşlar, onu da anlatcam bi gün- zaten ördek toplamaktan ilerleyemiyorlar bile trafikte, “E şehirde de yapalım bu işi de arabalarla yayalar naapcaanı şaşırsın?” demişler…

Ters yön, düz yön, kaldırım, yol, çukur, çamur, sel, trafik lambası, trafik polisi, cumhurbaşkanı dinlemeden iki nokta arasındaki mesafeyi kuş uçuşu alan kovboylar bunlar!!! Ve hiç bir zaman binmeden önce anlaştığın fiyatla asla mutlu olmayan Shell Rotella 20 50 adamlar! Diyelim ki 2500 şilinge anlaştın gideceğin mesafe için… Yolun yarısında “Madam, three thousandddddd??????” demeye başlıyorlar. Ve inatla 2500 şiling verdiğinde “sefiller”le “küçük emrah” arası bakışlarla bakakalıyorlar… Hepsinin gözünde aynı beyaz adam imajı var: Para basan adamlar!

Pazarlıksız asla binilmediği gibi bi saattten sonra da gece tarifesi üzerine pazarlık başladığını da unutmadan söyliyim.

Bi boda boda anısı: Bi tane kovboyu durdurdum, "Shoprite'e gitcem, 2000 şiling tirink" dedim. Bodacı durdu: "No madammmm, 1500 şiling" dedi çok kararlı... "Aha" dedim, "böylesine de denk gelmediydim"... Neyse, ya sabir çektim ve "Shoprite çok uzak, gel sana 2000 şiling vereyim" dedim. "No madam, mümkün değil" dedi. E ben de atladım arkadaya, başladık gitmeye... Ama sola dön diyorum, düz gidiyor, yavaşla diyorum, dinlemiyor, sağdan döncektik ama diyorum, dönmüyor... En sonunda baktım ki Shoprite'dan da uzaklaşıyoruz. Dedim ki "hani shoprite, güzel kardeşim?" Cevap yok... İngilizce bilmiyormuş meğersem, bi 1500 şiling demeyi öğretmişler, başka hiç bi şey çıkmıyor İngilizce ağzından. Üstelik daha köyünü kabilesini dün bırakmış, Kampala'ya gelmiş, yol yön de bilmiyor yawrucak. Shoprite'dan kilometrelerce uzakta en son kavga döğüş indim bodadan, para da vermedim ama içim de szıladı... E be adam iş bilmezsin, dil bilmezsin, kimi nerden nereye götürüp de kaç para kazancaksın sen???

2 comments:

Berceste said...

Su koyunu kabilesini birakip gelen adamin Istanbullu taxi soforlerinden cok bir farki yok desene :) Allah sabir ve de kolaylik versin.Ben cidden cok merak ediyorum o yad ellerde neden bulunursun, ne yaparsin sen?
Sevgiler
Dilek

Karanlık said...

En bastan basladım okuyartan gidiyorum.Yorumlarımı sona saklıyayım diyorum ama şu 1500 şilingden başka bişey bilmediği için pazarlık yapamayan taksiciyi okuyunca fena koptum yazmadan da edemedim:)