Thursday, October 20, 2005

Avrupalıların saati, Afrikalıların zamanı varmış!!!

Kampalaya gecenin bir saatinde geldik. Gece gece kiraladığımız eve gidemediğimiz için bi otele gittik. Bu arada Arnold bizi bekliye bekliye bir hal oldu... Bizi beklemeyin Havana otele gitcez mesajını çektikten sonra otel resepsiyonunda gecenin bir yarısında yorgun argın anahtar beklerken resepsiyonist bunu size bıraktılar diye koca bi plastik kap dolusu şeker kamışı, jackfruit, papaya, karpuz vs vs uzatınca Allah Arnolda uzun ömürler versin nidaları ile mideye bayram oldu :)

Ertesi gün kiralaığımızı ve içine yerleşebileceğimizi düşündüğümüz eve gittik. Ama hak getire! Ev daha bitmemiş ve bahçe duvarlarının üstünde olması gereken jiletli teller -dikenli değil dikkatinizi çekerim- yok! Neyse, 10 gündür ev arıyoruz, hala Havana oteldeyiz!!! :(

Ofisimiz pek küçük, pek sevimli bi ofis... Arnold bahçıvan gibi önünü sağını solunu deşip duruyo. Armudun sapı üzümün çöpü ekiyo biçiyo bahçeye. Şu ufaklık da ofisin az ilerisinde çinko bir kutu şeklinde 5-6 metrekare bi evde babaannesi ile yaşayan yetim komşum Eric. Hep donsuz, hep çene hep çene... Bazen ofisin penceresine tıklatıp "Muzunguuu!!!" -beyaz adam demek- diye beni çağırıyor ama hemen postalıyorum. Çünkü hem geveze hem de Luganda biliyor sadece. Hiç bi şey anlamıyorum anlattıklarından!

2 comments:

nilly said...

miss you kiss you love you
ofisin evin de fotoğraflarını göndersene yavrum, çoook ama çook öpüyorum

'Annem'in kalemi... said...

Burada kafam karıştı, yani ne ofisi, ne evi? Yerleşmeye mi gittin? Belki baştan değil, sondan başlamalıydım okumaya:(