Wednesday, August 10, 2005

Yeryüzündeki cennet : Katali Lodge ve "Cadı Maki" saç modeli

Danimarkalı çifti kliniğe bıraktıktan sonra aynı akşam geç vakit tek bir ışığın olmadığı –artık elektrik ve suyu olmayan gerçek Uganda’daydık- zifir karanlık, ıssız yollarda ilerliyorduk. Ya da ben öyle düşünüyordum. Çünkü ne zaman Arnold uzunları yaksa yol kenarlarındaki karanlığın yürüyen insanlarla dolu olduğunu görüyordum. Herkes kendi tarlası içindeki evlerde yaşadığı için evler, birbirinden ve sosyalleşebilecekleri köy ya da kasaba merkezlerinden çok uzak ve seyrek. En yaygın ulaşım şeklinin de sonsuz yürüyüşler olduğunu düşünürsek, bu gece yürüyüşlerini anlamak mümkün. Fakat o karanlıkta yolu nasıl gördüklerini, birbirilerini nasıl tanıdıklarını anlamak…Hayır, pek değil…
Geceyi geçirmek üzere gittiğimiz Katali Lodge’u bulmamız iki yanı uçurumlu, tek arabanın zor sığdığı yollarda saatler süren bir yolculuk neticesinde gerçekleşti. O gün 12 saat yol almıştık. Bizi elinde gaz lambasıyla çok keskin İngiliz aksanlı bir Muzungu, Logde’un sahibi karşıladı. Üzerimdeki tozdan orta halli bir çömlek çıkardı. Papaya suyu, duş, gaz lambası ve şamdanlarla aydınlanan yemek salonunda çok lezzetli bir yemek, Afrika çayı… Hepsi ardarda gelince yorgunluk kalmadı. Gece gözüyle de burası gerçek olamayacak kadar güzel görünüyordu. Sabah hava aydınlanmadan Kibale Ormanı’nda şempanze yürüyüşüne çıkacaktık. O yüzden iyice dinlenmeliydim, fakat gökyüzünde ne kadar çok yıldızın olduğunu hatırlatan bir karanlıkta, teleskopla gokyuzunu izleyerek vakit geçirdik. Satürn’ü de gördükten sonra vaktin ne kadar geç olduğunu farkedip uyumaya gittim.
Sabah uyandığımda henüz hava karanlıktı. Yataktan fırlayıp kahvaltı yaptıktan sonra Kibale Ormanı’na doğru yola koyulduk. Sesleri, kokuları, agaçları tanımadığım bir masal ormanında kuşlara kuş gibi, maymunlara maymun gibi cevap veren bir doğal park görevlisi ile 5 saat ve 7 km dolaştıktan sonra şempanzelere ulaştık. Sık çalılarda takılan saçlarım ve saçımda kalan çalı artıkları nedeni ile Kibale Ormanı’ndan daha once hiç denemediğim bir saç modeli ile çıktım. Saç modelimin adını “Bushbaby” (sadece geceleri ortaya çıktığı için henüz göremediğim, ama geceyi yırtan çığlıklarını hep duyduğum 60 gr ağılığında ve ağırlığının yarısı gözlerinden oluşan, kafasındaki tüyleri darmadağınık bir mini primat: cadı maki) koyduk.

No comments: