Tuesday, August 09, 2005

Yağmur Ormanı Adası: Ngamba ve Şempanzeler




Ilk gün ailelerini avcıların öldürdüğü, sirklere, hayvanat bahçelerine satılmak üzereyken ele geçirilen veya tuzaklarda yakalanmış bulunan şempanzelerin korunağı olarak kullanılan Victoria Gölü üzerindeki Ngamba Adasına gittik. Meşhur primatolog Jane Goodall Fonu tarafından kurulan bir koruma alanı. Bakıcılarından her bir şempanze hakkında bilgi edindikten sonra şempanzelerle tanıştık. Sunday, Eddie ve diğerleri ve adı yerel dilde `taş` anlamına gelen bir de dişi… Adının neden taş anlamına geldiğini de öğrendik. Oyun olsun diye adaya gelen turistlere taş atıp isabet ettirmesiyle ünlüymüş. Ve bu hanımefendi yüzünden telle korunmuş alanlar yapılmış adada. Bakıcı bize `taş geliyor` diye seslendiğinde özellikle kafamızı korumamız gerektiğini ifade ettiğinde gülmüştük. Fakat `Taş` ile tanıştığımızda haklı olduğunu gördük.
İkinci gün başkent Kampala`da kültür turu yapmak üzere şehirde dolaşmaya başladık. Arnold beni uyardi; “Meltem, herkes sana Muzungu diye seslenecek. Yerli dilde beyaz adam veya kadın demek. Fakat alınacak bir ifade değildir.”
Krallarının gömülü olduğu Kasubi Mezarları’na, diktatör Obote zamanında kullanılan ve duvarlarında kanla yönetim aleyhinde yazılar bulunan hapisanelerine gittik. Trafik kalabalık. Bizdeki gibi işletilen, 14 kişilik ve asla içinde 14 kişiden az yolcunun olmadığı (?) dolmuşlar – matatular- var. Bir de `Boda Boda` denilen motosiklet taksiler… Havanın sıcaklığı öğlen 38 dereceye ulaştığında daha dün İstanbul`da kar yağacak uyarıları yapıldığını anımsadım. Bir gün sonra kemiklerime kadar ısındığıma inanamıyordum.
Şehrin her tarafında havada ve çöplüklerde insan boyunda Maribu Stork denen leş yiyen kuşlar dolaşıyor. Bizdeki sokak kedi ve köpekleri gibi…Henüz doğal parklara girmemişken şehirde bile ne kadar çok ve çeşitli kuş cinsi vardı. Burda böyleyse, doğal parklarda nasıl kuşlar göreceğimi tahmin bile edemiyordum.

Öğleden sonra Nil`in Victoria Gölü’nden doğduğu Jinja kasabasına gittik. Nil`in burdan doğduktan sonra Akdeniz’e ulaşması 4 ay sürüyormuş. Bu kadar yüksek debi ile su kaybeden Victoria Gölü’nde hala su kaldığına şaşırmamak elde değil.

No comments: