Tuesday, August 09, 2005

Kongo, Rwanda, Uganda???? Uganda!!!


Dağ gorillerinin en büyük şanssızlığı sadece 630 tane kalmış olmaları değil, devamlı kabile savaşları nedeni ile birbirleriyle savaş halinde olan üç ülkenin Uganda, Ruanda ve Kongo’nun sınırlarında yaşıyor olmalarıydı…Sınır tanımadıkları için aynı goril ailesi bir hafta Kongo’da, sonraki hafta Uganda’da olabiliyorlar ve bu ülkelerin doğal yasama verdikleri veya vermedikleri önemde, hangi ülkenin avlanma karşısında nasıl bir tutum izlediğinden doğrudan etkileniyor olmalarıydı…
1 ay süren araştırmalar ve yazışmalar neticesinde hem Uganda hem de Ruanda’yı kapsayan tatil programımı sunmaya hazır Uganda’nın başkenti Kampala’da bulunan bir safari firması ile anlaştım. Tek bir problem vardı: Yalnız gidiyordum. Her Iki ülkede de tek başıma ne kadar güvende olacağım sorusuna yanıt bulmam mümkün olmadı. Beraber gidecek arkadaş aradım kısa bir süre, fakat bırakın beraber gelmek istemeyi, beni ciddiye alanların sayısı bile bir hayli azdı. Bir karar daha verdim; Yalnız gidiyordum. Ne kadar büyüseniz de anne babanızın gözünde hep çocuksunuz ya…Aileme tek başıma gittiğimi söylemedim.
Uçak bileti, aşılar, sıtma haplari vs vs hersey hazırdı artık…Gün geldi ve uzun bir yolculuktan sonra Entebbe Havaalanı’na indiğimde safari firmasının bana tahsis ettiği rehber beni elinde adım yazan bir kağıtla havaavalanında bekliyordu. Ona doğru yürüdüğümü, el salladığımı gördüğünde biraz şaşırdığını farkettim ama gülümseyerek kendini tanıttı; Arnold. Tutsi Arnold… 17 günümü beraber geçireceğim adam… Şaşkınlığının nedenini sonradan öğrendim, o sabah havaalanında peçeli, şişman bir kadın bekliyormuş…

2 comments:

'Annem'in kalemi... said...

İlk yazınızdan başladım okumaya, kahvem bol, devam edeceğim. Ara ara yorum sayfasını tıklayıp 'bıdı bıdı' edeceksem bu, heyecanımı anlık paylaşma isteğimdendir.

'Annem'in kalemi... said...

Ah o heyecanla asıl yazacağımı unuttum, demek 3.dünya ülkelerindeki aynalarımıza da 'peçeli kadın' figürümüz yansıyormuş, ne acı!