Tuesday, August 09, 2005

Hersey bir filmle başladı...


Herşey bundan 15 yıl önce Sisteki Goriller filmini izlememle başladı. ODTÜde öğrenciyim o zaman. Keyifli geçecek gibi duran bir akşam öğrenci evinde izlenen o filmin 15 yil sonra beni nerelere götüreceğini kestirmenin mümkün olmadığı karlı bir Ankara akşamı…Film başladı, bilmeyenler için; Film Ruanda’nın balta girmemiş volkanik dağlarının eteğinde sislerin arasında yaşayan soyları tükenmek üzere olan dağ gorilleri ile hayatının 20 yılını onları korumaya, izlemeye, davranış biçimlerini incelemeye adamış ve bunu hayatıyla ödemiş bir kadın, Dian Fossey arasında geçiyor. Diyeceksiniz ki belgesel tadında güzel bir film olsa gerek…Doğru, belgesel tadında ama insan zulmünün karşısında masum doğanın çaresizliğinin boyutlarına isyan ettiren, dağ gorillerinin tüy kaplı ve insanin tüylerini diken diken eden o dev cüsseden beklenmeyen yumuşak bakışlarına hayran bırakan ve canıyla da ödese kararlı ve gerçekten seven bir insanin neler yapabileceğini gösteren, bugün benim Uganda ve Ruanda anılarımı yazmama neden olan bir film… Film, mutluluk ve nefret sahneleri arasında giderken ben de ya heyecan ve mutluluktan, ya da dehşet ve üzüntüden bayağı bir gözyaşı döktüm o gece… Geride oralara gitme isteği ve arkadaşlarımın benimle yıllarca dalga geçtiği `belgesel gibi filmlerde hüngür hüngür ağlıyor` söylencesi kaldı…
Animal Planet, National Geographic kanallarını televizyonda izlemek için uydu antenleri, kablo TV zamanlarını beklemem gerekti ve işten gelir gelmez günlerce sadece belgesel izlemelerim bu şekilde başladı. Gözüme ziyafet, aklıma eziyet belgeseller izliyordum. Şu soru aklıma takılıyordu; Neden seyrediyorum, neden oralara gitmiyorum, televizyondaki suretle neden yetineyim? Serengeti… Orda olmalıyım, çitaları, aslanları, zürafalari, gergedanları nesli tükenmeden gidip yerinde görmeliyim. Neden olmasın? İlk Afrika maceram en efsane doğal park Serengeti’nin ve Kilimanjora’nun bulunduğu Tanzanya’da başladı. Elimdeki bilette Kilimanjora Havaalanı yazıyordu ve o günün heyecanı şu an bile nefesimi kesiyor. Oralar sadece filmlerde, belgesellerde izlenirdi hani? Ben gidiyordum. Yaklaşık 20 gün süren, hayatımın yolculuğu dediğim ilk Afrika maceramdan sonra bu kıtaya aşık olduğumu biliyordum artik. Çöllerin, savanların, yağmur ormanlarının, yoksulluğun, açlığın, ölümlerin, iç savaşların, hayatın tüm renklerinin kıtası artık bana yüzünü göstermişti ve ben bu kıtadan vazgeçemeyeceğimi biliyordum.
Bundan 4 ay önce internete girip `mountain gorillas (dağ gorilleri)` yazıp `ara` tuşuna bastığımda Uganda karşıma çıkan ilk ülke oldu, bir de Dian Fossey`nin yaşadığı Ruanda…Kongo kısmına bakmadım bile. İç savaşlarla çalkalanan ve bu savaşlarda gorillerin bile silahla tarandığı bir yere gitmeye kalkarsam, şimdiye kadar hayattaki hiç bir seçimime karışmamış olan ailemle iç savaşa girmem gerekebilirdi. Ruanda hakkında da yaptığım araştırmalarda hepimizin bildiği 10 yıl önceki 1 milyon Tutsi ve Tutsi yanlısının Hutular tarafından katliami haberleri web sayfalarını dolduyordu. Uganda dedim, buraya gitmeliyim… Sıkı bir araştırmadan sonra Uganda sınırına çok yakın olan Ruanda’daki Virunga Volkanları Doğal Parkı’na da gitmezsem hayalimi gerçekleştirmiş sayılmayacağımı biliyordum. Uganda ve Ruanda…Karar vermiştim.

23 comments:

salo said...

hayatin icin seni Yolunda daha cok basarili olmani temeni ederim.

Almayadan
Salo

salo said...

Her zaman icin diledigim ama bir cesaret bulup yapadigim hayati yasadigin icin.

Gülen Tezer Üstün said...

O yıllarda o filmi ben de izlemiş ve çok uzun süre etkisinden kurtulamamıştım; demek aradan o kadar zaman geçmiş..Dün gibi..

halimdenhali said...

keşfedilmesi gereken bir cesaret abidesi!..

aldığınız 'ölümcül' kararlar gölgesinde şoktayım.

nasıl bir insan sevgisi öyle sanıyorum ki olması gerektiği gibidir!.

ruanda'da ki insan kasaplarını zihinlerimiz unutmadı maalesef , o birbirlerini ilkelce doğrayan 'bilinçsizliği'..

bu güzel cesaret ve onur duyulması gereken ve sizce 'kutsal' sayılan vazifenizde size iancınızın gölgesinde mutluluklar ve güzellikler diliyorum...

Orkun...

OPERASYON said...

Bir işim için arkadaşımı bilgisayarını kullanırken gördüm blogunuzu, hergün takip ediyorum.

Sadece teşekkürler...

Girisimci said...

hayallerin ve ideallerin pesinde gitmen ne güzel...Allah yardımcın olsun

pilatescadisi-pilateswitch said...

bana sizi tanımam için gelen maile,indigogrubuna... çok etkilendim blogunuzdan ve yaşamınızdan.sizi tbrik ederim içtenlikle ve sevgiyle... herşeyiyle hayat sizin için amaçlarınıza ulaşabilirliğin yollarını açsın... sevgilerimle... sizi ve oradaki tüm çocukları kucaklıyorum..

su said...

bir sahne var aklımda..

Doktor ağlıyor ,gözlerinden usul usul yaşlar boşanırken,goril o yaşlara dokunuyor..

Hiç hiç unutamadıgım bir sahne..

Afrika dünyanın kapitalizm boyunduruğunun günahıdır..

Kendini yiyen bir bencillik bu..

Çok çok gelmek isterim oralara..

Benim yerime bir çocuğu öpün olur mu?

sevgilerimle..

Anonymous said...

blogunu simdi okudum hala oradamisin senin yerinde olmayi cok isterdim cesaretine hayran oldum

Sishyphos said...

oğluma 'hayallerinin peşinden git' tavsyesini verirken sizin gibi ve zamanında ben gibi,olan kişilerin varlığından emindim:)

Orkun said...

Aslında sayfanızla ilk defa tesadüfen karşılaştığım (ve iyiki de karşılaşmışım)ve okuduğum için hem mutlu oldum hem de ülkemde benim düşüncelerime sahip insanlar olduğunu öğrendiğim için çok gururlandım.Oldukça ortak yanımız var.Ben de ODTÜ mezunuyum, ardından Almanya'da Afrika kabile dilleri üzerine master yaptım. Swahili dilini (Uganda'nın resmi dili) anadilim gibi konuşuyorum ve bu dili öğreten yazdığım gramer kitabım Amerika'da yayınlandı ve Amerikan üniversitelerinde ders kitabı olarak okutuluyor.İsterseniz size kitabımdan gönderebilirim.(Uganda'ya gittiğinize göre bu dile (Swahili) ihtiyacınız olacaktır. Adresinizi(posta ve e-mail) verirseniz size gönderirim. Benim web sayfam: orkunworld@yahoo.com
e-mail adresim: orkunworld@yahoo.com
Şubat ayında 16 ülkeyi kapsayan bir asya turuna çıkacağım.O süre zarfından maillerime düzenli bakamayabilirim.
Size iyi şanslar ve hayallerinizin peşinden koştuğunuz için tebrikler...

Orkun Ateş

öykününannesi said...

akşam sefalarımızda eşimle ayakları uzatıp ,kolkola girip, belgesellerde derin iç çekişlerle izlediğimiz,
bizim gitme ihtimalimiz olmayan yerlerden bize mektup gibisin adeta...
geç bulmuşum... şimdi bütün gün bloğunda gezicem müsadenle ;)
... ve kızıma diycem ki:yüreğinin götürdüğü yere git...
sevgiler

pigmelerle.dans.eden said...

Oyku cok sansli...

önder kaptan said...

tek kelimeyle harikasınız... bayıldım...
önder kaptan
cptpilot1951@hotmail.com

levent said...

Linkini bir arkadasim araciligi ile ulastim.Okudum ve dusundum ki boyle bir karar almak icin cok yanliz olmalisin.yani buna karar verdigin gunden bahsediyorum.yine de herkesin almak istemeyecegi risk turunden. o onbirinci dakika yi bekleseydin hayatinin nasil olacagini dusunuyorsun?
Keyfin bol olsun.

kumlupara said...

takdir edilmesi gereken cesaret örneği...

körelmiş hayallerimi tekrar ateşlediğiniz için size çok minnettarım.

asya selda said...

ne güzel çogu insanın hayalleri sizin yaşadıklarınız.
öyle yada böyle engelenmiş hayallerinin peşinde koşamamış insanlarınn..
benimde:)
bizim içinde tadını çıkarın kucaklayın o şirin çocukları..

sevgiler hemde çok

Kübra said...

Bu filmi bende izlemeliyim :))) cok şanslısın

Rene said...

Seda Hanım Dian Fossey ile birlikte gönlümde "Tapılası Kadın" profiline örneksiniz, tüm iyi dileklerim sizinle,
saygı ve sevgilerimi sunuyorum

zencefil said...

nasıl güzel bişey insanın hayellerinin peşinden gitmesi..

pigmelerle.dans.eden said...

Rene, ben Seda degilim, Meltem. Karisti galiba :)

pigmelerle.dans.eden said...

Arkadaslar, 28 Eylul - 7 Ekim 2011 tarihlerinden Taksim Beyoglu`ndaki Yapi Kredi Sanat Merkezi`nin karsisindaki Anzanur Pasajinin 2. katinda sergi aciyorum. Beklerim. Selamlar, sevgiler!

mehmet yılmaz said...

çoğu insanın hayalleri vardır ama sadece bazı insanlar gerçekleştirecek kadar cesurdur. bu arada afrikada internet var mı ya :)