Wednesday, August 10, 2005

Kongo, Ruanda??? Ruanda tabii ki, Arnold!



Ertesi sabah Ruanda’daki efsanevi Virunga Volkanları’na doğru yola çıkmak üzere hazırlıklarımızı tamamladık. Yine tozlu yollar, yine sıcak…Ruanda’da goril treking için önceden değil, sadece bir gün önceden rezervasyon yapıyorlarmış. Daha önce yaşadığımız aksilikten dolayı gergin olan Arnold, sınıra yaklaştıkça ve saat ilerledikçe –sınır saat 1800de kapanıyordu- gerildi. Daha önce İstanbuldaki hayatımdan konuşurken “Stres nasıl bir şey, Meltem?” demişti…Ben de ona “Zamana karşı yarışmaktır” demiştim. Kabale’de yemek yedikten sonra artık volkanları seyrederek yola devam ediyorduk. Hiç konuşmadan taş ve tozla karışık, artık volkanik alanda olduğumuz için derin yarıklarla dolu yolda saat 17:00 olduğunda, Arnold bir kaç binayı ve tahta bir bariyeri gösterip “Sınıra geldik” dedi. Gözlerime inanamıyordum, sınırdaki levhada “Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne Hoşgeldiniz” yazıyordu. Yazıyı Arnold de gözlerini kısıp okuduğunda dondu. Birbirimize baktık. “Arnold, neden beni Kongo’ya getirdin?” dedim isyan ederek. Arnold “Strese girdim Meltem. Zamana karşı yarışmak insana yanlış yaptırıyormuş. Artık seni anlıyorum, stres çok kötü bir şeymiş” dedi utanarak. “Ah Arnold ahhhh!!!!” diyebildim sadece. Kabale’ye tüm yolu geri dönerek Ruanda sınırına doğru ilerlemeye başladık.
Sınır kapanmadan Ruanda gümrüğüne ulaştık. Şimşek hızında vize işlemlerimi halledip Ruanda’ya girdik. Ruhengeri’deki doğal park müdürülüğüne gittik, ama çoktan kapanmıştı. Kalan son görevli de rezervasyon yapmaya yetkili olmadığını, ama yarın sabahki yürüyüş grubunun dolu olmadığını söyledi. Doğal parka yakın Kinigi köyündeki “Goril Yuvası” adındaki kalacağım otele gittik. Resepsiyondaki bayan, bana 13 nolu odanın anahtarını uzattığında, hiç bir batıl inancım olmadığı ile övünen ben, reddettim. Başka bir numara istedim. Odalarda numara olmasının yanısıra doğal parktaki gorillerinin adı da verilmişti. Ben o gece Sabyinyo ailesinin yuvasında uyudum.

No comments: